<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sık Sorulan Sorular arşivleri - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/tag/sik-sorulan-sorular/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/tag/sik-sorulan-sorular/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Mar 2025 10:44:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 10:29:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=8380</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/" title="Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Bu, eşitlikçilik1 (egalitarianism) yerine tamamlayıcılığın2 (complementarianism) savunulduğu bir makale değildir. Bu konu elbette önemli, ancak bu yazı, kendini tamamlayıcı olarak tanımlayıp teolojilerinin kadınların vaaz vermesine izin verip veremeyeceğini veya izin vermesi gerekip gerekmediğini merak edenler içindir.</p>
<p>Ele almak istediğim soru şu:</p>
<p>Temel tamamlayıcı inançlar göz önünde bulundurulduğunda, kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermesinin Kutsal Kitap’a uygun bir gerekçesi var mıdır?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/">Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/" title="Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<h4 class="wp-block-heading"><strong>Kevin DeYoung</strong></h4>



<p>Bu, eşitlikçilik<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> (egalitarianism) yerine tamamlayıcılığın<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> (complementarianism) savunulduğu bir makale değildir. Bu konu elbette önemli, ancak bu yazı, kendini tamamlayıcı olarak tanımlayıp teolojilerinin kadınların vaaz vermesine izin verip veremeyeceğini veya izin vermesi <em>gerekip gerekmediğini</em> merak edenler içindir.</p>



<p>Ele almak istediğim soru şu:</p>



<p><strong><em>Temel tamamlayıcı inançlar</em></strong><strong> göz önünde bulundurulduğunda, kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermesinin Kutsal Kitap’a uygun bir gerekçesi var mıdır?</strong></p>



<p>Bu yazıyı okuyan çoğu kişi bu sorunun ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Bu sorunun gündeme geldiği meseleleri tekrarlamayacağım ya da internette son zamanlarda verilen yanıtları gözden geçirmeyeceğim. Bunun yerine, tamamlayıcı bir bakış açısıyla, kadınların vaaz vermesine izin verilmesi için en iyi örnek olduğunu düşündüğüm şeyle etkileşime gireceğim. İlk olarak, kadınların vaaz vermesine ilişkin argümanı elimden geldiğince adil bir şekilde açıklayacağım. Sonra da bu argümanın –ilk başta ne kadar akla yatkın görünürse görünsün– neden ikna edici olmadığını ortaya koyacağım.</p>



<p><strong>Kadının Sesini Duymak</strong></p>



<p>Kadınların vaaz vermesi konusunda gördüğüm en iyi argüman Avustralyalı din adamı ve inanç savunmacısı olan John Dickson tarafından, <em>Hearing Her Voice: A Biblical Invitation for Women to Preach</em> (Zondervan, 2014) (<em>Kadının Sesini Duymak: Vaaz Vermeleri İçin Kadınlara Yönelik Kutsal Kitap’a Dayalı Bir Çağrı</em>) adlı kitabında sunulmaktadır. J. I. Packer, Craig Blomberg, Graham Cole ve Chris Wright tarafından yazılan tanıtım yazılarıyla birlikte, bu kitabın neden etki bırakan bir kitap olduğunu görebiliriz. Dickson’ın kitabı bir açıklık ve erişilebilirlik örneğidir. Yüz sayfadan daha kısa bir yazıyla, Dickson –“genel anlamda tamamlayıcı görüşte” biri olduğunu kabul eden biri olarak (88)– kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermelerinin meşruiyetini düşünceli, açık bir şekilde savunmaktadır.</p>



<p>Dickson’ın 1. Timoteos 2:12’ye odaklanması şaşırtıcı değildir. Uygulama birçoğumuz için açık görünse de –kadınların öğretmesine ya da yetki kullanmasına izin verilmez, bu nedenle vaaz vermemelidirler– Dickson, Pavlus’un öğretmekten ne kastettiğini yanlış anladığımızı savunuyor. Dickson şöyle yazıyor: “Basitçe ifade etmek gerekirse, Yeni Antlaşma’da çok sayıda topluluk önünde konuşma hizmeti vardır –öğretme, öğüt verme, müjdeleme, peygamberlikte bulunma, okuma ve benzeri– ve Pavlus <em>bunlardan sadece birini</em> nitelikli erkeklerle sınırlandırır: ‘öğretme’ ” (11-12).</p>



<p>Dickson’ın argümanının merkezinde, şu şekilde özetleyebileceğimiz basit bir kıyas vardır:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Kadınların ibadette yapamayacakları tek şey öğretmektir.</li>



<li>Pavlus için öğretmek, bizim günümüzde vaaz olarak bildiğimiz şeyle aynı olmayan, teknik ve dar anlamda değerlendirilen bir girişimdi.</li>



<li>Dolayısıyla, kadınlar bir kilise ibadetinde neredeyse her şekilde konuşabilirler ve buna vaaz vermek de dahildir.</li>
</ol>



<p>Peki eğer vaaz vermek öğretmekle aynı şey değilse, Pavlus öğretmek derken neyi kastediyordu? Dickson şöyle açıklıyor:</p>



<p>1. Timoteos 2:12, Kutsal Yazılar’ı temel alacak biçimde genel bir konuşma türünden bahsetmez. Bundan ziyade, Yeni Antlaşma boyunca görülen spesifik bir etkinlikten bahsetmektedir ve bu da, <em>elçilere emanet edilen geleneği korumak ve aktarmaktır</em>. Bu etkinlik günümüzün tipik açıklayıcı vaazında gördüğümüz gibi Kutsal Kitap’ın bir metnini açıklamaktan ve yaşama uygulamaktan farklıdır (12)</p>



<p>Dickson bu öncül çıkarımını dört parça hâlinde destekler.</p>



<p><strong><em>1. Parça</em></strong>. Kutsal Kitap’ta bahsi geçen birkaç farklı konuşma türü vardır: peygamberlik etme, müjdeleme, okuma, nasihat etme, öğretme vs. 1. Korintliler 12:28, 1. Korintliler 14, Romalılar 12:4-8 ve 1. Timoteos 4:13 gibi metinlerden biliyoruz ki, Pavlus konuşma hizmetlerini birbiriyle denk biçimde değerlendirmiyordu. Bu konuşma türlerinden yalnızca biri –öğretme etkinliği– erkeklere mahsustur (27).</p>



<p><strong><em>2. Parça</em></strong>. Antik dünyada ve özellikle Pavlus için, öğretmek (didasko) sabit bir sözlü geleneği aktarmak için kullanılan teknik bir tabirdi (s. 34, 35). Öğretmek yorumlama veya açıklamaya değil, sözleri sabit biçimde aktarmaya karşılık gelmektedir (s. 33). Kutsal Kitap kanonunun tamamlanmasıyla, öğretmeye bu teknik anlamıyla aynı şekilde ihtiyaç duyulmamaktadır.</p>



<p><strong><em>3. Parça</em></strong>. Yeni Antlaşma’da, öğretmek hiçbir zaman bir Kutsal Kitap metnini açıklamak veya yaşama uygulamak anlamına gelmez (s. 50, 54). Öğretmen, sabit gelenekleri veya elçisel sözler bütününü esas kaynağından alıp yeni bir iman topluluğuna dikkatle aktaran kişiydi (s. 57, 59, 61). Günümüzde bazı vaazların bu aktarımın unsurlarını içermesi ihtimal dahilindedir ancak haftalık metin açıklamalarının tipik işlevi bu değildir (s. 64). Bizim vaaz olarak düşündüğümüz şey, daha uygun biçimde nasihat olarak adlandırılır (s. 65).</p>



<p><strong><em>4. Parça</em></strong>. Elçisel emanet, Yeni Antlaşma’nın sayfalarında bulunmaktadır. İsa’yla ilgili sabit sözlü gelenekleri koruma ve aktarma görevi, hiçbir bireye yüklenmiş değildir (s. 72, 74). Vaizlerimizle antik dönemdeki öğretmenler arasında benzeşim kurulabilir ama bizler elçisel emaneti aynı ölçüde, aynı şekilde veya aynı yetkiyle koruyup aktarmıyoruz (s. 73, 75). Bir vaizin elçilerin öğretisi üzerinde yorumlar yaptığı, bize bu öğretiyi izlemeyi nasihat ettiği ve sonrasında bu öğretiyi yaşama uyguladığı tipik vaaz kendi başına öğreti değildir. Günümüz vaazı, sizin tanımınıza bağlı olarak, daha çok peygamberlik etmek veya nasihat etmek gibidir ve bunların ikisi de kadınlara açıktır (s. 75).</p>



<p><strong>Evet’ten Hayır’a</strong></p>



<p>Dickson kendi savunmasını yaparken akademik dipnotlara ve aynı zamanda da ikazlara ve nitelendirmelere başvurur. Ama argümanının özü dikkat çekici biçimde basittir: Öğretmek bizim vaaz verirken yaptığımız şey değildir. Kadınlara yasak olan şey yalnızca öğretmektir. Dolayısıyla kadınlar kiliselerimizde vaaz verebilirler.</p>



<p>Dickson’ın tezini iki temel nedenle ikna edicilikten uzak buluyorum. <em>Antik dönemdeki öğretişe olan bakışının fazla dar olduğuna ve günümüz vaazına olan bakışının fazla zayıf olduğuna inanıyorum. </em>Öğretişe farklı açılardan bakarak bu çıkarımımı açayım.</p>



<p><strong>Erken Dönemdeki Kilisede Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’un yaklaşımının güçlü noktası, kendisinin haklı olarak Yeni Antlaşma’daki farklı konuşmalara parmak basmasıdır. Doğru; öğretmek, nasihat etmek, peygamberlik etmek ve okumak birbirine denk şeyler değildir. Ancak yine de, kendisinin “öğretme” konusundaki fazla teknik tanımı eldeki verilere uymamakta veya hatta bazı noktalarda temel sağduyuya ters düşmektedir. Eğer “Kadının öğretmesine izin vermiyorum” demek, “Kadının vaaz vermesine izin veriyorum çünkü vaaz vermek öğretmeyi içermiyor” anlamına geliyorsa, vaaz vermeyi ve öğretmeyi oldukça kısıtlayıcı şekillerde tanımlıyor olmamız gerekir.</p>



<p>Dahası, bu son derece detaylı okumanın neden iki bin yıldır neredeyse her yorumcunun gözünden kaçtığını da merak etmemiz gerekir. Kitabının son sayfasındaki manidar bir dipnotta Dickson şöyle yazıyor: “Erken dönemdeki kilisede ‘öğretme’ kelimesinin zaman içerisinde Yeni Antlaşma’nın (ve tüm Kutsal Kitap’ın) yazılı sözlerini açıklamak ve yaşama uygulamak anlamında kullanılmaya başlandığına hiç şüphem yok. Bu ilginç bir araştırma konusu olurdu ama 1. Timoteos 2:12’de Pavlus’un bu önemli tabirle başka bir anlam kastettiği bulgusunu bozar mıydı emin değilim (s. 104). Burada bir itirafta bulunulduğunu görüyoruz. Ama şu soruyu sormayı gerekli kılıyor: “Eğer antik dünyada ‘öğretme’ açıkça dar bir biçimde sözlü gelenekleri tekrar etmek anlamını taşındıysa, neden hiç kimse bu özel teknik tanıma değinmiyor gibi görünüyor?” Muhakkak, bizim nihai yetki kaynağımız Kutsal Kitap’tır ancak eğer bir argüman çok büyük ölçüde birinci yüzyıl bağlamına dayanıyorsa, kilisenin ilk yüzyıllarının argümanı yavaş yavaş yok etmesini değil, pekiştirmesini beklersiniz.</p>



<p>Örneğin, <em>Didake</em>’yi ele alalım. İlk yüzyılın sonlarıyla tarihlendirilen bu belge öğretmenlerle ilgili pek çok şey söylemektedir. Öğretmenlerin [kitabın ilk on bölümünde] “bahsedilmiş olan tüm bu şeyleri öğretmeleri” gerekmektedir (11:1). <em>Didake</em>’de ortaya koyulan kilise düzenine uygun bir şekilde öğretmeleri gerekir (11:2). Önemli biçimde, <em>Didake </em>gezgin öğretmenlerin, elçilerin ve peygamberlerin varlığını varsaymaktadır ve hepsinin de öğretmeleri (<em>didaskon</em>) gerekmektedir (11:10-11). “Öğretme”nin; peygamberlerin ve diğer konuşmacıların yaptıklarını da kapsayacak kadar geniş bir tabir olduğunu söylemektedir ki hatta <em>Didake</em>’nin kendisi zaten öğretiştir.</p>



<p>“Öğretmek” İsa’yla ilgili sözlü gelenekleri aktarmayı kesinlikle içerebiliyor olsa da, yalnızca bununla sınırlandırılamaz. Hughes Oliphant Old’un açıkladığı üzere, “<em>Didake </em>tüm zamanlarını vaaz vermeye ve öğretmeye adayan peygamberlerden, öğretmenlerden, piskoposlardan ve diyakonlardan oluşan büyük bir grubu varsaymaktadır.” Tam zamanlı öğretmenlerle ve “kutsalların, Söz’ün vaaz edildiği gündelik toplanmalarıyla” birlikte, “öğretmek” ile meşgul olan bu çeşitli görevlilerin, tüm Kutsal Yazı metinlerinin açıklanmasından istikrarlı biçimde kaçınmasını hayal etmek zordur.</p>



<p>Elbette, gerçek öğretmenler elçisel emaneti <em>aktarıyorlardı</em> ancak bu, yalnızca İsa’nın sözlerini tekrar ettikleri anlamına gelmez. <em>Didake</em>’de ebeveynlere, çocuklarına Rab korkusunu öğretmeleri (<em>didaxeis</em>) söylenir (4:9). Bariz biçimde, yazar(lar) öğretmenin teknik bir tanımla sınırlı olduğunu düşünmemektedir. Yazar(lar) vaazın yorumda bulunmak ve uygulamaya değinmekten çok az fazlası olduğunu da düşünmemektedir. “Evladım, sana Tanrı’nın Sözü’nü vaaz edeni gece gündüz hatırla ve sanki Rab’bi onurlandırırmış gibi onu onurlandır. Çünkü Rab’bin doğası nerede vaaz ediliyorsa, Rab oradadır” (4:1). <em>Didake</em>’ye göre, öğretmek sözlü geleneği aktarmaktan çok daha fazlasıdır ve vaaz etmek birkaç nasihat sözünden daha fazlasını içermektedir.</p>



<p><strong>Sinagogda Öğretmek</strong></p>



<p>Dickson’ın argümanındaki kilit noktalardan biri de, Pavlus’un öğretme kavramının temelinde Ferisilerin uygulamasının yattığıdır. Ferisiler atalarının sözlü geleneklerini sonraki kuşaklara aktarıyorlardı (Mar. 7:7). Ferisiler nasıl Bilgin Hillel’in sözlerini tekrar edebiliyorlardıysa, Yeni Antlaşma öğretmeni de İsa’nın sözlerini tekrar edebiliyordu. Dickson’a göre, Yeni Antlaşma’daki “öğretme”ye en paralel olan şey, <em>Mişnah</em>’ta tekrar edildiğini ve biriktirildiğini gördüğümüz haham geleneklerinin aktarılmasıdır (s. 39).&nbsp;</p>



<p>Bu, Dickson’ın yürüttüğü mantığın önemli unsurlarından biridir ve kendisi bunu birden çok kez tekrar eder (s. 39, 73, 100-102). Bu argüman iki yönden sorunludur.</p>



<p>İlk olarak, <em>Mişnah </em>ilk ve ikinci yüzyıldaki hahamların sözlerini bir araya getiriyor olsa da, bu hahamlar kendilerini Tevrat’ı açıklıyor ve uyguluyor olarak görüyorlardı. Bir başka deyişle, “öğretme” konusundaki örneğimiz <em>Mişnah </em>olsa bile, “sözlü gelenek” ile “metinleri açıklamak”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> arasında kesin bir çizgi yoktur.</p>



<p>İkinci olarak, Yahudi sinagog ibadetiyle erken dönemdeki Hristiyan ibadeti arasında paralellik kurmak, sinagog ibadetiyle Mişnah arasında paralellik kurmaktan daha iyi olur. Nitekim Pavlus 1. Timoteos 2. bölümde toplu ibadetten bahsetmektedir. Hristiyanlık dönemine kadar geçen yüzyıllar içerisinde, Yahudiler vaaz sanatını geliştirdi ve ona sinagog ibadetinde özel bir konum atfettiler. Old’a göre, “o dönemde kendilerini ve yaşamlarını Kutsal Yazılar’ı çalışmaya adamış ve sinagogdaki önderlerin onları vaaz için davet etmeleri durumunda kendilerini vaaz vermeye hazırlamış olan büyük bir grup adam vardı.” 1. Timoteos 2:12’de kadınlara öğretmelerini yasaklarken, Pavlus’un aklında yalnızca sözlü geleneklerin tekrarından ziyade Yahudi ibadetlerinde metin açıklamaları yapan adamların köklü geleneğinin olması akla daha çok yatmaktadır.</p>



<p><strong>Eski Antlaşma’da Öğretiş</strong></p>



<p>Dahası, bu sinagog öğretişi hizmetinin kökleri Eski Antlaşma’ya uzanmaktadır. Musa, halka Tanrı’nın kurallarını ve ilkelerini öğretti. Evet, bunları tekrar etti ama aynı zamanda açıkladı ve yaşama uyguladı (Yas. 4:1-14). 5. ayette geçen “öğrettim” kelimesi (Kitab–ı Mukaddes Çevirisi), İbranice Kutsal Yazılar’ın ilk yüzyıldaki Grekçe çevirisi olan Septuaginta’da (LXX) <em>didaskō </em>olarak geçer. Kâhinlerin, en azından bazılarının, öğreten kâhinler olmaları (2.Ta. 15:3) ve insanlara Yasa Kitabı’nı öğreterek (<em>edidaskon</em>, LXX) Yahuda kentlerini dolaşmaları gerekiyordu (2.Ta. 17:9). Ezra kendini Rab’bin Yasası’nı çalışmaya ve İsrail&#8217;de kuralları, ilkeleri öğretmeye (<em>didaskein</em>, LXX) adamıştı (Ezr. 7:10). Benzer şekilde, Ezra ve Levililer Tanrı’nın Yasa Kitabı’nı okudular ve insanlara öğrettiler (<em>edidasken</em>, LXX); öyle ki, okunanı anlayabilsinler (Neh. 8:8).</p>



<p>Ezra ve Nehemya’da tarif edilen uygulamalar, kesinlikle hâlihazırda köklü biçimde yerleşmiş olan uygulamalara işaret ediyorlar. Metinler var, öğretmenler var, bir topluluk var. Yahudi sinagog ibadetlerinin ve sonrasında başlangıç noktaları olarak sinagog ibadetini kullanacak olan Hristiyan ibadetlerinin en önemli unsurlarını minyatür biçimde görmekteyiz. Pavlus’un “öğretme” hakkında konuşurken aklında hiçbir şekilde Eski Antlaşma veya Yahudi geleneğinin olmadığını ve yalnızca Ferisilerin sözlü gelenek aktarımının olduğunu ve üstüne üstlük hitap ettiği kitlenin bunu anlayacağını düşünmek zordur. Yukarıda bahsedilen her Eski Antlaşma olayında, öğretmen yazılı bir metni açıklamaktadır. Bu, <em>didaskō</em>nun metni açıklamayı içermek zorunda olduğu anlamına gelmez ancak burada ispat göstermeye mecbur olan kişiler, <em>didaskō</em>nun kesinlikle bu anlama gelmediğini iddia eden kişilerdir.</p>



<p><strong>Yeni Antlaşma’da Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’a, 1. Timoteos 2:12’deki kadınlara yapılan yasaklamanın mümkün olan en geniş anlamıyla alınmaması gerektiği konusunda katılıyorum. Pavlus burada kadınların bir başka kişiye bilgi aktarmasını tümden yasaklama niyetinde değildir. Pavlus ibadet içerisindeki uygunluktan bahsetmektedir, Titus 2’de kadınların kadınlara ve Elçilerin İşleri 18’deki Priskila ve Akvila’nın Apollos’a yaptığı öğretiş türünden değil. Ancak sırf öğretmenin en geniş tanımını reddediyoruz diye, elimizde kalan diğer tek seçenek en dar tanım da olmaz. Dickson bize “öğretme”yi sözlü geleneği aktarmakla denk tutturmaktadır. Bu, elçisel çağda öğretmenin kesinlikle bir parçasıydı ancak Yeni Antlaşma’da elçisel gelenekten bahsedildiği birçok yerde asla <em>didaskō </em>geçmez (1.Ko. 2:2; 3:10; 11:2, 23-26; 15:1-11; Gal. 1:6-9; 1.Se. 4:1-2). Kullanılan dil daha çok almak, nakletmek ve sonraki kuşaklara aktarmak şeklindedir.</p>



<p>Önemli biçimde, Dağdaki Vaaz “öğretiş” olarak isimlendirilir (Mat. 7:28-29). Dickson’a göre, Dağdaki Vaaz “öğretiş”tir çünkü İsa din bilginlerinin geleneğini düzeltmekte ve kendisinin yetkili geleneklerini miras bırakmaktadır. İsa’nın yaptığı şey bir metin üzerinde açıklamalar yapmak değildir (s. 54). Elbette, Dickson İsa’nın ne <em>yapıyor </em>olduğu konusunda haklıdır. Ancak İsa’nın ne <em>yapmıyor </em>olduğuna ilişkin iddiasında hatalıdır. Dağdaki Vaaz, Eski Antlaşma üzerine göndermelerle, paralellerle ve açıklamalarla doludur. İsa’nın günümüzdeki gibi bir vaaz verdiğini iddia etmemize gerek yok. Mesele, Yeni Antlaşma’nın her yerinde “öğretiş”in “açıklama” anlamına geldiği değildir. Mesele, bu iki fikrin birbirinden temiz biçimde ayrı tutulamayacağıdır.</p>



<p>İsa birçokları tarafından “rabbi” olarak tanınıyordu ve bu, “öğretmen” anlamına gelen gayri resmi bir unvandı. Bir öğretmen olarak, İsa sık sık Eski Antlaşma’dan alıntılar yaptı ve onları açıkladı. Hatta, Old’un savunduğu üzere, İsa’nın hizmetinin sonunda tapınaklarda öğretmesinin amacı, İsa’nın rabbilik görevinin tamamlanışı olduğunu göstermekti. Matta 21-23’te dönemin farklı okullarının –Hirodes yanlıları, Ferisiler, Sadukiler– Yasa hakkındaki sorularıyla İsa’ya geldiklerini ve İsa’nın bu soruların hepsini cevapladığını görüyoruz. Onların bilmecelerini çözerek ve kurdukları tuzaklardan sıyrılarak, İsa kendisinin baş öğretmen, rabbilerin rabbisi olduğunu gösterdi. Ve bu gösteriminde, sürekli olarak Kutsal Yazılar’ı açıkladı ve yorumladı. Öğretme konusundaki birinci yüzyıl Yahudi anlayışı, Tanrı esini olan metinlerin düzgünce yorumlanmasından ayrı tutulmamalıdır ve yalnızca “sözlü gelenekleri aktarmak”la da sınırlandırılamaz.</p>



<p><strong>Pastörel Mektuplar’da Öğretiş</strong></p>



<p>Peki –Eski Antlaşma arka planına, sinagog arka planına, Dağdaki Vaaz’da “öğretiş”in kullanılmasına ve erken dönemdeki kilisenin daha geniş anlamdaki öğretmen anlayışına rağmen– Pavlus Pastörel Mektuplar’da öğretmenin oldukça dar bir tanımını kullanmayı seçtiyse? Pastörel Mektuplar’daki tüm “öğretiş” (veya “öğretme”) kullanımlarını incelendikten sonra, Dickson şu sonuca varıyor: “Öğretiş”, bir fiil veya isim olarak, Kutsal Kitap’ı açıklamaya değil, kiliselere aktarılan elçisel söze karşılık gelmektedir (s. 59). Basitçe ifade edecek olursak, “öğretmek” bir ayeti anlamlandırmak ve yaşama uygulamak anlamında değildir; tekrar etmek ve aktarmak anlamındadır (s. 64-65). Pavlus’un “öğretişi” <em>asla </em>(Dickson’un kelimesidir ancak vurgu bana ait) bizim günümüz anlamıyla bildiğimiz ayet açıklaması değildi (s. 74). Başka yerlerde öğretiş neyi kapsarsa kapsasın, Dickson’a göre, Pavlus için öğretiş yalnızca sözlü geleneği aktarmak anlamına gelmekteydi.</p>



<p>Dickson, Pastörel Mektuplar’da “öğretiş”in, İsa hakkındaki elçisel gerçeğin iyi emanetini aktarmakla ilgili olduğu konusunda kesinlikle haklıdır. Örneğin muhafazakâr akademisyen William Mounce, 1. Timoteos 2:12’nin “Mesih ve Kutsal Yazılar hakkındaki geleneğin yetkiyle topluluğa aktarılması”yla ilgili olduğunu veya “Hristiyan geleneğinin korunması ve aktarılması”nı içerdiğini onaylamakta hiçbir sakınca görmez. Ancak dikkat ederseniz, Mounce Hristiyan geleneğini yalnızca sözlü geleneğe indirgemez ve Kutsal Yazılar’ın açıklanıp yorumlanmasını hariç tutmaz. Benzer biçimde, <em>Theological Dictionary of the New Testament</em>’e göre (<em>TDNT</em> – Yeni Antlaşma Teolojik Sözlüğü)<em> didaskein </em>“Yeni Antlaşma’da bile Kutsal Yazılar’la yakından bağlantılıdır.” Daha sonrasında <em>TDNT</em>, Pastörel Mektuplar’da dahi “Kutsal Yazılar ve <em>didaskein </em>arasındaki yakınlığın korunmakta olduğu”nu onaylar.</p>



<p>Bu kesinlikle doğrudur. Gerçekten Pavlus’un ihtiyarların öğretmeye yetenekli olmaları gerektiğini söylerken, burada Kutsal Yazılar’ı doğru biçimde ele almaya veya gerçeğin bildirisini doğru kullanmaya (2.Ti. 2:15) hiçbir şekilde gönderme olmadığını mı düşüneceğiz? Öğretmek, sözlü gelenekleri aktarmaktan daha genel olmak zorundadır, yoksa Pavlus yaşça büyük kadınlara nasıl genç kadınlara “iyi olanı öğretmelerini” (<em>kalodidaskalos</em>) söyleyebilirdi ki (Tit. 2:3)? Ya da 1. Timoteos 4:13’ü düşünün. Pavlus burada Timoteos’a kendini topluluğa Kutsal Yazılar’ı okumaya, öğüt vermeye ve öğretmeye adamasını söyler. Muhakkak, bunlar aynı görevler değildirler ama Dickson’un yorumuna göre, Timoteos’un Kutsal Yazılar’ı okuması, Kutsal Yazılar’dan nasihatler vermesi ve sonrasında elçisel emaneti miras bırakması ancak bunu yaparken, ayet açıklamalarının hiçbir şekilde görevinde belirleyici olmaması gerekiyordu.</p>



<p>Benzer biçimde, Dickson’ın iddia ettiğine göre, Pavlus tüm Kutsal Yazılar’ın öğretmek için yararlı olduğunu söylerken (2.Ti. 3:16), Timoteos’un iyi emaneti topluluğa aktarmak üzere daha iyi donatılmış olabilmesi için Kutsal Yazılar’ı bireysel olarak okuması gerektiğini ancak yine, bunu bir Kutsal Yazı metnini açıklamadan yapması gerektiğini kastetmektedir (s. 52-53). Eğer bu doğruysa, o hâlde Pavlus öğretmenlerin azarlarken, yola getirirken veya eğitirken, Kutsal Yazılar’ı açıklamakla pek bir işleri olduğunu düşünmüyordu. Kutsal Kitap bu görevlere etki yapabilir ama açıklama hiçbir şekilde yoktur (s. 57). Bu ince elenmiş öğretiş tanımı ikna edici değildir. Elçilerin İşleri’ndeki vaazlara bakın. İyi emanetin aktarıldığı ancak aynı zamanda Kutsal Yazılar’ın da açıklanmadığı bir an neredeyse hiç yoktur. Ve 1. Korintliler 15’te Pavlus kendisinin aldığı bildiriyi <em>bariz biçimde </em>aktarırken, mesaj sözel formüllerin tekrarlanmasından ibaret değildir. Mesaj, şu elçisel gelenektir: <em>Kutsal Yazılar uyarınca</em> Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve <em>Kutsal Yazılar uyarınca</em> üçüncü gün ölümden dirildi. Elçisel emaneti Kutsal Kitap referansları ve açıklamaları olmadan aktarmamızın pek mümkün olmadığını görmek için, <em>didaskō</em>yu üç noktalı bir vaazla denk tutmamıza gerek yoktur.</p>



<p><strong>Bugünkü Vaazlarda Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’ın antik dönemdeki öğretiş tanımı fazla darken, günümüz vaazına ilişkin anlayışı fazla zayıftır. Dickson’ın anlatımına göre vaaz, esasında yorumda bulunmak artı yaşama uygulamaktır. Açıkçası benim vaaz vermenin neyi kapsadığına ilişkin son derece farklı bir görüşüm var ve vaazın bundan daha azı olmasından dolayı değil, çok daha fazlası olmasından dolayı bunu söylüyorum. Vaiz bir <em>kērux</em>tur, yani bir habercidir (2.Ti. 1:11). Elbette, bizim bir elçinin yetkisiyle vaaz verdiğimizi söylemiyorum ancak vaaz vermeye çağrılan nitelikli adamlar <em>gerçekten </em>elçisel emaneti aktarmaktadırlar ve yetkiyle vaaz etmeleri <em>gereklidir</em>. Yoksa Pavlus neden –o denli tesirli bir dille ve o denli büyük nasihatlerle– Timoteos’a Söz’ü vaaz etmesini; bütün tahammül ve öğretişle azarlamasını, paylamasını ve teşvik etmesini buyursun (2.Ti. 4:1-2 – Bünyamin Candemir Çevirisi)?</p>



<p>Günün sonunda, Dickson’ın yaklaşımının tarihsel açıdan ve ayet anlamlandırmaları açısından ikna edicilikten uzak olduğuna; en azından tamamlayıcı görüşte olanlar için uygulamada çalışılamaz olduğuna inanıyorum. Başkaları türlü sebeplerle kadınların vaaz vermelerini uygun bulabilirler. Ancak kılı kırk yarmaya çalışıp, “Bu pazar sabahının mesajı bir vaaz değil, bir paylaşım” veya “Bu kadın ihtiyar heyetinin yetkisi altında vaaz veriyor” gibi argümanlar öne süren tamamlayıcı görüş sahiplerine, kadınların neden her zaman veya her şekilde vaaz vermelerine izin vermedikleri sorulduğunda, bu soruya yönelik argümanlarının fazlasıyla keyfi olduğunu görecektirler.</p>



<p>Farklı noktalarda, Dickson günümüzde vaazın bazen öğretiş içerebildiğini ve Yeni Antlaşma’daki farklı konuşma türlerinin muhtemelen örtüştüğünü kabul eder:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu üç konuşma biçiminin (öğretme, peygamberlik etme ve nasihat etmenin) keskin biçimde ayrı olduklarını veya içerik ve işlev olarak hiçbir önemli örtüşme olmadığını iddia etmiyorum (s24).</li>



<li>Günümüzde <em>bazı </em>vaazlar elçisel emaneti yetkiyle korumaya ve aktarmaya yakın bir şey içerebilirler ancak haftalık ayet açıklamalarının tipik işlevinin bu olduğuna inanmıyorum (64).</li>



<li>Timteos’un bu elçisel öğretilere kendi söylemlerini, açıklamalarını ve uygulamalarını eklediğine şüphem yok ancak bunlar öğretişin belirleyici veya tanımlayıcı unsurları değildir. O noktada, Timoteos daha uygun ismiyle “nasihat etme” olarak bildiğimiz şeye yöneliyor olurdu (65).</li>



<li>Öğretme ve nasihat etme arasında katı bir ayrım oluşturmuyorum ama saptamam şu ki, öğretiş esasen sabit biçimdeki bir şeyi aktarmakla ilgiliyken, nasihat etme esasen insanları Tanrı’nın gerçeğine itaat etmeye ve bu gerçeği yaşamlarına uygulamaya çağırmakla ilgilidir (65).</li>



<li>Şüphesiz nasihat etme ve peygamberlik etme içerisinde bir derece mevcut olan bir öğretme durumu vardı, tıpkı öğretme içerisinde bir derece nasihat etmenin (ve belki peygamberlik etmenin) olması gibi (66-67).</li>



<li>Ayrıca her düzgün vaazda, diğer vaazlara kıyasla daha fazla olarak, hâlâ bir ölçüde elçisel emanetin aktarıldığını da düşünmekteyim (79).</li>
</ul>



<p>Vaaz etmenin karmakarışık olmuş tüm bu unsurlarıyla birlikte, Pavlus nasıl Timoteos’tan bu yumağı çözmesini ve kadınların neyi yapmalarına izin vermemesi gerektiğini bilmesini bekleyebilirdi? Aynı ölçüde önemli olarak, biz bir vaazın ne zaman yetki olmaksızın sadece nasihat etme olduğunu ve ne zaman elçisel emanetin yetkiyle aktarımına kaydığını nasıl ayırt edeceğiz? Belki de “öğretme”yi erken dönemdeki kilise, Yahudi sinagogu, İsa’nın örneği ve Pavlus’un talimatları karşısında mantığa oturmayan yüksek düzeyde teknik bir tanımla görmek yerine, pazar günü az çok vaizin yaptığı şey olarak görmemiz daha iyi olacaktır.</p>



<p>Habercilik olayı –pastör tarafından vaaza kondurulan isim veya ihtiyarlarca verilen örtü ne olursa olsun– yetki sergilemekten ve öğretmekten ayrı tutulamaz ve bunlar, kadınlara ibadette yapmaları yasak tutulan iki şeydir.</p>



<p><strong>Kevin DeYoung</strong> (PhD, University of Leicester) Matthews, Kuzey Carolina’daki Christ Covenant Kilisesi’nin (PCA) kıdemli pastörü ve Reformed Theological Seminary’de (Charlotte) sistematik teoloji doçentidir. Yirmiden fazla kitabın yazarı ve popüler bir köşe yazarı, blog yazarı ve podcast yapımcısıdır. Kevin’in çalışmaları clearlyreformed.org adresinde bulunabilir. Kevin ve eşi Trisha’nın dokuz çocuğu vardır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> <em>Editör Notu</em>: Vaaz verme konusunda erkekler ve kadınların eşit olduğunu düşünen ve kadınların da vaaz verebileceğini savunan görüş.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <em>Editör Notu</em>: Kutsal Kitap’ın, vaaz verme görevini sadece erkeklerle sınırladığını savunan görüş.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> <em>Çevirmen Notu: </em>Bu bölüm boyunca “açıklamak” fiiliyle kastedilen şey, “izah etmek” veya “tefsir etmek” olarak da düşünülebilir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/">Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-bize-katlanabilecegimizden-daha-fazlasini-verir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 12:10:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3539</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-bize-katlanabilecegimizden-daha-fazlasini-verir-mi/" title="Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Günlerden Pazartesi. Yeni bir hafta. Yeni görevler. Yeni yükler. Yeni lütuflar. Dinleyicimiz Fabian soruyor: “Sevgili Pastör John, ‘Tanrı bize asla katlanabileceğimizden daha fazlasını vermez’ sözü, bir insan yaşamın zorluklarıyla, acılarla ve denenmelerle karşılaşırken sıklıkla kullanılan bir söz. Kutsal Kitap’a göre, bu söz doğru mu?”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-bize-katlanabilecegimizden-daha-fazlasini-verir-mi/">Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-bize-katlanabilecegimizden-daha-fazlasini-verir-mi/" title="Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Bize-Katlanabilecegimizden-Daha-Fazlasini-Verir-Mi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/11.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Günlerden Pazartesi. Yeni bir hafta. Yeni görevler. Yeni yükler. Yeni lütuflar. Dinleyicimiz Fabian soruyor: “Sevgili Pastör John, ‘Tanrı bize asla katlanabileceğimizden daha fazlasını vermez’ sözü, bir insan yaşamın zorluklarıyla, acılarla ve denenmelerle karşılaşırken sıklıkla kullanılan bir söz. Kutsal Kitap’a göre, bu söz doğru mu?”</em></p>



<p><strong>İki Önemli Kelime</strong></p>



<p>Bu ifadenin –“Tanrı bize asla katlanabileceğimizden daha fazlasını vermez” sözünün– Kutsal Kitap’a göre uygun olup olmaması, burada <em>biz </em>ve <em>katlanmak </em>kelimeleriyle ne kastedildiğine bağlı.</p>



<p><em>Biz </em>ne demek? Burada <em>biz </em>derken, Tanrı’nın bizim sıkıntılara katlanma derecelerimizi hesaba kattığını, böylece sonsuz seçenekler arasından bizim kendi başımıza, kendi kaynaklarımızla katlanabileceğimiz dereceyi aşmayan bir sıkıntı sunduğunu mu kastediyoruz? <em>Biz </em>bu anlama mı geliyor?</p>



<p>Ya da, <em>biz </em>derken, eğer ilahi yardımla iman sayesinde bu sıkıntıyı alıyorsak, ona dayanabileceğimizi, Tanrı’nın bize lütufla vereceği şeyi bildiğini ve bunu yaparken de bizim katlanmamızı sağlayacağını mı kastediyoruz? Yani, Tanrı <em>biz </em>sözüyle bağımsız olan bizi düşünmüyor, zorlukla birlikte gelen lütfa bağımlı olan bizi düşünüyor. Soruda geçen cümle, bu iki ifadeden hangisiyle ilgili?</p>



<p><em>Katlanmak </em>ne demek? Katlanmak derken, o zorluğun altında asla ezilmeyeceğinizi mi kastediyor? Bu söz, herhangi bir görevde başarısız olmanızın mümkün olmadığını mı kastediyor? İşleri asla berbat edemeyeceğinizi mi kastediyor? Yaşamın her sınavında BA notu alamamanızın mümkün olmadığını mı kastediyor?</p>



<p>Ya da, <em>katlanmak</em>la kastedilen şey, geri dönüşünüzün, tövbenizin veya barıştırılmanızın kendi başarısızlığınızdan ötürü asla mahva gitmekle sonuçlanamayacağı mı? <em>Katlanmak </em>ne demek?</p>



<p><strong>Lütfa Bağımlı</strong></p>



<p>Tüm bunlara cevap vermek ve sorulan soruya cevabımı sunabilmek için, dinleyicimizin aklında bulundurduğunu düşündüğüm kilit metinlere bakalım. 1. Korintliler 10:13: “Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.”</p>



<p>Pavlus, Tanrı’nın gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermeyeceğini söylerken, <em>Tanrı’nın yardımıyla </em>gücünüzü aşacak biçimdeki bir denenmeden bahsetmektedir. Bunu, söylediği birkaç diğer şeyden biliyoruz. Örneğin, 2. Korintliler 9:8’de şöyle der: “Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir.”</p>



<p>Bir başka deyişle, her denemede veya ayartıda, soru şudur: Yapmam gerekeni yapacak mıyım? Pavlus şöyle diyor: “Lütuf mevcut olacak.” Yalnızca, “Lütfa bağımlı olmadan kendi kaynaklarınızı kullanacağınıza güveniyorum” demiyor. Aksine, Tanrı bize şunu diyor: “Yapabilmen için gereken lütfa sahip ol diye, sana lütuf veriyorum ama sunduğum yardım güçlerinden bağımsız değilsin.”</p>



<p>Pavlus 1. Korintliler 15:10’da şöyle demiştir: “Ama şimdi neysem, Tanrı&#8217;nın lütfuyla öyleyim. O&#8217;nun bana olan lütfu boşa gitmedi. Elçilerin hepsinden çok emek verdim. Aslında ben değil, Tanrı&#8217;nın bende olan lütfu emek verdi.” Bir başka deyişle, eğer sınandığım zaman herhangi bir sınavı geçiyor veya herhangi bir işi başarıyorsam, buradaki belirleyici unsur kesinlikle lütuftur, ben değil.</p>



<p>Dolayısıyla, ilk noktaya, yani “Tanrı bize asla katlanabileceğimizden daha fazlasını vermez” sözünde <em>biz </em>derken, ne kastettiğimize yönelik cevabım şudur: Burada <em>biz </em>derken, egemen lütfun yardımına sahip olan bizlerden bahsediliyor, Tanrı’nın yardım gücünden bağımsız durumdaki bizlerden değil.</p>



<p><strong>Koruyan Güç</strong></p>



<p>Sonrasında soru şu: <em>Katlanmak </em>ne demek? Tanrı’nın verdiği belirli bir denenmede asla tökezlemeyeceğimiz, başarısız olmayacağımız, bir CC veya F almayacağınız anlamına mı geliyor? Cevabım hayır. Bu anlamlara gelmiyor. Eğer Mesih’te bizden yana olan Tanrı’ya tümüyle, mükemmel bir şekilde bel bağlasak, her denemeden parıldayarak çıkardık ama Tanrı kendi her şeye gücü yeten lütfuna böylesi mükemmel bir şekilde bel bağlayacağımızın sözünü vermiyor.</p>



<p>Öyleyse, Tanrı bizim her zaman, her denemede bir çıkış yolu bulacağımızı ve her iyi iş için donatılacağımız lütfa sahip olacağımızı söylerken, neyin sözünü veriyor? Bence burada vaat edilen nihayetinde şu: Tanrı bizim asla geri dönmemizin, tövbe etmemizin ve düzelmemizin mümkün olmayacağı şekilde bir tökezleme yaşamamıza izin vermez. Bir başka deyişle, günah işleye işleye imandan dönmemize ve mahva gitmemize asla izin vermez. O, bizim sahici imanın meyvelerini göstermemizi ve sona dek dayanmamızı sağlayacaktır.</p>



<p>Böyle düşünmeme sebep olan metinler şunlar:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Filipililer 1:6: “Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı&#8217;nın bunu Mesih İsa&#8217;nın gününe dek tamamlayacağına güvenim var.”</li><li>Romalılar 8:30: “Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti.”</li><li>Luka 22:31-32: “Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır. Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.” Bir başka deyişle, senin için dua ettim. Evet, beni bu gece inkâr edeceksin ama seni ben geri getiriyorum. Bu sınavda bugün F alacaksın ama ben yaşam sınavını geçmeni sağlayacağım.</li><li>1. Petrus 1:5: “Kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Tanrı&#8217;nın gücüyle korunuyorsunuz.” Tanrı’nın gücü beni koruyor. Hiçbir denemede tümden mahvolmama asla izin vermeyecek.</li><li>1. Korintliler 1:8: “[Tanrı] Rabbimiz İsa Mesih kendi gününde kusursuz olmanız için sizi sonuna dek pekiştirecektir.”</li></ul>



<p>Bu yüzden, benim sonucum şu: “Tanrı bize asla katlanabileceğimizden daha fazlasını vermez” – bu söz Kutsal Kitap’a göre doğru mu? Eğer Tanrı’nın kendi halkına, onları korumayacağı ve bu vesileyle onları sonsuz yüceliğe kavuşturmayacağı denemeler vermeyeceğini kastediyorsak, evet. Oraya ulaşmak için yapmamız gereken her şeyi yapabilmemiz sağlanacaktır.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-bize-katlanabilecegimizden-daha-fazlasini-verir-mi/">Tanrı Bize Katlanabileceğimizden Daha Fazlasını Verir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/11.-Bolum.mp3" length="7935715" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kutsal-ruhun-icimde-oldugunu-nasil-bilebilirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 12:09:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3519</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kutsal-ruhun-icimde-oldugunu-nasil-bilebilirim/" title="Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kutsal Ruh’un içimde olduğunu nasıl bilebilirim? Bunun kadar önemli olan soru sayısı azdır. Hepimiz bir noktada bu soruyla yüzleşmekteyiz. Ve bu, pastörlerin bile sorabildiği bir sorudur, tıpkı bu soruyu soran pastörümüz gibi. “Sevgili Pastör John, Rab İsa Mesih’in adında sizlere selam olsun. Ben Dubai’de bir pastörüm. Bana şunu açıklayabilir misiniz: Kutsal Ruh’un içimde olduğundan kesin olarak nasıl emin olabilirim? 8 yaşında kurtuldum ve şu an 33 yaşındayım. Hâlâ daha yaşamımda Kutsal Ruh’un gücünü, açık bir biçimde tecrübe etmedim. Kutsal Ruh’la nasıl dolacağımızı bana açıklarsanız, çok memnun olurum. Bu nasıl bir şey?”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kutsal-ruhun-icimde-oldugunu-nasil-bilebilirim/">Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kutsal-ruhun-icimde-oldugunu-nasil-bilebilirim/" title="Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kutsal-Ruhun-Icimde-Oldugunu-Nasil-Bilebilirim.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/3.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Kutsal Ruh’un içimde olduğunu nasıl bilebilirim? Bunun kadar önemli olan soru sayısı azdır. Hepimiz bir noktada bu soruyla yüzleşmekteyiz. Ve bu, pastörlerin bile sorabildiği bir sorudur, tıpkı bu soruyu soran pastörümüz gibi. “Sevgili Pastör John, Rab İsa Mesih’in adında sizlere selam olsun. Ben Dubai’de bir pastörüm. Bana şunu açıklayabilir misiniz: Kutsal Ruh’un içimde olduğundan kesin olarak nasıl emin olabilirim? 8 yaşında kurtuldum ve şu an 33 yaşındayım. Hâlâ daha yaşamımda Kutsal Ruh’un gücünü, açık bir biçimde tecrübe etmedim. Kutsal Ruh’la nasıl dolacağımızı bana açıklarsanız, çok memnun olurum. Bu nasıl bir şey?”</em></p>



<p>Şunu netleştirerek başlayalım: Arkadaşımız iki ayrı soruyor ve iki ayrı soru sorduğunun farkında olup olmadığından tam emin olamadım. Dolayısıyla, ilk isteğim, dinleyicimizin aslında iki ayrı soru sormakta olduğunu Kutsal Kitap’a göre anlaması.</p>



<p>İlk sorusu şu: “Kutsal Ruh’un içimde olduğundan kesin olarak nasıl emin olabilirim?” İkinci sorusuysa şu: “Kutsal Ruh’la nasıl dolabilirim?” Şimdi, gerçek Hristiyan yaşamının içerisindeki bir noktada olup da, Kutsal Ruh’la dolu olmamak mümkündür. Dinleyicimizin anlayıp anlamadığından emin olamadığım nokta burası. Ama eğer kişide Kutsal Ruh yaşamıyorsa, kişinin Hristiyan olması en baştan mümkün değildir.</p>



<p><strong>Her Hristiyan’da Ruh Vardır</strong></p>



<p>Hristiyan olmak demek, Mesih’in Ruhu’na sahip olmak demektir. Romalılar 8:9: “Tanrı&#8217;nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, benliğin değil, Ruh&#8217;un denetimindesiniz. Ama içinde Mesih&#8217;in Ruhu olmayan kişi Mesih&#8217;in değildir.”</p>



<p>Dolayısıyla, Kutsal Ruh’a sahip değilse, kişi Hristiyan değildir. Sonrasında Efesliler 5:18’de, Pavlus Kutsal Ruh’a sahip olan Hristiyanlara seslenmektedir. Bunu da, bu arada, 1. bölümdeki şu sözlerinden biliyoruz: “Siz [okuyucularım] &#8230; vaat edilen Kutsal Ruh&#8217;la O&#8217;nda mühürlendiniz. Ruh, Tanrı&#8217;nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı&#8217;ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir” (Efesliler 1:13-14). Sonrasında Efesliler 5:18-20’de Pavlus şöyle diyor:</p>



<p>Şarapla sarhoş olmayın, bu sizi sefahate götürür. Bunun yerine [siz, Ruh’a zaten sahip olan Hristiyanlar] Ruh&#8217;la dolun: Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; yürekten Rab&#8217;be ezgiler, mezmurlar okuyun;&nbsp; durmadan, her şey için Rabbimiz İsa Mesih&#8217;in adıyla Baba Tanrı&#8217;ya şükredin.</p>



<p>Bir başka deyişle, Ruh’la dolmak Ruh’un güçlendirişinin bir düzeyi veya niteliğidir ve bazen fazla, bazen azdır. Örneğin, Elçilerin İşleri 4:31’de, Hristiyanların dua için bir araya toplandıklarını söylüyor ve “duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı. Hepsi Kutsal Ruh&#8217;la doldular ve Tanrı&#8217;nın sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler.”</p>



<p>Dolayısıyla, bu olağanüstü, değerli, tatlı, güçlü, sıra dışı nitelikteki Kutsal Ruh’la dolma deneyiminin etkilerinden biri, bizim Mesih’e tanıklık etmede daha hazır, daha özgür ve daha cesur olmamızdır. Ya da Efesliler 5’e göre, mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler ve Tanrı’ya şükürlerle dolmada daha hazır, daha özgür ve daha hevesli olmamızdır.</p>



<p>Kutsal Ruh’a sahip olmak, kişiyi Hristiyan olarak işaretler. Kutsal Ruh’a sahip olmayan bir Hristiyan yoktur. Kutsal Ruh’la <em>dolu </em>olmak, akabinde getirdiği Mesih’i yücelten o harika özgürlük, cesaret ve güç uğruna, tüm imanlıların araması gereken bir deneyimdir.</p>



<p>“Öyleyse, Kutsal Ruh’a sahip olduğunu nasıl bilebilirsin?” diye soruyor dinleyicimiz. Ben de şöyle cevaplıyorum: “Eğer gerçekten bir Hristiyan’san, eğer yeniden doğmuşsan, Kutsal Ruh’a sahip olduğunu bilirsin.”</p>



<p><strong>Mesih’in Önündeki Durumumuz</strong></p>



<p>Şimdi, bu soruya Kutsal Kitap’a göre cevap verebilmemiz için, tövbe ve imanla Mesih’e dönmeden önceki konumunu bilmen gerçekten önemli. Eğer imandan önceki konumu kendi tecrübene dayanarak değil, ancak Kutsal Kitap’a bakarak biliyorsan, şahsen ne zaman iman ettiğini hatırlamayan insanlarda dahi endişelenecek bir şey görmüyorum. Daha açık ifade edeyim. Şunu diyorum: İman etmeden önceki durumumuzu Kutsal Kitap’tan öğrenmeliyiz. Annemizin hatırladıklarından veya kendi hatırladıklarımızdan veya bir başkasının bizim ne kadar kötü olduğumuza yönelik ifadesinden değil, <em>Kutsal Kitap’tan.</em></p>



<p>Durumumuzun ne olduğunu Kutsal Kitap’tan öğreniyoruz. Birçok insan, binlerce insan, iman etmeden önceki durumlarına ilişkin kötü öğretilere maruz kalmakta. Kutsal Kitap’ın bu noktadaki cevabıysa şöyle:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Ruhsal olarak ölüydük (Efesliler 2:1, 4).</li><li>Ruh’la ilgili şeyleri benimsemekten acizdik (1. Korintliler 2:14).</li><li>Pavlus’un tabiriyle, benliğe dayanan düşünceye sahiptik ve bu, Tanrı’ya itaat etmekten veya O’nu hoşnut etmekten acizdi (Romalılar 8:7-8).</li></ul>



<p>İradelerimizi, yüreklerimizi, zihinlerimizi veya duygularımızı değiştirecek güce sahip değildik. Tümüyle Tanrı’dan ters yöne eğilim gösteriyorduk. Peki nasıl Kutsal Ruh’u aldık? Bu, bir mucizeydi. Egemen lütuftu; Tanrı’nın bizim çaresizliğimizde bize uygulanan egemen lütfuydu.</p>



<p><strong>Ölümden Dirildik</strong></p>



<p>“Yel dilediği yerde eser,” diyor İsa. “Sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh&#8217;tan doğan herkes böyledir” (Yuhanna 3:8). Bir mucize oldu. Ruh gözlerimizi açtı (Elçilerin İşleri 16:14). Tanrı yüreğinde mutlak gücüyle ışıldadı, senin Mesih’in güzelliğinin ve görkeminin Müjdesi’nin ışığını görmeni sağladı (2. Korintliler 4:6). Artık Tanrı ölü, artık kör, artık Tanrı’ya düşman, Tanrı’yı hoşnut etmekten aciz, artık isyankâr, artık çarmıhı saçmalık olarak gören biri olmayasın diye, sana yaşam aktardı, sana yaşam verdi.</p>



<p>Bunun yerine, Müjde’de Mesih’in görkemini gördün. Bunu, dünyaya ait şeylere kıyasla daha güzel, daha arzu edilir buldun. Tanrı’nın Ruhu’yla diri kılındın. Tanrı gerçek, değerli ve güzeldi. Artık kör değildin. Çarmıhı, Mesih’i, O’nun yolunu ve Sözü’nü, günahın vaatlerinden daha çekici buldun. Tanrı’ya düşman olmak yerine, O’nu sevdin ve O’nu hoşnut etmek istedin. Kuşku, şüphe ve katı olmak yerine, O’nun vaatlerini doğru buldun ve onlara güvendin, onlara bel bağladın. Mesih hazinen oldu.</p>



<p>İşte, yaşama kavuştuğunu böyle bilirsin. Mesih’e döndüğünü böyle bilirsin. İman sahibi olduğunu böyle bilirsin. Kutsal Ruh’un içinde olduğunu böyle bilirsin. Eğer Tanrı Ruhu’nun mucizesi sende etkin olmasaydı, bunların hiçbiri gerçekleşiyor olmazdı. Ama ne kadar ölü olduğun, bu güzel dönüşümün Ruh’un egemen işleyişinden ayrı olarak gerçekleşmesinin ne denli imkânsız olduğu sana Kutsal Kitap’tan öğretilmeseydi, bilmezdin (Luka 18:27).</p>



<p><strong>Şaşkın Mısın?</strong></p>



<p>Eğer sana, belirleyici sebebin kendin olduğun – bunu tekrar söyleyeyim çünkü bu fena halde yaygın ve yıkıcı bir şey. Eğer sana, bunların hepsinin belirleyici sebebinin kendin olduğun öğretildiyse, o hâlde gösterdiğin değişim karşısında şaşkın da olmazsın. Bunu kendi belirleyici eylemin olarak görürsün, dolayısıyla da bunu yeniden doğduğuna dair ve Ruh’un içinde olduğuna dair bir kanıt olarak görmezsin. Tanrı’nın kurtuluştaki mutlak hakimiyetini reddedenlerin içine düştüğü büyük trajedilerden biri budur.</p>



<p>Kendine şunu sor: Tanrı’nın, seni her sabah bir Mesih imanlısı olarak uyandıran egemen lütfu karşısında şaşkın mısın? Şaşkınlık duyuyor musun? Gerçek kurtaran iman, yeniden doğduğunun bir numaralı kanıtıdır. 1. Yuhanna 5:1: “İsa&#8217;nın Mesih olduğuna inanan herkes Tanrı&#8217;dan doğmuştur.” Bu, Ruh’tan doğmuş olmak ve <em>Ruh’a </em>sahip olmak demektir.</p>



<p>Peki, Tony, bence burada durmalıyız. Dinleyicimizin “Kutsal Ruh’la nasıl dolarsın?” diye sorduğunu biliyorum. Bununla ilgili bir şey söylemedim ama bence burada durmamız gerekiyor çünkü diğer sorusu, yani “Kutsal Ruh’la nasıl dolabilirim?” sorusu, buradaki cevabımın sonunda değinemeyeceğim kadar büyük bir soru. Ayrıca burada değinmiş olduğumuz şeyin gerçekten meselenin kökü olduğuna inanıyorum: Ruh’un yaşamlarımızdaki ayırt edilebilir etkinliği nedir? Ve Kutsal Ruh’un temel yanıtı nedir? Şudur: Bizi ölümden diriltmesi ve Mesih’i üstün hazinemiz yapmasıdır.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kutsal-ruhun-icimde-oldugunu-nasil-bilebilirim/">Kutsal Ruh’un İçimde Olduğunu Nasıl Bilebilirim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/3.-Bolum.mp3" length="7704043" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/mesih-nicin-bazilarinin-inanmamasini-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 12:01:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3536</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/mesih-nicin-bazilarinin-inanmamasini-istiyor/" title="Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Mesih niçin bazılarının inanmamasını istiyor? Bu, Kutsal Kitap’ı okuyan kişilerin Matta 13:13 veya Luka 8:10 gibi metinlerle karşılaştığı zaman kafalarının kaşımalarına sebep olan, afallatıcı bir soru. Bugünkü sorumuz Max adlı bir dinleyicimizden geliyor ve sorusu yine bize Skype aracılığıyla eşlik eden Pastör John için. “Selam, Pastör John! İsa’nın Yeşaya 6:9’dan alıntı yaptığı Luka 8:9-15 ayetlerindeki benzetmesini açıklayabilir misiniz? Yeşaya 6:10’da, Tanrı şöyle diyor: ‘Bu halkın yüreğini duygusuzlaştır ... öyle ki, gözleri görmesin, kulakları duymasın, yürekleri anlamasın ve bana dönüp şifa bulmasınlar.’ Burada beni afallatan şey, Tanrı’nın kasıtlı bir biçimde insanları kurtuluştan alıkoyması. Üstelik 1. Timoteos 2:4, Tanrı’nın herkesin tövbe etmesini ve kurtuluşu almasını istediğini söylüyor. Lütfen benim bu paradoks gibi görünen şeyi ve mümkünse, Tanrı’nın bazı yürekleri nasırlaştırıp onları tövbeden alıkoyarken ne düşündüğünü anlamama yardım edin.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/mesih-nicin-bazilarinin-inanmamasini-istiyor/">Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/mesih-nicin-bazilarinin-inanmamasini-istiyor/" title="Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Mesih-Nicin-Bazilarinin-Inanmamasini-Istiyor.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/10.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Mesih niçin bazılarının inanmamasını istiyor? Bu, Kutsal Kitap’ı okuyan kişilerin Matta 13:13 veya Luka 8:10 gibi metinlerle karşılaştığı zaman kafalarının kaşımalarına sebep olan, afallatıcı bir soru. Bugünkü sorumuz Max adlı bir dinleyicimizden geliyor ve sorusu yine bize Skype aracılığıyla eşlik eden Pastör John için. “Selam, Pastör John! İsa’nın Yeşaya 6:9’dan alıntı yaptığı Luka 8:9-15 ayetlerindeki benzetmesini açıklayabilir misiniz? Yeşaya 6:10’da, Tanrı şöyle diyor: ‘Bu halkın yüreğini duygusuzlaştır &#8230; öyle ki, gözleri görmesin, kulakları duymasın, yürekleri anlamasın ve bana dönüp şifa bulmasınlar.’ Burada beni afallatan şey, Tanrı’nın kasıtlı bir biçimde insanları kurtuluştan alıkoyması. Üstelik 1. Timoteos 2:4, Tanrı’nın herkesin tövbe etmesini ve kurtuluşu almasını istediğini söylüyor. Lütfen benim bu paradoks gibi görünen şeyi ve mümkünse, Tanrı’nın bazı yürekleri nasırlaştırıp onları tövbeden alıkoyarken ne düşündüğünü anlamama yardım edin.”</em></p>



<p>Burada aslında iki soru var. İkisi de iyi sorular. Biri şu: 1. Timoteos 2:4’e göre, Tanrı’nın herkesin kurtulmasına yönelik arzusu, O’nun kimin gerçekten kurtulacağına ilişkin belirleyici egemenliğini dışarıda mı bırakıyor? Yani, eğer O herkesin kurtulmasını <em>arzu ediyorsa</em>, bazılarını kurtulmak üzere seçip bazılarını seçmemesi mümkün olmaz şeklinde bir çıkarım mı yapacağız? Bir soru bu.</p>



<p>Diğer soruysa şu: Tanrı’nın Luka 8’de olduğu gibi bazı insanları gerçeği görmekten ve kurtulmaktan alıkoymasının ardında nasıl bir düşünce yatıyor? Şimdi, her birini ayrıca ele alalım ve sonrasında aralarında ilişki kuralım.</p>



<p><strong>Kimin İsteği?</strong></p>



<p>1. Timoteos 2:1-4 şöyle diyor:</p>



<p>Her şeyden önce şunu öğütlerim: Tanrı yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun. Böyle yapmak iyidir ve Kurtarıcımız Tanrı&#8217;yı hoşnut eder. O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.</p>



<p>Bu metin şu soruyu doğuruyor: Eğer Tanrı <em>bütün </em>insanların kurtulmasını arzu ediyorsa, neden <em>bütün </em>insanlar kurtulmuyor? Soru bu. Ve günümüzün tipik cevabı (ki günümüz derken, son iki üç yüzyılı kastediyorum), insanın özgür iradesinin, öz-belirlemesinin, Tanrı’yı kendi arzu ettiği şeyi yapmaktan, yani onları kurtarmaktan alıkoyuyor olduğu.</p>



<p>Şimdi, ben bunun Kutsal Kitap’a uygun bir cevap olduğunu düşünmüyorum. Bence bu, metne dayatılan ve Kutsal Kitap’ın hiçbir yerinde öğretilmeyen bir felsefi önvarsayım. Ben insanın bu tür bir özgür iradeye, yani Tanrı’nın uygun gördüğü herkesi kurtarmaya yönelik egemen isteğini, katı yürekleri, dirençleri ve isyanları fethetmesini ve onlara yeni bir iman yüreği vermesini engelleyecek türden bir öz-belirlemeye sahip olduğunu düşünmüyorum.</p>



<p><strong>İlahi Armağan</strong></p>



<p>Pavlus’un öğretisine göre, iman Tanrı’dan bir armağandır, insanın kendi mutlak öz-belirlemesine dayanarak yarattığı bir şey değil. Öz-belirleme gücü olarak anlaşılan türden bir özgür irade ürünü değildir. Bunu Filipililer 1:29’da, Efesliler 2:8’de görebilirsin, ancak bunu özellikle de, Elçilerin İşleri 13:48’de görebilirsin. Burada Luka, Müjde’yi duyduğu zaman inanacak olan kişilerin, aslında Tanrı’nın seçmiş ve imana atamış olduğu kişiler olacağını söylüyor. Şöyle diyor ayet: “Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab&#8217;bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.”</p>



<p>Burada şunu görüyoruz: Her ne kadar Pavlus, 1. Timoteos 2:4’te, Tanrı’nın herkesin kurtulmasını arzu ettiğini söylese de, neden herkesin kurtulmadığı sorusuna verilecek cevap, insanın öz-belirlemesi değildir. Hatta Pavlus, Timoteos’a yazdığı bu mektuplarda farklı bir şey söylemiyor. Örneğin 2. Timoteos 2:24-25’te şöyle diyor: “Rab&#8217;bin kulu &#8230; kendisine karşı olanları yumuşak huyla yola getirmeli. <em>Gerçeği anlamaları için</em> Tanrı belki onlara bir tövbe yolu açar.”</p>



<p>Şimdi, bu ifade (daha kelimesi kelimesine çevirecek olursak, “gerçek bilgisine” diyor), 1. Timoteos 2:4’te geçen ifadeyle tamı tamına aynıdır. O ayette, Tanrı herkesin “gerçeğin bilincine” erişmesini istemektedir ancak herkes bunu yapmıyor. Öyleyse, bir yandan, Tanrı 1. Timoteos 2:4’te herkesin gerçeğin bilincine erişmesini istiyor. Bir diğer yandansa, 2. Timoteos 2:25’e göre, Tanrı bazı belirli insanların gerçeğin bilincine erişmesini, bir armağan olarak belki, bazen sağlıyor.</p>



<p>Şimdi, bence Pavlus şunu açıkça ortaya koyuyor: Tanrı’nın insanların tövbe etmeleri ve gerçeğin bilince erişmeleri yönündeki arzusuna ket vuran, O’nun herkesi kurtarmak üzere mutlak bir eyleme geçme arzusunu alıkoyan şey, insanların öz-belirleme gücü, sözde “özgür iradesi” değil, aksine Tanrı’nın tövbe ve imanı <em>bahşedebilir </em>veya <em>bahşetmeyebilir</em> olduğu gerçeği.</p>



<p>Bir açıdan, Tanrı herkesin kurtulmasını istiyor. Kötülerin ölümünden zevk duymuyor (Hezekiel 18:23). Ama Tanrı’daki bir başka kararlılık, O’ndaki bilgelikle, adaletle ve daha geniş bir sevgiyle –daha geniş bir bakış açısıyla görülen bir sevgiyle– eyleme geçme yönündeki bir başka kararlılık, O’nun herkesi kurtarma arzusuna göre eyleme geçip herkesi kurtarmasına engel oluyor.</p>



<p><strong>Yargıda Körlük</strong></p>



<p>Ve, Max’ın Luka 8’le ilgili sorusuna, Tanrı’nın bazılarını isyandan ve ruhsal körlükten özgür kılmamayı seçmesiyle ilgili sorusuna istinaden, şimdiye kadar şunu gördük ki, bu, Tanrı’nın herkesin kurtulmasını istediğini söyleyen 1. Timoteos 2:4’le bir çelişki değil. O bunu arzuluyor ama bunu her zaman eyleme geçirmiyor. Ve Max şunu soruyor: “Lütfen, Tanrı’nın bazı yürekleri nasırlaştırıp onları tövbeden alıkoyarken ne düşündüğünü anlamama yardım edin.” Sonrasındaysa kendisi Luka 8:9-10 ayetlerinden alıntı yapıyor. İsa’nın öğrencileri, O’na tohum benzetmesiyle neyi kastettiğini sorduklarında, İsa şöyle der: “Size <em>verildi.</em>” Yani, bu bir armağan. Bunu onlar hak etmiyor; bunu onlar kazanmadı.</p>



<p>Tanrı Egemenliği&#8217;nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi. Ama başkalarına benzetmelerle sesleniyorum. Öyle ki [ve ilahi tasarı işte burada], “gördükleri halde görmesinler, duydukları halde anlamasınlar.”</p>



<p>Ve Max doğru bir şekilde bunun Yeşaya 6:9-10’a bir atıf olduğunu görüyor. Burada Tanrı, Yeşaya’ya yüreklerin katılaşmasıyla sonuçlanacak vaazları iletme yönündeki zorlu görevi veriyor. Tanrı, Yeşaya’ya şöyle diyor:</p>



<p>Git, bu halka şunu duyur:</p>



<p>“Duyacak duyacak, ama anlamayacaksınız,</p>



<p>Bakacak bakacak, ama görmeyeceksiniz!’</p>



<p>Bu halkın yüreğini duygusuzlaştır,</p>



<p>Kulaklarını ağırlaştır,</p>



<p>Gözlerini kapat.</p>



<p>Öyle ki [Tanrı’nın maksadı budur], gözleri görmesin,</p>



<p>Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın</p>



<p>Ve bana dönüp şifa bulmasınlar.</p>



<p>Burada Tanrı, Yeşaya’ya vaazın nasıl sonuçlanacağını bildiriyor. Yeşaya’nın ve İsa’nın hizmetindeki katılaşmanın açıklaması şu: Tanrı Sözü’nün bu tasarısı, yargıdır. Günaha yönelik yargıdır. Edilen vaazın bu körleştirici, katılaştırıcı etkisi, Tanrı Sözü’nü sevenlerin başına gelmiyor. Tanrı dışarı çıkıp Tanrı Sözü’nü seven ve ona itaat eden insanları bulup, sonrasında bu kişilerin Söz’ün vaazıyla katılaşması için uğraşmıyor. Hayır.</p>



<p>Kimse kendi isteğine ters bir şekilde, körleştirilmez. Bunu unutma. Onların istediği şey, Tanrı’ya karşı kayıtsız kalmaktır. Körlüğe doğru ilerleyen hiç kimse, tekmeler ve çığlıklar atarak, “Hayır, görmek istiyorum!” demiyor. Tanrı’nın körleştirme yargısına maruz kalan hiçbir masum insan yok. <em>Bir tane bile</em>. Tanrı’yı görmeyi seven hiç kimsenin gözü, Tanrı’ya karşı kör kılınmamaktadır. Bu kör olma durumları, günaha karşılık verilen yargılardır; kör olmak üzere körlüğe teslim edilmektir.</p>



<p><strong>Herkese Merhamet</strong></p>



<p>Ve sözlerimi şöyle bitireceğim: Bu yargı nereye gidiyor? Büyük resim ne? Pavlus bize bunu Romalılar 11:25-26’da anlatıyor. Diğer uluslardan olan bizlere şöyle diyor:</p>



<p>Bilgiçliğe kapılmamanız için şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: İsrailliler&#8217;den bir bölümünün yüreği, öteki uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek duyarsız kalacaktır. Sonunda bütün İsrail kurtulacaktır.</p>



<p>Öteki uluslardan olanlar bizleriz ve bu kişiler, kilisenin büyük dünya hizmeti aracılığıyla geliyorlar. Yani, yargı kurtuluşa götürüyor. Aynı bölümün sonraki ayetlerinde, Romalılar 11:32-33 ve 36’da, Pavlus şöyle diyor:</p>



<p>Tanrı, merhametini herkese göstermek için herkesi sözdinlemezliğin tutsağı kıldı.</p>



<p>Tanrı&#8217;nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O&#8217;nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! &#8230; Her şeyin kaynağı O&#8217;dur; her şey O&#8217;nun aracılığıyla ve O&#8217;nun için var oldu. O&#8217;na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/mesih-nicin-bazilarinin-inanmamasini-istiyor/">Mesih Niçin Bazılarının İnanmamasını İstiyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/10.-Bolum.mp3" length="10859241" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-uzak-hissettirdiginde-bizim-buyumemizi-istiyor-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 12:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3529</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-uzak-hissettirdiginde-bizim-buyumemizi-istiyor-olabilir/" title="Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Çuvalladım diye mi Tanrı benden uzak? O’nu öfkelendirdim diye mi? O’nu bana kızdıracak seçimler yaptım diye mi? Bu ve benzeri soruları, insanlardan şaşırtıcı biçimde sık almaktayız, özellikle de hayatta hiçbir şey istedikleri gibi gitmediği zaman. Bugünün sorusu Kristen adlı bir dinleyicimizden geliyor.</p>
<p>“Sevgili Pastör John, Tanrı’yı tümden kaybetmiş olmaktan endişe duyduğum için size yazıyorum. Kilise topluluğumuzda bugüne dek son derece aktif oldum ve üç yıl öncesine kadar, Mesih’teki sevinci gerçekten deneyimliyordum. Kutsal Ruh’un armağanlarını hissediyor, her zaman Tanrı hakkında konuşuyor ve ilahiler söylüyordum. O yılın ileriki zamanlarında, şu anda ilişkimizin devam etmediği eski erkek arkadaşımla tanıştım. Kendisi bu denli mutlu olmamın ve kiliseye kendimi adamamın bir yanılsama olduğunu ve kilisemizin gençlik grubuna bu kadar katılmamam veya orada öğretilen şeylere bu denli ciddiyetle kulak vermemem gerektiğini söylüyordu. Beni bırakacağından korkuyordum ve bu yüzden, eskisi gibi kiliseye gitmeyi, ilahiler söylemeyi ve dua etmeyi yavaş yavaş bıraktım çünkü kocam olacağını düşündüğüm adamı kaybetmek istemiyordum. Bu adamla çıkarken, kiliseye sırt çevirdim.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-uzak-hissettirdiginde-bizim-buyumemizi-istiyor-olabilir/">Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-uzak-hissettirdiginde-bizim-buyumemizi-istiyor-olabilir/" title="Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Tanri-Uzak-Hissettirdiginde-Bizim-Buyumemizi-Istiyor-Olabilir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/9.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Çuvalladım diye mi Tanrı benden uzak? O’nu öfkelendirdim diye mi? O’nu bana kızdıracak seçimler yaptım diye mi? Bu ve benzeri soruları, insanlardan şaşırtıcı biçimde sık almaktayız, özellikle de hayatta hiçbir şey istedikleri gibi gitmediği zaman. Bugünün sorusu Kristen adlı bir dinleyicimizden geliyor.</em></p>



<p><em>“Sevgili Pastör John, Tanrı’yı tümden kaybetmiş olmaktan endişe duyduğum için size yazıyorum. Kilise topluluğumuzda bugüne dek son derece aktif oldum ve üç yıl öncesine kadar, Mesih’teki sevinci gerçekten deneyimliyordum. Kutsal Ruh’un armağanlarını hissediyor, her zaman Tanrı hakkında konuşuyor ve ilahiler söylüyordum. O yılın ileriki zamanlarında, şu anda ilişkimizin devam etmediği eski erkek arkadaşımla tanıştım. Kendisi bu denli mutlu olmamın ve kiliseye kendimi adamamın bir yanılsama olduğunu ve kilisemizin gençlik grubuna bu kadar katılmamam veya orada öğretilen şeylere bu denli ciddiyetle kulak vermemem gerektiğini söylüyordu. Beni bırakacağından korkuyordum ve bu yüzden, eskisi gibi kiliseye gitmeyi, ilahiler söylemeyi ve dua etmeyi yavaş yavaş bıraktım çünkü kocam olacağını düşündüğüm adamı kaybetmek istemiyordum. Bu adamla çıkarken, kiliseye sırt çevirdim.</em></p>



<p><em>Tanrı’nın bana öfkeli olduğunu ve beni bir daha asla geri kabul etmeyeceğini hissettim çünkü evlilik öncesi cinsel ilişkide bulunmuştum. Çok da öfkeliydim çünkü babam kansere yakalanmıştı ve benim de kendi sağlık sorunlarım vardı. Şimdi Tanrı’ya geri dönmek istiyorum ama yüreğimin katılaşmış olmasından korkuyorum. Kiliseye geldiğimde, göğsümde bir acı hissediyorum. Kayıp durumda mıyım? Yeniden barışmam için herhangi bir umut var mı? Tekrardan elde edilemeyecek, değerli bir şeyi boşa harcamış olmaktan korkuyorum.”</em></p>



<p>Kristen, benim senin için büyük bir umudum var – bence temeli oldukça iyi olan bir umudum var. Ama bu umuda yönelik bir gerekçe sunmadan ve seni buna davet etmeden önce, ayıltıcı nitelikte, belki sana ilk etapta daha da kötü hissettirecek bir şey söyleyeyim. Sana söz veriyorum, eğer beni sonuna kadar dinlersen, sonucunda haberler iyi olacak.</p>



<p><strong>Sahte Peygamberlerin Peşinden Gitmek</strong></p>



<p>Tanrı’nın seni geri kabul edip etmeyeceği konusunda şüphe duymanın sebebi olarak, fena hâlde çuvallamandan bahsediyorsun. Evlilik dışında cinsel ilişkide bulundun, kiliseyi bıraktın ve babanın kanseri ve kendi sağlık sorunların için Tanrı’ya kızdın. Haklısın, bunları yapman çok kötü. Ama eski durumunu, ruhsal olarak güçlü olduğun bir durum olarak tanımlıyorsun.</p>



<p>Kilise topluluğunuzda aktif olduğunu ve Mesih’teki sevinci deneyimlediğinden bahsettin. Kutsal Ruh’un armağanlarını hissettiğinden ve her zaman Tanrı hakkında konuşup ilahiler söylediğinden bahsettin.</p>



<p>Şimdi senden yapmanı istediğim şey, şu ihtimali –ki ben durumun muhtemelen böyle olduğunu düşünüyorum–, o güzel yıllardaki ruhsal durumunun senin düşündüğün kadar iyi olmayabileceği ihtimalini bir düşünmen. Birçok dini deneyim yaşıyordun –kilise, sevinç, armağanlar ve ilahiler. Ama iş gerçek itaate gelince, Mesih’in değerini seni Mesih’ten uzaklaştıran bir erkek arkadaşa tercih etmek zorunda kalınca, erkek arkadaşı seçtin.</p>



<p>Durumun İsrailliler’in durumu gibiydi. Musa şöyle diyor:</p>



<p>Aranızdan bir peygamber [bir erkek arkadaş şöyle dursun] ya da düş gören biri çıkarsa, bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse, ‘Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapınalım’ derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile, o peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız RAB kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır. (Yasa’nın Tekrarı 13:1-3)</p>



<p>Bir bakıma, işleri senin için daha da vahim bir hâle sokuyorum, öyle değil mi? Eminim, bu iyi hissettirmiyordur. Sınamadan geçemedin. İsa yerine, sahte peygamberi seçtin.</p>



<p><strong>Güzel Bir Kurtuluş</strong></p>



<p>Şimdi bunun neden senin için iyi bir haber olabileceğini söyleyeyim. Yaşamının son yıllarını, Tanrı’yla olan sıkı yürüyüşünden dehşet biçimde ayrılıp uzaklaştığın yıllar olarak değerlendiriyorsun ve benim diyeceğim şu ki, Rab senin yaşamında oldukça farklı bir şey yapıyor olabilir. Rab senin O’nunla olan sıkı yürüyüşünü bırakmana izin veriyor demiyorum; seni Tanrı’yla olan sahte bir yürüyüşten kurtarıyor diyorum. Dediğim şeyi bir kez daha dinlemen gerekebilir.</p>



<p>Şunu diyorum: Son aylarda veya yıllarda (aklındaki süre neydi hatırlayamıyorum), Tanrı senin O’nunla olan sıkı yürüyüşünü bırakmana izin vermiyor; seni kendisiyle olan sahte bir yürüyüşten kurtarıyor.</p>



<p>Senin o zamanki yürüyüşün, yani sürdüğün yaşam oldukça dindardı ama gerçek değildi. Eğer İsa’yı, bir erkek arkadaşına O’ndan daha fazla değer verecek kadar az sevdiysen, Tanrı’yla yakın değildin demektir. O yaşantı her neydiyse, Tanrı onu enkaza sürükledi, değil mi? Onu enkaza sürükledi.</p>



<p><strong>Daha İyi Bir Tasarı</strong></p>



<p>Şimdiyse O, bu enkazın çileleri aracılığıyla, yüreğinde O’na karşı yeni bir arzu uyandırmış. O seni o eskiden olduğu tarzda bir sevince, ilahiye veya kilise yaşamına çağırmıyor. Hayır.</p>



<p>Seni o eski imana, bir erkek arkadaş devreye girer girmez putperestliğe yönelecek bir yürek taşıyan o eski imana çağırmıyor. Tanrı’nın senin için bundan çok daha iyi bir tasarısı var.</p>



<p>O seni o sahte imandan kurtarıyor. Sende inşa ettiği şey, seni bir imansızın kollarından koruyamayacak kadar zayıf ve sığ bir şey değil. Tanrı o eski yapıyı enkaza çevirdi ve seni enkazdan kurtardı. Seni o adamla evlenmekten kurtardı. Ne büyük bir armağan.</p>



<p><strong>Sert Olmaya Çağrı</strong></p>



<p>Tanrı bundan çok daha derin ve çok daha iyi bir şey yapıyor. Yapmakta olduğu şeye ilişkin benim yorumum bu. Bunun Tanrı’dan olup olmadığını görmen için bunu sınaman gerek. Tanrı derin, güçlü, doktrinsel olarak sağlam, Mesih’i yücelten, Kutsal Kitap’la doymuş, sarsılmaz bir ‘yeni sen’ hedefliyor. Hedefi, senin tekrardan o eski dindar hâline, otuz gümüş dinarlık erkek arkadaşa karşılık İsa’yı Yahuda gibi satan hâline dönmen değil.</p>



<p>Kristen, şöyle dediğini duyabiliyorum, “Yuh, bunlar sert sözler, Pastör John.” Sert olduklarını bilerek yazdım, Kristen. Çünkü sert olmak istiyorum.</p>



<p>Senin üstün hazinen olarak İsa’ya olan bağlılığında sert, sarsılmaz, bükülmez olmanı istiyorum. Artık rahatlığa ve genişliğe, tatlı kiliseciliğe, duygusallığa yer yok. Kralına ve üstün hazinene karşı büyük, derinden, sarsılmaz, sahici bir bağlılıktan bahsediyorum. Şu anda yumuşak hissetmeni istemiyorum. Sert olmanı istiyorum.</p>



<p>İşte Kristen, benim Tanrı’nın yaşamında yapmakta olduğu şeye ilişkin umut dolu yorumum bu.</p>



<p><strong>Mükemmel Sabır</strong></p>



<p>Şimdi, umutsuzluk yerine neden umut hissetmen gerektiğine ilişkin birkaç Kutsal Kitap’a dayalı gerekçe sunayım. Kilisedeyken göğsünde hissettiğin o acı, bence, bu gerçeklere sımsıkı sarıldığın ve Şeytan’ın kafasına indirdiğin takdirde gidecek. Sana, riskli ama, Hezekiel 16’yı okumanı öneriyorum. Oldukça uzun bir bölüm. 63 ayet.</p>



<p>Bu bölüm İsrail ve kocası olan Tanrı arasında geçen sadakatsizliğin dehşet verici bir resmi. Tanrı’nın İsrail’den çekilişini resmediyor. Onları korkunç, dehşet verici yargılara teslim ediyor. Son beş ayete gelene kadar okumayı bırakma, Kristen. Afallatıcı, gerçekten dudak uçuklatıcı bir şekilde merhamet dolu bir bağışlama eylemi görüyoruz bu ayetlerde. Sana okuyayım:</p>



<p>Seninle yeniden antlaşma yapacağım, benim RAB olduğumu anlayacaksın. Bütün yaptıklarını bağışladığımda, anımsayacak ve utanacaksın. Utancından bir daha ağzını açmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor. (Hezekiel 16:62-63)</p>



<p>Konumuzla daha da bağlantılı olarak, Kristen, Tanrı’nın niçin Pavlus’u, ancak o bir Hristiyan katili ve kilise zorbası olduktan sonra kurtardığını düşün. Pavlus’un sunduğu sebep şu (bunu kendin için duymak gerek): “Ama Mesih İsa, kendisine iman edip sonsuz yaşama kavuşacak olanlara örnek olayım diye sınırsız sabrını öncelikle bende –buraya kendi adını koy, Kristen– sergilemek için bana merhamet etti” (1. Timoteos 1:16).</p>



<p>Kristen, Tanrı senin Mesih’in mükemmel sabrını hissetmen ve sonsuz yaşam için O’na inanma cesaretini gösterebilmen için, yasacılığın en berbat örneği, nefret dolu Hristiyan katili olan Pavlus’u kurtardı. Tanrı senin bunu görmeni, bunu hissetmeni ve mutlulukla eve dönmeni sağlasın diye, seninle birlikte dua edeceğim.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/tanri-uzak-hissettirdiginde-bizim-buyumemizi-istiyor-olabilir/">Tanrı Uzak Hissettirdiğinde, Bizim Büyümemizi İstiyor Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/9.-Bolum.mp3" length="10566713" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/isa-sizi-hic-tanimadim-sozuyle-ne-kastediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 11:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3528</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/isa-sizi-hic-tanimadim-sozuyle-ne-kastediyor/" title="İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Haftayı Singapur’dan Jia adlı dinleyicimizin güzel bir sorusuyla kapatıyoruz. “Sevgili Pastör John, sizin 1304. bölümde bahsettiğiniz on kız benzetmesine istinaden bir soru sormak istiyorum. Matta 25:11-12’de, İsa şöyle diyor: “Daha sonra gelen öbür kızlar, ‘Efendimiz, efendimiz, aç kapıyı bize!’ dediler. Güvey ise, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum’ dedi.” Bu ayetler kurtuluşla ilgili bir ima taşıyor mu? Özellikle de güvey ‘Sizi tanımıyorum’ derken?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/isa-sizi-hic-tanimadim-sozuyle-ne-kastediyor/">İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/isa-sizi-hic-tanimadim-sozuyle-ne-kastediyor/" title="İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Isa-‘Sizi-Hic-Tanimadim-Sozuyle-Ne-Kastediyor.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/8.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Haftayı Singapur’dan Jia adlı dinleyicimizin güzel bir sorusuyla kapatıyoruz. “Sevgili Pastör John, sizin 1304. bölümde bahsettiğiniz on kız benzetmesine istinaden bir soru sormak istiyorum. Matta 25:11-12’de, İsa şöyle diyor: “Daha sonra gelen öbür kızlar, ‘Efendimiz, efendimiz, aç kapıyı bize!’ dediler. Güvey ise, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum’ dedi.” Bu ayetler kurtuluşla ilgili bir ima taşıyor mu? Özellikle de güvey ‘Sizi tanımıyorum’ derken?</em></p>



<p><strong>On Kız ve Bir Güvey</strong></p>



<p>Bu ayetler ve “Sizi tanımıyorum” sözü, kurtuluşla ilgili bir ima taşıyor mu? Cevap <em>evet.</em> Taşıyorlar. Kurtuluş dışında kalmayı ima ediyorlar.</p>



<p>Şimdi, bir adım geri gideyim ve küçük bir hatırlatıcı sunayım. Bu bir benzetme, yani misal. Hikâyede İsa’nın kurguladığı on kız var. Bu on kız, şölene gelen, içeri geçen ve gelinle mutlu bir vakit geçirmek üzere gelen güveyi karşılama görevine sahiptir. Dolayısıyla, güvey geldiğinde, onu karşılamaları gerekiyor.</p>



<p>Beş kız bu işi ciddiye alıyor ve hazır bekliyorlar. Beşiyse umursamaz ve hazır olmak için ihtiyaç duydukları şeye sahip değiller. Son dakika, hazırlanmak için son çare bir girişime kalkışmak üzere gidiyorlar. Ama çaba suya düşüyor. Artık çok geç.</p>



<p><strong>Ruhsal Olarak Uyanık</strong></p>



<p>Şöyle okuyoruz:</p>



<p>Ne var ki, onlar yağ satın almaya giderlerken güvey geldi. Hazırlıklı olan kızlar, onunla birlikte düğün şölenine girdiler ve kapı kapandı. Daha sonra gelen öbür kızlar, ‘Efendimiz, efendimiz, aç kapıyı bize!’ dediler. Güvey ise, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum’ dedi. Bu nedenle uyanık kalın. Çünkü o günü ve o saati bilemezsiniz. (Matta 25:10-13)</p>



<p>Burada mesele, <em>tetikte olmaktır</em>. Mesele gökyüzüne dalmış bir vaziyette geceyi uyanık geçirmek değil çünkü kızların onu da uyuyor. Hepsi uyuyor – hem bilge olan hem de ahmak olanlar. Dolayısıyla, olay uyumamak değil; Rabbin karşısında ve çağrınız karşısında uyanık kalmak: Ruhsal olarak tetikte olun, çağrınıza karşı uyanık kalın, İsa’ya karşı ve Mesih’teki yaşama karşı uyanık kalın. Ruhsal olarak uyanık ve diri olun. Çünkü eğer Rab’be önemsiz biri gibi davranırsanız, şölene katılmayacaksınız. Kurtuluşa katılmayacaksınız.</p>



<p><strong>Yahuda’nın İhracı</strong></p>



<p>Bu ifadeye en yakın benzetme şudur:</p>



<p>Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek [bu yüzden ihraçtan bahsediyorum]. Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir. O gün birçokları bana diyecek ki, ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?’ O zaman ben de onlara açıkça [işte burayı kastediyorum], ‘<em>Sizi hiç tanımadım</em>, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!’ diyeceğim. (Matta 7:21-23)</p>



<p>“Sizi hiç tanımadım” demek, “Sizi öğrencim olarak görmüyorum. Sizi takipçim olarak saymıyorum. Benim için ruhsal olarak bir yabancısınız.” Yahuda bu konuda İsa’nın yaşamında en iyi örnektir. Üç yıl boyunca, cinler kovmuş ve İsa’yla birçok kudretli işler yapmıştı. Sonunda, paradan dolayı gözü döndü, İsa’ya duyduğu sevgiden dolayı değil. Bunu Yuhanna 12:6’dan biliyoruz. Kendisi bir hırsız olarak adlandırılıyor. Sonunda İsa’yla geçireceği tüm zamanlardan hariç tutuluyor, menediliyor.</p>



<p><strong>Seçilen ve Tanınan</strong></p>



<p>Peki bu <em>tanıma</em> kelimesinin garip kullanımı niye? “Sizi <em>tanımıyorum</em>.” “Sizi hiç <em>tanımadım.</em>” Şimdi, bunun bir arka planı var. Örneğin, Eski Antlaşma’da bu ifade neredeyse her zaman <em>seçmek </em>ifadesiyle birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılıyor. “Sizi <em>seçmedim</em>.”</p>



<p>Bunu örneğin Amos 3:2’de görüyorsunuz. Tanrı, İsrail’e şöyle der: “Yeryüzündeki bütün halklar arasından yalnız sizi <em>tanıdım</em>, bu yüzden suçlarınızı karşılıksız bırakmayacağım.” Bunun anlamı, İsa’nın diğer ulusların farkında olmadığı değildi. Bu, İsa’nın onları <em>seçmediği </em>anlamına geliyordu. O’na ait olanlar olarak sayılmıyorlardı. O’na ait olarak görülmüyorlardı. Tanrı, onları seçmemişti.</p>



<p>Yaratılış 18:18-19 ayetleri de şöyle: “Kuşkusuz İbrahim’den büyük ve güçlü bir ulus türeyecek, yeryüzündeki bütün uluslar onun aracılığıyla kutsanacak. Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahim’i <em>tanıdım</em>. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.” Buradaki <em>tanıdım </em>ifadesi, genellikle <em>seçtim </em>diye çevriliyor. Ama <em>tanımak </em>kelimesiyle aynı kelime. “Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahim’i <em>tanıdım</em>.”</p>



<p><strong>Tanrı’yı Sevmeye Çağrıldık</strong></p>



<p>Yeni Antlaşma’ya geldiğimizde, şu gibi şeyler okuyoruz: “Şimdiyse Tanrı’yı <em>tanıdınız</em>, daha doğrusu Tanrı tarafından <em>tanındınız</em>” (Galatyalılar 4:9). Dolayısıyla, Tanrı tarafından tanınmak, Tanrı’nın inisiyatif alıp, sizin kendisini tanımanızı sağladığını ifade ediyor: “Şimdiyse Tanrı’yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız. Öyleyse nasıl oluyor da bu değersiz, etkisiz ilkelere dönüyorsunuz?” (Galatyalılar 4:9).</p>



<p>1. Korintliler 8:3’te de aynı fikir var: “Ama Tanrı’yı seveni Tanrı bilir.” Şaşırtıcı. Bunun anlamı, Tanrı tarafından bilinip tanınmanın, Tanrı’yı sever duruma gelmeniz için bir önkoşul olduğudur. Yani, Tanrı’yı sevmek Tanrı tarafından tanındığınızın, yani O’nun tarafından seçildiğinizin kanıtıdır.</p>



<p><strong>Tetikte Olmaya Devam</strong></p>



<p>Şimdi, benzetmemize geri dönelim. Ahmak kızlar güveyin ve gelinin şölenine geç kaldılar. “Efendimiz, Efendimiz, aç kapıyı bize.” İsa da şöyle der: “Size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum.” Yani, “Sizde bana olan sadakatin işaretlerini görmüyorum. Benim insanları seçmem, onların bana ait olmaları ve itaatkâr sadakatin işaretlerini taşımaları, her zaman birbirleriyle bağlantılıdır.”</p>



<p>Bunu 2. Timoteos 2:19’da görüyoruz: “Ne var ki, Tanrı’nın attığı sağlam temel, ‘Rab kendine ait olanları bilir’ ve ‘Rab’bin adını anan herkes kötülükten uzak dursun’ sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor.” Mührün iki işareti budur: “Ben onları tanırım –onları seçerim– ve onlar da kötülükten uzak dururlar.”</p>



<p>İsa beş ahmak kıza şöyle diyor aslında: “Size benim adımı seven ve kötülükten uzak duran bir yaşamın kanıtlarını görmüyorum. Bana ait değilsiniz. Sizi tanımıyorum.” Ve İsa şöyle bitiriyor: “Bu nedenle uyanık kalın. Çünkü o günü ve o saati bilemezsiniz.” Yani, “Ruhsal olarak tetikte kalın. Büyüklüğümü, güzelliğimi, değerimi her zaman önünüzde tutun. Dünyaya bana olandan daha büyük bir sevgi duymayın. Eğer böyle yaparsanız, sizi tanımayacağım.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/isa-sizi-hic-tanimadim-sozuyle-ne-kastediyor/">İsa ‘Sizi Hiç Tanımadım’ Sözüyle Ne Kastediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/8.-Bolum.mp3" length="5934087" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bir-adamin-ailesine-ruhsal-olarak-onderlik-etmesi-ne-anlama-gelir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 11:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3527</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bir-adamin-ailesine-ruhsal-olarak-onderlik-etmesi-ne-anlama-gelir/" title="Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Yeniden hoş geldiniz. Pastör John’a Sorun adlı yayınımıza başlıyoruz. Bizleri günlük yaşamınızın bir parçası haline getirdiğiniz için teşekkür ederiz.</p>
<p>Bugün, ev içinde ruhsal önderlik konusunda soru sormak üzere Kelly bize yazıyor. “Merhaba, Pastör John. Kocam ve ben henüz evliliğimizin ilk evrelerindeyiz. İkimiz de Hristiyan ailelerde büyüdük ancak maalesef, ikimizin babası da ailesine ruhsal olarak önderlik etme noktasında başarısız olmuş kişilerdi.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bir-adamin-ailesine-ruhsal-olarak-onderlik-etmesi-ne-anlama-gelir/">Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bir-adamin-ailesine-ruhsal-olarak-onderlik-etmesi-ne-anlama-gelir/" title="Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Bir-Adamin-Ailesine-Ruhsal-Olarak-Onderlik-Etmesi-Ne-Anlama-Gelir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/7.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Yeniden hoş geldiniz. Pastör John’a Sorun adlı yayınımıza başlıyoruz. Bizleri günlük yaşamınızın bir parçası haline getirdiğiniz için teşekkür ederiz.</em></p>



<p><em>Bugün, ev içinde ruhsal önderlik konusunda soru sormak üzere Kelly bize yazıyor. “Merhaba, Pastör John. Kocam ve ben henüz evliliğimizin ilk evrelerindeyiz. İkimiz de Hristiyan ailelerde büyüdük ancak maalesef, ikimizin babası da ailesine ruhsal olarak önderlik etme noktasında başarısız olmuş kişilerdi.</em></p>



<p><em>“Bu işi bizim annelerimiz yaptı. Şimdiyse, kocamın evimize ruhsal olarak önderlik etmesini istiyorum ancak bunun nasıl bir şey olduğunu ikimiz de bilmiyoruz. Benimle her gün dua zamanlarını mı yönetecek? Benimle her gün Tanrı Sözü’nü okuma konusunda mı önderlik edecek? Siz kendi ailenizle ne yapıyorsunuz? Ruhsal önderlik, sizin evinizde nasıl yaşanıyor?”</em></p>



<p>Şimdi, ilk düşündüğüm şey şu: Bunu bana neden kocasının değil de Kelly’nin sorduğunu merak ediyorum. Umarım ki bunun sebebi, ikisinin de bu soruyu sorma konusunda hemfikir olması ve Kelly için bunu yazmanın çok daha kolay olmasıdır. Bu durumda sorun yok.</p>



<p>Umarım ki bunun sebebi, onun kendi kocasına bunu dayatmak zorunda kalması ve yanına çekmek zorunda kalması değildir. İlk önerim, onun hemen gidip kocasını yanına alması olacaktır. Bu yayını kapat. Burada aracılık etmek ve duyduklarını ona beğenmeyeceği bir şekilde ifade etmek yerine, gidip kocanı getir ve bunu birlikte dinleyin.</p>



<p><strong>Adam ve Kadın İçin İpuçları</strong></p>



<p>Varsayımlara kapılmamak adına önümüzde en azından bir tane ayet olsun. Efesliler 5:21-25:</p>



<p>Mesih&#8217;e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize bağımlı olun. Ey kadınlar, Rab&#8217;be bağımlı olduğunuz gibi, kocalarınıza bağımlı olun. Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak kilisenin başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Kilise Mesih&#8217;e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar. Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin.</p>



<p>Burada elimizdeki resme baktığımızda, birbirini sevmekten, birbirine hizmet etmekten ve sevgi dolu ve alçakgönüllülükle, karşılıklı olarak birbirinin ihtiyaçlarını ve arzularını karşılamaktan bahsedildiğini görüyoruz. Kilise kendi önderi olarak Mesih’i takip etmeye çağrılırken, kadın da ipuçlarını kiliseden alıyor. Adam da ipuçlarını Mesih’ten, kilise için kendisini feda etmiş olan kilise başından alıyor.</p>



<p>Baş olma ve bağımlı olma meselesinin evlilikte önemli olmasının sebeplerinden biri şudur: Tanrı evliliğin, Mesih ve gelini, yani kilise arasındaki antlaşma sevgisini yansıtmasını istemiştir. Baş olma ve bağımlı olma konusu üzerinde çalışırken, işte bunu ete kemiğe bürümeye çalışıyoruz.</p>



<p>Karı koca arasındaki ilişkiyle, Mesih ve kilise arasındaki ilişki arasında farklılıklar ve benzerlikler vardır. Hem benzerlikler hem de farklılıklar bizim Mesih ve kilise arasındaki bu durumu ete kemiğe bürüme şeklimizi şekillendirmektedir.</p>



<p><strong>Kadın Özgürce Takip Eder</strong></p>



<p>Örneğin, bir benzerlik şudur: Mesih, kilisenin göstereceği itaatin özgür ve sevinç dolu olmasını ve kilisenin, O’nun kim olduğunu, neyi savunduğunu, yaptıklarını neden yaptığını tam anlamıyla anlayıp bilmesini ister. Mesih kiliseden köle gibi bir itaat, sevinçsiz kabul veya düşüncesiz teslimiyetçilik istemez. Kilisenin O’nu takip ederken, zekâ, anlayış, bilgelik, sevinç ve özgürlük dolu olmasını ister.</p>



<p>Bu olmadan, kilisenin O’nu takip edişi, Rab İsa’yı yücelmeyecektir. Düşüncesiz itaat, bir önderi yüceltmez. Benzer şekilde, iyi bir koca da köle gibi bir itaat, sevinçsiz kabul veya düşüncesiz teslimiyetçilik istemez. Karısı kendisini takip ediyorken, karısının zekâ, anlayış, bilgelik, sevinç ve özgürlük dolu olmasını ister. Baş olma ve bağımlı olmayı uygulayış şeklimizi etkileyen bir benzerlik örneği budur.</p>



<p><strong>Gerçek Kralı Hatırla</strong></p>



<p>Karı koca ilişkisiyle, Mesih ve kilise ilişkisi arasındaki bir farklılığa örnek olaraksa şunu verebiliriz ve bu evliliğin işleyişini etkileyecek bir şeydir. İnsan olan kocalar yanılabilir ve günahlıdırlar ancak Mesih böyle değildir. Dolayısıyla, bu ayrımı, bu farklılığı hesaba katmadan, Mesih’in kiliseye yaptığı önderlikle bir kocanın karısına yaptığı önderlik arasında kesin bir sınır çizmemiz mümkün değildir. İnsan olarak kocanın sınırlılığı ve günahı kesinlikle resme dahil edilmelidir.</p>



<p>Bu konuyu ele alış şeklimizi belirleyecek bir diğer farklılık, hem kocanın hem de karısının Rab İsa’ya kendi yüce Rableri olarak bağımlı olmalarıdır. İsa, kadının doğrudan Rabbi’dir, yalnızca kocası aracılığıyla erişebildiği dolaylı Rabbi değildir.</p>



<p>Yeni Antlaşma öğretisi (1. Petrus 2:13-17; Efesliler 5:21-33; Koloseliler 3:17-25), Hristiyanların –erkek ve kadın– öncelikle yüce Efendileri olarak Rab İsa’ya bağlı olduklarıdır. Sonra, Rab uğruna, yazıldığı gibi, Rab’be itaatle, tekrardan dünyasal kurumlara, yani evliliğe ve Tanrı’nın bize tayin ettiği diğer ilişkilere geri gönderiliyoruz</p>



<p>İtaat etmemiz, bağımlı olmamız gereken bu ilişkilerde özgürce hareket ederiz çünkü yüce ve öncelikli Rabbimiz bize böyle demiştir. Dolayısıyla, bir kadının kocasına göstereceği bu bağımlılık tam anlamıyla özgür bir şekilde, Rabbi İsa’nın buyruğu üzerine gösterilir.</p>



<p><strong>Yanılabilir Ama Mesih Benzerliğinde</strong></p>



<p>Dolayısıyla, evliliklerimiz ve Mesih’in evliliği arasındaki bu iki farklılık şunu ima ediyor: Koca kendi iradesinin yanılmaz olduğunu ve karısının, ona kıyasla daha az bilge, daha az zeki veya daha az içgörü sahibi olduğunu varsaymayacaktır. İsa her zaman kiliseden daha bilgedir. Kocalarsa her zaman karılarından daha bilge değildirler.</p>



<p>Bu farklılıklar aynı zamanda şu anlama da geliyor: Olgun bir Hristiyan koca, kendi önderliğini çocukça, kibirli bir zorbalıkla veya tek taraflı kararlar alarak ortaya koymayacak, karısının bilgeliğini ve arzularını her zaman gözetecektir. İyi ve düşmüş, yani yanılabilir ama Mesih benzerliğinde olan önder böyle yapar.</p>



<p>Bu aynı gerçeklik hakkında şu şekilde de konuşabiliriz: Evlilikteki önderlik ve bağımlılık rolleri, yetkinliğe bağlı olan roller değildir. Tanrı hiçbir zaman erkeğin daha yetkin olduğu için önder olmasını ya da kadının daha az yetkin olduğu için bağımlı olmasını söylememiştir. Erkeğin baş olmasında veya kadının tabi olan taraf olmasında, mesele yetkin olmak değildir. Yetkinlik, onların önderlik ve bağımlılık rollerini nasıl uygulayacakları konusunda rol oynar, ancak bu rolleri atamaz.</p>



<p><strong>Yürekten Sorumluluk</strong></p>



<p>Yani, bir kocanın önderliğini –veya baş olmasını, reisliğini– Tanrı’nın isteğine göre şöyle tanımlarım: karısına önderlik etme, onu koruma ve onun ihtiyaçlarını karşılama noktasında iyilik dolu bir sorumluluk duygusu. Buradaki kilit ifade “iyilik dolu bir sorumluluk duygusu” ifadesi. Örneğin, adamın ekmek getiren kişi olmasını engelleyen bir engel durumu söz konusu olabilir ama bu engel, onun kendi ailesinin ihtiyaçlarının karşılandığına dair iyilik dolu bir sorumluluk duygusu hissetmesine engel değildir.</p>



<p>Bu sorumluluk duygusu, aileyle gerektiği şekilde ilgilenildiğinden emin olabilmesi için, onu eşiyle ve çocuklarıyla birlikte inisiyatif almaya yönlendirecektir. Asıl mesele budur: Tanrı isteğinin her bir aile üyesi tarafından mümkün olduğunca yerine getirilebilmesi için, erkeği ailede inisiyatif almaya yönlendiren bir sorumluluk duygusudur.</p>



<p>Bazı örnekler vereyim. Tabii şunu unutmayın: Erkeğin ailede inisiyatif alma noktasında özel bir sorumluluk duygusuna sahip olacağını söylerken, karısının müzakereye açmak isteyeceği önemli inisiyatiflerin tümüyle önünü keseceğinden bahsetmiyorum. Nitekim kocanın kendi kör noktaları ve yanılabilirliği, karısının da kendi bilgeliği ve anlayışı vardır.</p>



<p>Vurgulamak istediğim şey şu: Kadının sürekli olarak inisiyatif alan, teşvik eden, konuşulması gereken şeyler konusunda adamı konuşturmaya çalışan, planlanması gereken şeyleri planlatmaya çalışan, yapılması gereken şeyleri yaptırmaya çalışan kişi olarak hissetmemesi gerekir. Bir kocanın inisiyatif alması gerektiğini düşündüğüm bazı şeylere örnekler vereyim.</p>



<p><strong>Aile Kararları</strong></p>



<p>Ailenin genel ahlaki vizyonu nedir? Erkeğin inisiyatif alıyor, bu soruyu cevaplıyor ve yanında eşiyle birlikte bir cevap arıyor olması gerekir. Tanrı hakkında, dünya hakkında, aile ve kültür hakkında neye inanıyoruz?</p>



<p>Her ailenin savunduğu bir şey vardır. Her ailenin tanındığı bir şey vardır. Bütün aileler, sahip oldukları armağanlar uyarınca, Tanrı’yı yüceltmeye çağrılmaktadır. Bu nasıl mı yaşanacak? Bu, adamın sorumluluğudur. Bunu kovalayın. Bunu çözün. Bir adam, ailenin bu ahlaki vizyonunu şekillendirme ve sürdürme noktasında inisiyatif alma sorumluluğunu hisseder.</p>



<p>Elbette, bunu sürekli karısıyla etkileşim içinde yapıyordur. Kadın bu denkleme dahil olmamaktan memnun olmayacaktır ama şöyle düşünüyorum ki, çoğu Hristiyan kadın, kocalarının ailenin ahlaki vizyonuna yönelik aldıkları inisiyatiften, kendilerini bu vizyonu doğrulama yolunda yönlendirilir şekilde görmekten memnun olacaktır. Burada şu gibi inisiyatifler söz konusudur:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Gel, çocuklarımıza yönelik ve onların nasıl terbiye edileceğine yönelik beklentilerimizi netleştirelim.”</li><li>“Gel, benim baba olarak ve senin de anne olarak sahip olduğun önderlik rolünün bu terbiye etme konusuna nasıl yansıyacağını netleştirelim.”</li><li>“Gel, çocuklarımızın boş zamanlarını nasıl değerlendireceklerini netleştirelim.”</li></ul>



<p>Ve benzeri. Buna ailenin hangi kiliseye gideceği ve nasıl katılım gösterecekleri konusunda karar verme inisiyatifini almak dahildir. Kilise hizmetleri gibi şeyler de dahildir. Ailenin hizmette neler yaptığı, civardaki hizmetlerde veya diğer ülkelerdeki Müjde hizmetlerinde ne gibi roller üstlendikleri dahildir.</p>



<p>Ailenin yaşam tarzıyla ilgili meselelerde inisiyatif alma, şu gibi sorular sormak dahildir: “Sosyal medya, televizyon, eğlence, boş zaman, spor ve tatil konusunda ne yapacağız?”</p>



<p><strong>Önce Sor, Sonra İnisiyatif Al</strong></p>



<p>Her ailenin bu şeylerle ilgili yüzlerce, binlerce karar alması gerekir. Bir kadının moralini bozan şeylerden biri, uyuşuk bir kocanın yapılması gereken şeyleri hiç düşünmemesi ve bir şeyleri yola koymak için sürekli olarak dürtüklenmek zorunda olmasıdır.</p>



<p>Kadın elbette kendisinin katkısının olmasını ister. Bu şeylerin çoğunda muhtemelen kocasına kıyasla çok daha içgörü sahibidir. Ama inisiyatifi eşinin almasını ister. Adamın şöyle demesi gerekir: “Gel, oturalım. Konuşalım. Dua edelim.” Erkeğin bunu yapmasını ister.</p>



<p>Buna ekonomik konular da dahildir. Ailenin parasını nasıl harcadığı, ne için para biriktirecekleri, ne tür sigortalar yaptıracakları, emeklilik planları ve kiliseye ne kadar bağışta bulunacakları da dahil olmak üzere, ailenin tüm maddi vizyonu dahildir. Kocanın bu konuların icabına bakmak için eşini de sürekli olarak bu inisiyatife çekerek, inisiyatif alma konusunda özel bir sorumluluk hissetmesi gerekir.</p>



<p>Kadın bu şeylerin çoğunda daha üstün bir bilgeliğe sahip olacaktır ama arzusu, bir şeyleri yola koymak, problemleri çözmek ve planları yapmak için inisiyatif alan bir kocadır.</p>



<p><strong>Mesih’i Takip Ederek Önderlik Edin</strong></p>



<p>Son olarak, belki de en önemlisi, kocanın dua, Kutsal Kitap okuması ve ibadet alışkanlıkları içerisinde ailesine önderlik etme konusunda özel bir sorumluluk hissetmesi gerekir. Burada tekrardan, mesele yetkinlik değildir. Belki erkek ortaokul mezunudur ve kadınsa üniversite mezunu olabilir</p>



<p>Yine de kendi ailesinin duaya, Kutsal Kitap’a doyduğundan emin olabilmek adına, erkeğin inisiyatif alması gerekir. Eşinin sahip olduğu armağanları (kendisininkileri aşsa bile) Kutsal Kitap’ı okurken ve açıklarken kullanıp ortaya koyduğundan emin olması gerekir.</p>



<p>Umarım, bu birkaç örnek bir kocanın ve karısının, Mesih’i ve kilisesini dünyaya yansıtmalarının nasıl bir şey olduğuna ufak da olsa bir ışık tutmuştur. Çünkü dünyanın buna fena halde ihtiyacı var.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bir-adamin-ailesine-ruhsal-olarak-onderlik-etmesi-ne-anlama-gelir/">Bir Adamın Ailesine Ruhsal Olarak Önderlik Etmesi Ne Anlama Gelir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/7.-Bolum.mp3" length="10702077" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kalvinistler-ve-arminciler-arasindaki-onemli-farklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 11:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3526</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kalvinistler-ve-arminciler-arasindaki-onemli-farklar/" title="Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Seattle’dan bizi dinleyen Peter şöyle soruyor: “Pastör John, Kalvinizmle ve Armincilik arasındaki temel fark nedir? Aradaki farkı 13 yaşındaki oğluma açıklamaya çalışıyorum ve önemli bir iki farklılıkla açıklayabilsem iyi olacak. Bunlar ne olabilir?”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kalvinistler-ve-arminciler-arasindaki-onemli-farklar/">Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kalvinistler-ve-arminciler-arasindaki-onemli-farklar/" title="Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Kalvinistler-ve-Arminciler-Arasindaki-Onemli-Farklar.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/6.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Seattle’dan bizi dinleyen Peter şöyle soruyor: “Pastör John, Kalvinizmle ve Armincilik arasındaki temel fark nedir? Aradaki farkı 13 yaşındaki oğluma açıklamaya çalışıyorum ve önemli bir iki farklılıkla açıklayabilsem iyi olacak. Bunlar ne olabilir?”</em></p>



<p><strong>Temel Noktalara Doğru</strong></p>



<p>Tamam, Peter’a sorduğundan daha fazlasını anlatacağım. Sonrasında sorduğu şeyi anlatacağım. Bence <em>beş nokta </em>olarak tanımlanan noktalara yer versem iyi olacak çünkü Arminci İtirazcıların Kalvinistlere karşı çıkarken kullandıkları noktalar bunlardı.</p>



<p>İlk başta bu beş noktayı bulanlar Kalvinistler değildi. Kalvinistler kurtuluşun kendi açılarından nasıl göründüğünü ve nasıl bunun tümüyle Tanrı’nın mutlak hâkimiyetiyle gerçekleştiği üzerine yazdılar. Arminciler bunu okuduklarında, şöyle dediler, “Katılmadığım beş yer şunlar.” Beş nokta da buradan doğdu.</p>



<p>Yani, eğer kurtuluş öğretisine ilişkin Armincilik ve Kalvinizm arasındaki kilit farklılıkların ne olduğundan bahsetmek istiyorsan, bunları birer birer ele almalısın. Ben şöyle yapacağım: Beş nokta altında Kalvinizm ve Armincilik için birer cümle vereceğim ve sonra kendi 13 yaşındaki oğluma ne derdim, onu açıklayacağım.</p>



<p><strong>1. Bozulmuşluk</strong></p>



<p>Kalvinizm insanların fena halde bozulmuş ve isyankâr olduklarını söyler. Öyle ki insanlar, Tanrı’nın özel lütuf etkinliği olmaksızın, Tanrı’ya güvenmekten acizdirler. Ancak Tanrı’nın bu şekilde çalışması sayesinde kesin ve istekli –yani gönüllü– bir şekilde inanabilirler.</p>



<p>Arminciler, bozulmuşluk söz konusu olduğunda, insanların bozulmuş ve yozlaşmış olduğunu söylerler ama yine de, Tanrı’nın herkese sunduğu genel ilahi desteğiyle birlikte, Tanrı’ya güvenme atılımını gerçekleştirebilirler.</p>



<p><strong>2. Seçilmişlik</strong></p>



<p>Kalvinizm bizim seçildiğimizi söyler. Tanrı merhametiyle kimleri imana getireceğini ve kimleri adil şekilde isyanına terk edeceğini koşulsuz olarak seçmektedir.</p>



<p>Arminciler Tanrı’nın bizi seçmiş olduğunu, yani kurtuluşa getirmeyi seçmiş olduğunu söylerler ancak O, kendi başlarına iman edip belirleyici gücü kendileri göstererek, inanacak olan kişileri önceden görmüş ve onları seçmiştir. Bu kişilerde, Tanrı önceden gördüğü imanı kesinkes üretmez.</p>



<p><strong>3. Kefaret</strong></p>



<p>Kalvinizm Mesih’in ölümünde, Tanrı’nın herkesi kurtarmaya yetecek, ancak etkisi yalnızca seçilmişler için geçerli olan bir kefaret sunduğunu söyler. Yani, Mesih’in ölümü seçilmişler için Yeni Antlaşma vaadini, yani Tanrı’nın kendi halkında iman ve sona dek korunma getireceği vaadini garanti atına almıştır.</p>



<p>Arminciler’e göre Mesih’in ölümünde, Tanrı’nın herkesi kurtarmaya yetecek ve yalnızca kendi –Mesih’in değil– belirleyici eylemiyle iman gösteren kişiler için etkin olacak bir kefaret sunmuştur. Yani, iman kendi başına çarmıhta satın alınmamıştır; iman çarmıhın satın aldığı şeyi, yani günahların affını insanın elde etme yöntemidir.</p>



<p><strong>4. Yeniden Doğuş</strong></p>



<p>Kalvinistler yeniden doğuşun Tanrı’nın yüreklerimizde yaptığı yenileme işi olduğunu ve bunun kesinlikle gönüllü, yürekten, kurtaran imanı doğurduğunu söylerler.</p>



<p>Arminciler yeniden doğuşun Tanrı’nın bizim iman eylememize karşılık olarak yüreklerimizde yaptığı yenileme işi olduğunu söylerler.</p>



<p><strong>5. Sona Dek Dayanma</strong></p>



<p>Kalvinistler Tanrı’nın bizi, yani gerçekten yeniden doğmuş olanları imanda korumak üzere hatasız suretle çalıştığını ve gerçekten Tanrı’dan doğmuş olan bir kişinin asla kaybolmayacağını söylerler.</p>



<p>Arminciler Tanrı’nın kendi halkını korumak üzere etkin olduğunu ama yeniden doğmuş olan bir kişinin mahva gitmesine her zaman engel olmadığını söylerler.</p>



<p><strong>İmanın Adını Koymak</strong></p>



<p>Peki, bir babanın oğluna söyleyeceği şey ne? Bunların hepsi ağır sözler. Bu sözleri dikkatlice seçtim. Anlaması zor olabilir ve bunları derinlemesine anlamlandırmaları yıllar alabilir. Şahsen <a href="https://www.desiringgod.org/series/the-pursuit-of-gods-glory-in-salvation">beş nokta üzerine bir seminer</a> düzenledim.</p>



<p>Babamızın sorduğu soruyu cevaplamaya çalışıp, bir soruyla bitireyim. Kilit farkın Tanrı’nın egemenliği olduğunu söylemek isterdim ama bu işe yaramayacaktır çünkü Arminciler kendilerinin de Tanrı’nın egemen olduğuna inandığını söyleyip, bu cevabı sevmiyorlar.</p>



<p>Şimdi, ben kendi 13 yaşımdaki oğluma şöyle derdim. Derdim ki, kilit fark <em>nasıl kurtulduğumuz</em>. Bir Kalvinist ve bir Arminci arasındaki kilit fark, nasıl kurtulduğumuz sorusunu nasıl cevapladıkları. Yani, ruhsal imansızlık noktasından çıkıp Mesih’e yürekten iman ettiğimiz bir noktaya nasıl geçiyoruz sorusu.</p>



<p>Kilit fark şu: Kalvinistler Tanrı’nın bizde kesinlikle Mesih’e yönelik arzu yaratması gerektiğine inanırlar. Arminciler bizim kendi içimizde Mesih’e yönelik arzu yaratmamız gerektiğine inanırlar. Arminciler Tanrı’nın bize yardım ettiğini söylerler. O herkese yardım ediyordur ama bu iman için gereken son, belirleyici adımı ve arzuyu biz gösteririz.</p>



<p>Şöyle de söyleyebilirim: Bir kişinin bir Arminci mi yoksa bir Kalvinist mi olduğunu şu soruyu cevaplama şekillerine bakarak anlayabilirsin: “Mesih’e olan imanının belirleyici sebebi neydi?” Yani, bir kişiye git ve şöyle sor: “Mesih’e olan imanının belirleyici sebebi neydi? Tanrı mıydı, yoksa sen miydin?” Kalvinistler şöyle der: “İmanımın belirleyici sebebi Tanrı’dır.” Armincilerse şöyle der: “İmanımın belirleyici sebebi benim.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kalvinistler-ve-arminciler-arasindaki-onemli-farklar/">Kalvinistler ve Arminciler Arasındaki Önemli Farklar</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/6.-Bolum.mp3" length="4543476" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bilerek-gunah-islemek-kurtulusumu-nasil-tehdit-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 11:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3524</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bilerek-gunah-islemek-kurtulusumu-nasil-tehdit-eder/" title="‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Hristiyanlar günahla mücadele ederler çünkü bu yaşamda, hâlâ günahkârız. İçimizdeki günahın varlığı, İsa’yı yüz yüze göreceğimiz o görkemli güne kadar son bulmayacak. O gün nasıl da bir gün olacak! Ama o zamana kadar, günaha karşı imanla savaşmaktayız ve bu savaşın içerisinde güvence duyabiliriz. Ancak aynı zamanda inanıyoruz ki, kurtulmamış bir yüreğin göstergesi olan bazı “bilerek günah işleme” şekilleri de vardır. Bugün Josh’tan gelen sorumuz da bu konuda.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bilerek-gunah-islemek-kurtulusumu-nasil-tehdit-eder/">‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bilerek-gunah-islemek-kurtulusumu-nasil-tehdit-eder/" title="‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/‘Bilerek-Gunah-Islemek-Kurtulusumu-Nasil-Tehdit-Eder.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/4.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Hristiyanlar günahla mücadele ederler çünkü bu yaşamda, hâlâ günahkârız. İçimizdeki günahın varlığı, İsa’yı yüz yüze göreceğimiz o görkemli güne kadar son bulmayacak. O gün nasıl da bir gün olacak! Ama o zamana kadar, günaha karşı imanla savaşmaktayız ve bu savaşın içerisinde güvence duyabiliriz. Ancak aynı zamanda inanıyoruz ki, kurtulmamış bir yüreğin göstergesi olan bazı “bilerek günah işleme” şekilleri de vardır. Bugün Josh’tan gelen sorumuz da bu konuda.</em></p>



<p><em>“Merhaba, Pastör John. Sorum İbraniler kitabındaki 10:26-29 gibi bazı çetin ayetler hakkında. Yazar, tabir edildiği gibi ‘bilerek günah işleme’ yoluna giren kişilerin kurtuluşlarını kaybetme olasılığından bahsediyor gibi görünüyor. Bu kazara işlenen bir günah mı? Yoksa başka bir şey mi? Bana öyle geliyor ki, Kutsal Ruh’un hükmünün varlığından ötürü, imanlının işlediği her günah bilerek işlenmiş oluyor. Bu ayetlerde benim görmediğim bir şey mi var?</em></p>



<p>Josh haklı. İbraniler 10 ve İbraniler 6’dan ötürü insanlar, sanki bir kişinin kurtuluşa tümüyle sahipken, onu sonradan kaybettiği izlenimine kapılıyor. Bu metinler böyle görünüyor olabilir ama İbraniler yazarının iletmek istediği şeyin bu olmadığına dair ipuçları var.</p>



<p>Josh’ın sorusu iki yönlü:</p>



<p>1. Bu ayetler bizim kurtuluşumuzu kaybedebileceğimizi mi öğretiyor?</p>



<p>2. Bir anlamda her günah irade eylemiyken ve dolayısıyla kasıtlı olarak işleniyorken, İbraniler 10:26, “bile bile günah işlemek” ile ne kastediyor?</p>



<p><strong>İki Farklı İsteme</strong></p>



<p>Josh’ın atıfta bulunduğu kilit ayet şöyle: “Gerçeği öğrenip benimsedikten sonra, bile bile günah işlemeye devam edersek, günahlar için artık kurban kalmaz” (İbraniler 10:26). Bir başka deyişle, kurtuluşun kapsamı dışındayızdır.</p>



<p>Şimdi, “bile bile günah işlemeye devam etme” ifadesiyle ilgili yapılacak iki gözlem özellikle önemli.</p>



<p>İlk olarak, <em>bile bile </em>kelimesi Grekçedeki <em>hekousiōs </em>kelimesinin bir çevirisi. 1. Petrus 5:2’de şöyle kullanılıyor: “Tanrı&#8217;nın size verdiği sürüyü güdün. Zorunluymuş gibi değil, Tanrı&#8217;nın istediği gibi gönüllü [<em>hekousiōs</em>] gözetmenlik yapın.” <em>Gönüllü </em>– İbraniler 10:26’da <em>bile bile </em>şeklinde çevrilen kelimeyle aynı kelime.</p>



<p>Şimdi, bu kullanımın gösterdiği şey (ve benim buna atıfta bulunma sebebim) şu: İki farklı isteme türü var, değil mi? Biri hevesli, yürekten; diğeriyse zorunluluktan ötürü.</p>



<p>Her iki durumda da, kişi buradaki ihtiyarların, Tanrı’nın sürüsüne gerçekten de çobanlık ettiğini öne sürebilir. Bir durumda, bu memnuniyetle yapılmaktadır. Tüm iradeyi, tüm istemi kapsamaktadır. Mutlu ve enerjiktir. Diğer durumdaysa, isteksizcedir; ihtiyarın isteminin belirli yönlerine bariz biçimde zıttır çünkü bunun yerine, kendisi başka bir şeyi yapmayı yeğleyecektir. Aslında Tanrı’nın sürüsüne çobanlık etmeyi istemiyorlardır ama para için, şöhret için veya suçluluk duygularından kaçmak için, dişlerini sıkarlar ve Tanrı’nın sürüsüne böyle çobanlık ederler.</p>



<p><strong>Mahva Götüren Günah</strong></p>



<p>Bu, Josh’ın her günahın bile bile işlendiği – ya da günah da dahil olmak üzere tüm eylemler, iradenin eylemi olduğu için, aslında tüm insan eylemlerinin eşit ölçüde istemli olduğu şeklindeki varsayımını bir doğrulama niteliğinde. Bu doğru. Bunlar iradenin eylemleri. Onları biz seçiyoruz.</p>



<p>Bu metin, yani İbraniler 10:26, ruhu mahva götüren günahın bir irade eylemi olduğundan daha fazlasını söylüyor. Elbette bir irade eylemi ama dahası var. Her eylem iradenin eylemi ama her günah mahva götürmüyor. Bu günah daha niyetli, hevesli, yürekten bir irade eylemi. Bu, içeride ruhsal yeni doğuş kimliğinin gerçekten var olmadığını gösteren bir eylem; en azından kısmen, iradeyi zapt eden bir baskı niteliğinde.</p>



<p><strong>Günah Kalıpları</strong></p>



<p>Şimdi, “bile bile [ya da “gönüllü” veya “hevesli”] günah işlemeye devam etme” ifadesinde dikkat edeceğimiz ikinci noktaya gelelim. İkinci nokta, Grekçedeki <em>günah işleme</em> fiilinin geniş zamanının iyi bir çevirisi olan “günah işlemeye devam etme” ifadesi.&nbsp;</p>



<p>Bir başka deyişle, burada söz konusu olan şey tek bir eylem değil; birkaç eylem değil; periyodik, yani düzenli eylemler. Yerleşmiş, sürekli bir günah devamlılığı. 26. ayette ruhu mahva götüren, onu bağışlamanın kapsamı dışına çıkaran şey müstakil anlamda günah değil, hevesli, kasıtlı, bile bile, sürekli, yerleşmiş bir günah kalıbıdır.</p>



<p>26. ayetin hemen öncesinde ve hemen sonrasında yer alanlara bakarsak, bunun ne kadar ciddi olduğunu görebiliriz. 26. ayet Grekçede <em>çünkü</em> kelimesiyle başlıyor – ki bu, önceki ayetlerde ne türden günaha atıfta bulunulduğunu gösteriyor. Yani, Mesih’in paydaşlığını terk etme ve kardeşlerin yola getirici sözlerini reddetme günahı. Bir başka deyişle, bu kişi Mesih’ten ve O’nun kilisesinden uzaklaşmaktadır.</p>



<p>Sonra, 26. ayetin sonrasına bakarsanız, özellikle de 29. ayette, bu günah kalıbının, yani örüntüsünün son derece derin ve tekrarlı olduğunu görürsünüz. Öyle derin ve tekrarlıdır ki, “Tanrı Oğlu&#8217;nu ayaklar altına almak”, “kendisini kutsal kılan antlaşma kanını bayağı saymak” ve “lütufkâr Ruh&#8217;a hakaret etmek” olarak geçmektedir (bkz. İbraniler 10:29).</p>



<p>Tam burada, “kendisini kutsal kılan” sözünden ötürü, sanki kurtuluşumuzu kaybedebilirmişiz gibi görünüyor. Böylesine kasıtlı, devamlı, yerleşmiş bir günah kalıbıyla, seni kutsal kılan antlaşma kanını bayağı sayabiliyorsun. Bu da sanki şu sonuca götürüyor: “Demek ki önceden <em>gerçekten </em>kurtulmuştu. Ama artık kurtuluş dışı. Dolayısıyla, kurtuluşunu kaybedebilirsin.”</p>



<p>İbraniler’deki iki metin beni bu sonucu çıkarmaktan alıkoyuyor.</p>



<p><strong>Kaybolmuştu, Bulundu</strong></p>



<p>Yazarın burada bir tür kutsallaşma durumundan bahsetmesinden ötürü, şahsen buradan kişinin kurtuluş deneyimine tam anlamıyla sahip olup da sonradan kaybolması ve kurtuluşunu kaybedebilmesi ihtimalini çıkarmama engel olan iki metin var: İbraniler 10:14 ve İbraniler 3:14.</p>



<p>İbraniler 10:14 şöyle diyor: “Çünkü [Tanrı] kutsal kılınanları tek bir sunuyla” –yani Mesih’in sunusuyla– “sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir.” Bir başka deyişle, kişiyi sonsuza dek garanti altına alacak türden bir kutsal kılınma vardır. Bir başka deyişle, bu tür kutsal kılınmayı yaşayan hiç kimse kaybolmaz.</p>



<p>İkinci metinse İbraniler 3:14: “Çünkü Mesih&#8217;e ortak olduk. Yalnız başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden sonuna dek sürdürmeliyiz.”</p>



<p>Dikkat edin, “Mesih&#8217;e ortak <em>olacağız</em>. Yalnız başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden sonuna dek sürdürmeliyiz” demiyor. Şöyle diyor: “Mesih&#8217;e ortak <em>olduk</em>. Yalnız başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden sonuna dek sürdürmeliyiz.” Bu da şu anlama geliyor: Eğer sona kadar dayanmazsak, örneğin İbraniler 10:26’daki kişi gibi, o hâlde Mesih’e hiçbir zaman ortak <em>olmamışızdır</em>. İbraniler 3:14’ün net öğretisi budur.</p>



<p>Mesih’teki yerimizi kaybetmemişizdir. Ona, asla sahip olmamışızdır.</p>



<p><strong>Mesih’le Bir Olmak</strong></p>



<p>Çıkardığım sonuç, İbraniler 10:26’daki ve 10:29’daki kayıp kişide olduğu bahsedilen kutsal kılınma deneyiminin, Tanrı etkisinde gerçekleşen belirli bir düzeydeki ahlaki yenilenmedir. Kilisenin parçası olarak, bir tür iman beyanında bulunarak, Hristiyan imanı ve Hristiyan halkıyla ilgili birçok şeyi beğenerek, ahlaki anlamda bir yenilenme yaşamıştır ama asla Mesih’le bir olacak, O’na ortak olacak, O’ndaki sonsuza yaşama ve kurtuluşa sahip olmak için O’na gelmemiş, O’na iman etmemiştir.</p>



<p>Josh’a cevabım şöyle:</p>



<p>1. Hayır, Mesih’teki hakiki imanlıların kurtuluşlarını kaybedebileceklerini düşünmüyorum.</p>



<p>2. Hakiki bir imanlının günah işleyişinden farklı olarak –bunlar tövbe edilen ve bağışlanan günahlardır–, daha kasıtlı, daha hevesli, daha sürekli bir günah işleme şekli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/bilerek-gunah-islemek-kurtulusumu-nasil-tehdit-eder/">‘Bilerek Günah İşlemek’ Kurtuluşumu Nasıl Tehdit Eder?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/4.-Bolum.mp3" length="7156281" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/sehvete-karsi-savasi-kazanmak-icin-iki-strateji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Sep 2021 11:47:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[John Piper ile Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3525</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/sehvete-karsi-savasi-kazanmak-icin-iki-strateji/" title="Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>stemeyen bir kadın dinleyicimizden geliyor. “Merhaba, Pastör John, Maryland’de bir üniversitesi öğrencisiyim ve sizin yayınınızı dinlemeyi seviyorum. Her hafta ortaya koyduğunuz teşvik ve gerçekten dolayı size teşekkür ederim. Sorum şu: Bir insan düşünme şeklini tam olarak nasıl dönüştürebilir? Kutsal Kitap düşüncemizin yenilenmesiyle değişmekten bahsediyor ama ben bunun, Kutsal Yazılar’da ortaya koyulduğu kadar sıradan bir şey olmadığını hissediyorum. Son zamanlarda, bana kendimi güvensiz ve suçlu hissettiren bazı şehvetli düşüncelerle mücadele etmekteyim. Dolayısıyla, bunun nasıl icabına bakacağım? Özellikle de seks konusunda böylesine çılgına dönüşmüş bir kültür içerisinde? Ayartılara karşı savaşmak istiyorum. Ne zaman şehvetli bir düşünceye kapılsam, sanki Tanrı’yı yüzüstü bırakmış gibi hissediyorum. Bu eziyet edici ve yorucu mücadeleyi kazanabilmem için, Kutsal Kitap’ın söylediği gibi, nasıl düşüncemi değiştireceğim?”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/sehvete-karsi-savasi-kazanmak-icin-iki-strateji/">Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/sehvete-karsi-savasi-kazanmak-icin-iki-strateji/" title="Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/09/Sehvete-Karsi-Savasi-Kazanmak-Icin-Iki-Strateji.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/5.-Bolum.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">John Piper ile Röportaj</h4>



<p><strong>Ses kayıt metni</strong></p>



<p><em>Şehvete karşı savaşı kazanmak, gelen kutumuzdaki e-postalarda en fazla değinilen konu. Bugünün sorusu, ismini vermek istemeyen bir kadın dinleyicimizden geliyor. “Merhaba, Pastör John, Maryland’de bir üniversitesi öğrencisiyim ve sizin yayınınızı dinlemeyi seviyorum. Her hafta ortaya koyduğunuz teşvik ve gerçekten dolayı size teşekkür ederim. Sorum şu: Bir insan düşünme şeklini tam olarak nasıl dönüştürebilir? Kutsal Kitap düşüncemizin yenilenmesiyle değişmekten bahsediyor ama ben bunun, Kutsal Yazılar’da ortaya koyulduğu kadar sıradan bir şey olmadığını hissediyorum. Son zamanlarda, bana kendimi güvensiz ve suçlu hissettiren bazı şehvetli düşüncelerle mücadele etmekteyim. Dolayısıyla, bunun nasıl icabına bakacağım? Özellikle de seks konusunda böylesine çılgına dönüşmüş bir kültür içerisinde? Ayartılara karşı savaşmak istiyorum. Ne zaman şehvetli bir düşünceye kapılsam, sanki Tanrı’yı yüzüstü bırakmış gibi hissediyorum. Bu eziyet edici ve yorucu mücadeleyi kazanabilmem için, Kutsal Kitap’ın söylediği gibi, nasıl düşüncemi değiştireceğim?”</em></p>



<p>“Bir insan düşünme şeklini tam olarak nasıl dönüştürebilir?” Dinleyicimiz bu noktadan başlıyor. Ben de buradan devam ettireyim. Söyledikleri içerisinde hepsine muhtemelen değinemeyeceğim birçok nokta var ama Maryland’de yaşayan bu öğrenci kardeşimize, düşünme şeklimizi değiştirebilme yolunda basit ve iki kısımdan oluşan bir çerçeve sunayım. Sonrasında bu çerçeveyi birkaç detayla doldurmaya çalışacağım.</p>



<p><strong>Formda Kalmak</strong></p>



<p>Ruhsal veya zihinsel olarak nasıl forma girebileceğimizi açıklamaya çalışırken, fiziksel anlamda fit olma veya forma girme benzetmesini kullanabilirim. Neredeyse herkes şu genel geçer deyişin mantığını görecektir: Eğer fiziksel olarak fit olmak istiyorsan, bu dönüşüm sürecinin iki yönü vardır. Ben aynı iki noktanın, ruhsal anlamda da geçerli olacağını düşünüyorum. Bunlara <em>direnç</em> ve <em>alım </em>diyelim.</p>



<p><em>Direnç </em>kelimesiyle, kasları doğal olmayan büyüklükteki bir gerilime maruz bırakmak için yapılan egzersiz türlerini kastediyorum. Örneğin, daha ağır paketler kaldırabilmek veya hafif paketleri daha kolay bir şekilde kaldırabilmek için pazılarınızın daha güçlü olmasını istiyorsun. Ağırlığı kolunuzla bir aşağı bir yukarı hareket ettiriyorsun –diyelim ki beş, on veya on beş kilo– ve bunu yeterince tekrar ediyorsun ki, son seferde, hareketi zar zor yapıyorsun çünkü pazına olan direnç fazlasıyla güçlü.</p>



<p>Bu direnç sürecinde, pazı kasların da, ilginçtir ki, daha güçlü oluyor. İlginç ki, tir tir titriyorsun, kaldırmaya çalışıyorsun ama onuncu kez veya yirminci kez kaldırmayı beceremeyip dışarıdan bir aptal gibi görünüyorsun. Ama bu zayıflıktan dolayı, birkaç hafta sonra, bakıyorsun ki, pazın artık daha güçlü.</p>



<p><em>Alım </em>kelimesiyle, bedenine sağlıklı besinleri, yeterli uykuyu ve seni çok fazla zorlamayıp bedenine doğru ve iyi gelecek türden bir aktiviteyi almayı kastediyorum.</p>



<p>İşte bahsettiğim benzetme bu ve fiziksel açıdan doğru mu açıkladım diye inceleyebilirsin çünkü ben bu konuda fazla şey bilmiyorum. Ancak bu benim için faydalı olan bir benzetme.</p>



<p><strong>Karanlığı Geri İtmek</strong></p>



<p>Şimdi bunu, Kutsal Kitap’ın bahsettiği şekliyle, ruhsal ve zihinsel olarak formda kalmaya uygulayalım. Elbette, direnç ve alım sırayla olan şeyler değil. Yani bir gün direnç, diğer gün yemek diye bir şey yok. İkisi aynı zamanda oluyor.</p>



<p>İlk olarak, Kutsal Kitap’a dayalı bir ilke olarak direnç var. Yakup şöyle diyor: “İblis&#8217;e karşı direnin, sizden kaçacaktır” (Yakup 4:7). Pavlus, Romalılar 8:13’te şöyle diyor: “Bedenin kötü işlerini Ruh&#8217;la öldürürseniz yaşayacaksınız.” Yani, belirli günahları, onları ölümcül dirençle hedef alarak öldürüyoruz.</p>



<p>Yakup 1:3 şöyle diyor: “İmanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.” Yani, imamının sınanması, halterin pazılarında sebep olduğu gerilmeye karşılık geliyor. Bazı ayartılar veya bazı acılar yaşamda karşımıza çıkıyor ve bizi, imanımızı ve kutsallığımızı mahvetmekle tehdit ediyor. Tanrı’nın bir vaadine sıkıca tutunup, onu yükselen şüpheye ve imansızlığa karşı tüm gücünle itip, Tanrı’nın vaadine bel bağlaman gerekiyor.</p>



<p>Dolayısıyla, gasp edici karanlığı geri iteceksin, tıpkı şınav çekerken yeri ittirdiğin gibi. Neden? Çünkü bu dayanma gücünü veya sebatı doğurmakta. Bu şu anlama geliyor: O sınanmalar, imansızlığın ve ayartıların yaptığı o baskılar, imanla direnilmesi gereken o sınanmalar, iki şeyle sonuçlanıyor.</p>



<p>1. Bu sınanmalar, bizim gelecekte daha büyük sınanmalara, daha büyük ayartılara ve daha büyük acılara direnebilmemizi sağlıyor.</p>



<p>2. Bu sınanmalar, bizim öncesinde bizi kolaylıkla tökezleten tüm sınanmalarla karşılaşabilmemizi sağlar, böylece, örneğin bazı cinsel ayartılarla karşılaştığımız her seferde, krize sürüklenmeyiz.</p>



<p><strong>Beş Saniye Kuralı</strong></p>



<p>Şimdi, bunların tümü şehvet ve cinsel ayartılar için geçerli çünkü bunlar, bizim direnç göstermemiz gereken sınanmalardır. Mesih’in bir vaadine sıkıca sarılmamız, bu vaade inanmamız ve bunu, o düşünceyi aklımızdan dışarıya itmek, aktif bir şekilde itmek için kullanmamız gerekir.</p>



<p>“Hayır, hayır, hayır!” deriz. Yani, ben böyle yapıyorum. Şaka değil. Bazı şehvetli düşünceler ve sahneler aklına geliyordur ve karar vermek için beş saniyen var: Onun seni ele geçirmesine izin mi vereceksin, yoksa “Hayır – burada işin yok. İsa’nın adıyla, defol!” diyerek onu ittirecek misin?</p>



<p>Dikkatini daha üstün bir vaade yönlendirmek gerekiyor: “İsa daha iyi. İsa yeterli. Bunu O dedi. Defol.” Ve gidene kadar da itmeye devam ediyorsun.</p>



<p>İşte <em>direnç</em>le, dönüşümün ilk yarısıyla bunu kastediyorum. Seni şöyle teşvik etmek istiyorum: Bu ilk etapta yorucu hissettirebilecek veya kulağa yorucu gelebilecek bir şey olsa da, direnç gerçekten doğruluğun esenlik veren meyvesini üretiyor. İbraniler 12’yi oku ve ne dediğimizi göreceksin.</p>



<p><strong>Eli Boş İlerlemek</strong></p>



<p>Şimdiyse, ikinci yarıya gelelim. Az önceki ilk yarısıydı ve <a>birçok Hristiyan ayartı ve mağlubiyet sorunlarını sadece kutsallaştırılmanın direnç kısmıyla çözmeye çalışıyorlar. Ama bu işe yaramayacaktır. Uzun vadede fayda etmeyecektir.</a></p>



<p>Alım kısmıyla ilgili ne kastettiğimi göstereyim. Pavlus şöyle diyor: “Hepimiz peçesiz yüzle Rab&#8217;bin yüceliğini görerek yücelik üstüne yücelikle O&#8217;na benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor” (2. Korintliler 3:18). Dikkat et, bu Rab’den, Ruh’tan geliyor. Bizler alıcılarız. İşte bu, alım tarafı.</p>



<p>Gözlerimizi Rabbin görkemine dikiyoruz ve temelde bunu Söz’de kalarak yapıyoruz. İsa Mesih’in kimliğine ve yaptıklarına ilişkin o tatlı ve güzel tasvirlere uzunca bakıyoruz. Eğer Tanrı Sözü’nü bir tava gibi düşünecek olursak, imanla alarak, zihnimizi bu tavada kısık ateşte terbiye ediyoruz. Gözlerimizi, yüreklerimizin gözlerini, İsa’ya dikiyoruz.</p>



<p>Söz’ü okuyup üzerinde derin derin düşünerek, yüreklerimizin gözleriyle Mesih’in güzelliğini daha çok yüreklerimize aldıkça, O’nun arzularına, tercihlerine ve kanılarına da daha çok sahip oluruz. Alarak, dönüşürüz.</p>



<p>Alıma dayalı olan bu dönüşüme sahip olmak, İblis’in kancalarının ete hiçbir şekilde geçmemesi ne de harikadır!</p>



<p><strong>Yeni Yaratıklar</strong></p>



<p>İçine dalınacak bir diğer metin daha göstereyim. Koloseliler 3:10 bize İsa’da yeni yaratıklar olduğumuzu, yeni benliklere sahip olduğumuzu hatırlatıyor. Ama bu yeni benliği giyinmemiz gerek. Yani, yeni benliği –yeni bir ceket giyercesine– almamız, bilinçli bir şekilde almamız gerekiyor.</p>



<p>Ama Koloseliler 3:10’daki bir ifade bize bunun nasıl gerçekleştiğine dair bir tüyo veriyor. Şöyle diyor: “Bunun yerine bilgide yenilenen, kendisini yaratana benzeyen yeni insanı kuşandınız” (Thomas Cosmades Çevirisi). Dolayısıyla, yeni yaratılışın zihninin, arzularının ve düşüncelerinin değişimi, “bilgide” gerçekleşmektedir.</p>



<p>Bu tıpkı şunu söylemek gibidir: “İsa’ya sürekli olarak daha fazla bak ve düşüncelerin ve duyguların değişecek. Kendi yeniliğini deneyimleyeceksin.”</p>



<p><strong>Yeni Bilgi</strong></p>



<p>Mesih’e bakmakla gelen, bilgiyle gelen yenilikle ilgili ortaya koyacağım son bir metin daha var. Burası özellikle de cinsel ayartılarla ilgili. Pavlus burada şöyle diyor: “Tanrı&#8217;nın isteği şudur: Kutsal olmanız, fuhuştan kaçınmanız, her birinizin –kilit nokta burası– Tanrı&#8217;yı tanımayan uluslar gibi şehvet tutkusuyla değil, kutsallık ve saygınlıkla kendine bir eş alması[dır]” (1. Selanikliler 4:3-5).</p>



<p>Burada Pavlus’un yaşamlarımızı kontrol edip mahveden cinsel tutkuların temelini nereye attığına dikkat edin. Tutkunun, yani günahlı tutkunun, Tanrı’yı tanımayan, yani <em>bilmeyen</em> insanlarda hüküm sürdüğünü belirtiyor. Tıpkı Koloseliler 3:10’daki gibi, bilmiyorlar. Tıpkı 2. Korintliler 3:18’deki gibi, görmüyorlar, üzerinde derin derin düşünmüyorlar, bilmiyorlar, sindirmiyorlar, Tanrı bilgisini almıyorlar.</p>



<p>Bir başka deyişle, bilgide yenilenmemişler. Hayran oldukları Kişi gibi olabilmek için, zihinlerini gece gündüz İsa’nın görkemine odaklamamışlar. Günahlı tutkularının eline kalmışlar çünkü yeni yaratılışı kuşanarak, bilgide yenilenerek dönüştürülmemişler.</p>



<p>Cinsel ayartılara karşı daha az savunmasız olabilmemiz için, zihinlerimizi ve yüreklerimizi dönüştürmenin Kutsal Kitap’taki şekli budur. Bu hem imansızlığa, ayartıya, kuşkuya ve Şeytan’a karşı direnmektir, hem de Tanrı Sözü aracılığıyla, İsa’nın değerini, güzelliğini ve büyüklüğünü zevkle almaktır. Hem direnç hem de alım, zamanla, yüreklerimizi ve zihinlerimizi dönüştürür.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/sehvete-karsi-savasi-kazanmak-icin-iki-strateji/">Şehvete Karşı Savaşı Kazanmak İçin İki Strateji</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/01/5.-Bolum.mp3" length="8621164" type="audio/mpeg" />

			</item>
	</channel>
</rss>
