<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Kilise arşivleri - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/category/makaleler/saglikli-kilise/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/category/makaleler/saglikli-kilise/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 May 2021 14:23:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>Yerel Kilise Nedir?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/</link>
					<comments>https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2014 11:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2466</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/" title="Yerel Kilise Nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yerel Kilise Nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Yerel kilise, Müjde’nin öğretilmesi ve müjdesel törenlerin uygulanması aracılığıyla, birbirlerinin İsa Mesih’teki ve O’nun krallığındaki üyeliklerini denetleyip onaylayan ve bu amaçla düzenli olarak toplanan bir Hristiyan grubudur.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/">Yerel Kilise Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/" title="Yerel Kilise Nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yerel Kilise Nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/What-Is-a-Local-Church_-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="2466" class="elementor elementor-2466">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-0e8971f elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="0e8971f" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-10cf646" data-id="10cf646" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-d0ebcd9 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d0ebcd9" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Yerel kilise, Müjde’nin öğretilmesi ve müjdesel törenlerin uygulanması aracılığıyla, birbirlerinin İsa Mesih’teki ve O’nun krallığındaki üyeliklerini denetleyip onaylayan ve bu amaçla düzenli olarak toplanan bir Hristiyan grubudur. Bu tanımın biraz karışık olduğunun farkındayım ama burada gördüğümüz beş noktaya bakalım:</p><ul><li>Hristiyanlardan oluşan bir grup;</li><li>Düzenli olarak toplanma;</li><li>Topluluğun tamamını kapsayacak şekilde onay ve denetleme;</li><li>Yeryüzünde Mesih’i ve egemenliğini temsil etme amacı (O’nun adıyla bir araya gelirler);</li><li>Bu amaçlar doğrultusunda vaaz ve törenlerin uygulanması</li></ul><p>Tıpkı bir pastörün sözlerinin bir kadın ve erkeği evli bir çifte dönüştürmesi gibi, bu son dört nokta da parkta beraber vakit geçiren sıradan bir grup Hristiyan’ı saniyeler içerisinde yerel bir kiliseye dönüştürür.</p><p>Toplanma (bir araya gelme) birkaç sebepten dolayı önemlidir. Bu sebeplerden biri, kime bağlı olduğumuzu “halka açık bir şekilde” duyurduğumuz yerin burası olmasıdır. Bu, tıpkı bir ileri karakol ya da konsolosluk gibi, gelecekteki ulusumuzu tanınır bir yüz haline getirir. Ayrıca burası, Kralımız’ın önünde eğildiğimiz yerdir, tabii biz buna tapınma diyoruz. Dünyanın firavunları bize karşı çıkıyor olabilirler ama Tanrı, halkını ulusların arasından çekip kendisine tapınmaya çağırır. Tanrı, güçlü topluluğunu kuracaktır.</p><p>Toplanma, aynı zamanda kralımızın vaazlar, törenler ve disiplin aracılığıyla hüküm sürdüğü yerdir. Müjde’nin vaaz edilmesi, ulusumuzun tabi olduğu “Yasa”yı açıklar. Kralımızın adını duyurur ve O’nu kral yapan fedakârlığı (kurban oluşunu) açıklar. Bize O’nun yollarını öğretir ve itaatsizliğimiz karşısında bizi sınar. Ayrıca bizlerin O’nun yakın olan gelişinden de emin olmasını sağlar.</p><p>Vaftiz ve Rab’bin Sofrası aracılığıyla kilise, ulusal bayrağımızı sallar ve bizleri ulusumuzun askeri üniformasıyla kuşatır. Bizi görünür kılar. Vaftiz olmak Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ismiyle kendimizi özdeşleştirmemiz ve aynı zamanda Mesih’in ölümü ve dirilişinde O’nunla bir olmamız demektir (Mat. 28:19, Rom. 6:3-5). Rab’bin Sofrası’nı almak, O’nun ölümünü anmak ve bedeninde sahip olduğumuz üyeliği ilan etmek anlamına gelir (1. Kor. 11:26-29; krş. Mat. 26:26-29). Tanrı, kendi halkının bilinir ve ayrı olmasını istemektedir. O, Kilise’yle dünya arasında bir çizgi olmasını istemektedir.</p><p>Yerel kilise nedir? Yerel kilise İsa Mesih’in, egemenliğini duyurmak, Müjde’ye inananları doğrulamak, öğrencilerini denetlemek ve sahtekârları ortaya çıkarmak üzere oluşturduğu ve yetkilendirdiği kurumdur. Tüm bunların anlamı da şu ki, bizler kiliselere bir kulübe katılır gibi katılmayız. Kendimizi kiliseye teslim ederiz.</p><p>Bir sonraki makale: Kilise Üyeliği Nedir?</p><p>Bu makale, <a href="http://www.amazon.com/Church-Membership-Represents-Building-Healthy/dp/1433532379/ref=tmm_hrd_title_0?ie=UTF8&amp;qid=1336444279&amp;sr=8-4">Church Membership: How the World Knows Who Represents Jesus</a> (Crossway) adlı kitaptan alınmıştır.</p><p><b>Jonathan Leeman</b></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/">Yerel Kilise Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mujdebirligi.com/makaleler/yerel-kilise-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdeleme-ve-kilisenin-bagdastirilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2013 11:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdeleme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3022</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdeleme-ve-kilisenin-bagdastirilmasi/" title="Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Müjdeleme bireysel bir spor mudur yoksa bir takım oyunu mu? Aslında ikisi de.</p>
<p>Balık tuttuğunuzu düşünün. Bazen aylak aylak gezerken iskeleye gidip ayaklarınızı sallandırıp oltanızı atarsınız. Ancak bunu bir de okyanusta trol teknesiyle, dalgalar arasında hoplayan bir ton uskumruyu ağlarında taşıyan o adamlara sorun. Birbirlerine tam anlamıyla muhtaçtırlar.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdeleme-ve-kilisenin-bagdastirilmasi/">Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdeleme-ve-kilisenin-bagdastirilmasi/" title="Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Connecting-Evangelism-and-Church.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Müjdeleme bireysel bir spor mudur yoksa bir takım oyunu mu? Aslında ikisi de. </p>
<p>Balık tuttuğunuzu düşünün. Bazen aylak aylak gezerken iskeleye gidip ayaklarınızı sallandırıp oltanızı atarsınız. Ancak bunu bir de okyanusta trol teknesiyle, dalgalar arasında hoplayan bir ton uskumruyu ağlarında taşıyan o adamlara sorun. Birbirlerine tam anlamıyla muhtaçtırlar.</p>
<p>Balık tutma örneği müjdeleme ve yerel kilise arasındaki ilişkiyle ilgili söylemek istediğimiz her şeyi ifade edemez ama Kutsal Kitap’a uygun bir örnektir ve bu da bir başlangıç sayılır. İsa, öğrencilerine kendisini izlemelerini, onları insan tutan balıkçılar yapacağını söyledi. Sonrasındaysa onları ikişerli gruplar halinde insanlara tövbe etmeleri gerektiğini vaaz etmek üzere gönderdi (Mar. 1:17; 6:7; 13). Bir trol teknesindeki balıkçılar gibi, müjdeleme işini yapmak için kiliseye ihtiyacımız vardır.</p>
<p>Ama burada müjdeleme ve kiliseyle ilgili görmemiz gereken daha büyük bir resim var. Elçilerin İşleri’nin ilk bölümlerini düşünün. Bu bölümlerde elçiler diriliş haberini ilan ederken, arkalarında birlikte yaşayan, her şeyi paylaşan ve Tanrı’yı övüp bütün halkın beğenisini kazanan bir kilise vardır (2:47 ve ayrıca 5:13). Bir şekilde kilisenin yaşamı, Müjde’nin ilan edilmesine bir tür zemin oluşturur ve Müjde’ye tanıklığıyla hizmet eder. Kilisenin yaşamı, Yeruşalim’deki birçok kişinin kutsalları beğenmesini sağlamış ve görünüşe göre bu da daha fazla kişinin Mesih’e dönmesine vesile olmuştu.</p>
<p>Acaba Petrus’un kiliseyi seçilmiş soy, kâhinler ve kutsal ulus olarak tanımladığı günler Yeruşalim&#8217;deki bu ilk günler miydi? Nitekim kendisi şöyle demişti: “Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı&#8217;nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz&#8230; İnanmayanlar arasında olumlu bir yaşam sürün. Öyle ki, kötülük yapanlarmışsınız gibi size iftira etseler de, iyi işlerinizi görerek Tanrı&#8217;yı, kendilerine yaklaştığı gün yüceltsinler (1. Pet. 2:9, 12).</p>
<p>Hem Elçilerin İşleri’nin ilk bölümlerinde hem de 1. Petrus 2’de, insan o dönemdeki kilisenin, tatlı bal yapmakla meşgul olan çalışkan arıların girip çıktığı bir kovan olduğu hissine kapılıyor. Kovan, arıların işleri için hayati öneme sahiptir ve aynı zamanda bu işlerin bir parçasıdır. Bütün bunlar bize müjdeleme ve kilise arasındaki ilişkiye dair ne söylemektedir?</p>
<p>Hiçbir benzetme istenilen şeyi yüzde yüz anlatamaz. Burada Kutsal Kitap’taki kilise ve müjdeleme arasındaki ilişkiyi dört sistematik ifadeyle özetlemeye çalışacağım ve sonrasında da bu ifadelerden kiliseler için hangi uygulama noktalarının doğduğunu inceleyeceğim.&nbsp;</p>
<p><strong>1. MÜJDELEME KİLİSEYE DEĞİL, TANRI’YA YÖNLENDİRİR</strong></p>
<p>Eğer birini üye olduğunuz kulübe katılmaya ikna etmeye çalışıyorsanız, kişiye bu kulübün faydalarını gösterirsiniz, örneğin üyelerin birlikte nasıl eğlendiği veya her yıl yapılan masa tenisi turnuvası gibi. Müjdeleme ve kiliseye gelinceyse durum böyle <em>değildir</em>.</p>
<p>Müjdeleme kiliseye değil, Tanrı’ya yönlendirir. İlk ifade bu.</p>
<p>Pavlus Korintliler’e, Mesih’in kendisine (ve onlara) bir “barıştırma görevi” ve bir “barıştırma sözü” emanet ettiğini söylüyor. Kendisi (ve onlar), “Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih’in adına elçilik” ediyorlardı. Bu barıştırma mesajıysa basittir: “Tanrı’yla barışın” (2 Kor. 5:18-21).</p>
<p>Müjdecinin iyi haberi, her ne kadar bu haber sonucunda böylesi bir barışmaya da yönlendiriyor olsa da, “İnsanlarla barışın” değildir. Bunun yerine müjdecinin iyi haberi, bir kişinin Tanrı’yla nasıl barışacağıdır. Tanrı’yla barışmak, geri kalan her şeyin temelini oluşturur.</p>
<p><strong>2. KİLİSE, MÜJDELEMENİN MEYVELERİNDEN BİRİDİR</strong></p>
<p>Aynı şekilde, müjdelemenin sonucu olarak umut edilen ilk şey, Tanrı&#8217;yla barışmadır. Ancak sonuç olarak ortaya çıkması umut edilen ikinci bir şey daha vardır: Tanrı halkıyla, yani kiliseyle barışmak.</p>
<p>Mesih&#8217;e dönme doktrininizin topluluk unsuru eksikse, bütünün önemli bir parçası eksik demektir. Bir antlaşmanın başı olması için o antlaşmanın bir halkı olmalıdır. Mesih’teki topluluk olarak birliğimiz, Mesih’e dönüşün dolaylı bir yansıması değil, bu dönüşün doğrudan bir parçasıdır. Tanrı halkıyla barışmış olmak, Tanrı’yla barışmaktan <em>farklıdır</em> ama bundan <em>ayrılamaz</em> da. (“Mesih’e Dönmede Topluluk Unsuru” adlı makaleme bakınız).</p>
<p>Bütün bunlar Efesliler 2&#8217;de harika bir şekilde sergileniyor. 1&#8217;den 10&#8217;a kadar olan ayetler, bağışlanmayı ve Tanrı’yla olan dikey yöndeki barışmamızı açıklar: &#8220;Lütufla kurtuldunuz.” 11&#8217;den 22&#8217;ye kadar olan ayetlerse yatay yöndeki barışmayı sergiler: &#8220;Çünkü Mesih’in kendisi barışımızdır. Kutsal Yasa’yı, buyrukları ve kurallarıyla birlikte etkisiz kılarak iki topluluğu birleştirdi, aradaki engel duvarını, yani düşmanlığı kendi bedeninde yıktı&#8221; (14. ayet). 14. ayetin geçmiş zamana göre çekimlendiğine dikkat edin. Mesih <em>zaten</em> Yahudi ve Yahudi olmayanı bir yapmıştır. <em>Artık</em> birdirler çünkü Tanrı böyle yapmıştır ve Tanrı bunu dikey barıştırmayı gerçekleştirdiği aynı yer olan Mesih&#8217;in çarmıhında <em>yapmıştır</em> (ayrıca bkz. Ef. 4:1-6).</p>
<p>Kısacası, bir halka ait olarak kurtarıldık.</p>
<p>Elçilerin İşleri&#8217;nin ilk bölümleri, bu gerçeğin uygulamaya nasıl yansıdığını göstermektedir: “Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı.&#8221; (Elç. 2:41; ayrıca bkz. 2:47; 4:4; 6:7). İnsanlar Mesih&#8217;e güveniyor ve Yeruşalim&#8217;deki kilisenin listesine dahil oluyorlar. Sayılıyorlar. İsimleri listeye ekleniyor. Eğer o zaman kameraları olsaydı, şüphesiz bir fotoğraf da eklenirdi!</p>
<p>Mesih’e döndükten sonraki yaşam, topluluk olarak şekil alır. Hristiyanlar kiliseye aittir ve bu nedenle kilise, müjdecinin insanları göndereceği yerdir.</p>
<p><strong>3. MÜJDELEME KİLİSENİN İŞİDİR</strong></p>
<p>Üçüncüsü, müjdeleme kilisenin işidir. Bir kişi Tanrı&#8217;yla ve (dolayısıyla) Tanrı&#8217;nın halkıyla barıştığında, yeni bir görev edinir: Müjde’yi başkalarıyla paylaşmak. İsa şöyle demiştir: “Ardımdan gelin. Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım&#8221; (Mar. 1: 17; ayrıca Mat. 28:19). Başka bir deyişle, her Hristiyan ve kilise üyesi, Müjde’yi paylaşmakla görevlendirilmiştir (bkz. Timothy Beougher,&nbsp;<a href="http://www.9marks.org/blog/must-every-christian-evangelize">“Must Every Christian Evangelize?”</a>).</p>
<p>Elçilerin İşleri’nin ilk bölümleri elçilerin vaazlarını vurgulamaktadır ancak Yeruşalim&#8217;de zulüm patlak verdiğinde ve kilise dağıldığında, “bunun sonucu dağılan imanlılar, gittikleri her yerde Tanrı sözünü müjdeliyorlardı” (Elç. 8: 4).</p>
<p>Yerel kiliseler Tanrı&#8217;ya tapınmak ve İsa Mesih&#8217;in iyi haberini paylaşmak için vardırlar. Öğretmenler bu nedenle öğretir ve üyeler de bu nedenle öğrenirler. Hatta İsa müjdecileri, pastörleri ve öğretmenleri kiliseyi hizmet konusunda&nbsp;<em>donatmak </em>üzere vermiştir (Ef. 4:11) ve bu hizmete kesinlikle müjdeleme de dahildir.&nbsp;</p>
<p>Balıkları çekmek için birlikte çalışıyoruz.</p>
<p><strong>4. KİLİSE, MÜJDELEME YOLUNDA BİR İNANÇ SAVUNMACISIDIR</strong></p>
<p>Tövbe ve imanla Mesih’e dönmüş olan ve kiliselerde bir araya gelen kişilerin yaşamları, kendilerini kurtaran Müjde&#8217;ye yaraşır yaşamlar olmalıdır. Ray Ortlund şöyle yazmıştır: “Müjde öğretisi, Müjde kültürünü yaratır.” Kiliselerimizde vücut bulan bu kültür de dışarıdaki insanlara, en azından bazılarına cazip gelecektir (bkz. 2 Kor. 2:15-16).</p>
<p>Bu bizi tekrardan vızıltı ve balla dolu arı kovanıyla betimlediğimiz kilise resmine getiriyor. Bunu Elçilerin İşleri&#8217;nde ve 1. Petrus 2&#8217;de görüyoruz. Bunu aynı zamanda İsa’nın kilisenin tuz ve ışık olmasından bahsettiği Matta 5&#8217;te de görüyoruz (13-16. ayetler). İsa’nın Yuhanna 13&#8217;teki şu sözleri de bunu harika bir şekilde resmediyor: &#8220;Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.&nbsp; Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.” (34-35. ayetler).</p>
<p>Kilisenin dışındaki insanlara karşı yapılan iyi işler ve diğer üye kardeşlerimize olan sevgimiz, komşularımızı ve iş arkadaşlarımızı İsa&#8217;ya yönlendirir!</p>
<p>Tüm bunların anlamı da şu ki, yerel kilise müjdeleme yolunda bir inanç savunmacısıdır. Kilisenin yaşamı Müjde&#8217;yi&nbsp;<em>savunur</em>. Yaşamı birbirleriyle sürdüren imanlılar, kurtuluştaki Tanrı gücüne <em>tanıklık ederler</em>. Her hafta Tanrı Sözü&#8217;nün vaaz edildiği kürsünün önünde oturdukça ve Kutsal Ruh bizleri yavaş yavaş Oğul&#8217;un benzerliğine dönüştürdükçe, Müjde&#8217;nin bireysel ve topluluk olarak bizleri nasıl değiştirebildiğini dışarıya <em>sergileriz.</em>&nbsp;</p>
<p>Yavaş yavaş, yeni yaratılışın ilk doğanının izinden giderek, yeni insanlık haline geliyoruz (Kol. 1: 15) ve bu yeni insanlık, müjdelememize de harika bir ortam sağlıyor veya müjdeleme için bir ilan tahtası görevi görüyor. Bu dünyanın kültürlerine zıt olan bir kültür sunuyor.</p>
<p><strong>UYGULAMAYA İLİŞKİN ÇIKARIMLAR</strong></p>
<p>Bu dört sistematik ilkeden alabileceğimiz bazı somut dersler nelerdir? Pastörler çoğu zaman insanları Müjde’yi paylaşmaya teşvik ederek bir kilisenin müjdeleme hizmetlerini güçlendirmeye çalışırlar. Kesinlikle bu da olayın bir parçasıdır. Ancak kiliseyi, dünyanın sunduğu kültüre karşıt bir kültür olarak büyütmek ve onu çekici bir ortam haline getirmek de aynı şekilde kritik öneme sahiptir.</p>
<p><strong>1) Müjdeleme, vaftiz </strong><strong><em>ve</em></strong><strong> üyeliğe yöneltmelidir.</strong>&nbsp;Kiliseler müjdeleme yapıp sonra yeni imanlıları kendi başlarına bırakmamalıdırlar. Ya da müjdeleme yapıp ve vaftiz edip sonrasında da belki bir gün kişiyi kilise üyeliğine getirmek gibi işler de yapmamalıdırlar. İstisnai durumlar dışında (örn. Etiyopyalı hadım), kiliseler Yeruşalim&#8217;deki kilisenin yaptığını yapmalıdırlar. Vaftiz ederek insanları topluluğa katmalıdırlar (Elç. 2:41). Her şeyden önce vaftiz, kilisenin bir kişiyi imanlı olarak toplulukça ve yetkiyle resmen onayladığı bir simgedir. Bu onaylama daha sonra üyelik ve Rab&#8217;bin Sofrası yoluyla verilen devamlı gözetimle korunmalı ve beslenmelidir. Yeni yavruları yuvanın dışında bırakmayıp onları içeri alırız.</p>
<p><strong>2) Üyelere yaşamlarını birbirleriyle bütünleştirmeyi öğretin.</strong>&nbsp;Bir kilisenin inanç savunmasını güçlendirmek için üyelere bir beden olduğumuz Tanrı Sözü&#8217;nün öğretilmesi ve Rab&#8217;bin Sofrası’nın kutlanması yoluyla sürekli hatırlatılmalıdır (örn. 1. Kor. 10:16-17; 1. Kor. 12). Üyelere birbirlerini teşvik etmeleri, ruhça geliştirmeleri, birbirleriyle Tanrı&#8217;nın gerçeğini konuşmaları, birbirlerini uyarmaları ve sevmeleri için aralarındaki ilişkileri geliştirmelerinin hatırlatılmadığı bir pazar günü neredeyse hiç olmamalıdır (örn. Rom. 12:9-13; Ef. 4:11-32). Konukseverlik göstermek için yüreklendirilmelidirler (Rom. 12:13; 1. Pet. 4:9). Bütün bunlar insanları Müjde’ye çeken bir tanıklık yaratır.</p>
<p><strong>3) Üyelere birbirlerine karşı fedakâr olmayı öğretin.</strong>&nbsp;Daha da somut olarak, Hristiyanlar maddi veya başka şekillerde, birbirlerine karşı olan fedakârlıklarını nasıl daha iyi bir şekilde gösterebileceklerini düşünmelidirler (örn. Elç. 2:42-46; 2. Kor. 8-9; 1. Pet. 4:10). Özellikle de tüketim kültürünün hakim olduğu bir ülkede, imanlılar arasında var olan cömertlik örnekleri kültürel anlamda güçlü bir zıtlık sunar. Unutmayın, İsa Hristiyanlara <em>O’nun bizi sevdiği gibi</em> birbirlerini sevmelerini söyledi (Yuh. 13:34). Nitekim eğer fedakâr bir sevgi varsa, bu sevgi O’nun sevgisidir.</p>
<p><strong>4) Kilise disiplinini uygulayın.</strong>&nbsp;Aramızda dolaşan Hristiyan ikiyüzlüler ve sapkınlar, kilisenin tanıklığını tehlikeye atıyorlar. Kilisenin üyeleri eğer bir toplumda yalancı, dedikoducu ve zinacı olarak biliniyorlarsa, bu kilisenin müjdeleme çalışmaları o kadar iyi gitmeyecektir. Bu, bir kilisenin günahla mücadele eden her kutsalı disiplin altına alması gerektiği anlamına gelmez. Böyle olsa, kilise diye bir şey kalmazdı. Ancak kilise tövbe etmeyen kişileri günahlarıyla yüzleştirmeli ve bu kişilere disiplin uygulamalıdır.&nbsp;Bu, ironik bir biçimde, tövbe etmeyen üyeye (bkz. 1 Kor. 5:4) ve geniş anlamda kilisenin içinde bulunduğu şehre Müjde’yi göstermek içindir (bkz. 1. Kor. 5:1-2).</p>
<p><strong>5) Üyeleri Müjde’yi paylaşabilmek üzere donatın.</strong>&nbsp;Kilise önderleri, her üyenin imanın temellerini açıklayabileceğinden emin olmak için çeşitli yollar aramalıdırlar. Bu, kürsü, Pazar Okulu, üyelik görüşmesi ve başka yollarla yapılabilir (bkz. Kevin McKay, “Overcoming Objections to Evangelism”).</p>
<p><strong>6) Üyeleri kilise dışındakilere bereket olan yaşamlar sürdürmeye teşvik edin.</strong>&nbsp;Kilise üyeleri, umuyorum ki, nazik, arkadaş canlısı ve yardım etmeye hazır kişiler olarak bilinmektedirler. Komşunun yapraklarını bir tırmıkla temizlemeye yardımcı olmak için, ofiste bir arkadaşa yardım etmek için, bir istismar mağdurunu savunmak için, zor zamanlarda sıkı bir şekilde çalışan işçilerimizin işlerini korumaya gayret etmek için, insanlara her türlü yolla bereket olmak için atılmakta hızlı olmalıyız. İyi eylemlerimiz müjdecilikte kullandığımız sözleri süslemelidir.</p>
<p><strong>7) İnsanları kilisenin resmi ve gayri resmi toplantılarına davet edin.</strong>&nbsp;İnanmayanların Müjde’yi nasıl duyduklarına, sonrasında kiliseyi resmi veya gayri resmi toplantılarda nasıl canlı bir şekilde gördüklerine ve daha sonrasında nasıl iman ettiklerine dair sayısız hikâye anlatılabilir. Kilisenin topluluk olarak sürdürdüğü yaşam, bu kişileri iyi anlamda zorlamıştır. Onlara ailelerinde, okullarında veya iş yerlerinde hiç görmedikleri bir şey göstermiştir. Başka bir deyişle, dışarıdaki insanları kilisenin yaşamına davet etmek kesinlikle müjdelememizin bir parçasını oluşturmalıdır.</p>
<p><strong>8) Müjdelemede örnek oluşturun.</strong> Nerede kilise ihtiyarları yaptıkları müjdelemelerle tanınıyorsa, orada bir müjdeci kilise bulmayı bekleyebilirsiniz. İhtiyarların müjdeleme yapmadığı yerlerdeyse, böyle bir şey bekleyemezsiniz.</p>
<p><strong>9) Müjdeleme ve Mesih’e dönme hikâyelerine yer verin.</strong>&nbsp;Kilise önderleri, çeşitli müjdeleme hikâyelerini vaazlarına ve derslerine dahil etmelidirler. Kilise üyeleri müjdeleme fırsatları için dua isteklerini paylaşmalıdırlar. Vaftiz adaylarına, Mesih&#8217;e dönme deneyimlerini paylaşma şansı verilmelidir. Bu gibi şeyler, müjdelemeyi Hristiyan yaşamının ve kilise deneyiminin “normal” bir parçası haline getirilmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>10) Kilisenizle övünün</strong>. Elçi Pavlus bazen kendi kiliseleri hakkında, Mesih’le övünmenin bir şekli olarak övünmüştür (bkz. 2. Kor. 9:2; 2. Sel. 1:4;&nbsp;Flp. 2:16). Hristiyanlar da aynı şekilde –itici veya kibirli olmadan– Hristiyan olmayan arkadaşları etrafında kendi kiliseleri hakkında olumlu ve minnet dolu bir şekilde konuşmak için yollar aramalıdırlar. Bir iş arkadaşınız hafta sonunuz hakkında sorduğunda, kilisenizin eşiniz için nasıl harika bir bebek partisi verdiğinden bahsedin. Vaizin pazar günü söylediği teşvik verici bir sözden bahsedin. Evsizlikten konu açıldığında, topluluğunuzun barınakta yapmakta olduğu işlerden bahsedin. Kilisenizle iyi bir şekilde övünebilmek şüphesiz pratik gerektirir.</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>Düşüncemizde ve uygulamalarımızda kiliseyle müjdeleme arasındaki ilişkiyi doğru bir şekilde kurmak, insanları müjdeleme yapmaya yüreklendirmekten daha fazlasını gerektirir. Kilise yönetimi, üyelik ve disiplin konularını ele almayı gerektirir. Söz’ün vaaz edildiği kürsünün karşısında oturan ve yapması için verilen görevin ne olduğunu bilen sağlıklı bir kilise kurmayı gerektirir.</p>
<p>Öğreten ve örnek olan kutsal önderler gerektirir. Ayrıca İsa’yı seven ve kendilerini ölümden yaşama geçirmiş olan O’nu –hem kilise içinde hem de kilise dışında– artan bir şekilde övmeden yapamayan kilise üyeleri gerektirir.</p>
<p><strong>Jonathan Leeman</strong></p>
<p>Bazıları her ne kadar genellikle müjdelemeyi pastörlere, inanç savunmacılarına veya belki dışadönük karaktere sahip insanlara bırakmak istese de, Yeni Antlaşma bu görevi bütün Hristiyanlara vermektedir:</p>
<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Örnek</strong>: İlk Hristiyanlar arasında bunun bir örneğini görmekteyiz: “Bunun sonucu dağılan imanlılar, gittikleri her yerde Tanrı sözünü müjdeliyorlardı” (Elç. 8:4). Ayrıca Elçilerin İşleri 11:19-21, bize <em>bütün öğrencilerin</em> Yeruşalim’den uzaklaştıkları sırada çevreleriyle Müjde’yi paylaştıklarını aktarıyor.</li>
<li><strong>Buyruk</strong>: Petrus hepimize şunu söylüyor: “Mesih’i Rab olarak yüreklerinizde kutsayın. İçinizdeki umudun nedenini soran herkese uygun bir yanıt vermeye her zaman hazır olun” (1. Pet. 3:15).</li>
<li><strong>Sevgi uğruna:</strong> Eğer bizler komşumuzu kendimiz gibi seveceksek (Mar. 12:31, Yak. 2:8), bir kişiyi sevmenin onunla Müjde’yi paylaşmaktan daha iyi bir yolu var mıdır?</li>
</ul>
<p>(Bu yazı, Mark Dever’ın <em>The Gospel and Personal Evangelism</em> adlı kitabından uyarlanmıştır, sayfa 45-53)</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdeleme-ve-kilisenin-bagdastirilmasi/">Müjdeleme ve Kilisenin Bağdaştırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/kampus-modeline-sahip-kiliselere-iliskin-teolojik-bir-elestiri-kilise-gercekten-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2010 12:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2485</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kampus-modeline-sahip-kiliselere-iliskin-teolojik-bir-elestiri-kilise-gercekten-nedir/" title="Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Bir grup Hristiyan’ın, yerel bir kilise olabilmesi için gerekli unsurlar nelerdir dendiğinde, aklınıza ne geliyor? Herhalde parkta birlikte frizbi oynamak için toplanan üç Hristiyan’ın bir kilise olduğunu düşünmüyorsunuzdur. Öyleyse bir kiliseyi oluşturan nedir?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kampus-modeline-sahip-kiliselere-iliskin-teolojik-bir-elestiri-kilise-gercekten-nedir/">Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kampus-modeline-sahip-kiliselere-iliskin-teolojik-bir-elestiri-kilise-gercekten-nedir/" title="Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Theological-Critique-of-Multi-Site-What-Exactly-is-a-_Church__.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>Bir grup Hristiyan’ın, yerel bir kilise olabilmesi için gerekli unsurlar nelerdir dendiğinde, aklınıza ne geliyor? Herhalde parkta birlikte frizbi oynamak için toplanan üç Hristiyan’ın bir kilise olduğunu düşünmüyorsunuzdur. Öyleyse bir kiliseyi oluşturan nedir?</p>



<p>Peki bu üç arkadaş parktan ayrılıp yakınlardaki yerel bir lokantaya gitse ve yemek sırasında dua etseler? Artık bir kilise olmuşlar mıdır? Peki ya Kutsal Kitap’larını çıkarıp birbirlerini yüreklendirseler? Her hafta buluşmaya karar verseler? Rab’bin Sofrası’nı birlikte alsalar? Bir tür antlaşma yapsalar? Yerel yönetim tarafından resmi bir belgeyle kilise olarak tanınsalar? Bu parkta buluşmayı bırakıp çan kulesi olan bir binaya taşınsalar? Tam olarak ne zaman “Üç Hristiyan arkadaş birlikte vakit geçiriyor” seviyesinden çıkıp “Üç Hristiyan birlikte bir kiliseyi oluşturuyorlar” seviyesine geçilmektedir?&nbsp;</p>



<p>Kısacası, yerel bir kiliseyi kilise yapan nedir? Bu, kampüs modeline sahip kilise denen bir olgunun ortaya çıkardığı bir sorudur. Bu kiliselere karşı en açık ve en basit argüman, bence, semantik (anlamsal) argümandır. <em>Ekklesia</em> kelimesi, topluluk/toplantı anlamına gelir ve buna göre, her bir topluluk bir kilise teşkil eder. Ancak semantik argümanın arkasında, yerel bir kiliseyi neyin kilise yapacağı sorusu vardır ve bu daha karmaşık olan teolojik bir sorudur.</p>



<p>İstisnalar olmakla birlikte, kampüs modeline sahip kiliseler genellikle bu şubelere “kilise” adını vermezler. Örneğin, Minnesota’da bulunan, hizmetleri için benim de minnettar olduğum Bethlehem Baptist Kilisesi, bünyelerindeki üç ayrı “kampüs”ün tamamına kilise demektedir. A Kampüsü, en azından kendi dediklerine göre, bir kilise değildir. B Kampüsü kilise değildir. C Kampüsü kilise değildir. Ancak A, B ve C Kampüsleri hep birlikte bir kiliseyi oluşturmaktadırlar.</p>



<p>Bu durum, şu soruyu ortaya çıkarır: Bir kampüs (veya şube) hangi noktada kiliseye dönüşüyor? Nasıl olur da bir kampüste buluşan Hristiyanlar bir kilise <em>olmaz</em> ama bu kampüslerin toplamı <em>kilise</em>dir?&nbsp; Sonuçta o kampüslerdeki kişiler de, kiliseleri kilise yapan şeyleri, yani ilahi söylemek, Rab’bin Sofrası’nı almak ve Tanrı Sözü’nü dinlemek gibi şeyleri gerçekleştirmektedirler. Nasıl olur da onlara “kilise” denmez?</p>



<p>Takip eden bölümde, bu sorulara bu tür kilise görüşünü destekleyen perspektiften cevap vereceğiz. Sonrasında, kampüs modeline sahip kiliselerin savunduğu Kutsal Kitap görüşüne bakacağız. Daha sonra ben, yerel bir kiliseyi oluşturan şeyin ne olduğu sorusuna alternatif bir cevap sunacağım ve toplulukçu görüşte olmayanlarla ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Son olarak da bu kiliselerle ilgili dört sonuç metni ortaya koyacağım.</p>



<p>Umarım, kilise yönetimi konusunda bazı meydan okur nitelikteki ifadelere yer verebilecek olsam da, okuyucular olarak sizler, Mesih’in egemenliği için ve Müjde’ye uygun iyi işler yapan bu kampüs modeline sahip kiliseler için Tanrı’ya şükrettiğimi biliyorsunuzdur. Hatta çoğu zaman, onların Rab’be olan hizmetlerindeki coşkuları beni daha da alçaltıyor ve umuyorum ki, aynı coşkuyu gereken noktalarda beni düzeltmek için de kullanırlar.</p>



<p><strong>EKKLESİA KELİMESİNİN KAMPÜS MODELİNE SAHİP KİLİSE KAVRAMINA GÖRE TANIMI&nbsp;</strong></p>



<p>Kampüs modeline sahip kiliseyi savunanlar, kendilerinin “bir kilise” olduğunu neye dayanarak söylemektedirler? Anlayabildiğim kadarıyla, ortak kurumsal bir yapıya dayanmakta gibiler. <em>Multi-site Church Revolution </em>(Kampüs modeline sahip Kilise Devrimi) adlı kitapta, yazarlar şöyle diyor:&nbsp;</p>



<p>Kampüs modeline sahip bir kilise, birden çok yerde –aynı kampüsün farklı odalarında, aynı bölgenin farklı mekanlarında veya bazı durumlarda farklı şehirlerde, eyaletlerde ya da ülkelerde– toplanan <em>tek</em> <em>bir kilise</em>dir. <em>Kampüs modeline sahip bir kilise ortak bir vizyon, bütçe, önder takımı ve yönetim kurulunu paylaşır</em> (Zondervan, 2006, s. 18; italikler şahsım tarafından yapılmıştır).</p>



<p>Bu argümanı doğru anladıysam, bu şu anlama geliyor: Bir grup Hristiyan “bir kilise olmama” noktasından “bir kilise olma” noktasına, ortak bir vizyonları, bütçeleri ve önder takımları olduğunda geçebiliyorlar. Şüphesiz bu yazarlar, Söz’ün vaaz edilmesi ve ruhsal törenlerin uygulanması vb. diğer bileşenlerin de bir kilise için önemli olduğu konusunda hemfikir olacaklardır. Ancak bunlara ek olarak, öyle görünüyor ki, bir kilisenin ihtiyacı olan şey genel itibarıyla önder takımı, bütçe ve kurumsal bir yapı. Herhangi belirli bir yerde vaaz ve sakramentler için buluşan kişilerin bir kilise <em>olmadığını </em>ve bütün şubelerinin tamamının “bir kilise” teşkil ettiğini söylemek, doğal olarak bu anlama gelmektedir.</p>



<p>Minnesota, Minneapolis’teki Bethlehem Baptist Kilisesi’nin internet sitesi, neredeyse aynı şeyi söylüyor:&nbsp;</p>



<p>Biz <em>kampüs modeline sahip bir kiliseyiz</em>. Mesih’i Birlikte Yüceltme Stratejisi’nin bir parçası olarak, kampüslerimizi çoğaltmayı hedefliyoruz. Bu nedenle, 1871’de kurulmuş olan Minneapolis şehir merkezindeki kampüsümüzü merkez alarak, 2002’de Kuzey Kampüsü’nü, 2006’da da Güney Şubesi’ni başlattık. Yeni kurulan kiliselerden farklı olarak, kampüsler Bethlehem Kilisesi’nin&nbsp;<em>tek bir vizyon, tek bir strateji, tek bir teolojik temel, tek bir ihtiyarlık kurumu, tek bir tüzük, tek bir Müjde hizmetkârları grubu ve tek bir bütçe </em>aracılığıyla birer parçasıdırlar. (Referans için <a href="http://www.hopeingod.org/MultiCampus.aspx">buraya tıklayınız</a>; italikler şahsım tarafından yapılmıştır)&nbsp;</p>



<p>Şunu fark etmeliyiz ki, bunlar “yeni kurulan kiliseler”, yani yeni kiliseler değil, yeni şube veya kampüslerdir. Pastör John Piper, internet sitesinde&nbsp;kampüs modeline sahip kiliseyle ilgili <a href="http://www.desiringgod.org/ResourceLibrary/AskPastorJohn/ByTopic/38/3321_Is_it_important_for_the_sake_of_community_that_a_church_have_only_one_service/">şöyle diyor</a>:</p>



<p>Bence Kutsal Kitap’a dayanan kilise topluluğu ve birlik konusu, ihtiyarlık kurumunda birlik, öğretişte birlik ve hizmet felsefesinde birlik kavramlarının üzerine kuruludur. Bu nedenle, kilise içinde bu, Kutsal Kitap’a dayalı bir şekilde yaşam veren oldukça önemli birtakım ilişkiler ve Kutsal Kitap’ın içinde “birbirinize” ifadesinin geçtiği bütün buyrukları üzerine kuruludur.</p>



<p>Piper burada “Kutsal Kitap’a dayanan kilise topluluğu ve birlik” ifadesini kullanıyor. Umarım, buradan kendisinin şunu kastettiğini varsaymam yanlış olmaz: Bethlehem’deki farklı toplantı ve kampüslerin “bir kilise” olmasını sağlayan şey, liderlikte, öğretişte ve felsefede birliktir. Kendisi “birtakım ilişkiler”den de bahsediyor ancak bunların nasıl uygulandığını görmek zordur. En azından prensipte, bunlar ayrı ilişki kümeleridir. Bir kampüste bir veya birden fazla ilişki kümesi bulunur, diğer kampüslerde daha başka ilişki kümeleri bulunur vesaire. Sonuçta, burada yaşam veren ilişkilerden bahsediyor ve bunlar da <em>bir arada olunan</em> ve insanların birbirlerini yakından <em>tanıdığı </em>ilişkiler olmalıdır.</p>



<p>Bu kilise anlayışıyla ilgili bana göre net olmayan şeyse, <em>toplanma</em>nınveya <em>toplantı</em>nın, bir kiliseyi kilise yapmadaki rolünün ne olduğudur. Bir yandan, kampüs modeline sahip kiliseyi savunan biri şöyle diyebilir gibi görünüyor: “Elbette Hristiyanlar diğer Hristiyanlarla bir araya gelmelidirler. Kutsal Yazılar bunu buyurmaktadır (İbr. 10:25). Ayrıca bir Hristiyan’ın diğer imanlılarla <em>belirli bir yerde</em> toplanması gerektiğini de söyleyebiliriz. Eğer bir yerde kimse toplanmıyorsa, bir kiliseye de sahip olamayız.”</p>



<p>Öte yandan, bunu savunanlar <em>toplanma </em>veya <em>toplantıyı </em>kilise tanımının dışına çıkarıyor gibi görünmektedirler. Kampüs A ve Kampüs B bir araya gelmemektedir. Kısa ve öz bir şekilde, durum budur. Ama onlar hâlâ bir “kilise”dirler. Uygulamada, kampüs modeline sahip kiliseyi savunanlar yalnızca ayrı ayrı <em>toplanmaktadırlar.</em> Ayrıca bence, <em>ekklesia</em>nıntanımında bulunan o toplanma vurgusunu, bu tanımdan çıkarmışlardır. Açıkçası bu noktada bence bir sorun var. Hristiyanların bir kilisenin var olması için <em>herhangi bir yerde </em>bir araya gelmesi gerektiğini söyleyebilirler ancak sonrasında “kilise”yi, kesinlikle toplanmakla alakalı olmayan bir şey olarak görmektedirler.</p>



<p>Söylediğim doğruysa, o zaman <em>ekklesia</em>nın kampüs modeline sahip kilise görüşü açısından tanımı, “toplantı” ya da “toplanma”dan ziyade, “liderlik”, “hizmet felsefesi” veya “kurumsal yapı”yla alakalıdır veya belki de ekklesia, “ortak bir liderlik yapısı ve hizmet felsefesiyle birbirine bağlı olan ancak bir araya gelmesi gerekmeyen Hristiyanlar”dan ibarettir.</p>



<p><strong>KAMPÜS MODELİNE SAHİP KİLİSELERİ DESTEKLEYEN KUTSAL KİTAP GÖRÜŞÜ</strong></p>



<p>Bir dakikalığına bu konudaki Kutsal Kitap tartışmasına dönüş yapalım. Bu tür bir “kilise”yi savunanlar genellikle Yeni Antlaşma’da bulunan kilise fikrinin esnekliğini vurgulamaktadırlar. Örneğin, Mark Driscoll ve Gerry Breshears, Yeni Antlaşma’daki kiliselere atıfta bulunarak şöyle diyorlar: “Oradaki mekanların çeşitliliği, erken dönemdeki kilisenin oldukça esnek olduğunu, zamanın ihtiyaçlarını ve fırsatlarını karşılamak için farklı durumlarda buluşup ibadet ettiğini göstermektedir” (<em>Vintage Church</em>, Crossway, 2008, 244). Driscoll ve Breshears, “belirli bir şehre dağılmış kilise ağlarına (örneğin Korint, Galatya, Selanik ve Filipi)” işaret etmektedirler.</p>



<p>Bu argümandaki sorunsa, Pavlus’un bir “kilise ağı”na yazmıyor olmasıdır. Korint şehrindeki “kiliseye” (tekil) ve Galatya bölgesindeki “kiliselere” (çoğul) yazıyor. Bunların neden böyle bir araya getirildiğinden emin değilim. Driscoll ve Breshears ayrıca “birbiriyle bağlantılı topluluk ağları” olarak nitelendirdikleri “Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinya” bölgelerindeki kiliselerden de bahsetmektedirler (1.Pet. 1:1). Tabii ki, metnin kendisi “kiliseler”den değil, “kutsallardan” bahsetmektedir. Her iki durumda da, ben bu metnin herhangi bir yerinde çeşitli “kampüsler”, “ibadetler” veya “şubeler”den oluşan kampüs modeline sahip bir “kilise” göremiyorum.</p>



<p>Bu kiliseleri savunanlar tarafından öne sürülen daha güçlü ruhsal gerekçelerse, Romalılar ve Koloseliler’de görülen ev kiliselerine yapılan atıflardır. Burada Pavlus Romalılar’a, bir kiliseye ya da bir kilise ağına atıf niteliğinde olabilecek bir şekilde, “Tanrı’nın Roma’da bulunan, kutsal olmaya çağrılan bütün sevdiklerine” (1:7) diye hitap eder. Mektubun sonundaysa Priskilla, Akvila ve “onların evindeki inanlılar topluluğuna”, okuyucuları aracılığıyla selamlar iletir (16:5). Şu öne sürülebilir: Eğer Roma’da yazdığı tek bir “kilise” varsa, bu “kilise” birçok ev “kiliseler”inden oluşmaktadır. Aynı şey, Koloseliler mektubunda da görülür: “Kolose’de bulunan, Mesih’e ait kutsal ve güvenilir kardeşlere selam” (1:2). Pavlus daha sonra, Filimon’un evinde bir araya gelen kiliseden farklı bir ev kilisesi gibi görünen bir başka ev kilisesine değinir (4:15). Nitekim bildiğimiz üzere, Filimon da Kolose’de yaşamaktaydı (Flp. 1:2).</p>



<p>Buradaki temel argüman, ev kiliselerinin de bir “kilise&#8221; olarak adlandırılabileceği ve bunun yanında, bütün kilise ağlarına da bir “kilise” denebileceğidir. Nasıl Citibank’ın bir şubesine “banka” diyebiliyorsak, kurumsal olarak bu şubelerin toplamına da “banka” diyebiliyoruz. Bu argüman, “kilise” kelimesi gerçekten de yeterince esnek olsaydı, “kilise”nin doğası bir şekilde buna izin verseydi ya da Kutsal Yazılar açık bir şekilde bu terimi bu anlamda kullanmış olsaydı, işe yarayabilirdi.</p>



<p>Kampüs modeline sahip kilise savunucularının Romalılar 16:5 ve Koloseliler 4:15’e dayanarak bu argümanı ortaya atması bana biraz garip geliyor çünkü <em>bu kişilerin farklı şubelerine ve kampüslerine “kilise” deme şekli, ev kiliselerine “kilise” denme şeklinden farklıdır. </em>Bu görüşün taraftarları bu kelimeyi Kutsal Yazılar’ın kullandığı şekliyle kullanmamaktadırlar. Eğer Priskilla ve Akvila’nın evinde toplanan Romalılar, Pavlus’un dediği gibi bir “kilise”yse ve eğer bu kilise, Roma’daki daha büyük bir “kilise”nin bir parçasıysa, neden her kampüse veya şubeye de kilise adını vermiyoruz? Ayrıca ev kilisesinin nasıl bir kilise olduğu ve şehir kilisesinin nasıl birden fazla kiliseden oluşan bir kilise olduğu konusunda ne gibi bir teolojik açıklama yapılabilir? İkisi arasındaki fark nedir? Ev kilisesi gerçekten bir kiliseyse, neden büyük bir şehir kilisesi olarak toplanmaları gerekiyordu? Kısacası, dediklerini desteklemek için bu iki ayeti kullanacaklarsa, bu tür bir kilise görüşünü savunanların açıklığa kavuşturması gereken çok şey vardır.</p>



<p>Bu argümanla ilgili daha büyük bir zorluksa, Pavlus’un ne Roma veya Kolose’deki kiliselere, ne de Yeruşalim’deki evlere “kilise” olarak hitap etmiyor olmasıdır. Bazı yorumcuların savunduğu şekilde, Pavlus’un Roma ve Kolose’deki tek bir kiliseye yazdığını düşünmek için bir sebep olsaydı dahi, bu bahsedilen ev kilisesinin, tek bir şehir kilisesine bağlı olduğunu (veya bu tek kiliseyi oluşturduğunu) düşünmek için kesinlikle hiçbir sebep yoktur. Belki de hitap ettiği, Roma’da bulunan büyük bir kilise vardı ve belki Priskilla ve Akvila’nın, şehrin dışında kendi küçük kiliseleri vardı. Kim bilir! Önemli olan şudur ki, Kutsal Yazılar bunların hiçbiri hakkında bir şey söylememektedir. Sadece 1. bölümde, “Tanrı’nın Roma’da bulunan, kutsal olmaya çağrılan bütün sevdiklerine” sözünü kullanır ve 16. bölümde de “onların evindeki inanlılar topluluğuna” der. Diğer her şeyi bir şekilde kendimiz uydurmamız gerektiğini söyleyebiliriz.</p>



<p>Kampüs modeline sahip kiliseyi savunanların kendilerine Kutsal Kitap’tan destek aradıkları bir başka yer de Elçilerin İşleri’nin, Yeruşalim kilisesiyle ilgili aktardıklarıdır. Burada en az iki argüman ortaya koyulmuştur. İlk olarak, bazıları Yeruşalim’deki kilisenin büyüklüğü göz önüne alındığında, farklı ev kiliselerinde bir araya gelinmesi <em>gerektiğini </em>söyleyecektir. Bu kişilere göre, onlar hep birlikte toplanmış olamazlardı. Bu görüşle ilgili sorunsa, tabii ki, Elçilerin İşleri’nin Yeruşalim kilisesinin hep birlikte, binlerce kişi olarak toplandıklarını söylüyor olmasıdır (bkz. Elç. 2:44; 5:12; 6:1-2).</p>



<p>İkincisi, bu kilise modelini savunanlar Yeruşalim’deki kilisenin farklı farklı evlerde toplanmasına rağmen, yine de “tek bir kilise” olarak nitelendirildiğini söylerler. Bunu söylerken alıntı yapılan iki ayet de Elçilerin İşleri’nden gelmektedir:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Her gün tapınakta toplanmaya devam eden imanlılar [Yeruşalim kilisesi], kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Tanrı’yı övüyorlardı” (Elç. 2:46).</li><li>“Saul ise inanlılar topluluğunu kırıp geçirmeye başladı. Ev ev dolaşarak, kadın erkek demeden imanlıları dışarı sürüklüyor, hapse atıyordu.” (Elç. 8:3)</li></ul>



<p>İtiraf etmeliyim ki, ben bu iddia karşısında biraz şaşırmıştım. Teknoloji tek merkezden yayın yapan çok şubeli kilise kavramının ortaya çıkmasına izin vermeden önce, hiç kimse, bildiğim kadarıyla bu ayetleri bu şekilde okumamıştı. Bunları okumanın en doğal yolu, bence, ev ev yayılmış olsa da, Yeruşalim’deki kilisenin hâlâ “kilise” olduğunu söylemektir. Buna benzer bir şekilde, bence bir basketbol “takım”ı, takımın üyeleri gecelerini farklı otellerde veya şehirlerde geçirseler bile, hâlâ bir “takım”dır. Nitekim istikrarlı bir şekilde bir araya gelmekte ve onları bir basketbol takımı yapan şeyleri yapmaktadırlar.</p>



<p>Aynı şekilde, Elçilerin İşleri 2’de de kilise, onları bir kilise yapan şeyi yapmak için tapınakta bir araya gelmekte ve daha sonra ekmeği bölmek ve daha küçük gruplar halinde paydaşlık yapmak için dağılmaktadırlar. Birlikte olmadıklarında yaptıklarıyla değil, bir araya toplandıklarında yaptıklarıyla bir kilise olurlar. Daha sonra Elçilerin İşleri 8’de, Pavlus’un Yeruşalim kilisesi üyelerine zulmetmek için evden eve gittiğini okuyoruz. Bu şunun gibi bir şey demek olurdu: “Koç oda oda dolaştı ve maçın ertelendiğini takıma bildirdi.”</p>



<p>Burada görmemiz gereken kilit bir fikir var. Yeni Antlaşma’da, özellikle de Elçilerin İşleri’nde “kilise” kelimesi, bir araya toplanmadıkları ve kiliseyle alakalı şeyler yapmadıkları zaman bile, bir kilisenin üyelerini tanımlamak için kullanılmaya başlamaktadır. Pavlus, “Sezariye’ye vardıktan sonra Yeruşalim’e gidip oradaki kiliseyi ziyaret etti, oradan da Antakya’ya geçti” (Elç. 18: 22). Bu pazar günü sabah hemen gidip toplulukla tanışıp onlara sadece bir merhaba diyebildiği anlamına mı geliyor? Yoksa etrafta dolaşıp kilise üyelerinin bazılarına selam verdiği anlamına mı geliyor? İkincisi olduğunu varsayıyorum. Elçilerin İşleri 8’deki örnek daha da açıktır.</p>



<p>Çoğumuz, günümüzde “kilise” terimini aynı şekilde kullanırız, tıpkı hafta boyunca “kilisemiz” için dua etmekle ilgili konuştuğumuzda olduğu gibi. Belki salı günü kilise olarak toplanmıyor olabiliriz ama bize yine de, var olan bir grup olarak, salı günü de kilise olarak hitap edilir çünkü bu noktada bizler kiliseyi, üyeleriyle özdeşleştiriyoruzdur. Ama salı günü bir kilisenin üyesi olabilirken ve bu yüzden pazar günü kiliseyle asla bir araya gelmezken bile, “kilise”nin bir parçası olabilir misiniz?</p>



<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde, son birkaç on yılı düşününce cevap evet ve benim kendi mezhebimde de kesinlikle böyle. Peki ya Kutsal Kitap’ta? Bu, bizi yerel kiliseyi bir kilise olarak neyin oluşturduğu sorusuna geri getiriyor. Bir grup Hristiyan’dan bir kiliseye evrilme noktasına ne zaman geçiyorsunuz?</p>



<p><strong>KİLİSEYİ KİLİSE YAPAN NEDİR?</strong></p>



<p>Dünya üzerinde bir yerel kiliseyi neyin oluşturduğunu söyleyebiliriz? Kutsal Kitap’ın verdiği cevap, bence, basit ve anlaşılırdır: Yerel kilise, <em>Mesih’in bağlamak ve çözmek için kullandığı anahtarların gücünü kullanma yetkisini taşıyan, bir araya gelen bir grup Hristiyan tarafından oluşturulur</em>. Bu nedenle, bir kilisenin kilise olması için üç şey gereklidir. Hristiyanlara, Mesih’in yetkisini taşıyan bir toplantıya ve bu yetkinin kullanılmasına ihtiyaç vardır.</p>



<p>Yerel bir kiliseye üye olmak sizi Hristiyan yapmaz. Bunu iman ve tövbe gerçekleştirir. Yine de, sırf Mesih bizi Hristiyan yaptığı için, insanlar Mesih’in bireysel olarak Hristiyanlara, bize kurumsal anlamda verdiği aynı yetkiyi verdiğini varsaymamalıdır. Matta 16 ve 18’de, aslında Mesih’in elçisel yerel kiliseye (16’da elçiler; 18’te yerel kilise) egemenliğin anahtarlarının yetkisini verdiğini görüyoruz. Bu, bireysel anlamda Hristiyanlara ve hatta kilise ihtiyarlarına verilen bir yetki değildir. Bir bütün olarak kiliseye verilir.</p>



<p>Burada “bağlamak ve çözmek” ve “göklerin egemenliğinin anahtarları” kavramlarını kendim nasıl yorumladığımı açıklayabilecek ve bu görüşü savunacak zamanım yok (<em>The Church and the Surprising Offense of God’s Love </em>adlı kitabımın 4. bölümünün ilk yarısındaki argümanıma bakınız). Ancak bence şu sözlerini yazarken, Michael Horton anahtarların gücü konusunda düzgün bir tanım vermiş oluyor: “Vaaz, vaftiz ve Rab’bin Sofrası’na kabul (veya ret) aracılığıyla, göklerin egemenliğinin anahtarları uygulamaya konulur” (<em>People and Place</em>, WJK, 2008, s. 243). Benzer şekilde, yeryüzündeki kilisenin, Müjde’yi vaaz etmek için ve kişilerin güvenilir bir iman ikrarında bulunup bulunmamasına göre, insanları bu Müjde’ye bağlamak ve çözmek için anahtarların gücüne sahip olduğunu söyleyebilirim (güvenilir olmayan bir iman ikrarı ya üyeliğin reddedilmesiyle ya da kilise disipliniyle sonuçlanacaktır).</p>



<p>Böylece İsa, dünyadaki her Hristiyan’ı kendisini ve egemenliğini temsil etmek üzere yetkilendirmektedir. Ancak Mesih, kimin kendi krallığının birer vatandaşı olduğunu topluluk önünde kabul veya reddetmek için gereken yetkiyi, yerel veya kurumsal kiliseye vermektedir. Yerel kilise, kişilerin vaftiz veya Rab’bin Sofrası’nı almalarına izin vererek veya vermeyerek, bu yetkiyi topluluk önünde kullanmaktadır. Bu anlamda, yerel kilise, başkanın ne söylediğini veya söylemediğini resmen beyan etmeye yetkili olan Beyaz Saray basın sekreteri gibidir. Oysa sıradan bir vatandaş bu kadar yetkili değildir.</p>



<p>Dahası, ilginç olan şey Kutsal Yazılar’ın anahtarlara ve bu anahtarların toplantılar bağlamında, özellikle de İsa’yla özdeşleştirilen toplantılardaki ruhsal törenler aracılığıyla kullanılışına nasıl atıfta bulunduğudur. Aşağıdaki örnekleri düşünün.</p>



<p><em>İsa</em>:</p>



<p>Onları da dinlemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. Topluluğu da dinlemezse, onu putperest ya da vergi görevlisi say. Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde bağlayacağınız her şey gökte de bağlanmış olacak. Yeryüzünde çözeceğiniz her şey gökte de çözülmüş olacak. Yine size şunu söyleyeyim, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için anlaşırlarsa, göklerdeki Babam dileklerini yerine getirir. <em>Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım.”</em> (Mat. 18:17-20)</p>



<p><em>Pavlus</em>:</p>



<p><em>Ben ruhça aranızdayken </em>[muhtemelen elçisel yetkisine atıfta bulunuyor] <em>Rabbimiz İsa’nın gücüyle toplandığınız zaman</em>, bedeninin yok olması için bu adamı Şeytan’a teslim edin ki, Rab İsa’nın gününde ruhu kurtulabilsin.&nbsp; (1.Kor. 5:4-5)</p>



<p>Birincisi, <em>toplulukça bir araya geldiğinizde </em>aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum. Çünkü Tanrı’nın beğenisini kazananların belli olması için aranızda bölünmeler olması gerekiyor!&nbsp; (1.Kor. 11:18-19)</p>



<p>İlk olarak, bu imanlıların Mesih’in adıyla (ve yetkisiyle) toplandığına dikkat edin. Matta 18’de, bir kişiyi uzaklaştırmak için bu yetkiyi kullanacaklardır. Aynısı 1. Korintliler 5’te de geçerlidir. Sonrasında 1. Korintliler 11’de, aynı yetkiyi taşıdıkları için Rab’bin Sofrası’nı kutlamaktadırlar. Kesinlikle, uygun olmayan bir şekilde bunu alan kişi, “Rab’bin bedenine ve kanına karşı suç işlemiş olur” (1.Kor. 11:27) çünkü bunları yaparken, bunları O’nu temsil ederek ve O’nun yetkisiyle yapmaktadır.</p>



<p>İkincisi, Hristiyanlar “bir kilise”yi oluşturmaktadırlar, öyle ki, birlikte ya da ayrı olalım, bir kilise oluruz. Bu tıpkı bir takımın birlikte ya da ayrı olsalar da, hâlâ bir takım olması gibidir. Daha önce de söylediğimiz gibi, bu bir kimlik meselesidir. Ancak Pavlus, 1. Korintliler 11’de yaptığı gibi, “kilise” terimini biraz daha kesin ve hatta kurumsal olarak da kullanabilir. Burada Pavlus “kilise olarak” toplanmaktan bahsederken, biz Hristiyanların bir araya gelmediğimizde “kilise” olmadığı veya en azından “bir kilise” olmadığını ifade edecek şekilde konuşmaktadır. Başka bir deyişle, bu resmi toplantı hiçbirimizin ayrı ayrı sahip olmadığı bir varlığa ve yetkiye sahiptir. Pavlus şöyle diyor gibidir:<em> “Takım olarak bir araya geldiğinizde, iyi oynayın.”</em> Artık sadece kimlik açısından konuşmuyor. Teknik olarak bir takımı veya bir kiliseyi neyin oluşturduğuna dair konuşuyor.<em>&nbsp;Kiliseyi oluşturan, hep birlikte bir araya gelmektir.</em> Anahtarların gücünü kullanıp yetki sahibi olan, bir araya gelip toplanan bir yapı olmadan, bir kilise olamazsınız.</p>



<p>Hizmetlerle ilgili yazanlar ve <em>Communio </em>dergisinin yazarları anlaşılır bir şekilde kiliselerde kurumsallaşmaya karşı tepki göstermektedirler. Ancak kiliseyi bir yer olarak, bir organizasyon olarak veya birtakım faaliyetler olarak gören eleştirilerinde, yerel kiliseyle bir parkta buluşan bir grup Hristiyan arasındaki farkı gözden kaçırmaktadırlar. Mesih’in, kendisine kimin ait olduğunu veya olmadığını beyan etmek için resmi yetkiyle dünyasal bir organizasyon kurduğu gerçeğini gözden kaçırmaktadırlar ve bu organizasyonun üyeleri, şirketin kredi kartını istedikleri zaman istedikleri gibi kullanma yetkisine sahip değillerdir. Üyeler bu kredi kartını ne zaman kullanabilirler? O’nun adıyla bir araya geldiklerinde ve Mesih’in Ruhu, Söz ve ruhsal törenler aracılığıyla aralarında olduğu her an kullanabilirler (bkz. Elç. 4:31, 6:2, 14:27; 15:30; 20:7). Hem İsa hem de Pavlus böyle demektedir.</p>



<p><strong>SADECE TOPLULUKÇULAR İÇİN DEĞİL</strong></p>



<p>Tarihsel anlamda, bir kilisenin bir kilise olması için toplanması gerektiği gerçeğini görenler sadece toplulukçular değildir. Anglikan Kilisesi’nin 39 Makalesi’nin on dokuzuncu maddesi şöyle der: “Mesih’in görünen Kilisesi, Tanrı’nın pak Sözü’nün vaaz edildiği ve sakramentlerin Mesih’in buyruğu üzerine layıkıyla uygulandığı, sadık insanların oluşturduğu <em>topluluk</em>tur.” Lutheryen Augsburg İnanç Açıklaması’nın yedinci maddesi de benzer şekilde şöyle der: “Kilise, Müjde’nin doğru olarak öğretildiği ve sakramentlerin doğru olarak uygulandığı kutsallar <em>topluluğu</em>dur.”&nbsp;</p>



<p>Burada öne sürülen argümanın bazı kısımları, başka bir deyişle, toplulukçudur. Ama söylediklerim genel itibarıyla özünde toplulukçu değildir. İşte bu yüzden kampüs modeline sahip kiliseler, bizlere kilise tarihinde olmayan, nispeten benzersiz bir şey sunmaktadırlar. Evet, birden fazla toplantıya bir tek kilise demeye karar verildiği garip durumlar yer yer görülebilir. Ama erken dönemdeki veya orta çağdaki episkopal yapıların, Reformcu Lutheryen, Anglikan, Presbiteryen yapıların ya da bağımsız kilise yapılarının hangisinden bahsediyor olursak olalım, neredeyse bunların hepsi farklı toplantıları farklı birer şube veya ibadet olarak değil, farklı birer kilise olarak adlandırmıştır.</p>



<p><strong>BUNUN KAMPÜS MODELİNE SAHİP KİLİSELER İÇİN ANLAMI NEDİR?</strong></p>



<p>Peki o zaman bu kampüs modeline sahip kiliselerle ilgili ne yapmalıyız? Ben burada çıkarılabilecek dört ders görüyorum.</p>



<p><strong>1. Bir Kilise Değil, Birden Fazla Kilise.</strong>&nbsp;İlk olarak, asla bir araya toplanmayan kampüs modeline sahip bir kilise, bir kilise değildir çünkü toplanma unsuru bir kiliseyi oluşturan temel unsurlardan biridir. Bunun yerine, bu yapı birkaç kilisenin bir oluşumudur. Kampüslerin ve şubelerin sayısı kadar kilise vardır. Eğer yeterince açık olmadıysa, şunu tekrarlamak isterim: Ayrı ayrı bu kiliselerin hepsi için, Tanrı’nın işinde ve Müjde’de, kendileriyle ortak olduğum için şükrediyorum!</p>



<p>Bu tür bazı kiliseler gerçekte şubelerin hepsini yılda iki veya üç kez bir araya toplamaktadırlar. Peki bundan ne çıkarmalıyız? Eğer birbirinden ayrı olarak yaptıkları haftalık toplantılarında, her ayrı toplantı vaaz ve ruhsal törenler yoluyla anahtarların gücünü kullanıyor ve böylece insanları kendilerine bağlıyor ve çözüyorsa, o zaman bu ayrı toplantılar birer kilisedirler. Durum böyleyken, üç ayda bir bu kiliselerin tamamının toplanması&#8230; bilemiyorum&#8230; başka bir şeydir. Belki de bu toplantılar kiliselerin bir araya geldiği toplantılardır ve öyleyse de bu daha geniş kapsamlı toplantıda, bir anlamda anahtarların gücünü gasp ettikleri söylenebilir.</p>



<p>Öte yandan, eğer bu ayrı yapılan toplantılarda Söz’ü vaaz ediyorlar ama ruhsal törenleri hiç uygulamıyor, vaftiz etmiyor ve Rab’bin Sofrası’nı almıyorlar, üyelik ve disiplini yalnızca üç ayda bir yapılan toplantılarda ele alıyorlarsa, belki de teknik olarak, bu üç dört ayda bir yapılan toplantılar bir kilisedirler. Bütün bunlar, en azından benim anlayışıma göre, bana yersiz ve itaatkâr olmayan bir şeymiş gibi geliyor çünkü Yeni Antlaşma, görünüşe göre kilisenin dört ayda bir değil, her hafta buluşmasını öngörmekte. Ayrıca anahtarların gücünü kullanmak, güvenilir iman ikrarlarını onaylayıp sahte iman ikrarlarını önlemek ve bunları uzak tutmak anlamına geliyorsa, yılda dört kez toplanan bir kilise bunu ne kadar anlamlı bir şekilde yapabilir ki? Üstelik farklı kampüslerin üyeleri göz göre göre birbirlerini tanıyamadıkları için bunu doğru dürüst bir şekilde yapabilirler mi?</p>



<p>Son olarak, anahtarların gücünü büyük üç aylık toplantılarda kullanmanın, anahtarların kullanılmasının bir dereceye kadar Söz hizmetinden ayrı tutulacağı anlamına geldiği gerçeğine de dikkat ediniz. Diğer bir deyişle, benim kampüsüm Söz’ü vaaz eden bir vaiz tarafından şekillendiriliyor ve bir başka kampüs Söz’ü vaaz eden başka bir vaiz tarafından şekillendiriliyorsa, kilise disiplini veya ihtiyar atama gibi bazı en hassas konular, “kilise” olarak tüm kampüslerin üç ayda bir yaptığı bu toplantılarda ele alınacak demektir. Dolayısıyla bizler de tek bir ibadete, tek bir kampüse sahip olan bir kilisenin, her hafta tek bir vaizi dinlemeleriyle birlikte tecrübe edecekleri o fikir birliğini tam olarak paylaşamayız.</p>



<p><strong>2. Anahtarları Gasp Etmek.&nbsp;</strong>İkincisi, farklı şubeler veya ibadetler (yani farklı kiliseler) anahtarların gücünü birbirleri üzerinde kullandıkları ölçüde, gasptan suçludurlar. Eğer toplanan kişiler Mesih’in varlığını ve yetkisini bilen iki veya üç kişiyse, bir başka toplantının veya bedenin bu ilk toplantının üzerine çökmesine nasıl yaklaşacağız? Bana öyle geliyor ki, ait olmadıkları bir yere izinsiz girmektedirler. Topluluğun sahip olduğu elçisel yetki kendilerine vaat edildiğinden, inanıyorum ki, tüm inananların kâhinliği göz önünde bulundurulduğunda, imanlılar topluluğuna yük olup baskı yapan herhangi bir grup (başka bir topluluk, ihtiyar takımı, piskopos veya kurumsal yapı olsun) hata edip imanlılarla Tanrı arasında durmaktan suçludur. Kuşkusuz bu eleştirinin bir toplulukçu eleştiri olduğunu da söylemem gerekir tabii.</p>



<p><strong>3.&nbsp;Önderlere Elçisel Yetki Vermek</strong>. Kilisenin anahtarlarının gücü elçisel bir güçtür. Bu, bağlama ve çözme gücüdür ve etkindir. Örneğin, bir bireyi disipline eden bir kilise etkin bir şekilde hedefini gerçekleştirir. Eylemleri bireyin rızasına bağlı değildir. Öte yandan, bir ihtiyarın Kutsal Kitap’a dayanan yetkisi, benim anladığım kadarıyla, elçisel ya da etkin değildir. Ne bir ihtiyara ne de birden fazla sayıdaki ihtiyara, kişileri kiliseye dahil etme veya kilisedeki kişileri disiplin altına alma yetkisi verilmemiştir. Eski tabirleri kullanmak gerekirse, kilisenin komuta yetkisi varken, ihtiyarların yalnızca öğüt verme yetkisi vardır. Bu farkın nedenlerinden biriyse toplanmanın kilisenin&nbsp;<em>varoluşu</em> için, ihtiyarlarınsa sadece kilisenin <em>iyi oluşu</em> için olduğu gerçeğidir.&nbsp;</p>



<p>Yukarıdaki ikinci eleştiriyi (gasp eleştirisi) belirtmenin bir başka yolu, kampüs modeline sahip bir kilisenin anahtarların elçisel gücünü kilisenin eline değil, önder takımının eline verdiğini söylemektir. Piper’a tekrar kulak verelim:</p>



<p>Bence Kutsal Kitap’a dayanan kilise topluluğu ve birlik konusu, ihtiyarlık kurumunda birlik, öğretişte birlik ve hizmet felsefesinde birlik kavramlarının üzerine kuruludur. Bu nedenle, kilise içinde bu, Kutsal Kitap’a dayalı bir şekilde yaşam veren oldukça önemli birtakım ilişkiler ve Kutsal Kitap’ın içinde “birbirinize” ifadesinin geçtiği bütün buyrukları üzerine kuruludur.</p>



<p>Piper’ın argümanı, eğer kendisi topluluğun ihtiyarlarına elçisel yetki atfetmek istiyorsa, işe yarar. Bu ilişkiler farklı toplantılar veya ibadetler arasında bölünmüş olduğundan, “oldukça önemli birtakım ilişkiler” burada herhangi bir şekilde işlememektedir. Hayır, buradaki birleştirici güç ihtiyarlar ve genel kurumsal yapıdır. İhtiyarlar ve onların kurumsal yapısı, tüm toplantıların benzersiz bir şekilde paylaştığı ortak faktördür. (Ama hepsi de Müjde’yi paylaşmıyor mu? Evet ama dünyadaki diğer gerçek kiliseler de öyle. Kiliselerini Bethlehem “kilisesi” yapan şey buradaki kurumsal yapıdır). Bu “kilise”yi oluşturan şey ihtiyarlar ve onların programı olduğu için, şu anda elçisel bir statüye sahip olanlar ihtiyarlardır. Kendilerini kilisenin <em>varoluşu</em>na konumlandırmışlardır. Bu, inanıyorum ki, bütün kampüs modeline sahip kiliselerin etkili bir şekilde yapmış olduğu şeydir.</p>



<p><strong>4. Birden fazla ibadet?&nbsp;</strong>Dikkatli ve düşünceli olan bir okuyucu, birden fazla kampüs hakkında itiraz ettiğim şeyin aynı zamanda birden fazla ibadet için de eşit derecede geçerli olduğunu fark etmiş olacaktır. Aslında, kampüs modeline sahip ve çok ibadetli arasında ciddi bir fark yoktur. Biri toplulukları coğrafi olarak yayarken, diğeri kronolojik olarak yaymaktadır. Birkaç on yıl boyunca birden fazla ibadet yapıldıktan sonra, kilise liderlerinin bir adım daha ileri gitmiş olmaları ve birden fazla şubeyi desteklemeleri de şaşırtıcı değildir.</p>



<p>Çok ibadetli bir kilisenin kilise olmadığını mı söylüyorum? Evet, doğru. Eğer iki ibadeti olan bir kiliseye pastörlük ediyorsanız, aslında iki kiliseye pastörlük ettiğinizi söylüyorum. Bu kiliselere ikizler diyebiliriz çünkü her ikisine de pastörlük yapıyorsunuz ancak bunlar farklı&nbsp;<em>ekklesia</em>lardır. Komik olan şey şu ki, konuştuğum birkaç çoklu ibadet pastörü, sık sık bu şekilde “hissettiklerini” utana sıkıla itiraf etmektedirler.</p>



<p><strong>SONUÇLAR</strong></p>



<p>Kampüs modeline sahip ve çok ibadetli kiliselerin savunucuları, kendilerine yönelik eleştirilere sıklıkla kilise üyelerinin belirli bir boyuta ulaşıldıktan sonra birbirlerini tanıyamadıklarını ve bu nedenle de bir kiliseyi ibadetlere veya şubelere bölmenin, kiliseye artan sayının vereceği zarardan daha fazla zarar vermediğini söyleyerek karşılık vermektedirler. Ayrıca, Yeruşalim’deki kilise de çok büyüktü.</p>



<p>Ama burada savunduğum şey, yeryüzündeki bir kilisenin sadece ilişkilerle veya paydaşlıkla <em>oluşturulmadığıdır</em>. Kilise, Mesih’in topluluğa verilen yetkisiyle ve bu yetkinin onlar tarafından uygulanmasıyla oluşturulur. Bu nedenle, bu argüman kiliseyi neyin oluşturduğuna dair noktayı gözden kaçırmaktadır. Vaaz için ve ruhsal törenlerin kutlanması için 20.000 kişinin düzenli olarak toplanması, <em>prensipte</em>, birbirini tanıyan 10’ar kişilik iki farklı ibadetteki kişilerin olmadığı bir şekilde bir kilisedir.</p>



<p>Tabii ki, 20.000 kişilik bir topluluğun, yılda dört kez bir araya gelen bir “kilise”de de olacağı gibi, anahtarların gücünü hassas ve düzgün bir şekilde kullanmakta zorluk çekeceğini kabul ediyorum. Hatta topluluğun, İsa’nın kiliseden Matta 16 ve 18’de beklediği şeyi <em>yerine getiremeyeceği</em> bir noktaya gelebileceğini bile söyleyebilirim çünkü haftada bir kez bir stadyumda buluşan yirmi bin kişi muhtemelen anahtarları düzgün bir şekilde kullanamayacaktır. 6. bölüme geldiğimiz anda, Yeruşalim kilisesinde büyük anlaşmazlıkların olduğunu ve yeni çözümler gerektiğini elbette görmekteyiz. Büyük bir kilise de, <em>uygulamada</em>, kampüs modeline sahip bir kilisenin <em>prensipte</em> olduğu kadar ihmalkâr olabilir.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Ama olay şu: Kampüs modeline sahip bir kilise İsa’nın Matta 16’daki kilise için olan tasarısını yerine getiremez çünkü her kampüsün üyeleri bir araya gelmemektedir. Elbette burada ironik olan şey, bu modeli savunanların Yeni Antlaşma’da gördüğümüz şeyleri alması (çok büyük kiliseler) ve bunları kullanarak göremediğimiz şeyleri (kampüs modeline sahip bir kilise) iddia etmeleridir. Bunu yaparken, bu kişiler Yeni Antlaşma’nın, hem yeryüzünde hem de göklerde bir kiliseyi kilise yapan şeyin ne olduğu hakkındaki ifadelerini gözden kaçırmaktadırlar.</p>



<p><a href="https://www.9marks.org/by-author/jonathan-leeman/"><strong>Jonathan Leeman</strong></a><strong></strong></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kampus-modeline-sahip-kiliselere-iliskin-teolojik-bir-elestiri-kilise-gercekten-nedir/">Kampüs Modeline Sahip Kiliselere İlişkin Teolojik Bir Eleştiri: “Kilise” Gerçekten Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/kilise-hizmetinde-basari-kavraminin-yeniden-anlasilmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2465</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kilise-hizmetinde-basari-kavraminin-yeniden-anlasilmasi/" title="Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Yazar ve Teolog David Wells, 1994’te yayınlanan God in the Wasteland adlı kitabında şöyle söyler: “Teoloji öğrencileri, kilisenin şu anki durumundan memnun değiller. Kilisenin vizyonunu kaybettiğine inanıyor ve kiliseden çok daha fazlasını bekliyorlar.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kilise-hizmetinde-basari-kavraminin-yeniden-anlasilmasi/">Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kilise-hizmetinde-basari-kavraminin-yeniden-anlasilmasi/" title="Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/02/Re-imagining-Success-in-Ministry.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p></p>


</p>
<p>Yazar ve Teolog David Wells, 1994’te yayınlanan <em>God in the Wasteland</em> adlı kitabında şöyle söyler: “Teoloji öğrencileri, kilisenin şu anki durumundan memnun değiller. Kilisenin vizyonunu kaybettiğine inanıyor ve kiliseden çok daha fazlasını bekliyorlar.” Ancak Wells’in de kabul ettiği gibi, tatmin olmamak yeterli değildir. Bundan daha fazlasına ihtiyacımız var. Kiliseyi ayağa kaldırmak ve olması gerektiği şekle getirmek zorundayız. Doğasında ve özünde kilise nedir? Kiliseyi kilise yapan ve onu ayrı tutan şey nedir?</p>
<p> </p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p><strong>KİLİSE SAĞLIĞININ TARİHİ</strong></p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Hristiyanlar uzun süre boyunca “kilisenin işaretleri” hakkında konuşmuşlardır. Kilise konusu, Reform dönemine kadar geniş ölçekli, resmi bir tartışma konusu olmamıştır. On altıncı yüzyıl öncesinde kilise kavramı, tartışılmalara konu olmaktan ziyade, varsayılmaktaydı. Kilise, bir lütuf aracı olarak görülmekte ve teolojinin geri kalan diğer konuları gibi bir gerçeklik olarak, varlığını yalnızca bir varsayım olarak sürdürmekteydi. Martin Luther’in temel konulara yönelik eleştirileri ortaya çıktığında, artık kilisenin doğasının da tartışma konusu olması kaçınılmazdı. Bir teoloğun dediği gibi: “Reform hareketi, gerçek bir kilisenin ölçütünün kilise teşkilatı olmadığını, ölçütün Müjde olduğunu ortaya koymuştur.” (Edmund Clowney, <em>The Church</em>, [1995], 101).</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Melanchthon, 1530 yılında kaleme aldığı Augsburg İnanç Bildirgesi’nin 7. bölümünde şöyle der: “Bu Kilise, kutsallardan oluşan, Müjde’nin doğru bir şekilde öğretildiği ve sakramentlerin doğru bir şekilde uygulandığı yerdir. Kilisede gerçekten bir birliğe sahip olmak için Müjde’nin öğretilişi ve sakramentlerin uygulanışı noktalarında aynı inanca sahip olmak yeterlidir.” 1553’te Thomas Cranmer, Anglikan Kilisesi’nin Kırk İki Bildirgesi’ni yazmış ve burada şöyle demiştir: “Mesih’in görünen kilisesi, içinde imanlı insanların bulunduğu, Tanrı’nın pak sözünün vaaz edildiği ve sakramentlerin doğru bir şekilde uygulandığı yerdir.” John Calvin de, Hristiyan İnancının Temelleri adlı eserinde şöyle yazar: “Nerede Tanrı’nın Sözü doğru bir şekilde vaaz edilip işitiliyor ve sakramentler Mesih’in buyurduğu biçimde uygulanıyorsa, orada şüphesiz ki, Tanrı’nın bir kilisesi vardır.”</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Belçika İnanç Açıklaması (1561) 29. bölüm şöyle der: “Gerçek kilise, aşağıdaki özelliklere sahip olmasıyla tanınabilir: Kilise Müjde’nin pak vaazı ile meşguldür; Mesih’in teşkil ettiği şekilde pak sakramentlerin uygulanmasını sağlar; hataları düzeltmek için kilise disiplinini uygular. Kısacası, Tanrı’nın pak Söz’üne uygun olarak buna zıt olan her şeyi reddeder ve tek Baş olarak İsa Mesih’i tutarak kendi kendini yönetir.”</p>
<p> </p>
<p>


<p></p>


</p>
<p><strong>KİLİSENİN KURULMASI VE KORUNMASI</strong></p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Bu iki işaretle (Müjde’nin duyurulması ve sakramentlerin uygulanması), Tanrı’nın gerçeğinin kaynağı ve bu gerçeği sevgiyle yansıtan bir araç olan kilisenin hem kurulduğunu hem de korunduğunu görebiliriz. Kilise, Söz’ün doğru bir şekilde vaaz edilmesiyle doğar ve vaftizin ve Rab’bin Sofrası’nın doğru bir şekilde uygulanmasıyla birlikte korunur ve ayırt edilir (İkinci işarette kilise disiplininin uygulanıyor olduğu varsayılmakta).</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Kesinlikle hiçbir kilise mükemmel değildir ama Tanrı’ya şükürler olsun ki, mükemmel olmayan birçok kilise sağlıklıdır. Yine de korkarım ki, birçok kilise Mesih’in tamamen tanrılığını ve Kutsal Kitap’ın tam yetkisini kabul etse bile, sağlıklı bir kilise değildir. Bu dönemlerde birçok kilise topluluğu uyuşmuş bir şekilde sadece lafta Hristiyan olmaya devam etmekte ve sonuç olarak da faydacılık (pragmatizm) ve küçük işler peşinde koşma çabaları baş göstermektedir. Bu doğrultuda yazılarımızda bahsettiğimiz dokuz işaret (9Marks), vaazların ve kilise önderliğinin tekrardan Kutsal Kitap’a uygun bir hale gelebilmesi adına bir eylem planı niteliğindedir. Çok fazla kilisenin amacı Tanrı’yı yüceltmek olmaktan çıkıp sadece kilisenin sayıca büyümek olmuştur ve bu amaca nasıl ulaşıldığı önemli olmaksızın, bu durumun Tanrı’yı yücelttiği varsayılmaktadır.</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Hristiyanların geniş kesimler tarafından hızla reddedildiği, müjdelemenin hoşgörüsüz bir şey olarak görüldüğü ve hatta resmen bir nefret suçu olarak sayıldığı bir toplumda, kendimizi değişime uğramış bir dünyanın içinde bulmaktayız. Topluma ait olabilmek adına uyum gösterdiğimiz kültür, Müjde düşmanlığıyla o kadar iç içe geçmiş bir hal alıyor ki, kültüre uyum sağlamak, ister istemez Müjde’yi kaybetmek anlamına geliyor. Böyle bir zamanda, Kutsal Kitap’a tekrardan kulak vermemiz, başarılı hizmet kavramını tekrardan düşünmemiz ve başarının her zaman anında meyve veren bir hizmetle değil, Tanrı’nın Sözü’ne gözle görülür bir sadakatle hizmet etmekle ölçüldüğünü anlamamız gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p>


<p></p>


</p>
<p><strong>YENİ BİR MODELE İHTİYACIMIZ VAR</strong></p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Kilise için yeni bir modele ihtiyacımız var. Ama aslında ihtiyacımız olan model eski bir model. Bize, görünen sonuçların başarı göstergesi olarak kabul edildiği bir kilise değil, Kutsal Kitap’a sadık kalmaya devam etmenin başarı olarak görüldüğü bir kilise gerekiyor. Bu yeni (eski) kilise modelinin temelinde iki ana ihtiyaç yer almaktadır: mesajın vaaz edilmesi ve Mesih’in öğrencilerine önderlik edilmesi. “Sağlıklı kilisenin işaretleri” içindeki ilk beş işaretin hepsi (açıklayıcı vaaz, Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Kitap’a dayalı Müjde anlayışı, Kutsal Kitap’a dayalı Mesih’e dönme anlayışı ve Kutsal Kitap’a dayalı müjdeleme anlayışı), Tanrı Sözü’nün doğru bir şekilde vaaz edilmesi kaygısını taşır. Diğer dört işaretse (kilise üyeliği, kilise disiplini, öğrenci yetiştirme ve gelişme isteği ve kilise önderliği), Hristiyan kimliğinin sınırlarının doğru bir şekilde belirlenmesiyle, bir başka deyişle öğrencilere nasıl yol göstereceğimiz konusuyla ilgilidir. </p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Bütün bunların nihai amacı, Tanrı’yı duyururken, O’nu yüceltmektir. Tarih boyunca Tanrı, kendisinin tanınmasını istemiştir (örn. Çık. 7:5; Yas. 4:34-35; Mez. 22:21-22; Yeş. 49:22-23; Hez. 20:34-38; Yuh. 17:26). Dünyayı yaratmış ve yaptığı her şeyi kendi yüceliği için yapmıştır. Bunu yapması doğrudur ve iyidir de. Mark Ross bu konuda şöyle diyor:</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>“Bizler Tanrı’nın en iyi kanıtlarındanız. . . Pavlus’un (Ef. 4:1-16’da) en büyük amacı, kilisenin Tanrı’nın yüceliğini göstermesi ve sergilemesi, bu sayede de O’nun, uğruna yaşanmaya değer bir varlık olmadığını söyleyen karanlığın hükümranlıklara karşı, Tanrı’nın karakterinin zafer kazanmasıdır&#8230; Tanrı Kendi adının yüceliğini, Kendi kilisesine emanet etmiştir.”</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Bu sözleri okuyan herkes, hem kilise önderi olanlar hem de olmayanlar, Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır. Bizler Tanrı’nın kutsal doğasının ve doğru karakterinin yürüyen birer resmi olmalı, evrende herkesin görmesi için bu karakteri yansıtmalıyız. Özellikle de bunu, Mesih’te Tanrı’yla bir olduğumuz için yapmalıyız. Tanrı’nın bizi çağırdığı şey ve bizi buna çağırma amacı budur. O, bizi topluluklarımızla birlikte O’na katılmaya çağırıyor. Bunu kendi yüceliğimiz için değil, O’nun yüceliği için yapmamızı istiyor. </p>
<p>


<p></p>


</p>
<p><strong>* * * * * </strong></p>
<p>


<p></p>


</p>
<p>Editörün notu: Bu parça, <a href="http://9marks.myshopify.com/products/nine-marks-of-a-healthy-church-by-mark-dever"><em>Nine Marks of a Healthy Church</em></a> (Wheaton: Crossway, 2000) adlı kitabın giriş bölümünden derlenmiştir.</p>
<p>


<p></p>


</p>
<p><a href="https://www.9marks.org/by-author/mark-dever/"><strong>Mark Dever</strong></a></p>
<p>


<p></p><p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kilise-hizmetinde-basari-kavraminin-yeniden-anlasilmasi/">Kilise Hizmetinde Başarı Kavramının Yeniden Anlaşılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklayıcı Vaaz]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2667</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/" title="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" rel="nofollow"><img width="768" height="380" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-300x148.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-1024x506.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589.jpg 1044w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Parçası olduğum kiliseler birliği içerisinde (Güney Baptist Konvansiyonu), Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı ile ilgili savaş zaferle sonuçlanmış olabilir. Ancak hem bizler hem de benzer savaşları kazanmış diğer müjdeci mezhep veya kiliseler, kendimizi hemen kutlamamalıyız.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/">Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/" title="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" rel="nofollow"><img width="768" height="380" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-300x148.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-1024x506.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589.jpg 1044w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="2667" class="elementor elementor-2667">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-427d6fea elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="427d6fea" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-64912ec7" data-id="64912ec7" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6c8ff8f8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6c8ff8f8" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<h6>Teşhis – Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun (1. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p></p>
<p></p>
<p>Parçası olduğum kiliseler birliği içerisinde (Güney Baptist Konvansiyonu), Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı ile ilgili savaş zaferle sonuçlanmış olabilir. Ancak hem bizler hem de benzer savaşları kazanmış diğer müjdeci mezhep veya kiliseler, kendimizi hemen kutlamamalıyız. Çünkü muhafazakâr kiliseler Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığını kabul etseler dahi, iş uygulamaya geldiğinde Tanrı Sözü’nün <em>yeterliliğini </em>reddediyor olabilirler. Kutsal Yazılar’ın, Tanrı’nın yanılmaz Sözü olduğunu söyleyip kürsülerimizden O’nu ciddiyetle ilan edemiyor olabiliriz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aslında günümüzde birçok müjdeci kilisede, Tanrı’nın Sözü açısından bir kıtlık söz konusudur. Vaaz serilerinin başlıkları, televizyon dizilerini andırır nitelikte hazırlanmaktadır. Vaazlar çoğunlukla başarılı evlilik veya günümüz kültüründe çocuk yetiştirme gibi konuları ele almakta. Aile meselelerini konu alan vaazlar elbette yerinde ve gereklidir ancak burada genellikle iki sorun gün yüzüne çıkmaktadır. Birincisi, Kutsal Yazılar’ın bu konularda ne dediği sıklıkla göz ardı edilmektedir. Evlilik üzerine verilen vaazların acaba kaç tanesi Pavlus’un kadın ve erkek rolleriyle ilgili söylediklerini sadakatle ve ısrarla ortaya koymaktadır (Ef. 5:22-33)? Yoksa Kutsal Yazılar’ın söylediklerinden utanıyor muyuz?</p>
<p></p>
<p></p>
<p>İkincisi ve belki de daha ciddi olanı, bu tür vaazlar neredeyse her zaman yüzeysel bir şekilde verilmektedir. Vaazlar topluluğun her hafta duyduğu sıradan sözler haline gelir. Tanrı’nın Sözü’nden doğan ve yaşamlarımızın tamamına bir temel sağlayan teolojik dünya görüşü, sessizce ihmal edilir. Pastörlerimiz, Dear Abby (buradaki karşılığı Güzin Abla) gibi birer ahlak polisine dönüşür ve her hafta nasıl daha iyi yaşayabileceğimize dair nasihatler verirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Birçok topluluk neler olduğunun farkına varmaz çünkü vaaz edilen bu ahlaki yaşam, Kutsal Yazılar’la kısmen de olsa örtüşmektedir. Vaaz, hem imanlıların hem de imanlı olmayanların kişisel ihtiyaçlarına hitap etmektedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Pastörler aynı zamanda vaazlarını hikâyeler ve örneklendirmelerle doldurmalarının gerektiğine inanırlar çünkü bu kıssalar sayesinde vermek istedikleri ahlaki mesaj somutlaştırılmış olacaktır. Her iyi vaiz örneklerden faydalanır ancak bazen vaazlar o kadar çok hikâyeyle doldurulur ki, içlerinde teolojiye hiç yer kalmaz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Müjdeci akım içerisinde, Müjdeci kiliselerin teolojik açıdan iyi olduklarını çünkü toplulukların onlara öğrettiğimiz şeylerden şikâyet etmediklerini söyleyen kişilere sıkça rastladım. Bu tarz bir yorum oldukça korkunçtur. Pastörler olarak, “Tanrı’nın isteğini tam olarak” bildirmekten sorumluyuz (Elç. 20:27). Çağrımızı tam olarak yerine getirip getirmediğimizi anlamak için topluluğun geri bildirimine bel bağlayamayız. Kutsal Kitap’ın bizden talep ettiklerine dayanmamız gerekir. Bazı durumlarda, bir topluluğa Tanrı’nın Sözü ciddi bir şekilde öğretilmemiş olabilir ve dolayısıyla da biz pastörlerin çağrımızı yerine getirmediğinden bihaberdirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Pavlus bizi şöyle uyarıyor: “Ben gittikten sonra sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtların aranıza gireceğini biliyorum” (Elç. 20:29). Başka bir yerde de kendisi şöyle diyor: “Öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar” (2. Tim. 4:3-4). Vaazlarımızın ölçütü topluluğun arzularıysa, sapkınlık kazanını kaynatmaya başlıyor olabiliriz. Topluluklarımızın sapkın olduğunu söylemiyorum. Demek istediğim tek şey, sadakatin ölçütünün bir kilisede hâkim olan görüş değil, Tanrı’nın Sözü olması gerektiğidir. Bir pastörün çağrısı, sürüyü Tanrı Sözü’yle beslemektir, duymak istediklerini onlara söyleyerek gönüllerini hoş etmek değil.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Çoğunlukla topluluklarımız, biz vaaz edenler tarafından kötü bir şekilde eğitilmektedirler. Bir topluluk devamlı olarak ahlakçı öğretilerle beslense ne olurdu bir düşünün. Belki nazik, affedici, sevgi dolu ve iyi eşler olmayı öğrenebilirler (bunların hepsi iyi şeyler elbette!). Yürekleri yumuşayıp terbiye edilebilir. Ancak teolojik temel görmezden gelindikçe, sapkınlık bir kurt gibi çok yakın bir yerde pusuda bekleyecektir. Nasıl mı? Pastörün kendisi sapkın olduğu için değil. Pastörün teolojisi tamamen sağlam ve Kutsal Kitap’a sadık olabilir. Ancak vaazlarında teolojiyi yalnızca “<em>varsayıyordur</em>” ve böylece insanlara Kutsal Kitap’ın olay örgüsünü ve teolojisini öğretmeyi de ihmal eder.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bu nedenle de gelecek olan kuşakta veya ondan bir sonrakinde, topluluk kaçınılmaz olarak ve farkına bile varmadan daha liberal bir pastör isteyebilir. Bu yeni pastör de insanlara iyi, nazik ve sevgi dolu olmayı vaaz eder. O da aynı şekilde iyi evliliklerin ve dinamik ilişkilerin önemini vurgular. Kilise koltuklarında oturan insanlar yeniyle eski arasındaki farkı ayırt bile edemeyebilirler çünkü mevcut teoloji, daha önceki muhafazakâr pastörün vaaz ettiği teolojiyle kulağa tamamen aynı geliyordur. Muhafazakâr pastör, Kutsal Kitap’ın yanılmazlığına inanmış ancak yeterliliğine inanmamıştır çünkü topluluğuna, Kutsal Yazılar’da öğretilenlerin tamamını vaaz etmemiştir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisine yönelik bilgisizliğimiz, her daim su yüzüne çıkar. Son on yıl içerisinde, konuşmacının dinleyicileri öne çıkmaları için davet ettiği iki farklı olay var aklımda kalan (bir tanesi büyük bir stadyumda ismini hatırlamadığım bir konuşmacıydı). Stadyumda verilen vaaz, müjdeleyici olma niyetiyle verilmişti ama dürüstçe söyleyebilirim ki, Müjde hiçbir şekilde ilan edilmemişti. İsa Mesih’in çarmıha gerilmesi, dirilişi ve bunların <em>neden</em> gerçekleştiğiyle ilgili hiçbir şey söylenmemişti. Neden işlerin değil de imanın kurtardığıyla ilgili hiçbir şey söylenmemişti. O gün binlerce kişi öne çıktı ve şüphesiz bu kişiler kurtulmuş sayılmışlardı. Bense kafamı kaşıyarak neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Belki de bazıları başka yerlerde gerçekten Müjde’yi duymuştur ve bu sayede orada gerçekten Mesih’e dönenler olur diye dua ettim. Aynı durum ziyarette bulunduğum bir kilise ibadetinde de vardı. Vaiz coşkulu bir davetle insanlara “öne çıkın” ve “kurtulun” dedi ama Müjde’yle ilgili hiçbir şey açıklamamıştı!</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Böyle vaazlar kiliseleri Mesih’e gerçekten dönmemiş insanlarla doldurabilir ve bu kişiler iki kat tehlikelidirler. Pastörleri tarafından, artık Mesih’e döndüklerinin ve kurtuluşlarını asla kaybedemeyeceklerinin güvencesi verilmiştir ama aslında hâlâ kayıptırlar. O günden itibaren de bu insanlar her hafta şu yeni postmodern müjdeyle yüreklendirilirler: “iyi olun.”</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<h6>Keşif <strong>—</strong> Kutsal Kitap Teolojisi Nedir? (2. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p></p>
<p></p>
<p>Birinci kısımda tanımlanan sığ vaaz sorununun çözümü oldukça basittir: pastörler Kutsal Kitap teolojisini vaazlarında nasıl kullanacaklarını öğrenmeliler. Ancak bunu yapmayı öğrenmek, şu soruyu sorarak başlamamızı gerektiriyor: Kutsal Kitap teolojisi nedir?</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>Kutsal Kitap Teolojisi ve Sistematik Teoloji</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisi, sistematik teolojinin tersine, Kutsal Kitap’taki olay örgüsüne odaklanır. Sistematik teolojiyse, Kutsal Kitap teolojisi çerçevesinde yapılsa da, zamandan bağımsızdır. Don Carson şöyle yazmıştır:</p>
<p></p>
<p></p>
<p style="padding-left: 40px;">Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’daki bir metne sistematik teolojiden çok daha yakından bakar. Her bir metin grubunun farklarını göz önünde bulundurarak gerçek bir hassasiyet seviyesi yakalamayı amaçlar. Dolayısıyla ideal olarak, Kutsal Kitap teolojisi sağduyulu bir yorumlamayla sağduyulu bir sistematik teoloji arasında bir köprü görevi görür (her ne kadar ikisi kaçınılmaz olarak birbirini etkiliyor olsa da). <a href="#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Başka bir deyişle, Kutsal Kitap teolojisi kendisini metinle veya metin grubuyla çok daha büyük bir bilinçle sınırlandırır. Kutsal Kitap yazarı için hangi temaların tarihi bağlamı içerisinde merkezi olduğunu ve bu temaların tutarlılığını inceler. Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’daki olay örgüsüne, Tanrı’nın tasarısının kurtuluş tarihi içerisindeki gelişimine odaklanır. Üçüncü kısımda da daha detaylı bakacağımız üzere bu, her metni bağlamına ve Kutsal Kitap’ın bütün olay örgüsüyle olan ilişkisine göre yorumlamamız ve vaaz etmemiz gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Öte yandan sistematik teoloji, metne günümüzün sorularını veya felsefi endişelerini yansıtır şekilde sorular sorar. Sistematik teolojide, aynı zamanda kutsal metinlerde örtülü bir şekilde var olan ancak sürekli olarak üzerinde durulmamış temaları da –iyi bir niyetle– keşfedilebilir. Yine de şu açıktır ki, kayda değer her sistematik teoloji, Kutsal Kitap teolojisi temelinde ilerler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisinin ayırıcı özelliği, Brian Rosner’ın da belirttiği gibi, “gündemi Kutsal Yazılar’ın belirlemesine izin vermesidir.” <a href="#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Kevin Vanhoozer, Kutsal Kitap teolojisinin özel rolünü şöyle açıklar: “Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Kitap’ın insanlar tarafından kaleme alınan çeşitli edebi ve tarihsel sözler aracılığıyla iletilmiş Tanrı Sözü olduğunu varsayan yorumlama yaklaşımının adıdır.” <a href="#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Ya da, “Bu iddiayı daha kesin bir şekilde ifade etmek gerekirse, Kutsal Kitap teolojisi, metinlerin kendi yazılma amaçlarına karşılık gelmektedir.” <a href="#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Carson, Kutsal Kitap teolojisinin yaptığı katkıyı güzel bir şekilde ifade etmektedir:</p>
<p></p>
<p></p>
<p style="padding-left: 40px;">Ancak olması gerektiği şekliyle Kutsal Kitap teolojisi, isminin de ifade ettiği gibi, Kutsal Kitap’ın çeşitli metinlerinden tümevarımsal bir şekilde ilerlerken bile, Kutsal Yazılar’ın <em>tamamı</em>nın birliğini ortaya çıkarmayı ve vurgulamayı amaçlar ve bunu yaparken de metinlerin kendisinde bulunan kategorilerle sınırlı kalır. Bu anlamda Kutsal Kitap teolojisi, kanonik Kutsal Kitap teolojisi, “bütün Kutsal Kitap’ı kapsayan” Kutsal Kitap teolojisidir. <a href="#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisi, Yaratılış, Pentatök, Matta, Romalılar ve hatta Pavlus’un yazdıklarının tamamının teolojisiyle sınırlandırılabilir. Ancak aynı zamanda Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’ın olay örgüsünün bir bütün olarak entegre olduğu Kutsal Yazılar’ın tüm kanonunu da içine alabilir. Açıklayıcı vaizler sıklıkla kitapların kurtuluş tarihinde teşkil ettikleri yeri düşünmeden, kendilerini Levililer, Matta ya da Vahiy kitaplarıyla sınırlarlar. Kutsal Yazılar’ın bir bölümünü diğerlerinden izole ederler ve sonuç olarak da “Tanrı’nın isteğini tam olarak” vaaz etmek yerine, bir parçasını eksik vaaz etmiş olurlar. Gerhard Hasel, Kutsal Kitap teolojisini, “Kutsal Kitap’ın tanıklık ettiği gerçeklerin her açısını ayrım gözetmeden ele alan” bir şekilde uygulamamız gerektiğini haklı olarak söylemektedir. <a href="#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Bu şekilde teoloji yapmak, yalnızca teoloji okullarındaki öğretmenlerin görevi değil,<em> S</em><em>öz’ü vaaz eden her vaizin sorumluluğudur!</em></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Carson’ın yaptığı açıklamalar doğrultusunda Kutsal Kitap teolojisi ve sistematik teoloji arasındaki farklar üzerinde tekrardan düşünelim.<a href="#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Sistematik teoloji Kutsal Yazılar’ın öğretilerini formülize ederken, tarihsel teolojinin katkılarını göz önünde bulundurur ve dolayısıyla Augustinus, Aquinas, Luther, Calvin, Edwards ve sayısız diğer birçok kişinin çalışmalarını derinlemesine inceler. Sistematik teoloji Tanrı Sözü’nü günümüz kültürüne ve zamanına doğrudan aktarmayı hedefler. Bu nedenle hiç şüphesiz her iyi vaiz, Tanrı’nın Sözü’nü çağdaşlarına güçlü ve etkili bir biçimde vaaz edebilmek için derin bir sistematik teoloji ilmine sahip olmalıdır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisi daha tümevarımsal ver çok daha temeldir. Carson, Kutsal Kitap teolojisinin “aracı bir disiplin” olduğunu ve sistematik teolojininse “sonuca (zirveye) ulaştıran bir disiplin” olduğunu söylemekte haklıdır. Bizler de Kutsal Kitap teolojisinin, Kutsal Yazılar’ın tarihi ve edebi olarak çalışılmasıyla dogmatik teoloji arasında bir köprü görevi gördüğünü söyleyebiliriz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisi, metnin tarihi bağlamından yola çıkarak ilerler. Bu, Kutsal Kitap teolojisinin tamamen tarafsız ve objektif olduğu anlamına gelmez. Bir şeyin önceden ne anlama geldiğiyle şimdi ne anlama geldiğini kesin bir şekilde ayırt edebileceğimiz düşüncesi, Krister Stendahl’ın da söylediği gibi, kuruntudur. Scobie, Kutsal Kitap teolojisiyle ilgili şunu söylüyor:</p>
<p></p>
<p></p>
<p style="padding-left: 40px;">Kutsal Kitap teolojisinin Hristiyan inancına olan bağlılığına dayanan varsayımları, Kutsal Kitap’ın tanrısal bir vahiy ilettiği, Tanrı’nın Sözü’nün Hristiyan inanç ve yaşamının kurallarını belirlediği ve Eski ve Yeni Antlaşma’da bulunan farklı kaynakların tamamının, tek Tanrı’nın Kutsal Yazılar boyunca sahip olduğu plan ve amaçla bir şekilde ilişkili olabildiğidir. Böyle bir Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Kitap’ın “o zaman ne dediği” ve “şimdi de ne dediği” arasında bir yerde durmaktadır. <a href="#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Devamında da şu söylenmelidir ki, Kutsal Kitap teolojisi sadece Eski veya Yeni Antlaşma’yla sınırlı kalmamakta, ikisini de Tanrı’nın Sözü olarak görmektedir. Nitekim Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazı kanonunun tamamını kendisine norm olarak alır ve dolayısıyla Kutsal Yazılar’ın teolojisini ortaya koymak için, her iki Antlaşma da gereklidir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>ESKİ VE YENİ ANTLAŞ</strong><strong>MA</strong><strong>’</strong><strong>YI DENGELEMEK</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Kitap teolojisini uygularken, Yeni ve Eski Antlaşma arasında harika bir uyum ve diyalektik vardır. Yeni Antlaşma, Eski Antlaşma’da başlayan kurtuluş tarihinin doruk noktasını temsil eder ve sonuç olarak Kutsal Kitap teolojisi, tanımı gereği öyküsel bir teolojidir. Tanrı’nın tarihteki kurtaran eyleminin hikâyesini kaydeder. Tanrı’nın yaptıklarının tarih içerisinde zamanla ortaya çıkışı, kurtuluş tarihi olarak adlandırılabilir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ayrıca Kutsal Yazılar’a “vaat ve tamamlanış” çerçevesinden yaklaşmak da faydalı olacaktır. Eski Antlaşma’da vaat edilenler, Yeni Antlaşma’da tamamlanmıştır. Eski Antlaşma vahyinin ortaya çıktığı tarihsel bağlamı bozmamak adına, vahyin taşıdığı tarihsel özelliği yok etmemeye dikkat etmeliyiz. Bunun yanı sıra, Eski Antlaşma’dan Yeni Antlaşma’ya doğru ilerleyen vahiy sürecinin de farkında olmalıyız. Bu süreç, Eski Antlaşma’nın öncül, hazırlayıcı doğasını ve Yeni Antlaşma’nın da eksiksiz, tanımlayıcı sözlerini onaylamaktadır. Eski Antlaşma’nın hazırlayıcı bir rolü olduğunu söylemek, onun taşıdığı hayati rolü ortadan kaldırmamaktadır çünkü Yeni Antlaşma’yı ancak Eski Antlaşma’nın anlamını tam olarak anlarsak kavrayabiliriz. Aynı zamanda bunun tam tersi de geçerlidir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Bazıları tipolojiyi kabul etmekte çekingen davranmaktadır ancak bu, Kutsal Kitap teolojisi için bir temel teşkil eder çünkü tipoloji, doğrudan Kutsal Kitap yazarları tarafından kullanılmış bir kategoridir. Peki tipoloji nedir? Tipoloji, Eski Antlaşma’da bulunan ve Yeni Antlaşma’da Mesih’te tamamlanan, olay, kişi ve kuruluşlar arasında, ilahi bir tasarıdan doğan benzeşmelerdir. <a href="#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Örneğin Matta, kendi Müjdesi’nde Meryem, Yusuf ve İsa’nın Mısır’dan dönmesinden bahsederken, bunu İsraillilerin Mısır’dan çıkışıyla ilişkilendirerek aktarır (Mat. 2:15; Çık. 4:22, 23; Hoş. 11:1). Elbette, bu “ilahi bir tasarıdan doğan benzeşmeler” sadece Yeni Antlaşma yazarları tarafından yapılmıyor. Eski Antlaşma yazarları da bunlara başvuruyorlar. Örneğin hem Yeşaya hem de Hoşea, Mısır’dan çıkışı andırır nitelikteki yeni bir çıkıştan bahsetmektedir. Aynı şekilde Eski Antlaşma’da, ilk Davut’tan daha da büyük olacak yeni bir Davut beklenmektedir. Görüldüğü gibi Eski Antlaşma’nın kendisinde de bizler, artış halinde bir tipoloji görüyoruz ve bunun sebebi de vaat tamamlandığında, tipolojideki tipin her zaman çok daha büyük bir anlam taşımasıdır. İsa yalnızca yeni bir Davut değildi. Davut’tan çok daha büyük bir Davut’tu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Tipoloji, tarihte ilahi bir tasarı ve amaç olduğunu tasdik eder. Kutsal Yazılar’ın nihai yazarı Tanrı’dır. Bu hikâye, sahnelenen ilahi bir oyundur. Ayrıca Tanrı, hikâyenin sonunu en başından itibaren bilmektedir, öyle ki, okuyucular olarak bizler vaatlerin tamamlanışlarına yönelik yapılan imaları Eski Antlaşma içerisinde görebilelim.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<h6>Yön — Kutsal Kitap Teolojisi, Vaaz Verirken Nasıl Uygulanır (3. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p></p>
<p></p>
<p>Kutsal Yazılar’ı vaaz ederken, üzerinde durduğumuz kitabın kurtuluş tarihinin neresine denk düştüğünü iyi anlamak hayati öneme sahiptir. Gereğinden fazla basitleştirme riskini taşımakla beraber, vaaz verirken iyi bir şekilde Kutsal Kitap teolojisi uygulamak iki adım içerir: geriye bakmak ve bütüne bakmak.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>GERİYE BAKMAK </strong><strong>— </strong><strong>GER</strong><strong>İYE DÖN</strong><strong>Ü</strong><strong>K TEOLOJİ</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Walter Kaiser, bizlere Kutsal Yazılar’ı vaaz ederken, her bir kitabın geriye dönük teolojisini de göz önünde bulundurmamız gerektiğini hatırlatıyor. <a href="#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Örneğin Mısır’dan Çıkış kitabını vaaz ederken, bunu kendisinden önceki bağlamdan bağımsız bir şekilde okursak, Mısır’dan Çıkış’ın mesajını doğru yorumlamamız zor olacaktır. Kendisinden önce gelen bağlamdan kasıt, Mısır’dan Çıkış kitabı için Yaratılış kitabında verilen mesaj demektir. Yaratılış kitabında Tanrı’nın her şeyin yaratıcısı olduğunu ve O’nun hükümranlığını bütün dünyaya yayalım diye, bizleri kendi suretinde yarattığını öğreniyoruz. Ancak Adem ve Havva, Tanrı’ya güvenmek ve ilahi hükmüne itaat etmek konusunda başarısız oldular. Yaratılıştan hemen sonra, dünyaya ölüm ve ıstırap getiren düşüş geldi. Yine de Tanrı, kadının soyu aracılığıyla son zaferin geleceğini vaat etti (Yar. 3:15). Kadının soyu ve Yılan’ın soyu arasında şiddetli bir çatışma olacaktı. Ancak galip gelen, kadın soyu olacaktı. Yaratılış kitabının geri kalanında kadının ve Yılan’ın soyu arasındaki savaşı görüyor ve Yılan soyunun oldukça güçlü olduğunu öğreniyoruz. Kayin Habil’i öldürüyor. Sadece Nuh ve ailesi kalana dek kötüler doğrulara hükmediyor. İnsanlar ün salmak için Babil’de bir kule inşa ediyor. Yine de Rab, egemenliğini sürdürüyor. Kayin’i yargılıyor. Nuh ve ailesi dışındakileri tufanda yok ediyor ve Babil’de insanların tasarladıklarını boşa çıkarıyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Rab, Yaratılış 3:15’te vaat edilen zaferin onların soyu aracılığıyla geleceğini söyleyerek, İbrahim, İshak ve Yakup’la bir antlaşma yapar. Onlara soy, toprak ve evrensel bir bereket verecektir. Yaratılış kitabı özellikle de soy vaadine odaklanır. Başka bir deyişle İbrahim, İshak ve Yakup kendi kuşakları zamanında ne vaat edilen topraklara sahiptiler ne de bütün dünyaya bir bereket olmaktaydılar. Ancak Yaratılış kitabı, Rab’bin Yakup’a bahşettiği on iki çocuktan bahsederek sonlanır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Peki Yaratılış kitabına uyguladığımız bu “geriye dönük teoloji”, Mısır’dan Çıkış’ı okurken nasıl oluyor da çok önemli oluyor? Geriye dönük teoloji burada esastır çünkü Mısır’dan Çıkış kitabı, İsraillilerin nüfuslarının son derece artmasıyla başlarken, İbrahim’e Yaratılış kitabında verilen soy vaadinin burada tamamlandığını derhal görebilmekteyiz. Yalnızca bu da değil. Yaratılış 3’ü düşündüğümüzde, İsrail kadın soyunu temsil ederken, Firavun’un Yılan soyu olduğunu görüyoruz. Firavun’un bütün yeni doğan erkek bebekleri öldürme isteği, Yaratılış’ta önceden ifade edilen bu iki soy arasındaki savaşta, Yılan soyunun tasarladıklarını simgelemektedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Mısır’dan Çıkış boyunca ve Pentatök’ün geri kalanını okumaya devam ettikçe, İsrail’in Mısır’dan özgür kılınışı ve Kenan diyarını fethedecekleri vaadinin de, Rab’bin İbrahim’le yaptığı antlaşmanın yerine gelmesini temsil ettiğini görebiliriz. Toprak vaadi, şimdi tamamlanmaya başlamıştır. Dahası, İsrail artık bir anlamda yeni topraklarda yeni bir Adem gibi rol almaktadır. Adem gibi onlar da iman ve itaatle, Tanrı’nın onlara sağladığı yerde yaşayacaklardır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Mısır’dan Çıkış’ı, öncesindeki Yaratılış’ın mesajını öğrenmeden okusaydık, hikâyenin önemini anlayamazdık. Metni bağlamından bağımsız bir şekilde okur ve keyfi okuma hatasına düşerdik.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Geriye dönük teolojinin önemi Kanon boyunca ortadadır ve burada birkaç başka örnekle yetinmemiz gerek. Mesela:</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Yeşu’nun önderliğindeki fetih, İbrahim’le yapılan antlaşma ışığında yorumlanmalıdır. Böylece Kenan’ın ele geçirilmesi, İbrahim’in Kenan topraklarından bereket bulacağı vaadinin yerine gelmesi olarak anlaşılabilir.</li>
<li>Öte yandan, peygamberlik kitaplarında ve diğer birkaç kitapta kaydedilen hem Kuzey (M.Ö. 722) hem de Güney krallıklarının sürgünleri (M.Ö. 586), Levililer 26 ve Yasa’nın Tekrarı 27-28’deki lanetlerin tamamlanmasıdır. Eğer vaizler ve kilise toplulukları, Musa’yla yapılan antlaşmanın geçmiş teolojisini ve bu antlaşmadaki lanetleri bilmiyorlarsa, İsrail ve Yahuda’nın neden sürgüne mahkûm olduklarını anlamaları da pek mümkün olmaz.</li>
<li>Yeni Davut vaadi, Davut’la öncesinde yapılan antlaşmadaki sonsuz soy ve krallık vaadini yansıtmaktadır.</li>
<li>Peygamberlik kitaplarında çok sık bahsi geçen Rab’bin Günü, İbrahim’e verilen vaadin ışığında yorumlanmalıdır.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p>Aynısı elbette Yeni Antlaşma için de geçerlidir.</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Eski Antlaşma’nın olay örgüsünü bilmiyor ve Tanrı’nın İsrail’le olan antlaşmalarından ve onlara verdiği vaatlerden bihabersek, Sinoptik Müjdelerdeki Tanrı’nın Egemenliği kavramının önemini anlamamız pek mümkün olmayacaktır.</li>
<li>İsa’nın Mesih, Tanrı’nın Oğlu ve İnsanoğlu olmasının bu denli önemli olmasının temelinde, Tanrı’nın önceki vahiyleri vardır.</li>
<li>Elçilerin İşleri kitabı, Luka’nın girişte söylediği gibi, İsa’nın yapmaya ve öğretmeye başladığı şeylerin bir devamıdır. Bu nedenle de hem Eski Antlaşma’yla hem de İsa’nın hizmeti, ölümü ve dirilişiyle bir anlam kazanır.</li>
<li>Ayrıca mektuplar da İsa Mesih’in gerçekleştirdiği yüce kurtarıcı eylemin üzerine inşa edilmiştir. Kurtaran haberi ve Tanrı’nın vaatlerinin tamamlanışını var olan kiliselere detaylıca açıklar ve uygulamaya geçirirler.</li>
<li>Son olarak Vahiy kitabı, hikâyenin doruk noktası olarak bir anlam kazanır. Bu kitap, daha fazla heyecan yaratmak için sona eklenmiş bir bölüm değildir. Eski Antlaşma’ya yapılan birçok gönderme, Vahiy kitabının Eski Antlaşma bağlamı içerisinde oluşturulduğunu ortaya koymaktadır. Kişi bu kitabı İsa Mesih’in öğrettiklerinin ve yaptıkları bir tamamlanması olarak görmediği sürece, kitap da hiçbir anlam ifade etmeyecektir.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p>Bu, kurtuluş hikâyesinin Kanon’daki her bir kitapta aynı merkeziyete sahip olduğu anlamına gelmez. Bilgelik kitapları olan Ezgiler Ezgisi, Eyüp, Vaiz, Süleyman’ın Özdeyişleri ve Mezmurlar’ı düşünebiliriz. Yine de bu örneklerde bile, yazarlar Kutsal Kitap’ın en başındaki yaratılış ve düşüşü ve aynı zamanda İsrail’in Tanrı halkı olarak sahip olduğu özel rolü gibi temel gerçekleri, önceden varsaymaktadırlar. Hatta bazen bu rolü dile de getirirler, örneğin Mezmurlar’ın İsrail’in hikâyesiyle ilgili olan yerleri gibi. Yine de, bunlar bizlere Kanon’un çeşitliliğini hatırlatmakta ve yazılan her şeyin aynı fonksiyona sahip olmadığını anlamamızı sağlamaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Burada vaizler için asıl gerçek şudur ki, vaizler vaazlarını kurtuluş tarihinin Kutsal Kitap’taki o büyük hikâyesiyle bağdaştıracak bir şekilde vaaz etmelidirler. Dinleyiciler Tanrı’nın yaptıklarını resmin tamamına bakarak görmeli ve Kutsal Yazılar’ın her bir parçasının resme nasıl katkı sağladığını anlayabilmelidirler. Bu da bizi şu konuya getiriyor…</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>B</strong><strong>ÜT</strong><strong>ÜNE BAKMAK </strong><strong>— </strong><strong>KANON</strong><strong>İ</strong><strong>K VAAZ</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vaizler olarak kendimizi sadece geriye dönük teolojyle sınırlandırmamalıyız.&nbsp; Aynı zamanda şimdi elimizde bulunan ve İsa Mesih’in hizmeti, ölümü ve dirilişine kanonik olarak tanıklık eden Kutsal Yazılar’ın tümüne bakmalıyız. Sadece geriye dönük teolojiyi vaaz edersek, gerçeği tam olarak sunamaz ve Rab’bin mesajını günümüz insanına ulaştıramayız.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Yaratılış kitabının ilk bölümlerini vaaz ederken, kadının soyuyla kastedilenin İsa Mesih olduğunu ve yaratılışın düşüşünün, İsa Mesih’in işi aracılığıyla geri çevrileceğini anlatmamız gerekir (Rom. 8:18-25). Dinleyicilerimizin, eski yaratılışın söylenen son söz olmadığını ve İsa Mesih’te yeni yaratılışla son sözün söylendiğini duyduğundan emin olmalıyız. Onlara Vahiy kitabı aracılığıyla sonun başlangıçtan daha iyi olduğunu ve ilk yaratılışın bereketlerinin yeni yaratılışla daha da büyütüleceğini göstermeliyiz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aynı şekilde Levililer’i vaaz ederken de, vaizler olarak bu kitaba İsa Mesih’te tamamlanan şeylerin ışığında bakmıyorsak, onu nasıl vaaz edebiliriz? Kesinlikle Eski Antlaşma kurbanlarının, İsa Mesih’in çarmıhtaki eylemiyle tamamlandığını duyurmamız gerekir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Dahası, yiyecekler ve temizlikle ilgili yasaları da kanonik olarak yorumlamalıyız. Böylece Rab’bin bizleri yiyecekler ve temizlikle ilgili olan yasaları izlemeye çağırmadığını kavrayabiliriz. Bu kurallar, daha büyük bir şeye işaret etmek amacıyla oradadırlar ve bu da, imanlılar olarak sürdürmemiz gereken kutsallık ve yeni yaşamlardır (1. Kor. 5:6-8; 1. Pet. 1:15-16).</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Aynı zamanda bu durum, Yeni Antlaşma’nın açıkça öğrettiği gibi, günümüz imanlılarının hâlâ Musa’nın yasası altında oldukları anlamına da gelmemektedir (Gal. 3:15-4:7; 2. Kor. 3:7-18). Yapılan eski antlaşma, kurtuluş tarihi içinde belli bir süreliğine etkin olmak üzere verilmişti. Artık Mesih’te gerçekleşen tamamlanışla birlikte bizler, İsraillilere Rab tarafından verilen yasa altında değiliz. Bu nedenle, İsrail’e verilen yasaların günümüz uluslarına bir örnek olarak uygulanması (günümüz Teonomistlerinin yaptığı gibi) hatadır. Vaazlarımızda Tanrı halkı olarak İsrail’le İsa Mesih’in kilisesi arasındaki farkı ortaya koymalıyız. İsrail, Tanrı’nın antlaşma halkını ve politik bir yapıyı simgeleyen teokratik halkıydı. Ancak günümüzde İsa Mesih’in kilisesi politik bir yapı değildir ve ulus devletler için yasalar içermez. Kilise her dilden, her oymaktan ve her ulustan insanları içerir. Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki bu farkı görememek, topluluklarımızı alt üst edebilir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki farkları anlamazsak, zaman zaman, örneğin Yeşu’nun toprakları ele geçirmesini anlatırken zorluk çekeriz. İsa Mesih’in kilisesi için olan vaat, elbette bir gün Kenan diyarını ele geçireceğimiz değildir! Bunun yerine, Yeni Antlaşma’yı okuyarak bu toprak vaadi tipolojik olarak anlaşılabilir ve Yeni Antlaşma’da son kez gerçekleşen bir vaat halini alır. İbraniler kitabı, Yeşu’daki esenlik ve dinlenme vaadinin, Tanrı halkı için son ve en büyük huzur vaadi olmadığını açıklamaktadır (İbr. 3:7-4:13). Pavlus, İbrahim’e vaat edilen toprakların sadece Kenan diyarından ibaret olmadığını ve evrensel bir hal almış olduğunu açıklar (Rom. 4:13). İmanlılar olarak İbraniler kitabında görüyoruz ki, bizler dünyasal bir kenti değil, gelecek olan göksel kenti bekliyoruz (İbr. 11:10, 14-16; 13:14). Ya da Yuhanna’nın Vahiy 21-22’de aktardığı Göksel Yeruşalim’i bekliyoruz ki bu da yeni yaratılışın ta kendisidir. Başka bir deyişle, eğer Yeşu’dan vaaz veriyorsak ve Mesih’teki mirasımızı ve yeni yaratılışı vurgulamıyorsak, bu durumda Kutsal Yazılar’ın hikâyesini ortaya koymakta da başarısız olmuşuz demektir. Bunu yaptığımızda, mesajın bir kısmını kesip atmış oluruz ve bu nedenle de dinleyiciler Kutsal Yazılar’ın tümünün Mesih’te nasıl tamamlandığını ve Tanrı’nın bütün vaatlerinin Mesih İsa’da nasıl “Evet” ve “Amin” olduğunu görememiş olurlar (2. Kor. 1:20).</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Eğer Kutsal Yazılar’ı kanonik olarak, Kutsal Kitap teolojisini kullanarak vaaz edersek, Mesih’i hem Eski Antlaşma’yla hem de Yeni Antlaşma’yla ilan etmiş oluruz. Elbette gereksiz basitleştirmeye ve simgeselliğe kapılmamaya ve antlaşmalar arasında zorlama bağlantılar kurmamaya dikkat etmeliyiz. Eğer doğru şekilde Kutsal Kitap teolojisini çalışır ve elçisel yorumbilimini takip edersek, bu tuzaklara düşmeyiz. Sonuçta elçisel yazarlar, Eski Antlaşma’nın Mesih’e işaret ettiğini ve O’nda tamamlandığına inanıyorlardı. İsa Mesih’in kendisi onlara yorumbilimini öğretmişti, tıpkı Kleopas’a ve arkadaşına Kutsal Yazılar’ı Emmaus yolunda öğrettiği gibi (Luka 24). Bu noktada bazı kişiler, elçilerin yorumbiliminin Tanrı tarafından esinlenmiş olduğunu ancak günümüzde tamamıyla örnek alınmaması gerektiğini iddia etmiştir. <a href="#_ftn11"><sup>[11]</sup></a> Böyle bir görüş hatalıdır çünkü bu görüş, Kutsal Kitap’ın gerçek anlamıyla, elçilerin Eski Antlaşma’yla uyumlu olarak gördüğü tamamlanmanın uyuşmadığını öne sürmektedir. Eğer bu doğruysa, antlaşmalar arasında kurulan bağlantılar dayanaksızdır ve elçiler (ve hatta Mesih’in kendisi!), günümüzde Eski Antlaşma’yı yorumlarken model teşkil etmemektedirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Ancak elçilerin Tanrı tarafından esinlendiğine ve hikmetli Eski Antlaşma yorumcuları olduklarına inanıyorsak, o zaman Eski Antlaşma’yı İsa Mesih’te tamamlandığı gerçeği ışığında okumamız mümkündür. Eski Antlaşma’nın olay örgüsü ve yapısı, her zaman O’na işaret eder ve O’nda tamamlanmıştır. <a href="#_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Eski Antlaşma’da İbrahim’e verilen vaatleri okuduğumuzda, bunların İsa Mesih’te tamamlandığını fark ederiz. Eski Antlaşma’daki kurbanların gölgeleri, Mesih’te anlam bulmaktadır. Örneğin:</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Fısıh, Pentikost ve Çardak Bayramı gibi bayramlar, Mesih’e Fısıh kurbanı ve Ruh’un armağanı olarak, İsa’ya da dünyanın Işığı olarak işaret etmektedir.</li>
<li>İmanlıların artık Şabat’ı tutması gerekmez çünkü bu da, Eski Antlaşma’daki gölgelerden biridir (Kol. 2:16-17; krş. Rom. 14:5) ve artık imanlılar için geçerli olmayan Sina Antlaşması’na aittir (Gal. 3:15-4:7; 2. Kor. 3:4-18; İbr. 7:11-10:18). Şabat, bizim için Mesih’te başlamış olan ve son günde de göksel huzur diyarında tamamlanacak olan dinlenmeye işaret etmektedir (İbr. 3:12-4:11).</li>
<li>Tapınak, Mesih’teki gerçek tapınağa işaret eder. Sünnet de çarmıh ve Ruh’un işlerinde gördüğümüz yüreklerin sünnetiyle tam bir karşılık bulmaktadır.</li>
<li>Davut, İsrail Kralı olarak ve Tanrı’yı arayan bir kişi olarak, bu krallığın doruğundaki kişiyi temsil etmemektedir. Davut, İsa Mesih’e işaret eden bir tiptir. Mesih, yani daha büyük olan Davut günahsızdı. İsa hizmeti, ölümü ve dirilişi aracılığıyla Tanrı’nın halkına verdiği vaatleri tamamlayan Mesih-Kraldır.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p>Eski Antlaşma’yı vaaz ederken, onu bütün bir kanon olarak ele almazsak, kendimizi ya Eski Antlaşma’nın ahlaki öğretileriyle sınırlar ya da Eski Antlaşma’yı belki de vaazlarımızda hiç kullanmayız. İkisi de eşit derecede mümkündür. Hristiyanlar olarak biliyoruz ki, Eski Antlaşma’nın çoğu kısmı doğrudan günümüzle ilişkili değildir. Örneğin, Tanrı bizleri kendi halkını Mısır’dan kurtardığı gibi politik bir kölelikten kurtarmayı vaat etmemiştir. İsrail günümüzde politik anlamda karışık bir yerdir ama Hristiyanlar, sevinçlerinin burada yaşamaktan ya da tapınağa gidip kurban vermekten kaynaklanacağına inanmazlar. Ancak Eski Antlaşma’yı Kutsal Kitap teolojisi ışığında kanonik olarak vaaz etmezsek, Eski Antlaşma çoğu zaman Hristiyan vaazlarında atlanan bir şey olacaktır. Bunu yaparak kendimizi Tanrı Sözü’ndeki harika hazinelerden mahrum bırakmakla kalmaz, aynı zamanda Kutsal Kitap vahyinin derin ve çok yönlü yapısını da göremeyiz. Eski Antlaşma’yı İsa ve elçiler gibi okumuyor oluruz ve sonuç olarak da Tanrı’nın vaatlerinin İsa Mesih’te “evet” ve “amin” olduğunu göremeyiz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Eski Antlaşma’yı kanonik olarak okumak, Eski Antlaşma’yı tarihi ve kültürel bağlamında okumamak anlamına gelmez. Her yorumcunun ilk görevi, Eski Antlaşma’yı yazarın niyetinin de farkında olarak okumaktır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Kutsal Yazılar’ın olay örgüsünün kavranabilmesi için, her Eski Antlaşma kitabının geriye dönük teoloji ışığında ele alınması gerekir. Ancak aynı zamanda tüm Kutsal Yazılar’ı kanonik olarak okumamız gerekir, öyle ki, Eski Antlaşma bütün hikâyenin, yani tamamlanmanın İsa Mesih’te gerçekleştiği gerçeğinin ışığında okunsun.</p>
<p></p>
<p></p>
<p>Kısacası, Tanrı’nın Sözü’nü vaaz ederken ve Kutsal Kitap teolojisini uygularken, bütüncül bakış açısıyla yaklaşıp ilahi yazarın bütün söylediklerini her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Kutsal Yazılar’ı hem başından sonuna hem de sonundan başına okumalıyız. Her zaman hikâyenin sonuna baktığımız kadar, hikâyenin gelişimine de bakmalıyız.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p>Vaizler olarak görevimiz, Tanrı’nın isteğini tam olarak bildirmektir. Eğer vaizler olarak Kutsal Kitap teolojisini uygulamazsak, bu çağrımızı yerine getirmemiş oluruz. İnsanlardan ahlak derslerimiz ve kullandığımız örnekler için bolca alkış alabiliriz ama eğer onlar Kutsal Yazılar’ın tümünün İsa Mesih’e işaret ettiğini anlamaz ve Kutsal Kitap’ın olay örgüsüne bizim anlattıklarımızla birlikte daha da hakim hale gelmezlerse, topluluğumuza sadakatle hizmet etmiyor oluruz. Tanrı hepimize sadık öğretmenler ve vaizler olmamız için yardım etsin, öyle ki, sorumluluğumuzdaki her kişi Mesih’te mükemmel şekilde bulunsun.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><b>Thomas R. Schreiner</b></p><p><b><br></b></p>
<p></p>
<p></p>
<hr class="wp-block-separator">
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> D. A. Carson, “Systematic and Biblical Theology,” New Dictionary of Biblical Theology (eds. T. Desmond Alexander ve Brian S. Rosner; Downers Grove: InterVarsity, 2000), 94. Charles H. H. Scobie daha sonra bir tanım daha yapmıştır: “Kutsal Kitap teolojisi, Eski ve Yeni Antlaşma’nın kanonik metinlerinde açıklanan Tanrı vahyinin anlaşılmasının, düzenli bir şekilde çalışılmasıdır.” (“The Challenge of Biblical Theology,” Tyndale Bulletin 42 [1991]: 36).</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Brian S. Rosner, “Biblical Theology,” New Dictionary of Biblical Theology, 5.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Kevin J. Vanhoozer, “Exegesis and Hermeneutics,” New Dictionary of Biblical Theology, 56.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> a.g.e., 56.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Carson, “Systematic and Biblical Theology,” 100.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Gerhard Hasel, “Biblical Theology: Then, Now, and Tomorrow,” Horizons of Biblical Theology 4 (1982): 66.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Devamı için bkz.&nbsp; Carson, “Systematic and Biblical Theology,” 101-02.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Scobie, “The Challenge of Biblical Theology,” 50-51.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Tipoloji hakkında daha geniş bilgi için bkz. David L. Baker, Two Testaments, One Bible (IVP, 1976), 7. bölüm.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Walter Kaiser, Jr., Toward an Exegetical Theology: Biblical Exegesis for Preaching and Teaching (Grand Rapids: Baker, 1981), 134-40.</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Richard N. Longenecker, Biblical Exegesis in the Apostolic Period (2nd ed.; Grand Rapids: Eerdmans, 1999).</p>
<p></p>
<p></p>
<p><a href="#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Vaazlarımızda Mesih-merkezliliğin önemiyle ilgili daha fazla bilgi için bkz. Graeme Goldsworthy, Preaching the Whole Bible as Christian Scripture: The Application of Biblical Theology to Expository Preaching (Grand Rapids: Eerdmans, 2000); Sidney Greidanus, Preaching Christ from the Old Testament: A Contemporary Hermeneutical Method (Grand Rapids: Eerdmans, 1999); Edmund P. Clowney, Preaching Christ in All of Scripture (Wheaton: Crossway, 2003).</p>
<p></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/">Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
