<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>David Mathis arşivleri - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/yazar/david-mathis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/yazar/david-mathis/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2026 07:25:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 07:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4338</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/" title="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Hristiyan hedonistler, Tanrı’da sevinç arayışını yaşamın uğraşı hâline getirmeyi amaçlarlar. Bu da, yaşamlarımızı Tanrı’nın yüceliğine adamamızla ters düşmez çünkü biz Tanrı’da en çok ne zaman tatmin bulursak, Tanrı da en çok o zaman yüceltilir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/">İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/" title="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/30.-İsa_nin-En-Yüce-Sevincinizi-Güvence-Altina-Almasi.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h4>



<p class="wp-block-paragraph">Hristiyan hedonistler, <em>Tanrı’da </em>sevinç arayışını yaşamın uğraşı hâline getirmeyi amaçlarlar. Bu da, yaşamlarımızı Tanrı’nın yüceliğine adamamızla ters düşmez çünkü biz Tanrı’da en çok ne zaman tatmin bulursak, Tanrı da en çok o zaman yüceltilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama <em>Hristiyan</em> hedonistlerin zamanla sevincimizin kaynağı hakkında “Tanrı’da” demekten daha fazlasını yapmaları gerekir. Herhangi bir “Tanrı” değildir. Eğer yüreğimizin tatminini gerçek Tanrı’da, var olan Tanrı’da, kendisini “Rabbimiz İsa Mesih&#8217;in Tanrısı ve Babası” olarak açıklamış olan Tanrı’da bulmuyorsak (Romalılar 15:6; 2. Korintliler 1:3; 11:31; Efesliler 1:3, 17; Koloseliler 1:3; 1. Petrus 1:3), canlarımız derin ve kalıcı bir mutluluğa erişemez ve bu yaşamdaki (ve ebedi) gayemiz de gerçekleştirilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu Tanrı’nın tanımlayıcı özelliklerini nasıl biliriz? Bu <em>Hristiyan </em>Tanrı’yı, dünya üzerinde milyarlarca insanın önünde diz çöktüğü sahte ilahlardan ayıran şey nedir? Gerçek Tanrı olan Tanrımız’ın tanımlayıcı bir işareti veya tanımlayıcı bir anı var mıdır?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tanrı’nın Tanımlayıcı Anı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hristiyanlar için, bizim tanımlayıcı işaretimiz özel bir kişidir: İsa Mesih. Tanrı’nın bizzat, Nasıralı İsa kişisinde aramızda yaşadığına inanırız. Bizim etimize, kanımıza ve tam insanlığa bürünmüştür. Ezeli Söz, Üçlübirlik Tanrısı’nın ikinci kişisi “insan olup aramızda yaşadı” (Yuhanna 1:14).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama gerçek Tanrı bize yalnızca tanımlayıcı bir kişi değil, aynı zamanda tanımlayıcı bir an da vermektedir. Dört Müjde anlatısı Nasıralı İsa’nın 30 yaşından sonraki yaşamının bir zirve anına tanıklık etmektedir: O kendisinin olmayan günahlara karşılık acı dolu bir biçimde çarmıhta öldü ve üç gün sonra zaferle dirildi. İsa’nın yaşamının tanımlayıcı anı –Kutsal Cuma’dan Diriliş Pazarı’na kadarki zaman– bizim için Tanrı’nın tanımlayıcı anı olmuştur. Çünkü Oğlu’nun ölümü ve dirilişiyle, Tanrı bizim için, gerçek, derin ve kalıcı sevgi için gerekli olan en az üç paha biçilemez gerçekliği güvence altına aldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Her Şeye Gücü Yeten Gazap Kaldırıldı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in çarmıhı olmadan, Hristiyan hedonizmi diye bir şey yoktur. Biz perişan günahkârlar olduğumuz ve Tanrı yıkılmaz bir mutluluğa sahip olan Tanrı olduğu için, Tanrı bizim kaldıramayacağımız şeyi kaldırmak üzere harekete geçmediği sürece gerçek sevinci asla tadamayız. Bu da, bizimle O’nun arasında engel teşkil eden günahtır. Günahın doğası bizzat Tanrı’nın sevincine ve bizim O’ndaki sevincimize karşı bir başkaldırıdır. Tanrı’nın kendi sevincinin tabanı ve tavanı kendisi olduğundan (O’nun önünde O’ndan başka tanrı yoktur), günah yalnızca bir engel değil, bir saldırıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, eğer kendi halkı için dolu ve kalıcı sevinci mümkün hale getirecekse, Tanrı’nın bizzat güvence altına alması gereken ilk paha biçilemez gerçeklik, O’nun bizim günahımızdan ötürü bize karşı olan haklı gazabının kaldırılmasıdır. Bunu da, kendi Oğlu’nun “antlaşma kanını” sağlaması aracılığıyla yapmaktadır (İbraniler 10:29).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öldüğü gece İsa, eline kâseyi aldı, şükretti ve şöyle dedi: “Bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan <em>antlaşma kanı</em>dır” (Matta 26:28; Markos 14:24; ayrıca 1. Korintliler 11:25). Eski zamanlarda, resmi mutabakatlar (antlaşmalar) çoğunlukla her iki tarafın da sadakat yemini ederek kan dökmesi (hayvan kanı) ve sözleşmenin ciddiyetini göstermek için kanı kendilerine sürmeleri gerekirdi. Bu tören özünde şu mesajı veriyordu: “Bu antlaşmanın koşullarına uymazsam, benim kanım da böyle dökülsün.” Musa’yla yapılan antlaşma, Kutsal Yazılar’da bu tür bir iki-taraflı antlaşmanın örneğidir. Kan dökülüp hem halka serpilmiş, hem de Tanrı’yı simgeleyen sunağa serpilmiştir (Mısır’dan Çıkış 24:3-8).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bütün antlaşmalar <em>her iki </em>tarafın da kanının dökülmesiyle (sembolik anlamda) başlatılmadı. Örneğin, Tanrı Avram’la bir antlaşma yaptığında, <em>tek başına </em>antlaşma kanını üstüne aldı. Avram uyurken, Tanrı sununun içinden geçti (Yaratılış 15:7-21). Böyle yaparak, aslında şunu dedi: “Benim Tanrı olduğum nasıl kesinse, sana olan vaadim de kesinlikle gerçekleşecektir. Bu sana bağlı değildir. Kesinlikle yapacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın kanının dökülmesiyle başlatılan Yeni Antlaşma, Avram’la yapılan antlaşma gibidir, Musa’ya yapılan gibi değildir. Tanrı beden alan Oğlu’nda bizzat Yeni Antlaşma kanını döker ve böylece kendi halkına karşı olan haklı gazabını kaldırır ve kendisine ait olanlar için sonsuz beğenisini güvence altına alır. Antlaşma kanı hâlihazırda dökülmüştür. Tanrı’nın Mesih’te olanlara yönelik gazabının kaldırılışı kesindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama İsa’nın satın aldığı bu maliyetli şeyde, dahası gereklidir ve dahası vardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Verilen Yeni Yürek</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in çarmıhı ve antlaşma kanının dökülmesi yalnızca bizim için sevinç imkânını satın almamış, aynı zamanda sevinç yüreğini de satın almıştır. Antlaşma şartları altında yeni bir yürek yalnızca mümkün değil, olmazsa olmazdır. Günahımızın sorunu yalnızca dışsal değil (Tanrı’nın gazabının kaldırılmasını gerektirir), aynı zamanda içseldir (içimizde yeni bir yürek gerektirir). Günah ruhlarımızı zehirlemiştir. Tanrı’dan zevk alabilmek için, yeni yüreklere ihtiyacımız vardır ve bu yeni yüreğin, Mesih’teki Yeni Antlaşma’nın açık vaadi olduğunu görüyoruz. Mesih’ten altı yüzyıl önce Tanrı, Yeremya aracılığıyla şunu vaat ediyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur” diyor RAB, “Yasamı içlerine yerleştirecek, yüreklerine yazacağım.” (Yeremya 31:33)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonrasında Hezekiel aracılığıyla, şöyle bildiriyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. (Hezekiel 36:26)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarmıh gerçeği sevinç arayışımızın kıyıdaki bir unsuru olamaz çünkü Mesih’in bizim için satın aldığı “yeni bir yürek” olmadan (ve “taştan yürek” yerine “etten yürek” koyulması olmadan), sonsuz perişanlıktan kurtulabiliriz ama dolu ve kalıcı sevince henüz kavuşturulmamışızdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni yüreklerimizin ötesinde, Mesih’in canı pahasına satın aldığı bir diğer can alıcı gerçeklik daha vardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Açıklanan Yeni Yücelik</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca sevinç <em>temeli</em>ne değil (kaldırılan gazapta ve verilen yeni yürekte), aynı zamanda içinde sevinç bulacağımız bir <em>yüceliğe</em> ihtiyacımız vardır. Çarmıhta, aynı anda iki şey oldu: Mesih hem Yeni Antlaşma’nın sevincini <em>güvence altına aldı </em>(kendi kanıyla), hem de sevincimizi satın alırken, sevincimiz en yüce nesnesi <em>hâline geldi</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elçi Pavlus 2. Korintliler 4:4’te, Tanrı’nın bizim (yeni) yüreğimizin gözlerini açtığı ışığın “Tanrı&#8217;nın görünümü olan Mesih&#8217;in yüceliğiyle ilgili Müjde&#8217;nin ışığı” olduğunu söyler. Hristiyan Müjdesi –<em>Mesih’in yüceliği</em>nin Müjdesi olarak– yalnızca bizim en dolu ve zengin sevincimizi elde etme mekanizması veya aracı değil, aynı zamanda o sevincin nesnesi ve odağıdır. Çarmıha gerilmiş Tanrı-insan ve kendisini çarmıhta günahkârlar için sunarak yücelikle yukarı kaldırılan Mesih (Yuhanna 8:28; 12:32), “görünmez Tanrı&#8217;nın görünümü”dür (Koloseliler 1:15).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarmıh, Tanrı’nın tanımlayıcı anıdır. Orada Tanrı, çarmıha gerilmiş (ve dirilmiş) olan Oğlu’nu bizim sonsuz sevincimizin odağı ve nesnesi olarak ortaya koyar. Ya da Pavlus’un bir cümle sonrasında tekrar ifade ettiği gibi, “Tanrı, <em>İsa Mesih&#8217;in yüzünde parlayan kendi yüceliği</em>ni tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı” (2. Korintliler 4:6). Tanrı’nın yüceliğini görmek için gözlerimiz nerede olmalı? Oğlu’nun çarmıha gerilmiş (ve dirilmiş) olan yüzünde. İsa’ya bakarız. Gözlerimizi, bizim sevincimizi güvence altına aldığı aynı eylemle birlikte yüce Hazinemiz olmuş olan Kişi’ye çeviririz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çarmıhın Sevinci</h2>



<p class="wp-block-paragraph">“Tanrı&#8217;nın yüceliğine erişmek umuduyla övünmek” (Romalılar 5:2), yüceliğine kavuşmak için kendisini boğazlanmaya teslim etmiş olan Tanrı-insanda sevinmektir. “Mesih İsa’yla övünmek” bu demektir (Filipililer 3:3). Tanrı insan yüreğini yalnızca Tanrı’da değil, aynı zamanda insan olmuş olan Tanrı’da tatmine kavuşması için yarattı. Üstelik yalnızca Tanrı-insanda da değil, aynı zamanda bizden biri olup <em>bizim için kendini feda eden </em>Tanrı’da bulmamız için yarattı. Hristiyan hedonistlerin övünç ve sevinç duyduğu Tanrı yüceliği (hem şimdi hem de gelecek çağda), bize Oğlu’nun kimliğinde ve yaptıklarında açıklanan bizzat Tanrı’nın yüceliğidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarmıhın ağır bedelinin satın aldıklarına, Tanrı’nın gazabının kaldırılmasının ve derin ve kalıcı sevinç yetisine sahip yeni bir yüreğin sağlanmasının dahil olması muazzam değerlidir. Ama çarmıh daha da fazlasını yapmıştır: <em>Bizi Tanrı’nın kendisine götürür</em>. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı&#8217;ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü” (1. Petrus 3:18). Ayrıca bizler gelirken, “Tanrı’nın sağında oturmuş” olarak kimi buluruz (İbraniler 1:3)? Tanrı’nın kendi sağında oturtmuş olduğu, bizim için sonsuz sevincimizin nesnesi ve odağı olmuş olan yüceltilmiş Oğlu’ndan başkasını değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarmıh kendi başına dünya tarihindeki en korkunç, en adaletsiz olaydı. Ama Hristiyan hedonistler olarak kendi utançtan uzak sevinç arayışımızda çarmıhı es geçmeyiz. Geçemeyiz. Aksine, özellikle çarmıha döneriz. Yaşadığımız bu hüsran ve ölüm dünyasında, kendi Oğlu’nun korkutucu ölümü aracılığıyla bizim sevincimizi güvence altına almasının Tanrı’nın gözünde nasıl doğru olduğunu görürüz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarmıhta, Tanrı’nın tanımlayıcı anını buluruz. Orada yalnızca sevincimiz önündeki mutlak engeli kaldırmakla ve bizim için yeni bir sevinç yüreğini güvence altına almakla kalmamış, aynı zamanda bizim sevincimizi güvence altına aldığı bu eylemle, sevincimizin en yüce nesnesi <em>olmuştur</em>. Yalnızca Mesih’te ve Mesih aracılığıyla, mezmur yazarına şu sözünde eşlik edebiliriz: “Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır senin huzurunda; sağ elinden mutluluk eksilmez” (Mezmurlar 16:11).</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/">İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/30.-İsa_nin-En-Yüce-Sevincinizi-Güvence-Altina-Almasi.mp3" length="10829216" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır: Mesih’in Birçok Tacı</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/o-olum-olsun-diye-yasamaktadir-mesihin-bircok-taci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2020 07:53:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4331</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/o-olum-olsun-diye-yasamaktadir-mesihin-bircok-taci/" title="O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır: Mesih’in Birçok Tacı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır Mesih’in Birçok Tacı" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci.jpg 1199w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Tomarı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı'ya satın aldın. (Vahiy 5:9) - İsa Mesih hiçbir krala benzemeyen bir kraldır. Sadece insan olan hükümdarların hem güçlü yanları hem zayıf yanları, hem güzellikleri hem kusurları, onları anımsanmaya değer kılacak bazı yücelikleri ve unutulmaya değer kılacak bazı kaçınılmaz eksiklikleri vardır. Ama insan –yalnızca tümüyle insan değil, aynı zamanda tümüyle Tanrı– olan Mesih İsa  her birini gölgede düşürmekte ve hepsini aşmaktadır. </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/o-olum-olsun-diye-yasamaktadir-mesihin-bircok-taci/">O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır: Mesih’in Birçok Tacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/o-olum-olsun-diye-yasamaktadir-mesihin-bircok-taci/" title="O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır: Mesih’in Birçok Tacı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır Mesih’in Birçok Tacı" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/O-Olum-Olsun-Diye-Yasamaktadir-Mesihin-Bircok-Taci.jpg 1199w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/23.-O-Ölüm-Ölsün-Diye-Yaşamaktadir.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h4>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tomarı almaya, mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan insanları Tanrı&#8217;ya satın aldın. (Vahiy 5:9)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa Mesih hiçbir krala benzemeyen bir kraldır. Sadece insan olan hükümdarların hem güçlü yanları hem zayıf yanları, hem güzellikleri hem kusurları, onları anımsanmaya değer kılacak bazı yücelikleri ve unutulmaya değer kılacak bazı kaçınılmaz eksiklikleri vardır. Ama insan –yalnızca tümüyle insan değil, aynı zamanda tümüyle Tanrı– olan Mesih İsa&nbsp; her birini gölgede düşürmekte ve hepsini aşmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa tek bir tacı hak etmez. Kralların Kralı, rablerin Rabbi ve görkemlerin Görkemi olarak, O birçok sayısız taca layıktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sevgi Rabbi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle, Kral İsa tarihsel olarak –nesnel bir biçimde zamanda ve mekanda– kendi halkına olan bağlılığını ve şefkatini onlar için ölme fedakârlığını göstererek sergilemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’e tabi olanlar O’nun sevgisini düşündüklerinde, öznel çıkarımlarla tahmin yürütmek zorunda kalmayız. Aksine, O’nun bize olan sevgisinin ve Baba’nın O’nda bize olan sevgisinin çarmıhta somut bir biçimde sergilendiğini görürüz: “Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü” (Romalılar 5:8). Ellerine ve böğrüne bakın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diri Mesih kendi yüceltilmiş bedeninde çarmıhın izlerini ellerindeki ve böğründeki yaralarla taşımaktadır ve bu yaralardan, sonsuza dek O’nun halkına olan sevgisi sızmaktadır. Bir gün O’nun güzelliğe bürünüp yüceltilmiş yaralarını göreceğiz. Tanrı Oğlu’nun bir insan olmakla kalmayıp bir kul özünü alması ve ölüme, hatta çarmıh üzerinde ölüme dek kendini alçaltması ve bunu iyileri ve doğruları değil, ancak biz günahkârları kendiyle barıştırmak üzere yapması kadar büyük bir sevgi eylemi yoktur. Bizim ihtiyacımızın derinliği ve O’nun bizi kurtarmak için katlandıklarının ölçüsü, Mesih’in sevgisinin yüksekliğini bize göstermektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaşamın Rabbi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak sevgisini kendisini günahkârlar için ölüme teslim ederek göstermesi, O’nun yaşamın Rabbi olmaması ve mezara galip gelememesi durumunda oldukça vahim bir son olurdu. Yaşıyor olmasa, O’na katılamaz ve sonsuz yaşama sahip olamazdık. Ama O ölü değildir; O diridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaratan olarak, “Yaşam O&#8217;ndaydı” (Yuhanna 1:4) ve şimdi de dirilmiş ve ölümü fethetmiş Kişi olarak, O’nda yeni yaşama sahibiz. Bu yaşam O’nun dirilişinden gelen, asla ölümü tatmayacak olan yaşamdır. İsa’nın, kardeşinin ölümünün yasını tutan Marta’ya söylediği gibi (ve İsa onu diriltmek üzereydi), “Diriliş ve yaşam Ben&#8217;im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?” (Yuhanna 11:25-26).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya hükümdarları gelip geçerler. Bir süreliğine, Kral İsa onlara bahşetmeyi uygun gördüğü sürece yaşam sahibi olurlar. Ama yaşamın rabbi değillerdir. Ama İsa başlangıçtan sona, ezelden ebede, yeniden doğuştan yeni gök ve yeni yeryüzüne kadar, tüm yaşamın Rabbi’dir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Cennetin Rabbi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Diri hâliyle İsa, yalnızca dünya efendilerinin Efendisi (Rabbi) değildir. O şimdi cennetin Rabbi olarak hüküm sürmektedir. İnsan olarak, göğe alınışının ardından cennete kabul edilmekle kalmamış, aynı zamanda en öne çıkmış ve merkezde, evrenin tahtına Babası’yla birlikte oturmuştur. Dünya tarihinin en büyük tahta çıkma töreniyle birlikte, melekler ordusuyla kuşatılmış bir vaziyette, cennet tacı O’na giydirilmiştir ve Babası uluslara hükmetmek üzere saltanat asasını Kral İsa’ya vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca cennetin Rabbi olarak ayakta durmamakta, oturmaktadır. Şu anda oturuyor oluşu, O’nun kazandığı zaferin bir işaretidir. Cennet tahtında oturmuş durumdadır. Eski Antlaşma düzeninde, “Her kâhin her gün <em>ayakta durup</em> görevini yapar ve günahları asla ortadan kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar. Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı&#8217;nın sağında <em>oturdu</em>. O zamandan beri düşmanlarının, kendi ayaklarının altına serilmesini bekliyor” (İbraniler 10:11-13). Cennetin Rabbi olarak, Babası’yla birlikte “Tanrı&#8217;nın ve Kuzu&#8217;nun tahtında” oturmaktadır (Vahiy 22:1, 3).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yılların Rabbi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, diğer birçok yüceliğin yanında, İsa zamanın da Rabbi’dir. “Başlangıçta O, Tanrı&#8217;yla birlikteydi” (Yuhanna 1:2) ve “her şeyden önce var olan O&#8217;dur” (Koloseliler 1:17). Yeryüzüne gelişiyle, tarihi ikiye bölmüştür. O’nsuz zaman veya tarih diye bir şey olmazdı. Göklerin ilahileri, O’nun, “[Tanrı’nın tarihteki amaçlarını içeren] tomarı almaya, mühürlerini açmaya layık” olduğunu beyan etmektedir (Vahiy 5:9).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elçi Petrus, bize Kral İsa’nın zaman üzerindeki mutlak hâkimiyetini anlatmaktadır: “Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab&#8217;bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir” (2. Petrus 3:8). Bazen düşünebildiğimiz gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmemektedir. Ancak sabretmektedir çünkü kimsenin mahvolmasını değil, herkesin tövbe etmesini istemektedir (2. Petrus 3:9).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama yakında tekrar gelecek ve gelişi aniden, hırsız gibi olacaktır (2. Petrus 3:10). Zaman O’nundur. Yıllar O’nundur. Her yıl ve saat, her ay ve dakika O’nun dikkati dahilindedir ve mükemmel zamanlamasıyla tanrısızları mahvedecek (2. Petrus 3:7), bu düşmüş çağı sonlandıracak ve kendi halkını doğruluğun hüküm sürdüğü yeni gök ve yeni yeryüzüne buyur edecektir (2. Petrus 3:13).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Emsalsiz Kral</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İsa gerçekten emsalsiz bir kraldır ve imanla ve Ruh’un gücüyle, <em>bizim </em>Kralımız’dır. O’nun yüceliklerine uzaktan bakmakla kalmayız. O’nun bildikleri olarak O’na bir kardeşimiz, bir dostumuz olarak hayranlık duyar ve O’nun tarafından sevildiğimizi biliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa gibi bir kral yoktur. O sayısız taca layıktır.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/o-olum-olsun-diye-yasamaktadir-mesihin-bircok-taci/">O, Ölüm Ölsün Diye Yaşamaktadır: Mesih’in Birçok Tacı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/23.-O-Ölüm-Ölsün-Diye-Yaşamaktadir.mp3" length="18753471" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4743</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/" title="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kutsal Yazılar’daki bir insan yaşamı, diğer tüm insanlarınkinin arasından sıyrılıp öne çıkmaktadır. O’ndan önce var olanların hepsi O’nu beklemiş ve O’ndan sonra gelenlerin hepsiyse kendisini O’na göre ayarlamıştır. Ayrıca hamdolsun ki Yeni Antlaşma’da yer alan dört Müjde kitabı sayesinde, İsa’nın yaşamı hakkında diğer Kutsal Kitap karakterlerinin tümüne kıyasla çok daha fazla detaya sahibiz. </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/">Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/" title="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4743" class="elementor elementor-4743">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5cfee900 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5cfee900" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-d0744ed" data-id="d0744ed" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1badb34 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="1badb34" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-4743-1" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3?_=1" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3?_=1" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-3684e5c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3684e5c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<h6 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Yazılar’daki bir insan yaşamı, diğer tüm insanlarınkinin arasından sıyrılıp öne çıkmaktadır. O’ndan önce var olanların hepsi O’nu beklemiş ve O’ndan sonra gelenlerin hepsiyse kendisini O’na göre ayarlamıştır. Ayrıca hamdolsun ki Yeni Antlaşma’da yer alan dört Müjde kitabı sayesinde, İsa’nın yaşamı hakkında diğer Kutsal Kitap karakterlerinin tümüne kıyasla çok daha fazla detaya sahibiz.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hem çokça yazmış hem de kendileri hakkında çokça yazılmış kişiler olarak Musa ve Davut’la Petrus ve Pavlus, Mesih’in açıklandığı kadar zengin, derin ve detaylı bir şekilde açıklanmamıştır. Bunun iyi bir sebebi vardır. Hiç kimse, Tanrı’nın tam bir insan ruhunda ve bedeninde bizim aramızda bizzat bulunmasıyla karşılaştırılamaz. Üstelik hiç kimse, O’nun gerçekleştirdiği şeyi gerçekleştirmemiştir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Her dört anlatı da <em>Müjde’dir</em>; O’nun son haftasına, tutuklanmasına, yargılanmasına, ölümüne, Kutsal Cumartesi’deki uzun araya ve sonrasındaysa O’nun dirilişine doğru ilerlemektedir. Bu nedenle de, Müjde kitaplarının dikkatli okuyucuları olarak İsa’nın yaşamına ilişkin detayları toplamaktan ve bunları O’nun yaşamının ilerlediği yönden koparmaktan sakınmaktayız. Yine de, Mesih’in yaşamına ilişkin yalnızca O’nun son haftasındaki olaylardan (ki bunlar Müjde kitaplarının yarısından azını kapsamaktadır) daha fazla öğreneceğimiz şeyler var. Bu temalardan biri, özellikle de Yuhanna Müjdesi’nde ele alınan bir tema olarak, Mesih’in “iş ahlakı” olarak görebileceğimiz temadır.</p>

<h6>İsa Çalıştı</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İlk önce şuna dikkat edin: İsa <em>çalıştı</em>. Bunun yanında, kendi varsayımlarımızı değil, O’nun <em>iş </em>kelimesiyle ne kastettiğini düşünün. Ölümünden bir önceki gece, adamları kendisini dinlerken Babası’na şöyle dua etti: “<em>Yapmam için bana verdiğin işi tamamlamakla</em> seni yeryüzünde yücelttim” (Yuhanna 17:4). Bir anlamda, tüm yaşamı tek bir <em>iş</em>ti. “Ömür işi”ydi diyebiliriz. Bir çağrısı ve görevi vardı. Babası, O’na yapması için iş verdi ve bu <em>iyiydi</em>. Bir lanet değil, bir bereketti.</p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa bu işe burun kıvırmadı. Aksine, Babası’nın kendisine verdiği işi yapmaktan memnuniyet duydu. Hatta, Samiriye’deki kuyunun başında da gösterdiği üzere, ruhu Babası’nın işini yapmakla doygunluk buldu. “Benim yemeğim, beni gönderenin <em>isteğini yerine getirmek</em> ve O&#8217;nun işini tamamlamaktır” (Yuhanna 4:34).</p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa aynı zamanda Yuhanna 9’da böyle bir yaşamda <em>zaman kahyalığı </em>yapmaktan bahsetmektedir. Burada İsa’nın sözleri, bize “günlerimizi saymayı bize öğret” diyen Musa’nın duasını (Mezmurlar 90:12) ve “fırsatı (zamanı) değerlendirin” diyen Pavlus’un nasihatini (Efesliler 5:15-16) andırmaktadır. İsa, “gönderenin işlerini vakit daha gündüzken” yapmamız gerektiğini bilerek, “gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz” (Yuhanna 9:4) demektedir. Yeryüzünde kendisine belirli bir yaşam dönemi tayin edilmişti. Sonsuzluk gelecekti ama İsa şimdilik, zamanın içerisindeydi. Gerçekleştirmesi gereken bir iş vardı. “Dünyada olduğum sürece dünyanın ışığı Ben&#8217;im” (Yuhanna 9:5). Şabat gününde bile <em>çalıştı </em>veya en azından çalışmakla suçlandı. Bu suçlamayı çalışmadığını söyleyerek değil, “Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” (Yuhanna 5:17) diyerek cevaplamıştı.</p>

<h6>İsa Çalışmakla Kalmadı</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Müjde kitapları bize yalnızca çalışan bir adamı değil, aynı zamanda çalışmakla <em>kalmayan</em> bir adamı göstermektedir. Yaşamı, <em>işinden </em>çok daha fazlasıydı. Dinlendi, sessizliğe çekildi ve kendi öğrencilerini de O’nunla dinlenmeye çağırdı. Görevlerinden geri geldiklerinde ve O’na, “yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi” anlattıklarında, İsa onlara şöyle dedi:</p>

<p class="wp-block-paragraph">“Gelin, tek başımıza tenha bir yere gidelim de biraz dinlenin” dedi. Gelen giden öyle çoktu ki, yemek yemeye bile vakit bulamıyorlardı. Tekneye binip tek başlarına tenha bir yere doğru yol aldılar. (Markos 6:30-32)</p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa ayrıca uyudu da. On iki elçisini seçmeden önce tüm gece uyanık durup dua etmiş ve bahçede dua edebilmek için uykusundan feragat etmiş olabilir ama bunlar, sıra dışı durumlardı. Fırtınayla savrulan bir gemide, öğrencileri O’nu uyandırana kadar esenlik içerisinde uyudu. Ayrıca Mezmurlar’ın yerine geldiği (gerçekleştiği) yüce kişi olarak, Süleyman’ın Mezmurlar 127:2’deki bilge sözlerini de hor görmedi:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Boşuna erken kalkıp<br />Geç yatıyorsunuz.<br />Ey zahmetle kazanılan ekmeği yiyenler,<br />RAB sevdiklerinin rahat uyumasını sağlar.</p>

<h6>İşinin Sonucu</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın çalıştığı (ve çalışmakla <em>kalmadığı</em>), açıkça ortadadır ama O’nun işinin anlamı neydi?</p>

<p class="wp-block-paragraph">Müjde kitaplarında O’nun işine dair gördüklerimizin çoğu, O’nun kendi ağzından gelmektedir. İlk olarak, işinin Babası’na tanıklık ettiğinin bilincindeydi. Hatta O’nun ömürlük işi, Babası’nı yüceltmek, O’nun gerçekten bilinmesini ve O’na layıkıyla hayran olunmasını sağlamaktı (Yuhanna 17:4, 6, 26).<a></a></p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın işleri, O’nu Baba’nın göndermiş olduğunu ortaya koydu. “Ama benim, Yahya&#8217;nınkinden daha büyük bir tanıklığım var. Tamamlamam için Baba&#8217;nın bana verdiği işler, şu yaptığım işler, beni Baba&#8217;nın gönderdiğine tanıklık ediyor” (Yuhanna 5:36; ayrıca Yuhanna 10:25, 32). Yalnızca sıradan bir insan olarak <em>gönderilmek </em>de değil. O’nun öğretişi (yetkiyle, Matta 7:29; Markos 1:22, 27; Luka 4:32; Yuhanna 7:17) ve gerçekleştirdiği mucizeler de, O’nun bir peygamberden çok daha fazlası olduğuna işaret ediyordu. Neredeyse ağza alınamayacak bir gerçek olarak, O’nun bizzat Tanrı olduğuna işaret ediyordu.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ama yapıyorsam, bana iman etmeseniz bile, yaptığım işlere iman edin. Öyle ki, <em>Baba&#8217;nın bende, benim de Baba&#8217;da olduğumu bilesiniz ve anlayasınız.</em> (Yuhanna 10:38).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Benim Baba&#8217;da, Baba&#8217;nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. Bana iman edin; <em>ben Baba&#8217;dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin. </em>(Yuhanna 14:10-11).</p>

<p class="wp-block-paragraph">O’nun bu dünyada insani kelimelerle ve insani ellerle sergilenen işleri, O’nun kim olduğunu ve O’nun kimin olduğunu gösteriyordu. Tıpkı O’nu reddedenlerin kendi yaptıklarıyla, babalarının kim olduğunu göstermesi gibi (Yuhanna 8:38-41).</p>

<h6>Telaşsız Üretkenlik</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın yaşamının ve hizmetinin her bir göstergesinde, O’nun tembellik yapan değil, çalışan bir kişi olduğunu (ve öyle bilindiğini) görüyoruz. Otuz yıl boyunca İsa, Yusuf’un ölümünden sonra ailesini desteklemek üzere kendi hâlinde bir esnaf olarak emek vermekle kalmamış, aynı zamanda O’nun hizmetinin öne çıkan noktası da tembellik ve uyuşukluk değil, enerji ve üretkenlik olmuştu. Yaşamı yorgunluktan yoksun (Yuhanna 4:6) veya fiziksel istirahat veya ruhsal inzivadan yoksun bir yaşam da değildi (Markos 6:31). İşini kendi işi olarak değil, Babası’nın işi olarak gördü. Üstelik Tanrı’nın O’na verdiği enerjiyi, Babası’nın O’na verdiği halkın imanı uğruna gece gündüz, çağrısını yerine getirmek üzere harcadı.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Müjde kitaplarından açık bir şekilde, O’nun meşgul biri olduğu izlenimine kapılıyoruz. Son derece revaçtaydı. Ama hiçbir şekilde O’nun kaygıya veya telaşa kapıldığını (çaresiz bir baba ölmekte olan kızını kurtarmak için O’nu sıkıştırmaya çalışırken bile, Markos 5:22-36) görmüyoruz. Yaşamı meşguldü ama telaşlı değildi.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çağrısının farkındaydı ve kendisini o çağrıya adadı. Uyuduğu veya boş kaldığı zaman yok değildi, ama yalnızca dinlenmek için de yaşamadı.</p>

<h6>İyilik İçin Çalışıyoruz</h6>

<p class="wp-block-paragraph">O’na Rab olarak seslenen bizler için, İsa’nın <em>bizi </em>birçok kez “işçiler” olarak adlandırdığını fark etmek, oldukça farkındalık yaratan bir şeydir (Matta 20:1, 2, 8, 14). Müjde yolundaki “işçi ücretini hak eder” demekle kalmamış (Luka 10:7; Matta 10:10), aynı zamanda O’nun çalışanları olarak bize çok daha fazlası için dua etmemizi telkin etmiştir:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ürün bol, ama işçi az. Bu nedenle ürünün sahibi Rab&#8217;be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin. (Matta 9:37-38; Luka 10:2)</p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa bizi başkalarının iyiliği için enerji ve emek sarf etmeye, bizi <em>çalışma</em>ya çağırmaktadır. Yaptıklarımızı <em>iyi işler </em>hâline getiren şey budur; işimizin yalnızca kendimiz için değil, <em>başkalarının iyiliği </em>için olmasıdır. “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız&#8217;ı yüceltsinler!” (Matta 5:16).</p>

<h6>Bizleri Alçaltan Sınırları Öğreniyoruz</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Mesih’te çalışmaktayız ama kendi çabalarımızın sınırlarını hızlıca öğreniyor ve memnuniyetle bunları kabul ediyoruz. Petrus’la birlikte bizler de, Mesih’in <em>Sözü</em>’nün bizim <em>işimiz</em>e kıyasla çok daha farklı ve üstün bir şekilde etkili olduğunu öğreniyoruz. “Efendimiz, bütün gece çabaladık, hiçbir şey tutamadık. Yine de senin sözün üzerine ağları atacağım” (Luka 5:5). Bu dünyadaki işimiz, gerçekten meyve verme ve kalıcı bir değere sahip olma noktasında tümüyle O’na bağlıdır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hatta, belirli zamanlarda ve belirli şekillerde, <em>çalışmayışımız </em>(yalnızca imanla aklanmada olduğu gibi) Mesih’in bizim için sağlayışının ve bizim için çalışmasının daha da öne çıkmasının bir yoludur (Romalılar 4:5). Kaçmanın bir zamanı vardır; O’nun lütfuna dayanarak, kendi ayaklarımızla Mısır’dan özgürlük için kaçmamızın bir zamanı vardır. Bulunduğumuz yerde kalmanın da bir zamanı vardır. “Yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün&#8230; RAB sizin için savaşacak, siz sakin olun yeter” (Mısır’dan Çıkış 14:13-14). Bizim işimiz meyvedir; O’nun işi köktür. Temelde bizler, İsa’nın “ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler” dediği kır zambakları gibiyiz. “Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi” (Matta 6:28-29; Luka 12:27).</p>

<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın <em>bize </em>örnek olan iş ahlakının temeli, O’nun eşsiz bir biçimde <em>bizim için </em>yaptıklarıdır. İşinin zirve noktası, O’nun günahkârlar için ölümü ve dirilişiydi. Bunu bizler taklit edemeyiz. Bitirilmiş bir süreç (Luka 13:32), eşsiz ve <em>tamamlanmış bir iş </em>(Yuhanna 19:30), bizim kendi işimizle aynı kefeye koyamayacağımız <em>taklit edilemez bir iş</em> söz konusudur. Mesih gerçekten de bizi <em>işçiler </em>olmaya çağırmıştır ama bu ilk ve en önemli çağrı değildir. Ayrıca O bizi sahaya çağırdığında, bizi bir tür dinlenmeye davet etmektedir:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir. (Matta 11:28-30)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yanlış anlamayın. Bizi sadece dinlenmeye çağırmıyor. Ancak bizi kendisinde, gerçek dinlenme olan türden bir işe çağırıyor. Bizi O’nun <em>boyunduruğunu</em> yüklendiğimiz ancak yine de bunun <em>kolay ve hafif </em>olduğu bir dinlenmeye çağırıyor. Kendisi özenle ve sebatla çalışırken, bize karşı yumuşak huylu ve alçakgönüllüdür.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, O’nun hizmetinde yararlandığımız emek, alçakgönüllü bir iştir. İşimiz ne kadar öncü ve girişimci bir iş olarak görünürse görünsün, aslında başkalarının –önce Mesih’in, sonra O’ndaki paydaşlarımızın– işi üzerine inşa ettiğimizi, onların hasadını topladığımızı kabul ediyoruz. “Başkaları emek verdiler, siz ise onların emeğinden yararlandınız” (Yuhanna 4:38).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Alçakgönüllülükle, egemenliğe sıfırdan başlıyormuş, onu kendi üstümüze alıyormuş ve kahraman bizmişiz gibi yapmıyoruz. Aksine, Tanrı bizi başkalarının sadık emekleri üzerine inşa etmeye çağırmaktadır. İşimiz bizim büyüklüğümüzün takdir edilmesi değildir. Alçakgönüllülükle, Tanrı’nın bizi çağırdığı bağlamı kucaklıyor ve üzerine inşa etmek, sonraki mütevazı adımları atmak için elimizden geleni yapıyoruz.</p>

<h6>Nasıl Çalışıyoruz?</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, Mesih’in yaşamı ve işi bize <em>nasıl </em>çalışmamız gerektiğine dair neler öğretebilir?</p>

<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak, bizim <em>işimizin </em>ve İsa’nın <em>verişinin </em>(lütfu verişi) birbirine ters düşen şeyler olmadığının farkına varıyoruz. Çalışıyoruz <em>çünkü O çalışıyor</em>. “Gerçeği uygulayan kişi yaptıklarını, Tanrı&#8217;ya dayanarak yaptığını göstermek için ışığa gelir” (Yuhanna 3:21). Yani, yaptıklarını “Tanrı&#8217;nın verdiği güçle” yapar (1. Petrus 4:11). Bunlar bizim işlerimizdir ama Tanrı’nın etkinliğiyle yapılmışlardır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanı sıra, Mesih’te <em>O’nun Kutsal Ruhu’na sahip olma</em>nın ne anlama geldiğini ne kadar konuşsak azdır. Hatta, İsa bir anlamda bizi O’nun yaptığı işlerden “daha büyüklerini” yapmamız için güçlendirmektedir çünkü kendisi, <em>bize Ruhu’nu göndermek üzere</em> Baba’ya gitmektedir. “Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba&#8217;ya gidiyorum” (Yuhanna 14:12).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sonrasında, kendisinin yapmış olduğu gibi, bize de <em>ödüle bakmayı </em>öğretmektedir (İbraniler 12:1-2). Elçi Pavlus’un bize “emek vermek” bağlamında hatırlattığı üzere İsa, “Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” demiştir. O bunu yalnızca söylemekle kalmamış, bunu yaşama geçirmiş ve salık vermiştir. Sıkı çalışmanın bedelini memnuniyetle kabul etmeyi, anın getirdiği sürtüşme ve engellerin ötesine, gelecek olan berekete bakarak öğreniriz.</p>

<h6>O’nun İşinde</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Mesih’te <em>çalışıyoruz – ve O’nun kendi enerjisine dayanarak bunu yapıyoruz. </em>Bunu Pavlus’tan daha fazla kendi yaşamıyla ortaya koyan veya bu konu hakkında Pavlus’tan daha sık konuşan başka bir kişi daha yoktur. Mesih’te bir güç vardır ve O bizi, <em>kendisindeki güçte </em>çalışmaya çağırmaktadır. Pavlus’un kendi gücünün kaynağı, bizzat Mesih’in kendisiydi: “Beni güçlendiren Rabbimiz Mesih İsa&#8217;ya şükrederim” (1. Timoteos 1:12). Bu nedenle, Pavlus kendi çırağına şöyle yazıyor: “Oğlum, Mesih İsa&#8217;da olan lütufla güçlen” (2. Timoteos 1:12). Bu nedenle, Efeslilere şöyle yazıyor: “Rab&#8217;de, O&#8217;nun üstün gücüyle güçlenin” (Efesliler 6:10). Bu nedenle, Filipililere şu tanıklıkta bulunuyor: “Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim” (Filipililer 4:13).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca <em>Mesih’teki bir güç</em> değil, aynı zamanda <em>Mesih’in bir gücü</em>. Tanrı-insan olan İsa, Ruhu’yla bizim işimizi güçlendirmek amacıyla kendi ilahi-insani enerjisini vermektedir. Pavlus’un Koloseliler 1:29’da yazdığı gibi, kendisi <em>uğraşırken</em>, “[Mesih’in] kudretle bende etkin olan gücüne dayanarak” uğraşıp emek vermektedir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yani, Mesih’te, O’nun için, O’nun sayesinde <em>çalışıyoruz </em>ve bunu, Mesih’in bizzat sağladığı bir güçle yapıyoruz. Tanrı’nın önünde aklanmak için tüm emeklerimizi kenara koyuyor ve gündelik Hristiyan yaşamında, Tanrı-insan olan İsa’nın enerjisini alıyor ve yola devam ediyoruz. “Çünkü biz Tanrı&#8217;nın yapıtıyız, O&#8217;nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa&#8217;da yaratıldık” (Efesliler 2:10).</p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/">Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Geliyor: Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/adalet-geliyor-dunyanin-yargici-olarak-mesihin-gorkemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2020 10:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4739</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/adalet-geliyor-dunyanin-yargici-olarak-mesihin-gorkemi/" title="Adalet Geliyor: Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Adalet Geliyor Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Hristiyanlar bu çağda adaletsizliği sindirmezler. Bizi sarsabilse. İçimizde dürtülerini bulsak bile. Mesih’te sahici adaleti amaçlar ve bu uğurda eyleme geçeriz. İnsan öfkesi Tanrı’nın adaletini sağlayacakmış gibi (Yakup 1:20) veya düşmüş insanlar tam ve nihai adaleti gerçekleştirebilirmiş gibi davranmayız ama yine de, adaleti amaç biliriz.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/adalet-geliyor-dunyanin-yargici-olarak-mesihin-gorkemi/">Adalet Geliyor: Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/adalet-geliyor-dunyanin-yargici-olarak-mesihin-gorkemi/" title="Adalet Geliyor: Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Adalet Geliyor Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/10-Adalet-Geliyor-Dunyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Gorkemi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4739" class="elementor elementor-4739">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-517843d3 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="517843d3" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-31b218c" data-id="31b218c" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-ca00992 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="ca00992" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-4739-2" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/40.-Adalet-Geliyor-Dünyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Görkemi.mp3?_=2" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/40.-Adalet-Geliyor-Dünyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Görkemi.mp3?_=2" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/40.-Adalet-Geliyor-Dünyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Görkemi.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/40.-Adalet-Geliyor-Dünyanin-Yargici-Olarak-Mesihin-Görkemi.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-2063b6d9 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="2063b6d9" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<h6 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Hristiyanlar bu çağda adaletsizliği sindirmezler. Bizi sarsabilse. İçimizde dürtülerini bulsak bile. Mesih’te sahici adaleti amaçlar ve bu uğurda eyleme geçeriz. İnsan öfkesi Tanrı’nın adaletini sağlayacakmış gibi (Yakup 1:20) veya düşmüş insanlar tam ve nihai adaleti gerçekleştirebilirmiş gibi davranmayız ama yine de, adaleti amaç biliriz.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ancak Mesih’te, aynı zamanda tam ve nihai Adalet’in gelmekte olduğunu da biliriz. Beden almış Lütuf nasıl O’nda geldiyse, Adalet de aynı şekilde O’nun geri dönüşüyle gelecektir.</p>

<h6>Büyük Yargıç’ın Yüceliği</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın bizim savunucumuz olduğunu bilmek değerlidir (1. Yuhanna 2:1). İman sayesinde O bizim savunucumuzdur. Azımız bu yüceliğe yeterince kafa yormuştur. Bu günbegün üzerine düşünmeye ve zevk almaya değer bir gerçektir. Hristiyan inancının kalbinde yatmaktadır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ancak Müjdemiz yalnızca İsa’yı savunucumuz olarak onaylamaz. O aynı zamanda Yargıcımız’dır. Hatta, tüm yeryüzünün ve tüm tarihin <em>tek </em>Yargıcı’dır. Yakın bir günde, insan olan Mesih İsa Tanrı’nın yargı tahtında bizzat oturacak ve tüm insanlığı, tüm tarihi tam ve nihai olarak adaletle yargılayacak.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in en büyük yüceliklerinden biri şu ki, <em>Tanrı dünyayı O’nun aracılığıyla yargılayacaktır. </em>Elçi Pavlus şöyle yazıyor: “Yaydığım Müjde&#8217;ye göre Tanrı&#8217;nın, insanları gizlice yaptıkları şeylerden ötürü İsa Mesih aracılığıyla yargılayacağı gün böyle olacaktır” (Romalılar 2:16).</p>

<h6>Erken Dönemdeki Kilise Bunu Vaaz Etti</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Tanrı’nın dünyayı <em>İsa Mesih aracılığıyla </em>yargılayacağı, yalnızca fark edilmesi gereken muazzam bir gerçeklik değil, aynı zamanda kucaklanması gereken bir yüceliktir. Sadece bir gerçek bilgi değildir; iyi haberdir. Erken dönemdeki kilise bu haberi yalnızca <em>almadı</em>; bunda <em>sevinç buldu</em>. Elçiler Adalet’in gelişini Mesih’in düşmanlarına bir uyarı olarak beyan ettiler ve O’nun halkındaysa bunu bir müjde olarak vaaz ettiler.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Petrus uluslara ilk kez Mesih’in mesajını bildirmek üzere ağzını açtığında, yalnızca Mesih’in ölümünü ve dirilişini veya tanıkları, “ölümden dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen” kişileri anlatmıyor (Elçilerin İşleri 10:39-41). Ayrıca İsa’yla ilgili şunu söylüyor:</p>

<p class="wp-block-paragraph"><em>Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi olduğu</em>nu halka duyurmamızı, buna tanıklık etmemizi buyurdu (Elçilerin İşleri 10:42)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hristiyanlar olarak, yalnızca “O&#8217;na inanan herkesin günahları O&#8217;nun adıyla bağışlanır” haberiyle sevinmiyoruz, aynı zamanda Mesih’in “Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi olduğunu” beyan ediyor ve O’nun bu yüceliğiyle sevinç buluyoruz.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Elçi Pavlus da, Atina’daki çarşıda iyi haberi duyururken, şöyle vaaz ediyor:</p>

<p class="wp-block-paragraph">[Tanrı] <em>dünyayı, atadığı Kişi aracılığıyla adaletle yargılayacağı</em> günü saptamıştır. Bu Kişi&#8217;yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiştir. (Elçilerin İşleri 17:31)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Buna rağmen bizler bugün ne kadar sıklıkla Mesih’in Yargıç olarak sahip olduğu yücelik üzerinde duruyoruz? Basit yüreklerimiz ve akıllarımız Rab’bi yalnızca Kuzu olarak görmeye mi meyilli? O’nu yalnızca kendi boynunu bıçağa dayayan, tekrardan yaşama dönen (haleluya!) Kuzu olarak görüyor ve O’nun Tanrı’nın her şeye yeten gücüyle, dirileri ve ölüleri yargılamak üzere tekrardan gelmekte olduğunu unutuyor muyuz?</p>

<h6>Adalet Getirmeye Geliyor</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in tüm ulusların Yargıcı olarak taşıdığı yücelik, Tanrı’nın ilk antlaşma halkına kadar dayanmaktadır. Harap olmuş ve düşmanlarla kuşatılmış bir durumdayken, bu halkın kendi tapınmalarında sürekli olarak dile getirdiği şey, Tanrı’nın “Gerçekten dünyayı yargılayan bir Tanrı” olduğuydu (Mezmurlar 58:11; 82:8). O yargılamaya geldiğinde, mazlumları kurtarmaya (Mezmurlar 76:9) ve küstahlara hak ettikleri cezayı vermeye gelecektir (Mezmurlar 94:1-2). İsrail’in çok ötesindeki Rab’dir ve “halkları adaletle” yargılayacaktır (Mezmurlar 67:4).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Özellikle 96. Mezmur (ve sonrasında bu mezmurun son dörtlüğünü vurgulayan 98. Mezmur), Yahve’yi tüm halkların yargıcı olarak övmektedir (Mezmurlar 96:10) ve 9. Mezmur’da olduğu gibi, Tanrı’nın tam bir ilahi kudretle halkların yargıcı olarak gelişiyle sonlanmaktadır:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Çünkü O geliyor!<br />Yeryüzünü yargılamaya geliyor.<br />Dünyayı adaletle,<br />Halkları kendi gerçeğiyle yönetecek. (Mezmurlar 96:13)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yüzyıllar boyunca, Tanrı’nın sadık halkının yüce umudu Tanrı’nın yargıyla gelişi, kendi halkını kurtarıp öçlerini alması ve onlara saldırıp tehlike açmış olanlara adaletini uygulaması olmuştur. Tanrı’nın Peygamber Yoel aracılığıyla söylediği gibi,</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bütün ulusları toplayıp Yehoşafat Vadisi&#8217;ne indireceğim. Mirasım olan İsrail halkını uluslar arasına dağıttıkları ve ülkemi bölüştükleri için onları orada yargılayacağım. (Yoel 3:2)</p>

<h6>Lütuf Geldi, Yargı Da Gelecek</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Sonrasında Tanrı geldi. Ama halkının beklediği şekilde değil. Bir bebek olarak, beden alan Lütuf olarak geldi (Titus 2:11). Kuzeni Yahya’nın umutlarının tersine, baltayı (henüz) ağaca vurmaya değil, önce kendi halkının günahlarından başlayarak, günahları örtmek için canını vermeye ve sonrasında beklentilerin de ötesinde, diğer ulusların cezasını ertelemeye ve halkının düşmanlarına da sevgi sunmaya geldi. Ancak ilk gelişinde, tekrar geleceğinin vaadini verdi:</p>

<p class="wp-block-paragraph">İnsanoğlu, Babası&#8217;nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir. (Matta 16:27)</p>

<p class="wp-block-paragraph">İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. Ulusların hepsi O&#8217;nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak. (Matta 25:31-32)</p>

<p class="wp-block-paragraph">İlk önce mahkûmiyet altındaki bir dünyaya kurtuluş sunmaya geldi. “Tanrı, Oğlu&#8217;nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O&#8217;nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi” (Yuhanna 3:17). Ancak yeniden, baltayı ağacın köküne vurmaya gelecektir. İlk önce ekmeye geldi. Sonrasında biçmeye gelecektir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hristiyan Müjdesi bize Mesih’in yüceliğini yalnızca egemenliği ve kurbanlığıyla sunmamakta, aynı zamanda O’nun nihai Yargıç olmasıyla da sunmaktadır. Bu sebeple, gelmekte olan bu Yargıç’ın özel beş yönünü tespit edebiliriz.</p>

<h6>1. Yücelik içinde gelecek.</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İlk ve en önemlisi, nihai Yargıç olarak ikinci geliş, Mesih’in yüceliğiyle ilgilidir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Değindiğimiz üzere, “İnsanoğlu, Babası&#8217;nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir” (Matta 16:27) ve “İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak” (Matta 25:31). <em>Kendi görkemi içinde</em>. <em>Babasının görkemi içinde</em>. “Melekleri” eşliğinde – “bütün melekleriyle.” Hiçbir göz bunu kaçırmayacak (Vahiy 1:7). Yeryüzünün hiçbir köşesi habersiz kalmayacak. Diğer her şey duracak. Diğer her arayış sonlanacak. Bildiğimiz bu dünyanın sonu olacak ve her göz O’nu, görkemi içinde görecek.</p>

<h6>2. Herkes O’nun önünde duracak.</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Ancak her göz yalnızca O’nu görmekle de kalmayacak. Herkes O’nun önünde duracak. “Herkes” İsa’yı görecek (Matta 16:27). Elçi Pavlus’un dediği gibi “herkes” (2. Korintliler 5:10). Üstelik yalnızca o anda yaşayanlar da değil, aynı zamanda “ölülerle diriler” de (Elçilerin İşleri 10:42; Romalılar 14:9; 2. Timoteos 4:1; 1. Petrus 4:5).</p>

<p class="wp-block-paragraph">“Tanrı&#8217;nın yargı kürsüsü önüne hepimiz çıkacağız” (Romalılar 14:10). Peki tahtta kimin oturduğunu göreceğiz? “Dirilerle ölüleri yargılayacak olan Mesih İsa’yı” göreceğiz (2. Timoteos 4:1). “Hepimiz Mesih&#8217;in yargı kürsüsü önüne çıkmak zorundayız” (2. Korintliler 5:10).</p>

<h6>3. Deliceleri buğdaydan ayıracak.</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Sonra, imanla O’nda olanlar için, yüce ve mükemmel bir ayrım olacak:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ulusların hepsi O&#8217;nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak. (Matta 25:32)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu ayrım etnik, siyasi, sınıfsal, eğitimsel veya dünyasal başarı ayrımı olmayacak. Bu yüce ve dehşet verici anda, kimliklere biçilen tüm maskeler kaldırılacak ve tek bir şey önemli olacak: <em>Buğday mısınız, yoksa delice misiniz? </em>Yargıç tarafından ilk gelişinde söylenmiş olduğu gibi: “Bırakın biçim vaktine dek birlikte büyüsünler. Biçim vakti orakçılara, önce deliceleri toplayın diyeceğim, yakmak için demet yapın. Buğdayı ise toplayıp ambarıma koyun’” (Matta 13:30).</p>

<h6>4. Her yanlışı düzeltecek.</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İlk önce deliceler demet yapılacak ve yakılacak diyor. İşte o gün, adalet uğrundaki her adil yakarış cevaplanacak. Bu çağdaki adalet yakarışlarına verebileceğimiz cevaptan çok daha dolu ve nihai bir cevap olacak. Dirilmiş ve her şeye kadir olan Kuzu kendi mükemmel doğruluğu içerisinde hiçbir aşırılığa veya tavize kaçmadan, mükemmel adaleti uygularken, bizler ellerimizle ağzımızı kapatacağız.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Göklerdeki 24 ihtiyarın tapınarak söylediği gibi, O’nun “yeryüzünü mahvedenleri mahvetme” zamanı gelecek (Vahiy 11:18). Kötülere hak ettiği karşılığı verecek. Her anlaşmazlığı kapatacak: “RAB uluslar arasında yargıçlık edecek; birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek” (Yeşaya 2:4; Mika 4:3). Kim bilir günümüzde yargıçların ve mahkeme sistemlerinin sürekli olarak takılıp durduğu kaç tane çözülemeyen çatışma Yargıç’ın gelip her şeyi düzelteceği günü beklemektedir? Bizler de Adalet karşısında hayrete düşeceğiz.</p>

<h6>5. Doğruları ödüllendirecek.</h6>

<p class="wp-block-paragraph">En sonundaysa, buğdayı ambarına toplayacak. Her hatayı düzeltmiş olarak, O’nun adıyla verilen her bir bardak soğuk suyu ödüllendirecek (Matta 10:42). İhtiyarların tapınarak söylediği gibi, kulları olan “peygamberleri, kutsalları, küçük olsun büyük olsun, [O’nun] adından korkanları ödüllendirme” zamanı gelecek (Vahiy 11:18). Doğruları, yani nihai anlamda iman sayesinde ancak aynı zamanda da Ruh’un yaşamı ölçüsünde doğru olanları ödüllendirecek.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Eli açık cömertliği, lütfu ve merhametiyle, halkına yalnızca “ambara” girişi değil, aynı zamanda yeni yer ve yeni gökyüzünü bol keseden sunacak. Burada doğruluk hüküm sürecek ama her şeyden öte, halkını “bedende” yapmış oldukları için <em>ödüllendirecek</em> (2. Korintliler 5:10). Pavlus’un kendi yarışının sonuna, ayrılık vaktine yaklaşırken yazmış olduğu gibi: “Bundan böyle doğruluk tacı benim için hazır duruyor. Adil yargıç olan Rab o gün bu tacı bana, yalnız bana değil, O&#8217;nun gelişini özlemle beklemiş olanların hepsine verecektir” (2. Timoteos 4:8). “Yalnız bana değil” diyor Pavlus, “O&#8217;nun gelişini özlemle beklemiş olanların hepsine.”</p>

<h6>Nihai Yargıç Karşısında Hayranlık</h6>

<p class="wp-block-paragraph">O büyük günde, kendi gözlerimizle görecek ve O’nun yüce merhametinin etkilerini imanla tümüyle hissedeceğiz: Savunucumuz nihai Yargıç olarak üstünlükle belirecek ve Tanrı-insan olarak tüm yüceliklerini nihai olarak tamamlayacak.</p>

<p class="wp-block-paragraph">O yalnızca başlangıçta var olmakla (Yuhanna 1:1), her şeyi kendi aracılığıyla yaratmakla (Yuhanna 1:3; Koloseliler 1:16), İbrahim’den önce var olmakla (Yuhanna 8:58), Mısır’dan bir halk çıkarmakla (Yahuda 1:5), onlara çölde su vermekle (1. Korintliler 10:4), Yeşaya’ya görünmekle (Yuhanna 12:41), bizden biri olup belirtiler ve harikalar gerçekleştirmekle (Elçilerin İşleri 2:22; 10:38) ve her şeyi iyi yapmakla (Markos 7:37), Kuzu olarak halkının günahları için boynunu bıçağa dayamakla, Tanrı’nın sağına yükselmekle, Ruhu’nu dökmekle ve cennet tahtından gökte ve yeryüzündeki tüm yetkiyle kilise çağına hükmetmekle kalmadı, aynı zamanda <em>dünyayı yargılamak için geri geliyor.</em></p>

<p class="wp-block-paragraph">Sonunda, kardeşimiz, Tanrı-insan, “adil yargıç” (2. Timoteos 4:8) olan Mesih’in, Tanrı olarak yüceltilmiş insan bedeninde sahip olduğu kendi bilgeliği, paklığı ve kudreti içerisinde tüm ulusları, tarihi ve herkesi yargılamaya gelişindeki görkemi karşısında, hayranlık duyacağız. Baba niçin “bütün yargılama işini Oğul’a” vererek bunu yapıyor? (Yuhanna 5:22). “Öyle ki, herkes Baba&#8217;yı onurlandırdığı gibi Oğul&#8217;u onurlandırsın” (Yuhanna 5:23).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu kötü dünyamızda, Adalet’in, tam ve nihai, mükemmel ve kusursuz adaletin geliyor olduğu iyi bir haberdir. Adı Yeşua’dır. O’na sığınmak ne tatlıdır!</p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/adalet-geliyor-dunyanin-yargici-olarak-mesihin-gorkemi/">Adalet Geliyor: Dünyanın Yargıcı Olarak Mesih’in Görkemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeytan Niçin Havva’yı Hedef Aldı? Kadın ve Erkeğin Yoldan Çıkışı</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/seytan-nicin-havvayi-hedef-aldi-kadin-ve-erkegin-yoldan-cikisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 11:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5228</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/seytan-nicin-havvayi-hedef-aldi-kadin-ve-erkegin-yoldan-cikisi/" title="Şeytan Niçin Havva’yı Hedef Aldı? Kadın ve Erkeğin Yoldan Çıkışı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sisli bir tepede ahşap kulübe ve ağaçlar, siyah beyaz" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>1. Timoteos 2:12 yüzyıllar boyunca hiçbir tartışma yaratmamıştı. Şimdiyse bazı çevrelerde, Kutsal Kitap’ın en çok tartışılan ayetlerinden biri olmuştur. Pavlus’un sözleri bugün bazılarının kulaklarını tırmalamaktadır: “Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/seytan-nicin-havvayi-hedef-aldi-kadin-ve-erkegin-yoldan-cikisi/">Şeytan Niçin Havva’yı Hedef Aldı? Kadın ve Erkeğin Yoldan Çıkışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/seytan-nicin-havvayi-hedef-aldi-kadin-ve-erkegin-yoldan-cikisi/" title="Şeytan Niçin Havva’yı Hedef Aldı? Kadın ve Erkeğin Yoldan Çıkışı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Sisli bir tepede ahşap kulübe ve ağaçlar, siyah beyaz" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Seytan-Nicin-Havvayi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkegin-Yoldan-Cikisi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5228" class="elementor elementor-5228">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5602bab elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5602bab" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-1bc7dd8" data-id="1bc7dd8" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-f04138d elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="f04138d" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5228-3" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/95.-Şeytan-Niçin-Havva_yi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkeğin-Yoldan-Çikişi.mp3?_=3" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/95.-Şeytan-Niçin-Havva_yi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkeğin-Yoldan-Çikişi.mp3?_=3" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/95.-Şeytan-Niçin-Havva_yi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkeğin-Yoldan-Çikişi.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/95.-Şeytan-Niçin-Havva_yi-Hedef-Aldi-Kadin-ve-Erkeğin-Yoldan-Çikişi.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-f1393d7 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f1393d7" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span>Hazırlayan: David Mathis</span></h6><p><span>1. Timoteos 2:12 yüzyıllar boyunca hiçbir tartışma yaratmamıştı. Şimdiyse bazı çevrelerde, Kutsal Kitap’ın en çok tartışılan ayetlerinden biri olmuştur. Pavlus’un sözleri bugün bazılarının kulaklarını tırmalamaktadır: “Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun.”</span></p><p><span>Ama Pavlus bunu açıklamasız bir şekilde havada bırakmıyor. İki bin yıl önce bile, bundan daha fazlasını söylemesi gerektiğini biliyordu. Dolayısıyla, mikrofonu yere atmıyor, yürüyüp gitmiyor veya sonraki konuya geçmiyor. Tartışıyor. Nedenler sunuyor (13. ayet “çünkü” diye başlar). İki tane sunuyor (13 ve 14. ayetler noktalı virgülle ayrılıyor). Her ikisi de olmazsa olmaz noktalar ve burada tartışacağım üzere, ikisi birbiriyle bağlantılı olan nedenler. Biri bizi diğerine yönlendiriyor; ikincisi ilkinden kaynaklanıyor. Pavlus’un 12. ayetteki sözlerini bağlamından koparmamız ve Pavlus’un konuşmasına izin vermeden burada onun ne kastettiğini (veya kastetmediğini) güzelce açıklayabiliyormuşuz gibi yapmamız akıllıca olmazdı.</span></p><p><span>Öyleyse, Pavlus’un kendi öne sürdüğü şey için 13 ve 14. ayetlerde öne sürdüğü nedenler nelerdir? Pavlus yaratılış ve düşüş olaylarını temel alarak kiliseye talimatını verirken, cevabı <em>üç anahtar kelime</em> üzerinden dönüyor ve bunlar Yaratılış 2 ve 3. bölümlerin bir yankısı niteliğinde. </span></p><h6><span>1. Önce Adem <em>Yaratıldı </em></span></h6><p><span>Pavlus 13. ayette “Önce Adem &#8230; yaratıldı” derken, bizi Yaratılış 2. bölümün dünyasına ve yaratılış anlatısının dikkat çekici sıralamasına yönlendiriyor. Belki Tanrı’nın Adem’i yaratması, sonra hayvanları önüne dizmesi ve sonra da kaburga kemiğinden Havva’yı yaratması hikâyesine o kadar aşinayızdır ki, bu sıralama üzerine hiç düşünmemizdir. Bu dizilim, günümüzün eşitlikçi kavramlarını yıkan bir dizilimdir. Neden Adem ve Havva aynı anda yaratılmadı? Neden Tanrı <em>önce </em>Adem’i yaratıyor ve Adem’in (topraktan) yaratılışı Havva’nın (Adem’den) yaratılışı arasına zaman ve mekân yönünden bir boşluk koyuyor?</span></p><p><em><span>Yaratıldı </span></em><span>yüklemi, Yaratılış 2. bölümde ve özellikle de 7. ayette önem taşımaktadır: “RAB Tanrı <em>Adem&#8217;i</em> topraktan <em>yarattı</em> ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.” Pavlus’un 1. Timoteos 2:13’te sunduğu ilk bağlantı da budur: “Önce Adem &#8230; <em>yaratıldı</em>.”</span></p><h6><span>2. <em>Sonra </em>Havva Yaratıldı</span></h6><p><span>Sonrasında Pavlus ekliyor: “Sonra Havva yaratıldı.” Yine Yaratılış 2. bölümü izliyor. Tanrı, Adem’i ilk olarak <em>yarattı </em>(Yaratılış 2:7) ve üstüne, Havva’nın <em>sonra </em>yaratılmasını 18. ayete kadar görmüyoruz: “Adem&#8217;in yalnız kalması iyi değil. Ona uygun bir yardımcı yaratacağım.” Bu sırada, Tanrı Aden’e bir bahçe dikiyor (8. ayet), bahçede ağaçlar yetiştiriyor (9. ayet), bahçeye bakıp onu işlemesi için Adem’i oraya koyuyor (15. ayet) ve Adem’e bahçeye ilişkin ahlaki talimatları sunuyor (her ağaçtan ye ama yalnızca birinden yeme, 16-17. ayetler).</span></p><p><span>Hatta 18. ayetteki <em>sonra </em>ifadesinden sonra öğreniyoruz ki, kadını yaratmadan önce Tanrı, “hayvanların, gökteki kuşların tümünü”, “onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem&#8217;e” getiriyor (19. ayet). Sonunda, 21. ayetle birlikte derin uyku ve kaburganın alınması geliyor. “Adem&#8217;den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem&#8217;e getirdi” (22. ayet).</span></p><p><span>Burada Pavlus’u takiben konumuzla ilgili olarak dikkat çeken şeyse, Tanrı’nın ayrımcılık olmasın diye Havva’yı derhal yaratma acelesi göstermemiş olmasıdır. Hatta, rahatlıkla zaman geçiriyor ve şaşırtıcıdır ki, her bir hayvanı Adem’in önüne olası bir “yardımcı” olarak çıkarıyor gibidir! Tüm bunların bir anlamı vardır. Tanrı özellikle bekledi. Öyle ki, Adem (ve bizler) erkeğin ve kadının insan olarak harika bir benzerlikte olduğunu görmekle kalmayalım, aynı zamanda bu iki varlığın birbirini tamamlayan ve karşılıklı fayda sağlayan sayısız şekilde nasıl görkemli bir biçimde farklı olduğunu da görebilelim. </span></p><h6><span>TANRI BİR DERS VERMEK İÇİN BEKLEDİ</span></h6><p><span>Tüm bu süreçte Tanrı, Adem’e aslında şunu diyor: “Adem, sen sorumlusun. Yükün çoğu sende. Buyruk tekil biçimde, <em>sana </em>geldi. Kadını <em>senin için </em>yarattım; seni onun için değil. Sen başsın; o yardımcı. Ona önderlik edecek, onu koruyacak ve onun ihtiyaçlarını karşılayacak olan sensin ve onun çağrısı, senin çağrının bir parçasıdır (1. Korintliler 11:8-9).”</span></p><p><span>Bir başka deyişle, Tanrı en uç noktaya giderek şunu açıklıyor: Kadın gerçekten adamın kemiğinden kemik, etinden et olsa da, ikisi aynı değildir. Müthiş ve harika bir şekilde farklıdırlar. Aynı tür, farklı cinsiyet. Değerde eşitlik, birbirini tamamlayıcı nitelikte olan çağrılarında farklılık.</span></p><p><span>Pavlus’un 1. Timoteos 2:13’teki vurgusu, Tanrı’nın Adem’e ve dünyaya, onu <em>önce </em>yaratarak bir şey öğretiyor olduğudur. Asıl, ilk sorumluluk Adem’e baş olması için düşerken, Havva’ya onun yardımcısı olması için düştü; tam tersi olmadı. Yaratılışlarındaki sıra ve boşluksa, onların tepeden tırnağa (bildiğimiz üzere vücutlarının her bir hücresinde) erkek ve kadın olarak sahip oldukları farklılığı yansıtmaktadır. Kadın, erkeğin insanlığını paylaşmaktadır. Tanrı önünde eşit değere sahiptirler. Ayrı yaratılmaları ve aralarındaki sıraysa, onların Tanrı tarafından tasarlanan farklılıklarına karşılık gelmektedir. </span></p><h6><span>3. Yılan, Havva’yı <em>Aldattı</em></span></h6><p><span>1. Timoteos 2. bölümdeki üçüncü anahtar kelimeyse, 14. ayetteki <em>aldatılan </em>kelimesidir ve bununla birlikte, karşımıza iki soru çıkmaktadır. İlk olarak, Adem de aldatılmadı mı? Pavlus, “Aldatılan da Adem değildi” derken, ne kastediyor? İkinci olarak 14. Ayet, öncesindeki 13. ayete ilave bir <em>argüman</em> mı, yoksa 13. ayetteki mantığın bir <em>uzantısı </em>mı?</span></p><h6><span>Bir Neden Mi, Yoksa İki Neden Mi?</span></h6><p><span>13. ayette, Yaratılış 2. bölümdeki Tanrı’nın yaratılış düzeniyle (ve buradan çıkan anlamla) bir bağlantı kurduktan sonra, Pavlus’un 14. ayette argümanını güçlendirmek için neyi eklemesi gerekebilirdi (aradaki noktalı virgüle dikkat edin)? Bunun bariz cevabı, düşüşün (Yaratılış 3) Tanrı’nın yaratılış düzenini nasıl etkilemiş olduğudur. Elbette başlangıçta her şey iyiydi diyebiliriz ama bu bugün de, kilise çağında da hâlâ doğru mu? Tanrı’nın başlangıçtaki düzeni, günahın dünyaya girmesinden sonra da ayakta mı? Konuyla daha da alakalı olarak, günahın dünyaya <em>nasıl </em>girdiği, Tanrı’nın başlangıçtaki yaratılış düzenini bugün de korumak için bize bir neden sunabilir mi? </span></p><p><span>Pavlus’un 14. ayette ilave ettiği şey, düşüşte yılan tarafından başlatılan trajik olayların, Tanrı’nın Yaratılış 2. bölümdeki iyi düzenini nasıl onaylayıp pekiştirdiğidir. 14. ayette ayrı bir neden eklemek yerine, Pavlus 13. ayetteki argümanı açmakta ve genişletmektedir. Yalnızca Yaratılış 2. bölümde önce erkeğin yaratılması bize erkeklerin (ihtiyarların) kiliseye öğretmesi ve önderlik etmesi için neden sunmakla kalmıyor, aynı zamanda düşüşün vuku bulma şekli de bunu onaylıyor. 13. ayette odak noktası yaratılıştaki <em>Tanrı düzeni</em>yken, şimdi düşüşe götüren ve Tanrı’nınkiyle ters düşen <em>yılan düzeni </em>karşımızda. Tanrı önce baş olarak Adem’i, sonraysa yardımcı olarak karısını yarattı; yılansa Tanrı’nın düzenini bozdu.</span></p><h6><span>Yılanın Yolu</span></h6><p><span>Tanrı bir yoldan gitti; yılansa tam tersine gitti. Tanrı önce erkeği yarattı (2:7) ve sonra onu alıp bahçeye yerleştirdi (2:15). Ayrıca Tanrı “<em>ona”</em> buyurdu (2:16). Sonra da erkekten, kadını yarattı (2:22). Ama yılan ilk önce <em>kadına </em>yaklaşıp onunla konuştu (3:1). Sonra da yılanla erkek yerine, kadın konuştu (3:2) ve önce kadın yedi (3:6). Ama Tanrı seslenmek için geldiğinde, “RAB Tanrı <em>Adem’e</em> &#8230; seslendi” (3:9).</span></p><p><em><span>Aldatılan </span></em><span>kelimesi, 1. Timoteos 2:14’teki anahtar kelimedir ve Yaratılış 3:13’le bağlantı kurmaktadır. Burada Havva şöyle der: “Yılan beni <em>aldattı</em>, o yüzden yedim.” <em>Aldatmak </em>eylemi devamında tüm Kutsal Yazılar boyunca düşüşü ve yılanın yaptıklarını akla getirmektedir. Yılan hangi eylemi gerçekleştirdi? Havva’yı <em>aldattı </em>(ayrıca bkz. 2. Korintliler 11:3). Yılan bu nedenle “saptıran” olarak bilinmektedir: “Büyük ejderha, İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı <em>saptıran</em> o eski yılan” (Vahiy 12:9; ayrıca 20:10). <em>Aldatmak </em>doğası gereği şeytan eylemidir.</span></p><p><span>Dolayısıyla, 1. Timoteos 2:14’te açıkça yılandan bahsedilmese bile, <em>aldatılan </em>şeklindeki edilgen ifade onun varlığını kaçınılmaz kılmaktadır. 13 ve 14. ayetler hem düşüş öncesindeki Tanrı düzenini hem de düşüşün gerçekleşme düzenini resmetmektedir ve ikisi birlikte ele alındığında, yılanın kurnazlığı açıkça görülmektedir. Tanrı’nın tasarısı ve protokolü uyarınca ilerlemek ve adama yaklaşmak yerine, yılan kadını hedef alıyor. </span></p><h6><span>Adem Aldatılmadı Mı?</span></h6><p><span>Kutsal Kitap’ı okuyan birçok kişi için en kafa karıştırıcı olan soru belki şudur: “Pavlus, ‘Aldatılan da Adem değildi’ derken, ne kastetmektedir?” Her günah bir şekilde <em>aldanma </em>değil midir? Nitekim İbraniler 3:13, “günahın aldatıcılığı” diyor. Ayrıca 1. Timoteos 2:14’te “Aldatılan da Adem değildi” derken, Pavlus burada kadınların erkeklerden daha kolay aldatıldığını mı ima ediyor? </span></p><p><span>Cevap, 13 ve 14. ayetleri tek temel argüman olarak görmekte, iki ayrı argüman olarak görmemekte yatıyor. <em>Önce </em>Adem yaratıldı (13. ayet) ama <em>önce </em>günah işleyen kadındı. Adem günah işlemedi değil (kesinlikle işledi) veya kandırılmadı değil (bir derece kandırıldı) ama <em>yılan tarafından </em>aldatılmadı. Yılanın aldatıcılığının alıcısı kadındı; sonra Adem kadına kulak verdi (Yaratılış 3:17). Bu da bize yılanın yolunu gösteriyor: Adem’e yaklaşmak yerine, önce Havva’ya yaklaştı ve onu <em>aldattı</em>.</span></p><p><span>Elbette Tanrı’nın tasarısı uyarınca erkeğin ve kadının doğasındaki farklılıklara dair birçok şey söyleyebiliriz. Ama buradaki konu bu değil. Tanrı yaratılışa bir düzen koydu; Şeytan’sa bunu bozdu ve bu da, düşüşe yol açtı. Burada, hem adam hem de kadın hatalıdır. Ray Ortlund’un yazdığı gibi, “Havva, Adem’in başlığını (reisliğini) gasp etti ve günaha yol açtı. Adem de –görünen o ki, herhangi bir kesin müdahalede bulunmadan bir köşede durup düşüşün gerçekleşmesine müsaade ediyor– kendi payı açısından, baş olma makamını terk etti. Havva aldatıldı; Adem sorumluluğu bıraktı” (<em>Recovering Biblical Manhood and Womanhood</em>, 107).</span></p><p><span>Havva’da Şeytan’ın suiistimal etmeye çalışacağı belirli farklılıklar var mıydı? Onun anaç ve cana yakın doğası olabilir mi? Şeytan’ın aldatıcılığına karşı bir şekilde daha mı savunmasızdı? Böyle olup olmadığı, Pavlus’un buradaki konusu değil. Şeytan, Tanrı’nın düzenini bozdu ama şu anda Tanrı’nın düzeni ayakta duruyor ve kurtuluş Tanrı’nın koşullarına göre gelecek, Şeytan’ın koşullarına göre değil. Okuyucular burada erkeğin ve kadının hangi güçlü ve zayıf yönlerinin söz konusu olduğuna dair kendi algılarını taşıyabilirler ama burada net ve çarpıcı olan şey, Tanrı’nın tek bir yolu olduğudur: erkekten kadına. Şeytan’sa tam tersine gitti: kadından erkeğe. </span></p><h6><span>Bugün Neredeyiz?</span></h6><p><span>Bugün, günahsız bir çağda yaşamıyoruz ama lütuftan yoksun bir çağda da değiliz. Yaratılış 2’nin dünyası nasıl Yaratılış 3’te lanetlendiyse, Yaratılış 3’ün dünyası da bundan özgür kılınma umudundan yoksun değil. Kadından gelecek tekil soy (Yaratılış 3:15) gelmiştir. Günümüzün kötü çağı bize bela olsa bile, Mesih’teki yeni yaratılışın gelişini tatmakta ve Koloseliler 3:18-19’daki özgürlük resmiyle yaşamayı öğrenmekteyiz: </span></p><p><span>Ey kadınlar, Rab&#8217;be ait olanlara yaraşır biçimde kocalarınıza bağımlı olun. Ey kocalar, karılarınızı sevin. Onlara sert davranmayın.</span></p><p><span>Hiçbirimiz henüz bu resmi mükemmel bir şekilde yaşamıyoruz. Ama birçok yenilginin yasını tutarken, aynı zamanda zaferler de tadıyoruz. </span></p><p><span>Özellikle de kocalar ve pastörler için, Pavlus’un Yaratılış 2 ve 3’ü temel alarak ifade ettiği çağrımızdan çıkan bir sonuç da şu ki, baş olmak demek, daha az değil, daha fazla sorumluluk yüklenmek demektir. Tanrı’nın <em>önce </em>Adem’i yaratması daha fazla sorumluluk demekti, daha fazla ayrıcalık değil. Daha fazla iş demekti, daha az iş değil. Daha fazla gerginlik demekti, daha az değil. Erkeğin ilave bir ağırlık ve yük sırtlanması gerekiyordu ama bu, Tanrı’nın onun için tasarlamış olduğu bir şeydi. Öyle ki, bunu sevinçle yapabilsin. Ama “baş” olmak demek, <em>fazlasını </em>taşımak demekti, <em>azını </em>değil.</span></p><p><span>Kardeşler, kocalar veya pastörler olarak, Tanrı size bunun için gereken fiziksel ve duygusal omuzları verdi. Ayrıca size kendi Ruhu’nu ve vaatlerini de verdi ve sizi yüklerinizi O’na yüklemeye ve bizi olmamız için yarattığı erkeklere yeniden dönüştürmesi için O’na yakarmaya çağırmaktadır. </span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/seytan-nicin-havvayi-hedef-aldi-kadin-ve-erkegin-yoldan-cikisi/">Şeytan Niçin Havva’yı Hedef Aldı? Kadın ve Erkeğin Yoldan Çıkışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendimi Nasıl Alçaltırım?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/kendimi-nasil-alcaltirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2020 07:53:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4337</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kendimi-nasil-alcaltirim/" title="Kendimi Nasıl Alçaltırım?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kendimi Nasıl Alçaltırım?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Alçakgönüllülük bizim erişebileceğimiz bir şey değildir. Amerikalılar olarak tabiatımız gereği buna erişebileceğimizi düşünebiliriz. Yapabilirsin. Atılgan ol. İlk adımı at. Elini taşın altına koy ve alçakgönüllü ol.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kendimi-nasil-alcaltirim/">Kendimi Nasıl Alçaltırım?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kendimi-nasil-alcaltirim/" title="Kendimi Nasıl Alçaltırım?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kendimi Nasıl Alçaltırım?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Kendimi-Nasil-Alcaltirim.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/29.-Kendimi-Nasil-Alçaltirim.mp3"></audio></figure>
<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h4>
<p class="wp-block-paragraph">Alçakgönüllülük bizim erişebileceğimiz bir şey değildir. Amerikalılar olarak tabiatımız gereği buna erişebileceğimizi düşünebiliriz. <em>Yapabilirsin. Atılgan ol. İlk adımı at. Elini taşın altına koy ve alçakgönüllü ol.</em></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bir başka deyişle, <em>kendi ayaklarının üzerinde durarak kendini alçalt.</em></p>
<p class="wp-block-paragraph">Ancak Kutsal Yazılar’a bu tür bir düşünce tarzıyla yaklaştığımızda, kendimizi bambaşka bir dünyada buluyoruz. Gerçek imanda olduğu gibi içten alçakgönüllülük de, kişinin kendisini geliştirmesi veya kestirme çözüme ulaşması değil, Tanrı’dan gelen eyleme ve yardıma yanıt vermesidir.</p>
<h2 class="wp-block-heading">Tanrı Kibirlilere Karşıdır</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Hataya düşmeyelim. Alçakgönüllülükte rolümüz yok değil. Bu sadece bir sonuç değil, aynı zamanda bir buyruk. Özellikle, iki elçi bize kendimizi alçaltmamızı söylemektedir ve her ikisi de bunu şaşırtıcı bir biçimde benzer şekillerde yapmakta, cümlelerine Tanrı’nın bizi diğer tarafta yükselteceği vaadini de eklemektedirler.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Rab&#8217;bin önünde kendinizi alçaltın, sizi yüceltecektir. (Yakup 4:10)</p>
<p class="wp-block-paragraph">Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı&#8217;nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın. (1. Petrus 5:6)</p>
<p class="wp-block-paragraph">Şu ana kadar görebildiğimiz üzere, Yakup ve Petrus bu noktada birbirlerinden değil, Eski Antlaşma’dan ilham almaktadırlar. Bize kendimizi alçaltmamızı söyledikleri bağlamda, ikisi de Süleyman’ın Özdeyişleri 3:34’ün Grekçe çevirisinden alıntı yapmaktadırlar (“Tanrı kibirlilere karşıdır ama alçakgönüllülere lütfeder,” Yakup 4:6; 1. Petrus 5:5). Ancak kendimizi alçaltma yolunda kendi programımızı tasarlamaya kalkışmadan önce, her iki metindeki bağlamı da değerlendirmeliyiz.</p>
<h2 class="wp-block-heading">İçten Alçaltılma</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Buradaki amaçlarımız doğrultusunda, kendimizi alçaltmaya yönelik her iki çağrının da <em>denenmelere yanıt olarak </em>yapıldığına dikkat edelim. Yakup burada kilise içerisindeki çekişmelere ve kavgalara değinmektedir:</p>
<p class="wp-block-paragraph">Aranızdaki kavgaların, çekişmelerin kaynağı nedir? Bedeninizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi? Bir şey arzu ediyor, elde edemeyince adam öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, isteğinize erişemeyince <em>çekişip kavga ediyorsunuz</em>. (Yakup 4:1-2)</p>
<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in adını taşıdığını iddia edenler arasındaki çatışmalar, kiliseyi alçaltır. Bir kibir ve alçakgönüllülük testi olarak işlev görürler. Yakup onlara “günahkâr” ve “kararsız” olduklarını hatırlatmakla kalmamakta, onlara aynı zamanda Süleyman’ın Özdeyişleri 3:34’ü de hatırlatmaktadır. Kiliseye, Tanrı’ya teslim olmalarını, İblis’e karşı direnmelerini ve Tanrı’ya yaklaşmalarını buyurmaktadır (Yakup 4:7-8). Bir başka deyişle, “Rab’bin önünde kendinizi alçaltın.” Kilise <em>içten </em>alçaltılmaktadır. İşte şimdi, onlar Tanrı’nın kendilerini alçaltmayı amaçladığı bu çatışma durumuna nasıl karşılık verecekler? Kendilerini alçaltacaklar mı?</p>
<h2 class="wp-block-heading">Dıştan Alçaltılma</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Aynı şekilde 1. Petrus’ta da kilise baskı altında. Toplum erken dönemdeki bu Hristiyanlara karşı hakaretler ve iftiralar ediyor. Hristiyanlar hem sosyal hem de duygusal anlamda acı çekmeye başlıyorlar ve fiziksel acıların yokluğu da uzun sürmeyecek. Tehdit altındalar ve kaygıyla ayartılıyorlar. İşte bu alçaltılma anında, Petrus Süleyman’ın Özdeyişleri 3:34’e dönüyor ve onlara nasihat ediyor: “Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın” (1. Petrus 5:5).</p>
<p class="wp-block-paragraph">Burada kilisenin alçaltılması <em>dışarıdan </em>oluyor. İşte şimdi, onlar Tanrı’nın kendilerini alçaltmayı amaçladığı bu iftira durumuna nasıl karşılık verecekler? Kendilerini alçaltacaklar mı? Kibirle ve kendilerini yücelterek burunlarını havaya mı kaldıracaklar, yoksa kendilerini Rableri’nin lütufkâr eli ve mükemmel zamanlamasının önünde alçaltarak başlarını öne mi eğecekler?</p>
<h2 class="wp-block-heading">Kendini Alçaltmanın Yanıt Niteliği</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap’ta tekrar tekrar, kendini alçaltma bizim başlattığımız bir şey olarak değil, Tanrı’nın doğrudan ya da dolaylı vasıtalar aracılığıyla alçaltışını göndermesiyle birlikte bizim aldığımız, hatta benimsediğimiz –hatta buyur ettiğimiz– bir şey olarak yer bulmaktadır. <em>Kendimizi alçaltma </em>daveti dış etkilerden uzak bir biçimde değil, ancak öncelikle <em>bizzat alçaltılmamız</em> aracılığıyla gelmektedir.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Tıpkı iman gibi, alçakgönüllülük de –üstelik imanın bir göstergesi olarak– bir başarı değildir. Alçakgönüllülük temelde insan eliyle yapılan bir başlangıç değil, içimizden Tanrı’ya, O’nun yüceliğine ve görkemine verilen uygun, Tanrı’dan gelen bir yanıttır.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Kendimize alçakgönüllülüğü öğretmeyiz. Bir sonraki hafta veya ayda daha alçakgönüllü olmamız için beş aşamalı bir plan yoktur. Bir dereceye kadar kendimizde daha alçakgönüllü bir duruş yaratmak adına bazı inisiyatifler alabiliriz (ki bunlara bir başka makalede değinirim) ancak asıl sınav (ve fırsat), düşmüş bir dünya tarafından gafil avlanıp bize meydan okunduğunda, tedirginliğe düştüğümüzde ve kontrol algımız kaybolduğunda ortaya çıkmaktadır. Böylece de şu soru baş gösterir:</p>
<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu alçaltıcı durumlara nasıl yanıt vereceksin? Kendini alçaltacak mısın?</em></p>
<h2 class="wp-block-heading">Rahatsız Edici Tanrı’yı Memnuniyetle Kabul Edin</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Hristiyanlar için, kendini alçaltma temelde bir yanıttır. Kalkıp yaptığımız bir şey değildir. Alçakgönüllülüğü biz başlatmayız ve takdirini de biz almayız. Aktif olmadığı veya zor olmadığı söylenemez ama alçakgönüllülük, Tanrı’nın kim olduğuna, bize Sözü’nde neler söylediğine ve özellikle rahatın kaybolduğu, acı verici ve hayal kırıklığına uğratan yaşam koşullarımız baş gösterdiğinde, Tanrı’nın dünyada yapmakta olduğu şeylere verilen bir yanıttır. Özünde, kendini alçaltma Tanrı’yı, sözlerini ve yaptıklarını, bunlar kolay veya rahat olmadığında memnuniyetle kabul etmektir.</p>
<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak Tanrı’nın eli ve planı dahilinde olan zorlu sözler ve koşullar gelir ve bunlar bizi alçaltan şeylerdir – tıpkı Mesih’ten yedi yüz yıl önce Kral Hizkiya’nın başına geldiği gibi. Tanrı onu hasta yatağından kaldırdı ve yine de kral, “kendisine yapılan bu iyiliğe yaraşır biçimde davranmayıp büyüklendi.” Tanrı sonrasında Hizkiya’nın gururuna karşı çıktı. O’nu alçalttı. Tanrı’nın gazabı ne şekilde baş gösterdiyse göstersin, bize “RAB hem ona, hem Yahuda&#8217;ya, hem de Yeruşalim&#8217;e öfkelendi” diye iletilmektedir (2. Tarihler 32:25).</p>
<p class="wp-block-paragraph">Sonrasındaysa tıpkı krala olduğu gibi bizim de ruhlarımıza baskı yapan şu soru doğar: Tanrı’nın alçaltışını <em>kabul </em>mu yoksa ret mi edeceğim? Bu alçaltışı savuşturup buna direnecek miyim, yoksa içimde sahici bir tövbe üretmesi adına buna hizmette mi bulunacağım? Ayrıca eğer <em>kendimi alçaltmazsam</em>, o hâlde bu ilahi alçaltmanın devamı da önünde sonunda gelecektir. Tanrı’nın ilk alçaltışı, kaçınılmaz olarak devamında başka alçaltmalara yol açmaktadır. Asıl soru, bunun kendini alçaltmaya mı yoksa O’nun tarafından tekrardan (ve çoğunlukla daha ciddi bir şekilde) alçaltılmaya mı dönüşeceğidir.&nbsp;</p>
<p class="wp-block-paragraph">Hizkiya için konuşacak olursak, o kendi gururu karşısında uyanan tanrısal gazaba boyun eğdi ve “Hizkiya ile Yeruşalim&#8217;de yaşayanlar gururu bırakıp alçakgönüllü davranmaya başladılar. Bu sayede Hizkiya&#8217;nın krallığı boyunca RAB&#8217;bin öfkesine uğramadılar” (2. Tarihler 32:26).</p>
<h2 class="wp-block-heading">Tanrı Kendi Halkını Alçalttığında</h2>
<p class="wp-block-paragraph">Kesin konuşmak gerekirse, elimizde kendimizde geliştirmeye çalışabileceğimiz alçakgönüllü duruşlar veya bu yolda kullanılabilecek araçlar tümden yok değildir. Tanrı’nın yetkisi altında, O’na duayla, oruçla günbegün <em>kendimizi alçaltmak </em>– bunların hepsi, yaratılanlar olarak Yaratıcımız’a vereceğimiz genel yanıtta yeri olan şeylerdir. Ama her şeyden önce, <em>kendimizi alçaltma</em>nın Tanrı’ya verilen bir yanıt olduğunu bilmemiz gerekir.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Dünyamızı kendi güçlü sözüyle yoktan var eden O’dur (İbraniler 11:3). Topraktan ilk adamı yaratan (Yaratılış 2:7) ve böğründen ilk kadını yapan O’dur (Yaratılış 2:21-22). Bize kendisini açıklamayı, elçileri ve peygamberleri aracılığıyla dünyamıza sözler iletmeyi, bize kendisini, Oğlu’nu ve kurtuluşumuz için olan tasarısını tanıtmayı seçen O’dur. Ayrıca kendi yumuşak ve merhametli takdiri uyarınca kendi kilisesini hem içten hem de dıştan alçaltan ve alçaltışıyla bizi ders alacağımız o kavşağa taşıyan O’dur: <em>Şimdi, bu denenmedeki alçaltıcı tasarılarıma nasıl karşılık vereceksiniz? Kendinizi alçaltacak mısınız?</em></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bir sonraki alçaltıcı denenme geldiğinde, kibirle burnunuzu havaya mı kaldıracaksınız, yoksa alçakgönüllülükle başınızı öne mi eğeceksiniz? Tanrı bu anlarda sizin için özel bir vaat beslemektedir. Tüm gücün sahibi olan Tanrı, alçaltılmışları kendi mükemmel zamanlamasıyla yükseltecektir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kendimi-nasil-alcaltirim/">Kendimi Nasıl Alçaltırım?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/29.-Kendimi-Nasil-Alçaltirim.mp3" length="9164576" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>En Güçlü Adamlar, Yumuşak Huylu Olanlardır</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/en-guclu-adamlar-yumusak-huylu-olanlardir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5208</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/en-guclu-adamlar-yumusak-huylu-olanlardir/" title="En Güçlü Adamlar, Yumuşak Huylu Olanlardır" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Park alanında baba, anne ve çocuk el ele zıplıyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Lennie, yumuşak olmamasıyla ünlü olan bir karakterdir. John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar adlı kitabındaki baş karakterlerden biri olan Lennie, iriyarı, kuvvetli ve aklı dengesi kısmen bozuk olan bir adamdır. Koca kasları ve koca bir yüreği vardır. Yumuşak şeyleri sevip okşamaktan hoşlanır ama kendi gücünün farkında değildir. İlk olarak, okşadığı bir fareyi istemeden öldürür. Sonra bir köpek yavrusunu. Son olarak da, istemeden ve ölümcül bir şekilde, bir kadının boynunu kırar.  </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/en-guclu-adamlar-yumusak-huylu-olanlardir/">En Güçlü Adamlar, Yumuşak Huylu Olanlardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/en-guclu-adamlar-yumusak-huylu-olanlardir/" title="En Güçlü Adamlar, Yumuşak Huylu Olanlardır" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Park alanında baba, anne ve çocuk el ele zıplıyor" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/En-Guclu-Adamlar-Yumusak-Huylu-Olanlardir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5208" class="elementor elementor-5208">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-dd4fb5f elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="dd4fb5f" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7a3ca8b" data-id="7a3ca8b" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-f9da3c9 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="f9da3c9" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5208-4" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/77.-En-Güçlü-Adamlar-Yumuşak-Huylu-Olanlardir-1.mp3?_=4" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/77.-En-Güçlü-Adamlar-Yumuşak-Huylu-Olanlardir-1.mp3?_=4" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/77.-En-Güçlü-Adamlar-Yumuşak-Huylu-Olanlardir-1.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/77.-En-Güçlü-Adamlar-Yumuşak-Huylu-Olanlardir-1.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-60f9258 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="60f9258" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span>Hazırlayan: David Mathis</span></h6><p><span>Lennie, yumuşak olmamasıyla ünlü olan bir karakterdir. </span></p><p><span>John Steinbeck’in <em>Fareler ve İnsanlar </em>adlı kitabındaki baş karakterlerden biri olan Lennie, iriyarı, kuvvetli ve akıl dengesi kısmen bozuk olan bir adamdır. Koca kasları ve koca bir yüreği vardır. Yumuşak şeyleri sevip okşamaktan hoşlanır ama kendi gücünün farkında değildir. İlk olarak, okşadığı bir fareyi istemeden öldürür. Sonra bir köpek yavrusunu. Son olarak da, istemeden ve ölümcül bir şekilde, bir kadının boynunu kırar.  </span></p><p><span>Lennie’nin sorunu gücü değildir. Güç bir armağandır. Başkaları, özellikle de arkadaşı George, Lennie’nin gücünden fayda görmektedir. Lennie’nin ihtiyacı olan şey gücünü kaybetmesi değil, gücünü iyi amaçlar için <em>kontrol etme </em>yetisini kazanmasıdır. Gücünü başkalarına zarar vermek için değil, onlara yardım etmek için kullanmayı öğrenmelidir. </span></p><p><span>Farklı şekilleriyle güç, Tanrı’dan gelen iyi bir armağandır ve O’nun halkı tarafından, O’nun egemenliği için kullanılması gerekir. Tıpkı diğer iyi armağanlar gibi, güç de uygunsuzca savrulduğunda tehlikelidir. Gücün tehlikeli yönlerinin çözümü, gücü tümüyle kaybetmek değil, <em>yumuşak huyluluk </em>denen bir Hristiyan erdemini kazanmaktır. </span></p><h6><span>Yumuşak Huyluluğu Geri Getirelim</span></h6><p><span>Yumuşak huyluluk, bugün Galatyalılar 5:22-23’te listelenen dokuz farklı Ruh’tan doğan erdemin belki de en çok yanlış anlaşılanıdır: “Ruh&#8217;un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, <em>yumuşak huyluluk</em> ve özdenetimdir.” Bu ayetten iki bin yıl sonra, <em>yumuşak huyluluk </em>kavramı genellikle <em>zayıflık </em>kavramının güzelleştirilmiş bir tabiri olarak kullanılmaktadır. Ama Kutsal Kitap’ın vurgusu yumuşak huyluluğun bir güç eksikliği değil, gücün kutsal bir kullanımı olduğudur. Yumuşak huyluluk, kişinin <em>beceri eksikliği </em>değil, kendi gücünü kötü ve ölüm getiren amaçlar yerine iyi ve yaşam veren amaçlar yolunda kullanması için sahip olduğu <em>ilave beceri</em>dir. </span></p><p><span>Örneğin yağmuru ele alalım. Ağır yağmur yaşamı yok eder ama “hafif yağmur” yaşam verir (Yasa’nın Tekrarı 32:2 – Kitab-ı Mukaddes Çevirisi). Şiddetli yağmur zarar getirir, iyilik getirmez. Çiftçi cılız yağmur için veya ağır yağmur için dua etmez; <em>hafif yağmur</em> için, yumuşak yağmur için dua eder. Veriliş şekli önemlidir. Yıkıcı şekilde, yumuşak şekilde verilen suya (yaşam gücüne) ihtiyacımız vardır. <em>Yumuşak </em>demek çelimsiz demek değil, gereğine uygun olan, yani yaşam alan değil, yaşam veren demektir. </span></p><p><span>Aynı şekilde, “Dil yumuşaklığı hayat ağacıdır” (Süleyman’ın Özdeyişleri 15:4 – Kitab-ı Mukaddes Çevirisi). Yumuşaklık zayıf olmak demek değil, yaşam veren bir kontrolle uygun güce sahip olmak demektir. İyi bir şeyi itfaiye hortumuyla tutar gibi değil, uygun ölçüyle vermektir. Ya da yelken açmayı düşünün. Hafifçe esen rüzgâr (Elçilerin İşleri 27:13) yelkencinin duasına cevap olurken, şiddetli rüzgâr başa bela olur (Elçilerin İşleri 27:18).</span></p><p><span>Yumuşak huyluluk erdemini en iyi şekilde “gücüyle gelen” Tanrı’da görebiliriz (Yeşaya 40:10). Peki O kendi gücünü halkına nasıl savuruyor? “Sürüsünü çoban gibi güdecek. Kollarına alacak kuzuları, bağrında taşıyacak. Usul usul yol gösterecek emziklilere” (Yeşaya 40:11). Şiddet, gücün yıkıcı kullanımıdır (Yeşaya 22:17). Yumuşak huyluluksa, gücün yaşam veren bir şekilde kullanımıdır.</span></p><h6><span>Kızlarımızın İsteği</span></h6><p><span>Elçi Petrus iyi gücü kötü güçle, adil hükümdarları adaletsiz hükümdarla karşılaştırırken, iyi önderleri “iyi ve <em>yumuşak huylu</em>” olarak açıklar (1. Petrus 2:18). Yamuk bir efendinin tersi zayıf bir efendi değil –kim zayıf bir efendinin korumasında kalmak ister ki?– “iyi ve yumuşak huylu” efendidir. <em>Yumuşak huylu </em>önderler isteriz, <em>zayıf </em>önderler değil. Güçlü ve kuvvetli olan, gücünü bize karşı, bize zarar vermek için değil, iyiliğimiz için, bize yardım etmek için kullanan önderler isteriz. Bu nedenledir ki, hem Eski hem de Yeni Antlaşma’daki çoban tasviri son derece uygun düşen bir tasvirdir. Koyunlar açıkça zayıf ve savunmasız varlıklardır. Güçlü çobanlara ihtiyaçları vardır, zayıf çobanlara değil. İyi olan ve gücünü koyunları kullanıp suiistimal etmek için değil, onlara yardımcı olmak için kullanacak olan çobanlara ihtiyaçları vardır. </span></p><p><span>Dört yaşındaki kızım zayıf bir baba istemez. Benim güçlü olmamı, bu gücü ona zarar vermek için değil, ona yardım etmek için kullanmamı ister. En çok ihtiyacı olan şey, kaslarımı onun üzerinde germem değildir. Babasının daha büyük ve daha güçlü olduğu yeterince açıktır. Benim yumuşak huylu olduğumu görmeye ihtiyacı vardır. Babasının yalnızca onu koruyacak güce sahip olduğunu görmek değil, aynı zamanda bu gücü ona zarar vermek için değil, ona hizmet etmek ve bereket olmak için kullanacağıma güvenmek ister. </span></p><p><span>Zayıf adamlar sıklıkla kendi güçlerini göstermek ve güçleri hakkında konuşmakla meşguldürler. Gerçekten güçlü olan adamlarsa enerjilerini ve dikkatlerini güçlerini göstermeye değil, yumuşak huyluluklarını göstermeye adarlar. Başkalarının iyiliği için güçlerini doğru bir şekilde kullanmayı bilirler. Kendine güveni olmayan adamlarsa kaslarını gerip tehditler savururlar. Kendi gücünden ve Rableri’nin gücünden emin olan adamlar, yumuşak huyluluklarının herkes tarafından bilinmesini sorun etmemekle kalmaz, buna bizzat istekli olurlar (Filipililer 4:5).</span></p><h6><span>Kilise İçin Yumuşak Huylu Adamlar</span></h6><p><span>O hâlde, Mesih’in kendi kilisesinde “zor olmayan” ve “uysal olan” adamlar görmek istemesi de sürpriz olmasa gerek (1. Timoteos 3:3). 1. Timoteos 3:2-7 ayetlerinde önderlik için sıralanmış olan on beş belirgin özellikten dördü olumsuzdur: “Şarap düşkünü, zorba olmamalı &#8230; kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı.” Bu olumsuzlardan yalnızca bir tanesi belirgin bir olumlu özellikle bağlanmaktadır: “zorba olmamalı; uysal &#8230; olmalı.” Belki de Pavlus’un burada diğer üç olumsuz özelliği olumlularıyla eşleştirmemesinin sebebi, hiçbirinin tek bir kelimeyle özetlenemiyor olmasıdır. Evet, pastörler <em>ayık, barışçıl </em>ve <em>cömert </em>olmalı ama bu olumlu zıtlıkların hiçbiri, “uysal” kelimesinin o istenilen olumlu yönünü tam olarak karşılamıyor. </span></p><p><span>Yapılacak diğer çıkarımların arasında, “zorba olmamalı” ifadesiyle –zıttı olan “uysal” olumlu özelliğiyle birlikte– burada ihtiyarların güçlü olacağının varsayıldığını görüyoruz. Güçleri var. Özellikle de bir ekip olarak hizmet ettiklerinde, soru onların gücü olup olmadığı değil, güçlerini başkalarına zarar vermek için değil, onlara yardım etmek için nasıl kullanacaklarını bilip bilmedikleridir. Tanrı’nın iyi bir armağanı olan gücü, uygun bir baskılama ve öz-denetimle dışarıya nasıl yansıtacaklarını bilmeleri ve bunu göstermiş olmaları gerekiyor. Bireysel ve takım olarak, yumuşak huylu olmaları gerekiyor. </span></p><p><span>Pavlus’un <em>uysallık </em>özelliğini listelerken ne kastettiğini Mektuplar’daki bir başka yerde de görebiliyoruz. Bu, Hristiyan önderliğinde tercih meselesi değil, zorunluluktur. “Ey Tanrı adamı &#8230; uysallığın ardından koş” (1. Timoteos 6:11). Pastörlerdeki gerçek yumuşak huyluluk, topluluğa yaşam vermekle kalmaz, aynı zamanda onlara yumuşak huyluluğun dünyaya yaşamı nasıl vereceğini örneklendirmiş olur: “Yöneticilerle yönetimlere bağlı olmaları, söz dinlemeleri ve iyi olan her şeyi yapmaya hazır olmaları gerektiğini imanlılara anımsat&#8230; Kavgacı değil, uysal olsunlar. Herkese her zaman yumuşak davransınlar” (Titus 3:1-2). Ayrıca belki de tüm liderler için en önemlisi: “Rab&#8217;bin kulu kavgacı olmamalı. Tersine, herkese şefkatle davranmalı, öğretme yeteneği olmalı, haksızlıklara sabırla dayanmalıdır. <em>Kendisine karşı olanları yumuşak huyla yola getirmeli</em>” (2. Timoteos 2:24-25). Bize karşı olanları yola getirmek bile, bunun şiddetle yapılabileceğini varsaymamız mümkün olsa da, yumuşak huylulukla yapılmalıdır. </span></p><h6><span>Yumuşak Huyluluğun Ta Kendisi</span></h6><p><span>Günün sonunda, topluluğun üyesi veya pastör, erkek veya kadın, koca veya karı, baba veya anne, patron veya çalışan da olsak, Kutsal Kitap’taki sahici yumuşak huyluluk bizzat Tanrı’yla gerçekleşir. Tanrı’nın yumuşak huyluluğuna hayran olduğumuzda –ki O yumuşak huyluluğun kusursuz örneğidir– kutladığımız şey O’nun zayıf olması değildir. Aksine, O’nun çelimsiz koyunları olarak, Çobanımız’ın yalnızca zayıf olmadığıyla sevinmekle kalmaz, aynı zamanda şu gerçekte de sevinç buluruz: Çobanımız <em>çok daha fazla hayranlığa layık</em>tır çünkü kendi gücünü, sevgili sürüsünü boğmak yerine, onlara yaşam vermek üzere nasıl kullanacağını bilmektedir. </span></p><p><span>Tanrımız, Lennie gibi değildir. Güçlü ve yumuşak huyludur. Yalnızca baskıcı ve istismarcı bir Kral olarak değil, <em>iyi ve yumuşak huylu </em>bir Rab olarak gelmiştir. “Ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm” demiştir (Matta 11:29). Beytlehem’de dünyamıza gelerek kendisini alçaltmış, Nasıra’da bilgelikte ve cüssede büyümüş, Celile’de sertliği ve yumuşaklığı öğretmiş ve canını bizler için vermek üzere “yumuşak huylulukla, bir eşeğin sırtında” Yeruşalim’e doğru gitmiştir (Matta 21:5 – Thomas Cosmades Çevirisi). “Kendisine sövüldüğünde sövgüyle karşılık vermedi, acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Tanrı&#8217;ya bıraktı” (1. Petrus 2:23). Bunun sebebi kendisinin zayıf veya güçsüz olması değil, yumuşak huyluluğun ta Kendisi olacak kadar güçlü olmasıydı. </span></p><p><span>Dolayısıyla, Elçi Pavlus gibi bizler de, “Mesih&#8217;teki alçakgönüllülüğü ve yumuşaklığı” almalı ve bunu yansıtmaya çalışmalıyız. O kendi gücüyle, bizi kas gösterisi yapma ihtiyacından özgür kılmıştır ve bizi yumuşak huyluluğumuzun herkesçe görünmesini sağlamakla görevlendirmektedir (Filipililer 4:5). O, gücü ve kuvveti kendi hizmetindeki çobanlara, topluluğa egemenlik taslamaları için değil, ona hizmet etmeleri için vermektedir. O, nüfuzu ve etkiyi kendi halkına, bunlara kâhyalık etmeleri için vermektedir; başkalarına daha fazla güç verdiği zaman korumaya geçmeleri veya kıskançlık duymaları için değil. </span></p><p><span>Ne nüfuzumuz olursa olsun, bu kendi malımız değil, Tanrı’ya olan borcumuzdur ve O’nun dünyadaki yüce amaçları yolunda, yumuşak huylulukla kullanmamız için verilmiştir.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/en-guclu-adamlar-yumusak-huylu-olanlardir/">En Güçlü Adamlar, Yumuşak Huylu Olanlardır</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/tanrinin-hicbir-sozu-bosa-cikmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 10:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4747</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/tanrinin-hicbir-sozu-bosa-cikmaz/" title="Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Tanrı’nın hiçbir sözü boşa çıkmamıştır. Tanrı halkının önderi olarak Yeşu bunu sadece bir kere değil, Tanrı onları vaat ettiği topraklara güvenle getirdikten sonra iki kere söylemişti (Yeşu 21:45; 23:14). </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/tanrinin-hicbir-sozu-bosa-cikmaz/">Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/tanrinin-hicbir-sozu-bosa-cikmaz/" title="Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2019/08/Tanrinin-Hicbir-Sozu-Bosa-Cikmaz.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4747" class="elementor elementor-4747">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7604d5e2 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7604d5e2" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7146ae4c" data-id="7146ae4c" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1e19e28 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="1e19e28" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-4747-5" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/48.-Tanri_nin-Hiçbir-Sözü-Boşa-Çikmaz.mp3?_=5" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/48.-Tanri_nin-Hiçbir-Sözü-Boşa-Çikmaz.mp3?_=5" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/48.-Tanri_nin-Hiçbir-Sözü-Boşa-Çikmaz.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/48.-Tanri_nin-Hiçbir-Sözü-Boşa-Çikmaz.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-5c47bd2c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="5c47bd2c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<h6 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h6>

<p class="wp-block-paragraph"><em>Tanrı’nın hiçbir sözü boşa çıkmamıştır. </em>Tanrı halkının önderi olarak Yeşu bunu sadece bir kere değil, Tanrı onları vaat ettiği topraklara güvenle getirdikten sonra iki kere söylemişti (Yeşu 21:45; 23:14).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Birkaç yüzyıl sonra dünyasal krallığın yükselme döneminde, Süleyman tapınağın adanması zamanındaki kutsamasında Yeşu’nun beyanını bir anlamda tekrar etmiştir: “Sözünü tutup halkı İsrail&#8217;e esenlik veren RAB&#8217;be övgüler olsun. Kulu Musa aracılığıyla <em>verdiği iyi sözlerin hiçbiri boşa çıkmadı</em>” (1. Krallar 8:56).</p>

<p class="wp-block-paragraph"><em>Tanrı’nın hiçbir sözü boşa çıkmamıştı. </em>Krallar kitabının (Süleyman’ın krallığından sonra çok geçmeden) kendilerini dibe vurmuş bir vaziyette bulan ilk okuyucuları için, bu önemli bir hatırlatmaydı. Yükseliş döneminden sürgünün diplerine düştükten sonra, Tanrı halkı meraka düşüyordu: <em>Tanrı’nın tasarısı ve gücü boşa mı çıktı?</em></p>

<p class="wp-block-paragraph">1. ve 2. Krallar, Tanrı’nın mahzun halkının imanını düzeltip güçlendirmeyi amaçlarken, bunu yavan veya belirsiz sözlerle değil, tekrar tekrar belirli detaylarla ve somut gerçeklerle yapmaktadır. Tanrı halkının, Tanrı’nın kendi peygamberleri aracılığıyla söylemiş olduklarıyla ve O’nun kendi sözünü nasıl hiçbir zaman boşa çıkarmadan yerine getirmiş olduğu gerçeğiyle ciddi bir biçimde yüzleştirilmesi gerekiyordu.</p>

<h6>Belirginlik İmanı Besler</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İki bin beş yüz yıl sonra da, bu belirginlik hâlâ imanı beslemektedir. Tanrı ve güvenilirliği hakkındaki belirsiz genellemeler stoku hızlıca tüketirken, somut detaylar, dokular ve tonlar tedariki yeniler. Bu da, Tanrı’nın bize koca bir kitap vermesinin sebebidir. Bu koca kitap bir ömür boyu imanımızı beslemeye yetecek büyüklüktedir. Tanrı kendi kilisesinin kırın tüm genişliğinde otlanmasını ister, yalnızca tek bir köşede kümelenmesini değil. Kendimize yalnızca Tanrı’nın iyi ve sözüne sadık olmasını hatırlatmamızı değil, aynı zamanda O’nun iyiliğinin belirgin dışavurumlarını ve aksi yöndeki tüm göstergelere rağmen, O’nun sözlerinin gerçekleştiği anları hatırlamamızı ister.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Tanrı’nın vaatlerinin bazıları hızlıca gerçekleşir, hatta bir gecede olur. Diğerleriyse uzun zamana yayılır, O’nun yüzyıllara yayılan antlaşma halkının tarihini bir arada tutan kirişler gibidirler. Hem uzun vadeli hem de kısa vadeli peygamberlikler O’nun halkının güvenini bina etmek ve yenilemek için vardırlar. Önceki bir makalemde, <a href="https://www.desiringgod.org/articles/everything-he-says-he-does">kısa vadeli gerçekleşmelerin birkaç tanesine </a>değinmiştim ancak burada, Tanrı’nın kendi sözüne olan sadakatinin daha uzun vadeli olan önemli örneklerinden bazılarına bakalım. Tanrı’nın gücü ve sabrı karşısındaki hayretimde bana katılın ve belirgin detaylar, O’nun vaat ettiği her şeyi mükemmel zamanlamasıyla gerçekleştireceğine olan güveninizi doldursun.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Şüpheye düşebilsek de, Tanrı hiçbir zaman kendi sözüne ihanet etmez. Yeremya’ya söylediği gibi, “Sözümü yerine getirmek için gözlemekteyim” (Yeremya 1:12). Yüzyıllarca sürse bile, O gözlemektedir. O’nun uzun vadeli ilgisini ve sadakatini hatırlamak, bugün beklerken çektiğimiz acıyı başlı başına götürmeyebilir ama bu yolla, Tanrı bize beklemeye katlanabilme gücünü sağlar.</p>

<h6>İki Oğul Aynı Gün Ölür</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Süleyman’ın tahta çıkmasından kısa bir süre sonra, yeni kral kendi hükümdarlığını kurarken, 1. Krallar 2:27’de şunu öğreniyoruz: “<em>Eli&#8217;nin ailesi hakkında RAB&#8217;bin Şilo&#8217;da söylediği sözün gerçekleşmesi için</em>, Süleyman Aviyatar&#8217;ı RAB&#8217;bin kâhinliğinden uzaklaştırdı.” Bu bir günlük bir vaat değildi. Yüzyıllık bir vaatti.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu vaat kuşaklar öncesine, 1. Samuel 2:27-36’ya dayanıyordu. Samuel çağrılmadan önceydi ve kendisi o ileri yaşta, Saul’dan sonra kral olarak Davut’u meshetmişti. Kâhin ve hâkim olarak kırk yıl İsrail’de hizmet eden Eli, şahsen kirli işlerden uzak durmuştu ama söz konusu kendi oğulları Hofni ile Pinehas’ın kötülükleri olduğunda, bunlara göz yummuştu. İsimsiz bir “Tanrı adamı” ortaya çıktı ve oğullarından ötürü Tanrı’nın Eli’nin evine olan yargısını açıkladı:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Sunağımdan bütün soyunu yok edeceğim, yalnız bir kişiyi esirgeyeceğim. Gözleri ağlamaktan kör olacak, yüreği yanacak. Ama soyundan gelenlerin hepsi kılıçla ölecekler. İki oğlun Hofni ile Pinehas&#8217;ın başına gelecek olay senin için bir belirti olacak: İkisi de aynı gün ölecek. İsteklerimi ve amaçlarımı yerine getirecek güvenilir bir kâhin çıkaracağım kendime. (1. Samuel 2:33-35)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu söz 1. Samuel 4:11’de yerine geldi. Filistliler, İsrailli otuz bin yaya askerini yok etti, antlaşma sandığını ele geçirdi ve Eli’nin oğullarını öldürdüler. Ama sonra Tanrı sabırla, Süleyman’ın krallığına kadar bekledi ve yüzyıl sonra Eli soyunu bulundukları yerden indirdi. Tanrı’nın sözü boşa çıkmadı.</p>

<h6>Yedi Yüzyıl Sonra Eriha</h6>

<p class="wp-block-paragraph">1. Krallar 16’nın sonunda, Ahav’ın İsrail’de kötülüklerle geçen 22 yıllık krallığının girişi ve özeti geliyor. Yazar kendi kısa özetinde bu süre içerisinde yaşanan ve görünüşte tesadüfi olan bir olaydan bahsediyor:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ahav&#8217;ın krallığı döneminde, Beytelli Hiel Eriha Kenti&#8217;ni yeniden inşa etti. <em>RAB&#8217;bin Nun oğlu Yeşu aracılığıyla söylediği söz uyarınca</em>, Hiel ilk oğlu Aviram&#8217;ı kaybetme pahasına kentin temelini attı; en küçük oğlu Seguv&#8217;u kaybetme pahasına da kentin kapılarını taktı. (1. Krallar 16:34)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu, peygamberlik sözünün şaşırtıcı bir şekilde gerçekleşme anıdır. Yeşu’nun şu sözlerinden sonra yedi yüz yıl geçmişti: “Bu kenti, Eriha&#8217;yı yeniden kurmaya kalkışan, RAB&#8217;bin lanetine uğrasın. Buna kalkışan kişi büyük oğlunu kaybetme pahasına temel atacak, en küçük oğlunu kaybetme pahasına da kentin kapılarını yerine takacak” (Yeşu 6:26).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Krallar anlatısı Ahav’ın krallığına basit bir parantez açarak, bize Tanrı’nın nasıl kendi sözünü gerçekleştirmek üzere beklemekte olduğunu gösteriyor. Yeşu’ya söylediğini, kastetmişti. Yedi yüzyılın geçmiş olması, O’nun sözünün tek bir hecesini bile geçersiz kılmamıştır.</p>

<h6>Kralı Adıyla Biliyordu</h6>

<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in beş yüz yılı aşkın bir süreliğine sürgüne düşüşünün trajik hikâyesini bilenler, bu trajedinin <em>sonuna </em>doğru Yoşiya adlı bir kral geldiğini de biliyordur (2. Krallar 22-23). Dolayısıyla, adının kendisinden yüzyıllar önce bildirilmiş olması şaşırtıcıdır (1. Krallar 13:2). Krallık Süleyman’ın oğlu (Rehavam) ve Süleyman’ın önceki hizmetkârı (Yarovam) arasında henüz bölünmüştü ve bir başka isimsiz peygamber ortaya çıkıp, Yarovam’a putperest <em>sunağı</em> konusunda şu uyarıda bulundu:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Davut&#8217;un soyundan Yoşiya adında bir erkek çocuk doğacak. Buhur yakan, tapınma yerlerinde görevli kâhinleri senin üstünde kurban edecek. Üstünde insan kemikleri yakılacak. (1. Krallar 13:2)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Elbette burada dikkat çeken şey, peygamberin Davut’un soyundan neredeyse <em>üç yüz yıl sonra </em>gelecek olan peygamberin tam adını vermesi (1. Krallar 13:3-5), Tanrı’nın kendi uzun vadeli vaadini kesinlikle yerine getireceği güvencesini sunmasıdır.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Tam da bu şekilde, neredeyse üç yüz yıl sonra, genç bir hükümdar yükseldi ve alışılmışın tersine, “RAB&#8217;bin gözünde doğru olanı yaptı. Sağa sola sapmadan atası Davut&#8217;un bütün yollarını izledi” (2. Krallar 22:2). Adı: Yoşiya. Yalnız bu adla o soydan bir kral çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda özel bir ön bildiriyi de yerine getiriyor:</p>

<p class="wp-block-paragraph">[Yoşiya] bundan başka İsrail&#8217;i günaha sürükleyen Nevat oğlu Yarovam&#8217;ın yaptırdığı Beytel&#8217;deki tapınma yerini ve sunağı bile yıktı. Tapınma yerini ateşe verip toz duman etti. Aşera putunu yaktı. Yoşiya çevresine bakındı. Tepedeki mezarları görünce, adamlarını gönderip mezarlardaki kemikleri çıkarttı. Olacakları önceden bildiren Tanrı adamının açıkladığı <em>RAB&#8217;bin sözü uyarınca</em>, kemikleri sunağın üzerinde yakarak sunağı kirletti. (2. Krallar 23:15-16)</p>

<h6>Bin Yıllık Yargı</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Son olarak ve belki de en acısı, sürgünün kendisidir. Tanrı halkının topluluk olarak imanını böylesine sarsmış, bir millet olarak onları yok olma tehlikesine sokmuş ve Tanrı sözünün imansızlar arasında şüphe konusu olmasına sebep olmuş olan bu Travma, Tanrı’nın bizzat kendi peygamberleriyle önceden tam olarak söylemiş olduğu şeydi. Burada Krallar anlatısının sonunda, Yoşiya’nın oğlu Yehoyakim’in krallığı süresince, hikâyenin başından beri gösterdiği gidişatı keşfediyoruz:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yahuda Kralı Yehoyakim&#8217;in krallığı döneminde Babil Kralı Nebukadnessar Yahuda&#8217;ya saldırdı. Yehoyakim üç yıl ona boyun eğdiyse de sonradan fikrini değiştirerek Nebukadnessar&#8217;a başkaldırdı. <em>RAB, kulları peygamberler aracılığıyla söylediği söz uyarınca</em>, Yahuda&#8217;yı yok etmek üzere Kildani, Aramlı, Moavlı ve Ammonlu akıncıları ona karşı gönderdi. (2. Krallar 24:1-2)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Burada söz konusu olan tek bir peygamberlik değil, “kulları peygamberler aracılığıyla” gelen temizlemedir. Bu bin yıllık, çok peygamberli bir projedir ve sonunda tamamlanmaktadır. Bu peygamberlerden biri Yeşaya olmuştu ve iyi Kral Hizkiya’ya şöyle demişti: “Gün gelecek, sarayındaki her şey, atalarının bugüne kadar bütün biriktirdikleri Babil&#8217;e taşınacak. Hiçbir şey kalmayacak” (2. Krallar 20:17). Yeşaya yüz yıl öncesinde ulusun adını bile tespit etmişti.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Tanrı ayrıca “kulları peygamberler aracılığıyla” Kral Hizkiya’nın kötü oğlu Manaşşe’ye de konuştu:</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yeruşalim&#8217;in ve Yahuda&#8217;nın başına öyle bir felaket getireceğim ki, duyanların hepsi şaşkına dönecek. Samiriye&#8217;yi ve Ahav&#8217;ın soyunu nasıl cezalandırdımsa, Yeruşalim&#8217;i cezalandırırken de aynı ölçü ipini, aynı çekülü kullanacağım. Bir adam tabağını nasıl temizler, silip yüzüstü kapatırsa, Yeruşalim&#8217;i de öyle silip süpüreceğim. Halkımdan sağ kalanları terk edeceğim ve düşmanlarının eline teslim edeceğim. Yeruşalim halkı yağmalanıp ganimet olarak götürülecek. Çünkü gözümde kötü olanı yaptılar. Atalarının Mısır&#8217;dan çıktığı günden bugüne kadar beni öfkelendirdiler. (2. Krallar 21:12-15)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu noktada bile, Tanrı uyarılar vermeyi bırakmamıştı. Yoşiya’ya da gelmekte olan sürgünden bahsetti: “İsrail&#8217;i nasıl huzurumdan attımsa, Yahuda&#8217;yı da öyle atacağım. Seçtiğim bu kenti, Yeruşalim&#8217;i ve ‘Orada bulunacağım’ dediğim tapınağı kendimden uzaklaştıracağım” (2. Krallar 23:27). Tüm bu süre boyunca, peygamberlerin hizmeti bu noktaya, yani sürgüne işaret ediyordu. Tanrı halkı topyekûn “atalarının Mısır&#8217;dan çıktığı günden bugüne kadar” Tanrı’ya itaatsizlik etmişti (2. Krallar 21:15). Tanrı kendi halkını tövbeye getirmek ve gelmekte olan sürgün konusunda uyarmak için birer birer, her kuşağa peygamberlerini yolladı. Ama topyekûn, tövbe etmediler.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hatta, Tanrı bizzat en büyük, en göze çarpan peygamberi Musa aracılığıyla da söylemişti: “Sürgüne gönderilecekler” (Yasa’nın Tekrarı 28:41) ve “Ülkeden sökülüp atılacaksınız” (Yasa’nın Tekrarı 28:63). Sonra da Musa’<em>ya </em>söyledi (kendi halkına bir tanıklık olarak kayda geçmesi için):</p>

<p class="wp-block-paragraph">Yakında ölüp atalarına kavuşacaksın. Bu halk da gideceği ülkenin ilahlarına bağlanıp bana hainlik edecek. Beni bırakacak, kendileriyle yaptığım antlaşmayı bozacaklar. O gün onlara öfkeleneceğim, onları terk edeceğim. Yüzümü onlardan çevireceğim. Başkalarına yem olacaklar, başlarına sayısız kötülükler, sıkıntılar gelecek. (Yasa’nın Tekrarı 31:16-17)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Bu belirgin sözleri hatırlayanlar için, sürgün Tanrı Sözü’ne kuşku yaratacak bir şey değil, O’nun tasarısının ve gücünün bir onayıydı. Babil’in Yeruşalim’i silip süpürmesinden neredeyse 900 yıl önce, Tanrı bunun olacağını söylemişti. Ayrıca Hizkiya, Manaşşe ve Yoşiya’nın krallıkları süresince zaman geçerken de, bunu tekrar tekrar teyit etti. Peygamberlerin sesleri bir koro gibi neredeyse bin yıl boyunca, Tanrı’nın insan için imkânsız olan şeyi yapacağını önceden bildirmişti. Nitekim yaptı da.</p>

<h6>O Sözünü Tutar</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Krallar, Tanrı tarafından Yeşaya’ya verilen şu önemli sözü kaydeder: “Uzak zamandan beri onu yaptığımı, ve onu eski günlerden beri tasarladığımı işitmedin mi? Şimdi onu yaptım” (2. Krallar 19:25 – Kitab-ı Mukaddes). Tanrı yalnızca 24 saatlik zaman dilimleri içerisinde olan akıl almaz şeyleri gerçekleştirme gücüne sahip değildir; aynı zamanda kendi sözlerini dikkatle gözleyecek ve onları –her birini– günler, haftalar, kuşaklar ya da bin yıllar da sürse, kendi mükemmel zamanlamasıyla gerçekleştirecek sabra da sahiptir.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Hristiyan kişi için, Eriha, Yoşiya veya sürgünle ilgili yüzyıllar alan peygamberliklerden çok daha etkileyici peygamberlikler, İsa’da gerçekleşen uzun vadeli vaatlerdir. O gelmeden dört yüzyılı aşkın zaman önce, Malaki bizzat Tanrı’nın yolunu hazırlayacak olan bir elçiden bahsetti (Malaki 3:1). O’ndan <em>yedi </em>yüzyıl önce, Yeşaya “acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı” (Yeşaya 53:3) diyerek birinden bahsetti ve şöyle yazdı: “Bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi; bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti” (Yeşaya 53:5).</p>

<p class="wp-block-paragraph">Krallar anlatısı bile umutla bitmektedir. Şöyle ki, Davut soyundan gelenler Babil’de beklenmedik bir beğeniyle karşılaşırken Tanrı, Davut’a vermiş olduğu vaadi tutmaktadır ve tutacaktır (2. Krallar 25:27-30). Tanrı, Davut’un ışığının sönmeyeceğini vaat etmişti (2. Krallar 8:19) ve Tanrı her zaman sözünü tutar.</p>

<h6>Her Söz Gerçekleşir</h6>

<p class="wp-block-paragraph">Mesih’in gelmesiyle birlikteyse, Tanrı’nın bize olan sözlerinin boşa çıkmayacağını bilerek cesaretleniriz. Hepsi bitmiş değildir. Beklememiz gerekmiyor değildir. Şimdiki çağda, şifa için, barışma için, esenlik için ve bol sevinç için bekliyoruz.</p>

<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Yazılar’ın Tanrı’nın geçmişte kendi sözünü nasıl gerçekleştirdiğine yönelik verdiği detaylarla beslenerek, taze bir imanla dolarız ve dünyamızın şu yüce bildiriyle sona ereceği o güne güvenle bakarız:</p>

<p class="wp-block-paragraph">İşte, Tanrı&#8217;nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O&#8217;nun halkı olacaklar, Tanrı&#8217;nın kendisi de onların arasında bulunacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. (Vahiy 21:3-4)</p>

<p class="wp-block-paragraph">Tanrı asla kendi sözüne ihanet etmez. Hiçbir vaadi boşa çıkmayacaktır. Hatta bazıları bu yaşamda gerçekleşecek ve bütün hepsi nihayetinde gelecek çağda gerçekleşecektir.</p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/tanrinin-hicbir-sozu-bosa-cikmaz/">Tanrı’nın Hiçbir Sözü Boşa Çıkmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yara İzleri Asla Silinmeyecek: Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/yara-izleri-asla-silinmeyecek-mesihin-cennete-goturdugu-yaralari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2019 07:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4333</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yara-izleri-asla-silinmeyecek-mesihin-cennete-goturdugu-yaralari/" title="Yara İzleri Asla Silinmeyecek: Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yara İzleri Asla Silinmeyecek Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Parmağını uzat. Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol. (Yuhanna 20:27) - İsa’nın diriliş bedeni hakkında çok az detaya sahibiz.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yara-izleri-asla-silinmeyecek-mesihin-cennete-goturdugu-yaralari/">Yara İzleri Asla Silinmeyecek: Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yara-izleri-asla-silinmeyecek-mesihin-cennete-goturdugu-yaralari/" title="Yara İzleri Asla Silinmeyecek: Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yara İzleri Asla Silinmeyecek Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Yara-Izleri-Asla-Silinmeyecek-Mesihin-Cennete-Goturdugu-Yaralari.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/25.-Yara-İzleri-Asla-Silinmeyecek-Mesih_in-Cennete-Götürdüğü-Yaralari.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h4>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Parmağını uzat. Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol. (Yuhanna 20:27)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İsa’nın diriliş bedeni hakkında çok az detaya sahibiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu beden öldüğü bedenle aynı bedendi ama yalnızca yaşam bulmakla kalmayan, aynı zamanda değişmiş olan bir bedendi. Hâlâ insandı ama artık yüceltilmişti. Çürümeye mahkûm olarak gömülen, çürümez olarak diriltilmişti (1. Korintliler 15:42). Kapılardan ve duvarlardan geçebiliyordu (Yuhanna 20:26), ancak katı yiyecek de yiyordu (Luka 24:42-43). O’nun Golgota’da ölen “doğal bedeni” dirilmiş ve bir “ruhsal bedene” dönüşmüştü (1. Korintliler 15:44). Öyle yeniydi ki, O’nu en yakından tanıyanlar dahi ilk bakışta tanıyamamışlardı (Luka 24:16, 37; Yuhanna 20:14, 21:5). Ama aynı zamanda çok geçmeden, O’nun kim olduğunu anladılar (Luka 24:31; Yuhanna 20:16, 20; 21:7).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahip olduğumuz büyüleyici birkaç detay arasında, en ilginç olanlarından biriyse O’nun yaralarıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ellerime Bak</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yaralar, öğrencilerine O’nun gerçekten kendisi olduğunu, aynı bedende, şimdiyse dirilmiş ve dönüştürülmüş olduğunu göstermesinin temel yoluydu. Luka’ya göre, İsa onlara ilk kez göründüğünde, “Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar” (Luka 24:37). Sonrasında onlara yaralarını gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ellerime, ayaklarıma bakın; işte benim! Dokunun da görün. Hayaletin eti kemiği olmaz, ama görüyorsunuz, benim var.” Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi. (Luka 24:39-40)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elçi Yuhanna, İsa’nın “bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve böğrünü” gösterdiğini yazıyor (Yuhanna 20:20) ve kuşkucu Tomas’tan da bahsediyor. Tomas, “İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi” (Yuhanna 20:14). &nbsp;Tomas, İsa’nın yaralarını kendi gözleriyle görmekte ve O’nun gerçekten de O olduğunu doğrulamakta ısrar etti. İsa tanrısal bir sabırla, Tomas’ın duasını cevaplamakta sekiz gün bekledi ve sonunda onları ziyaret ettiğinde, Tomas’a yaraları gösterdi. “Parmağını uzat. Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol” (Yuhanna 20:27).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yaralarda Saklı Olan Hazine</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Luka ve Yuhanna bize bu yaralardan bahsetmemiş olsaydı, yüceltilmiş, diriltilmiş bir bedenin muhtemelen hiçbir yara izine sahip olmayacağını düşünürdük. Mükemmel, yeni dünyaya ait bir insanlığı düşündüğümüzde, yara izleri ilk bakışta şaşırtıcı bir özellik gibi görünüyor. Hatta, ilk etapta kulağa bir kusur gibi geliyor. Bu dünya için tasarlanan çürümeye mahkûm bir bedenden sonraki dünya için tasarlanan çürümez bir bedene geçerken, bu dünyadaki yaraların izlerini taşımamasını, bu hususta bir güncelleme gelmesini beklemez miydik?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baba, Oğlu’nun sonsuz yüceltilmiş bedeninden yara izlerini kaldırmayı tercih ederdi diye düşünebiliriz ama yara izleri, ilk başta Tanrı’nın fikriydi. İnsan tenini, ciddi zararlardan bu şekilde iyileşmek üzere tasarladı. Bazı yara izlerimizin anlamı azdır ama bazılar çok şey söyler. Aldığımız yaraya göre bize utanç da katabilir, görkem de. Luka’nın ve Yuhanna’nın, İsa’nın diriliş bedenindeki yara izleri hakkında böylesi bir yalınlıkla tanıklık ediyor olması, bu izlerin bir kusur değil, ancak bir görkem arz ettiğini gösteriyor olmalıdır. Peki bizi ezelden ebede Mesih’in gözle görülür, görkemli yara izlerinde bekleyen hazine nedir?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ellerine ve Böğrüne Bakın</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak, İsa’nın yara izleri bize O’nun bizim acılarımızı tanıdığını gösteriyor. Tümüyle insan oldu, “her yönden” bize benzedi (İbraniler 2:17). Böylece, insanlar olarak işlediğimiz günahları yüklenip bizim yerimize ölürken, bizden biri olarak, bizimle birlikte ve bizim için acı çekebilecekti. O’nun yara izleri bize O’nun insana ait acıları tanıdığını hatırlatıyor. Pastör ve şair olan Edward Shillito (1872-1948), Birinci Dünya Savaşı’nın korkunçluğunu bizzat görmüş ve insan bedenine acı çekmenin ne demek olduğunu bilen “Yara İzli İsa”da teselli bulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gökler ürkütüyor bizi; fazla sakinler,<br>Bütün bu evrende, yok hiçbir yerimiz.<br>Yaralarımız acı veriyor; nerededir merhem?<br>Rab İsa, Senin Yaraların sayesinde, lütfuna erişiriz.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim yerimize acı çekmeyi seçtiği için, İsa’nın yara izleri bize O’nun ve Babası’nın sevgisini anlatmaktadır. “Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü” (Romalılar 5:8). İlahi yazarı Matthew Bridges, 1851’de yazdığı ilahide bu yara izlerindeki sevgiyi görmüş ve Mesih’i “Sevgi Rabbi” olarak taçlandırmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Taçlandırın O’nu sevgi Rabbi olarak!<br>İşte, bakın O’nun ellerine ve böğrüne –<br>Zengindir yaraları, görülür yukarılardan uzak<br>Güzellikle bürünmüş hâlde tüm görkemine.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Boğazlanmış Kuzu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak, İsa’nın yara izleri –iyileşmiş yaralar olarak– bize sonsuza dek O’ndaki nihai zaferimizi anlatmaktadır. Vahiy kitabının bu nihai zaferi bize açıkladığı üzere, Babası’yla birlikte evrenin tahtına, göklerin merkezine kurulmuş olan “Boğazlanmış Kuzu”, bizim bu yara izli Kurtarıcımız’dır (Vahiy 7:9-19, 17; 22:1, 3).</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Boğazlanmış gibi duran bir Kuzu” tasvirinden başlayarak (Vahiy 5:6), İsa (27 kez daha) “Kuzu” olarak anılmaktadır. Göklerde O’na tapınanlar O’nun önünde diz çöküp, “<em>Boğazlanmış </em>Kuzu layıktır!” (Vahiy 5:12) diye bağırmakta ve yaşam kitabı da, “<em>boğazlanmış </em>Kuzu&#8217;nun yaşam kitabı” olarak ifade edilmektedir (Vahiy 13:8; ayrıca 21:27).</p>



<p class="wp-block-paragraph">O’nun acılarını ve dökülen kanını unutmak bir yana, O’nun halkı, O’nu yara izlerine sahip olan, kendilerini kanıyla yıkamış olan (Vahiy 7:14) ve hâlâ görünen yara izleriyle kendilerine zafer kazandırmış olan (Vahiy 12:11) boğazlanmış Kuzu olarak ebediyen kutlayacaktır. Bu, emsalsiz bir görkemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O’nun yara izlerinin güzelliğini görecek ve O’na sonsuza dek tapacağız. Borcu kanla ödenip kurtarılanların gözünde, burada hiçbir kusur yoktur; yalnızca kurtulmuş günahkârlar için emsalsiz bir görkem vardır.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yara-izleri-asla-silinmeyecek-mesihin-cennete-goturdugu-yaralari/">Yara İzleri Asla Silinmeyecek: Mesih’in Cennete Götürdüğü Yaraları</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/25.-Yara-İzleri-Asla-Silinmeyecek-Mesih_in-Cennete-Götürdüğü-Yaralari.mp3" length="7186976" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Yedi Ayette Evliliğin Hikâyesi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/</link>
					<comments>https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Mar 2019 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Desiring God]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5205</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/" title="Yedi Ayette Evliliğin Hikâyesi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Düğünde gelinle damat birbirine yüzük takarken" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Geçen günlerde, alışılmadık biçimde olgun olan bir çifti evlendirdim. Hem damat hem de gelin otuzlu yaşlarının sonlarındaydı. Takdire layık bir sabırla beklemişlerdi. Yaşamları ve imanları düzene oturmuştu ve nerede durduklarını biliyorlardı: Tanrı Sözü’nde. Tanrı’nın Kutsal Kitap’taki sözlerinin kayasına birlikte bu denli net, sağlam, sabit bir şekilde basan bir çift daha önce ya hiç evlendirmedim ya da olsa olsa böyle bir iki çift olmuştur. </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/">Yedi Ayette Evliliğin Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/" title="Yedi Ayette Evliliğin Hikâyesi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Düğünde gelinle damat birbirine yüzük takarken" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Yedi-Ayette-Evliligin-Hikayesi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5205" class="elementor elementor-5205">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-8b7878e elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="8b7878e" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3b13b9f" data-id="3b13b9f" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8b7a20b elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="8b7a20b" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5205-6" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/75.-Yedi-Ayette-Evliliğin-Hikayesi-1.mp3?_=6" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/75.-Yedi-Ayette-Evliliğin-Hikayesi-1.mp3?_=6" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/75.-Yedi-Ayette-Evliliğin-Hikayesi-1.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/75.-Yedi-Ayette-Evliliğin-Hikayesi-1.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-d299f0c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d299f0c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span>Hazırlayan: David Mathis</span></h6><p><span>Geçen günlerde, alışılmadık biçimde olgun olan bir çifti evlendirdim. Hem damat hem de gelin otuzlu yaşlarının sonlarındaydı. Takdire layık bir sabırla beklemişlerdi. Yaşamları ve imanları düzene oturmuştu ve nerede durduklarını biliyorlardı: Tanrı Sözü’nde. Tanrı’nın Kutsal Kitap’taki sözlerinin kayasına birlikte bu denli net, sağlam, sabit bir şekilde basan bir çift daha önce ya hiç evlendirmedim ya da olsa olsa böyle bir iki çift olmuştur. </span></p><p><span>Dolayısıyla, düğünleri için en sevdikleri bir veya iki metni seçmelerini istediğimde, kendi kendilerine seçim yapmaktan çekindiklerini görmek de beni şaşırtmadı. Tanrı’nın Sözü’nü ön kapağından arka kapağına kadar her bir noktasıyla sevdiklerini ve Tanrı’nın söylediği her şeye memnuniyetle teslim olduklarını söylediler. Kalan her şeyi çok dikkatlice seçtiğimiz düğün günlerinde bile durum böyleydi. Arkadaşlarının ve ailelerinin önünde Tanrı’nın kendilerine söyleyeceği herhangi bir şeyi duymaya ve benimsemeye can atıyorlardı. </span></p><p><span>Etkilenmiştim. Ayet seçimi görevini bana yükleyen bir çiftle belki de ilk kez karşılaşıyordum. Siz onlar için ne seçerdiniz? Bir ayet veya metin yerine, Kutsal Kitap’ın evlilik üzerine en önemli ayetleri olduğunu düşündüğüm (kusursuz değilim elbette) yedi ayeti seçtim. Aşağıda bu yedi ayet yer alıyor ve her birinde kısaca neden bu denli önemli olduğunu açıkladım. </span></p><h6><span>1. Yaratılış 1:27</span></h6><p><span>Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı&#8217;nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı.</span></p><p><span>En başında, Tanrı erkeği ve kadını insan olarak eşit değere ve yücelikle farklı tamamlayıcı görevlere sahip olarak yarattı. Tanrı erkeği ve kadını özde çift cinsiyetli olarak yaratıp sonradan erkek ve kadın donatıları eklemedi. Bunun yerine, bedenlerimizdeki her bir hücreye kadar tümüyle erkek veya kadınız. Fizyolojimizde ve psikolojimizde harika bir şekilde farklıyız. Bu farklılıklarsa erkekleri kadınlardan veya kadınları erkeklerden daha iyi yapmıyor, ancak erkekleri ve kadınları bir arada daha iyi yapıyor. </span></p><p><span>Tanrı erkeği yarattıktan, onu bahçeye yerleştirdikten ve ona dünyadaki yaşama ilişkin ahlaki bir bakış sunduktan sonra, ona şöyle dedi: “Adem&#8217;in yalnız kalması iyi değil. Ona uygun bir yardımcı yaratacağım” (Yaratılış 2:18). Yaratılış anlatısı boyunca, her günün sonunda, Tanrı yaptıklarının iyi, iyi, iyi, iyi, iyi olduğunu beyan etti. Altıncı günün sonundaysa, çok iyiydi. Ama tek başına bir adam mı? İyi değil. En azından ilk adam için ve birçoğumuz için durum böyle.</span></p><h6><span>2. Yaratılış 2:24</span></h6><p><span>Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.</span></p><p><span>Tanrı ilk kadını yarattıktan ve bu harika armağanı erkeğe emanet ettikten sonra, bizim evlilik dediğimiz kurumu yarattı. İki kişi tek bir varlık oluyor. Bir erkek ve bir kadın, Tanrı’nın yarattığı dünyadaki en temel insani ilişkiyi oluşturuyor. Adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak. Tanrı’nın altında, kadın artık onun en temel sorumluluğu. Aynı şekilde, kadın da kocasıyla yeni bir aile birimi kurabilmek için babasının evini bırakıyor (Mezmurlar 45:10). Tanrı’nın altında, adam artık onun en temel sorumluluğu.</span></p><p><span>Yine de, her ne kadar ümit verici bir tablo olsa da, günah dünyaya girdi. Adam bahçeyi koruyamadı. Gardını düşürdü ve yılanın, karısının kulağına girmesine müsaade etti. Böylece kadın da aldatıldı. Sonra adam, Tanrı’nın buyruğunu ilk elden bizzat duymuş olmasına rağmen, bunun yerine eşinin sesine kulak verdi ve Tanrı’ya karşı günah işledi. Şimdiyse bu düşmüş ve lanetlenmiş dünyada, en temel ilişki olan evlilik ciddi acılar ve zorluklar içermiyor değil (Yaratılış 3:16).</span></p><h6><span>3. Matta 19:6</span></h6><p><span>Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı&#8217;nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.</span></p><p><span>Şimdi de binlerce yıl ileri sarıp İsa’nın sözlerine geçiyoruz. Günah Tanrı’nın yaratılışını gasp etmiş ve kocalar ve karılar sıkça kendilerini birbirleriyle mücadele eder durumda buluyor olsa da, İsa Tanrı’nın yaratılıştaki evlilik bakışını pekiştiriyor: “Tanrı&#8217;nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.” Günah Tanrı’nın başlangıçtaki tasarısını zorlayabilir ama onu alt edemez. Hatta evlilik, günaha dayanmak üzere yaratılmıştır. Tanrı ikinin bir olmasını istemektedir, birin ikiye ayrılmasını değil. </span></p><p><span>Tanrı erkekler olarak özellikle de kocaları, ilk adamın düştüğü yerde kendisine sadık olmaya çağırmaktadır. Tanrı her adamı, kendi eşini ve evliliğini kutsal bir gayretle, önce kendi günahından, sonra da başkalarının günahından korumaya çağırmaktadır. Kadının başarısızlıkları, adamın başarısızlığının bahanesi değildir. Kadınlar için de, adamın başarısızlıkları kadının başarısızlığının bahanesi değildir. Erkek ve kadın, ikisi de yaşadığı sürece birbirleriyle antlaşma içindedir. </span></p><p><span>Kaçınılmaz olarak, birbirlerine karşı günah işleyeceklerdir. Belki düğün günü bitmeden önce. Kesinlikle de balayı bitmeden önce. Günah bir şekilde ilişkinin uyumunu zorlayacaktır. Ama Tanrı evlilik antlaşmasını, erkeği ve kadını zor zamanlarda bir arada tutmak üzere tasarlamıştır. Zor zamanlar evlilik için bir sürpriz değildir. Evlilik zor zamanlar için yaratıldı. Antlaşmalar temelde kolay zamanlar için değil, en zor zamanlar içindir. </span></p><h6><span>4. Efesliler 4:32</span></h6><p><span>Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih&#8217;te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.</span></p><p><span>Bu, kendi on iki yıllık evliliğim için en önemli ayet olabilir ve kanımca, <em>nezaket </em>birçok diğer evlilikte de yeterince önem görmüyor. </span></p><p><span>Evlilik antlaşmasının muhteşem kısıtlamaları, sınırları ve taahhütlerinden dolayı, erkek ve kadın birbirlerine karşı kaba olma, sürekli olarak yaşamı zorlaştırıyor gibi görünen inatçı eşe tepki gösterme dürtüsünü ve ayartısını hissedebilirler. Oysa Tanrı’nın evliliğe olan bakışında, karı koca arasında kabalığın veya hor görmenin yeri yoktur. Evet, sevgi dolu düzeltmeler vardır. Evet, çetin sohbetler vardır. Evet, düzenli olarak, hatta günlük olarak bağışlama dilenir ve de sunulur. Ama kabalık asla. </span></p><p><span>Mesih’teki kocalar ve karılar, kendileriyle her halükârda Tanrı tarafından <em>sevecenlikle </em>ilgilenildiğini bilirler. Bu birlikte sürülen yaşamın asla zor olmayacağı anlamına gelmez ama Tanrı’nın kendi çocuklarının yaşamına egemen bir biçimde atadığı zorluklar, her ne kadar garip görünse de, sevecenliktir. Siz de aynı şekilde, Mesih’te, “birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun.”</span></p><h6><span>5. Koloseliler 3:19</span></h6><p><span>Ey kocalar, karılarınızı sevin. Onlara sert davranmayın.</span></p><p><span>Tanrı’nın kocaya olan özel çağrısı, karısını <em>sevmesi</em>dir. Sevgi doğal olarak gelişen bir duygusal eğilim değildir. <em>Duygusal eğilim</em>dir ama bu kadar değil, daha fazlasıdır. Aynı zamanda antlaşma <em>bağlılığı </em>ve fedakâr <em>eylem</em>dir. En kötü zamanlarını geçirirken, bir koca pasif veya sert olma ayartısını yaşayabilir. Karısının ondan olan ihtiyacı ve Tanrı’nın erkek olarak kendisini çağırdığı şeyse, sertlik değil, yumuşak huyluluktur; pasiflik değil, etkinliktir. <em>Yumuşak huylu etkinliktir.</em>  Yumuşak huyluluk zayıflık değildir. Yumuşak huyluluk, yaşam vermeyi amaçlayan kontrol altındaki güçtür. Yumuşak huyluluk, takdire layık bir güçtür ve Tanrı’nın Ruhu’yla gelişip daha da takdire layık bir olgunluğa evrilir.</span></p><p><span>Evliliğin amacı yaşamımızı kolaylaştırmak (ve kötüleştirmek) değil, yaşamımızı daha kamçılayıcı (ve daha iyi) yapmaktır. Kadın, kocasıyla birlikte lütuf yaşamının bir mirasçısıdır ve Tanrı, kocayı kadınla anlayışlı bir şekilde yaşamaya, ona karısı olarak özel bir onur ve ilgi göstermeye çağırmaktadır (1. Petrus 3:7).</span></p><h6><span>6. Koloseliler 3:18</span></h6><p><span>Ey kadınlar, Rab’de layık olduğu üzere, kocalarınıza tabi olun. (Kitab-ı Mukaddes Çevirisi)</span></p><p><span>Tanrı’nın bir kadına olan çağrısı, kocasının evlilikteki sevgi dolu önderliğini onaylaması, benimsemesi ve beslemesidir. Kocası onun için özeldir. Tanrı kadını her erkeğe tabi olmaya çağırmamaktadır. Asla. Yalnızca <em>kendi </em>kocasına tabi olmalıdır (Efesliler 5:22; Titus 2:5; 1. Petrus 3:1, 5). Kocasına tabi olması da mutlak bir tabi olma durumu değildir. Koloseliler 3:18, “Rab’de layık olduğu üzere” diyor. Tıpkı kocası için de olduğu gibi, kadının nihai bağlılığı ve otoritesi İsa Mesih’tir. Kocanın Mesih’e itaati ve Mesih’in fedakârlığını göstermesiyle ve kadının da eşini destekleyip güçlendirmesi, onu kendi varlığıyla daha iyi bir adam yapmasıyla, ikisi birlikte evlilik dansında yükselmiş olurlar. </span></p><p><span>Kutsallıkla tabi olma asla pasif veya zayıf değildir. Günümüzün kibir dolu insanlarının yapabileceği en zor şeylerden biridir. İsa’nın Rab olduğunu söylediğimizdeyse, işte tam da bunu yapmış oluyoruz. </span></p><h6><span>7. Efesliler 5:32</span></h6><p><span>Bu sır büyüktür; ben bunu Mesih ve kiliseyle ilgili olarak söylüyorum.</span></p><p><span>En iyisini sona sakladık. Tanrı evliliğin bir gizem olduğunu söylerken, onun kafa karıştırıcı veya esrarengiz bir şey olduğunu değil, anlamının derinliğini tam olarak kavrayamadığımızı söylemektedir. <em>Geçmişte </em>binlerce yıldır bir gizem olmuştur ama <em>şimdi</em>, Nasıralı İsa’nın yaşamı, ölümü ve dirilişiyle birlikte, evlilik artık bir gizem değildir. Gizem açığa çıkarılmıştır. </span></p><p><span>Gizem şuydu: Neden bir erkek ve bir kadın, ikisi de yaşadığı sürece birbirleriyle antlaşma içerisindeydi? Tanrı bunu neden bu şekilde yaptı? İnsan toplumunu neden bu şekilde inşa etti? Cevap şu: Oğlu’nu göndermeden binlerce yıl önce, Tanrı insan yaşamının temel noktalarına İsa’ya işaret edecek bir unsur koydu. Başından beri, Tanrı kendi Oğlu’nu bizi günahlarımızdan kurtarmak üzere göndereceğini biliyordu ve evliliği de, bu beklentinin temelini atmak, dünyayı İsa Mesih’in Müjdesi’ne hazırlamak üzere tasarladı. </span></p><p><span>Evliliğin anlamı, İsa’nın kendi halkı için, kendi gelini için canını vermiş olduğudur. Bir kocanın çağrısı –alarak değil, vererek önderlik etmek– bize İsa’yı göstermektedir. O, kendisini ve kendi rahatını düşünmedi ama bizim için kendisini feda etti. İsa, özel ayrıcalık iddia etmeyen, ancak kendi eşini şefkatle, bağlılıkla ve eylemle sevmek üzere daha fazla sorumluluk yüklenen kocadır. </span></p><p><span>İsa’nın kiliseye olan sevgisi, evliliğin nihai anlamıdır. Hristiyanlar olarak yeminlerimizi ederken ve Kuzu’nun gelmekte olan düğün şölenine hazırlanırken, yaşama geçirmeye ve dünyaya göstermeye çalıştığımız mesaj ve sahne budur (Vahiy 19:9). Evliliğin hikâyesi budur. </span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/">Yedi Ayette Evliliğin Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
