<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Thomas R. Schreiner yazıları - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/yazar/thomas-r-schreiner/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/yazar/thomas-r-schreiner/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Oct 2026 07:03:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>Yeni Antlaşma’da Mesih’e Dönme</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/yeni-antlasmada-mesihe-donme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Thomas R. Schreiner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Mesih’e Dönme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2900</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/yeni-antlasmada-mesihe-donme/" title="Yeni Antlaşma’da Mesih’e Dönme" rel="nofollow"><img width="720" height="360" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yeni Antlaşmada Mesih’e Dönme" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament.jpg 1200w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a><p>Mesih’e dönme, günahlarımızdan yüzümüzü çevirip Tanrı’ya yönelmemiz olarak tanımlanabilir. Belki de bu tanımı en iyi de 1. Selanikliler 1:9-10’daki değerli ayetler ortaya koymaktadır: “Çünkü herkes bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan gerçek Tanrı'ya kulluk etmek, O'nun ölümden dirilttiği ve bizleri gelecek gazaptan kurtaran Oğlu İsa'nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Tanrı'ya nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar.”</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/yeni-antlasmada-mesihe-donme/">Yeni Antlaşma’da Mesih’e Dönme</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/yeni-antlasmada-mesihe-donme/" title="Yeni Antlaşma’da Mesih’e Dönme" rel="nofollow"><img width="720" height="360" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Yeni Antlaşmada Mesih’e Dönme" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-in-the-New-Testament.jpg 1200w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a>
<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu metin, iki kısımdan oluşan Kutsal Kitap’a dayalı Mesih’e dönme kavramıyla ilgili yazının 2. kısmıdır. 1. kısım için <a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/">buraya </a>tıklayınız.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’e dönme, günahlarımızdan yüzümüzü çevirip Tanrı’ya yönelmemiz olarak tanımlanabilir. Belki de bu tanımı en iyi de 1. Selanikliler 1:9-10’daki değerli ayetler ortaya koymaktadır: “Çünkü herkes bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan gerçek Tanrı&#8217;ya kulluk etmek, O&#8217;nun ölümden dirilttiği ve bizleri gelecek gazaptan kurtaran Oğlu İsa&#8217;nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Tanrı&#8217;ya nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YENİ ANTLAŞMA’DA MESİH’E DÖNME: VAATTEN GERÇEĞE DOĞRU</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski Antlaşma’da yer alan Tanrı’nın Yılan’a karşı galip gelişinin hikâyesi (Yar. 3:15), Yeni Antlaşma’da bir gerçekliğe dönüşür. Eski Antlaşma yeni bir antlaşma, yeni yaratılış, yeni bir Mısır’dan çıkış ve Tanrı halkı için yeni yürekler vaat etmiştir. Bütün bu vaatlerin tamamlanmasıysa, Yeni Antlaşma’da ilan edilen İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişiyle gerçekleşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Sinoptik Müjde Kitaplarında Mesih’e Dönme</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinoptik Müjde kitaplarında (Matta, Markos, Luka), Tanrı’nın Eski Antlaşma’da vaat edilen kurtaran eylemi, “Tanrı’nın Egemenliği” terimiyle özetlenmektedir. Tanrı’nın Egemenliği, Sinoptik Müjde kitaplarında merkezi bir rol oynar ancak bizler aynı zamanda bu egemenliğin, herkesi Mesih’e dönmeye çağırdığını da anlamak zorundayız. Mesih’e dönmenin iki ana unsuru, tövbe ve iman terimleriyle ifade edilebilir. Markos 1:14-15’te okuduğumuz gibi: “Yahya&#8217;nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrı&#8217;nın Müjdesi&#8217;ni duyura duyura Celile&#8217;ye gitti. ‘Zaman doldu’ diyordu, ‘Tanrı&#8217;nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde&#8217;ye inanın!’” (krş. Mat. 4:17). Sürgünden dönüşün müjdesi Yeşaya tarafından verilmişti. Tanrı’nın vaatlerinin tamamlanışının müjdesiyse ancak günahlarından tövbe edenler ve Müjde’ye iman edenler tarafından sevinçle alınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinoptik Müjde kitaplarında Müjde, İsa’nın ölümüne ve dirilişine odaklanır. Nitekim bu üç kitapta da baskın olan konu, İsa’nın acıları ve dirilişidir. Çarmıh ve diriliş, hikâyenin doruk noktasıdır! Çarmıh yoksa, egemenlik de yoktur. İsa, “halkını günahlarından” kurtarmak amacıyla gelmiştir (Mat. 1:21) ve bu kurtuluş, ancak O’nun “birçokları için fidye olarak” canını vermesiyle gerçek olur (Mat. 20:28; krş. Mar. 10:45). Egemenlikten bahseden bazı kişiler, tövbe ve imanla Mesih’e dönmekten çok az bahsederler. Ama Sinoptik Müjde kitaplarına birazcık bile baksak, Mesih’e dönmenin son derece temel bir şey olduğunu görürüz. Mesih’e dönme olmaksızın, kişi egemenliğe giremez (krş. Mar. 10:17-31).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yuhanna’da Mesih’e Dönme</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’e dönmenin ne kadar merkezi olduğu, Yuhanna Müjdesi’nde de görülür. Hatta Yuhanna kendi Müjdesi’ni, “İsa&#8217;nın, Tanrı&#8217;nın Oğlu&nbsp;Mesih&nbsp;olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O&#8217;nun adıyla yaşama kavuşasınız” diye yazmıştır (Yuh. 20:31). Yuhanna, bu konunun önemini vurgular bir şekilde, “iman etmek” fiilini kendi Müjdesi’nde 98 kere kullanmıştır. İman etmek kelimesi Yuhanna’da pasif anlamda kullanılmamıştır da. Yuhanna, imanın ne kadar derinlik ve aktiflik taşıdığını bizlere aktarmak için birçok farklı terim kullanmıştır. İman etmek yemek, içmek, görmek, işitmek, bağlı kalmak, gelmek, girmek, almak ve itaat etmek gibidir. Mesih’e dönmenin kökten değişim yaratan doğası, Yuhanna’nın İsa’nın Mesih olduğuna iman etmenin ne demek olduğunu açıklamak için kullandığı farklı fiillerle de ifade edilmiştir. Dolayısıyla Mesih’e dönme, Yuhanna Müjdesi’nin ilettiği mesajın tam kalbinde yatmaktadır. Sonsuz yaşam (gelecek çağdaki yaşam), ancak ve ancak İsa Mesih’in “dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu” (Yuh. 1:29) olduğuna inananlara aittir. Başka bir deyişle, sonsuz yaşamın tadını çıkaracak olanlar yalnızca Mesih’e dönmüş olanlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Elçilerin İşleri’nde Mesih’e Dönme ve Tanrı’nın Egemenliği</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda yazdıklarımdan da açıkça görüldüğü üzere Mesih’e dönme, Müjde kitaplarında merkezi bir rol oynamaktadır ve aynı çıkarımı Elçilerin İşleri kitabı için de yapabiliriz. Elçilerin İşleri’nde, Müjde’nin dinleyenlere anlatıldığı birçok vaaz görürüz (örn. Elç. 2:14-41; 3:11-26; 13:16-41). Dinleyenler sıklıkla tövbeye çağrılırlar (Elç. 2:38; 3:19; 8:22; 17:30; 26:20) ve tövbe, aynı zamanda Tanrı’ya “dönmek” olarak da adlandırılmaktadır (Elç. 3:19; 9:35, 40; 11:21; 14:15; 15:19; 26:18, 20; 28:27). Müjde’nin mesajında, insanların günaha ve eski yaşantılarına derhal sırt çevirmeleri çağrısı da vardır. İyi haberi dinleyenler, aynı zamanda inanmaya ve imanı yaşamaya da çağrılırlar (Elç. 16:31; 26:18). Hatta “inanan” kelimesi, Elçilerin İşleri’nde Hristiyanları tanımlamak için yaklaşık 30 kere kullanılmıştır ve bu da, imanın Mesih’e ait olanların bir simgesi olduğunu göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müjde’nin Yeruşalim’den Roma’ya kadar yayılışından bahsedildiği de düşünülünce, Elçilerin İşleri’nde Mesih’e dönmenin merkezi bir rol oynaması pek de şaşırtıcı değildir (Elç. 1:8; ayrıca krş. 1:6; 14:22). Ancak Elçilerin İşleri’ndeki ana temalardan birinin Tanrı’nın Egemenliği olduğu da belirtilmelidir. Bu tema, kitabın başlangıcında (Elç. 1:3) ve sonunda (Elç. 28:31), kitaba genel bir çerçeve vermektedir. Pavlus, Roma’da bu egemenlik hakkında vaaz etmiştir (Elç. 20:35; 28:23, 31) ve Filipus da, “Tanrı&#8217;nın egemenliği&nbsp;ve İsa Mesih adıyla ilgili Müjde&#8217;yi” duyurmuştur (Elç. 8:12). İkisi de Tanrı Egemenliği’nin Müjde’nin merkezinde olduğunu göstermiştir. İlan edilen bu Müjde, yukarıda da gördüğümüz gibi, duyanları tövbeye ve imana çağırmıştır. Sonuç olarak burada, Mesih’e dönmenin egemenliğin ilanında temel bir öğe olduğunu gösteren bir başka kanıt daha görmekteyiz. Dünyanın Tanrı’nın hükümdarlığıyla yenilenmesi, imanlıların görkem dolu umududur. Ancak sadece tövbe ve iman edenler, gelmekte olan yeni dünyanın tadını çıkarabileceklerdir. İman etmeyi reddedenlerse, Elçilerin İşleri’nde de sıklıkla vurgulandığı gibi, yargılanacaklardır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Pavlus ve Mesih’e Dönme</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Pavlus, Tanrı’nın Egemenliği terimini sıkça kullanmaz ancak kendisinin eskatolojik dünya görüşü bilinen bir şeydir ve onun görüşü, egemenliğin eskatolojik yönüyle uyum içerisindedir. Müjdeler gibi Pavlus da, zaten gerçekleşti ama henüz tamama ermedi görüşünü içeren bir eskatoloji duyurmaktadır. Birçok teolog da kabul edecektir ki iman ve tövbe, Pavlus’un mektuplarındaki çok önemli iki temadır. Pavlus sıklıkla aklanma ve kurtuluşun sadece imanla elde edilebileceğini öğretmektedir (krş. Rom. 3:21-4:25; 9:30-10:17; 1. Kor. 15:1-4; Gal. 2:16-4:7; Ef. 2:8-9; Flp. 3:2-11). Pavlus tövbe kelimesini bu kadar sık kullanmaz ama yazdıklarında tövbe konusu hiç geçmiyor değildir (örn. Rom. 2:4; 2. Kor. 3:16; 1. Sel. 1:9; 2. Tim. 2:25). Pavlus, Tanrı’nın Mesih’teki kurtaran eylemini tanımlamak için kurtuluş, aklanma, özgür kılınma, barışma, evlat edinilme, yatıştırma gibi birçok farklı terim kullanmaktadır. Pavlus’un teolojisinde Tanrı’nın Mesih’teki kurtaran eyleminin büyük bir rol oynadığı tartışılmaz bir gerçektir. Ama böyle bir kurtuluş yalnızca inananlara, Mesih’e dönenlere verilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pavlus’a göre, imanlılar İsa Mesih’in geri gelişini ve yaratılışın yenilenmesini özlemle beklemektedirler (Rom. 8:18-25; 1. Sel. 4:13-5:11; 2. Sel. 1:10) ve yine, yalnızca Mesih’e dönmüş olanlar gelmekte olan bu yeni yaratılışın bir parçası olacaklardır. Bu nedenle Pavlus, Müjde’yi uluslara duyurmak için var gücüyle çalışmakta (Kol. 1:24-2:5) ve Müjde’yi, onu hiç duymamış olanlara iletmek için elinden geleni yapmaktadır (Rom. 15:22-29), öyle ki, onlar da kurtulanların arasında olsunlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Diğer Mektuplarda Mesih’e Dönme</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer Yeni Antlaşma mektupları, özel durumlara hitaben kaleme alınmış mektuplardır. Yine de, bu mektuplarda da Mesih’e dönmenin önemi, hem doğrudan hem de dolaylı olarak ifade edilmektedir. Örneğin İbraniler mektubunda, iman ve itaat edenlerin, zamanın sonunda huzura (dinlenmeye) kavuşacaklarını görüyoruz (İbr. 3:18, 19; 4:3; 11:1-40). Yakup’un mektubuysa çoğunlukla yanlış anlaşılmıştır ancak doğru yorumlandığında, tövbekâr bir imanın aklanma için gerekli olduğunu öğretmektedir (Yak. 2:14-26). Petrus da aynı şekilde kurtuluşun imanla olduğunu öğretir (1 Pet. 1:5; 2 Pet. 1:1) ve 1. Yuhanna, iman edenlere sonsuz yaşama sahip olduklarının güvencesini vermek için yazılmıştır (1. Yuh. 5:13).</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Vahiy Kitabında Mesih’e Dönme</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Vahiy kitabı, hikâyenin tamamını bir sonuca ulaştırır ve Mesih İsa’da zaten gelmiş olan Tanrı Egemenliği’nin tamamlanacağına dair imanlılara güvence verir. Kötülük yapan ve Canavar’a uyanlar sonsuza dek yargılanacak ancak sona kadar dayananlarsa, göksel kente (Yeni Yeruşalim’e) gireceklerdir. Vahiy kitabı yalnızca tövbe edenlerin yaşam bulacağını vurgulamaktadır (Vah. 2:5, 16, 21, 22; 3:3, 19; 9:20, 21; 16:9, 11).</p>



<h2 class="wp-block-heading">ANA TEMA DEĞİL, BÜTÜN HİKÂYENİN TEMELİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Özetlememiz gerekirse, Mesih’e dönme kesinlikle Kutsal Yazılar’ın ana teması değildir. İmanlılar Tanrı’yı yüceltmek ve O’ndan sonsuza dek zevk almak için yaratılmışlardır ve bizler de hem bu dünyada hem de gelecek olan dünyada O’ndan zevk alıyor ve O’nu yüceltiyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak tövbe ve imanla Mesih’e dönme, bu hikâyenin temeli ve esasıdır çünkü yalnızca Mesih’e dönenler yeni yaratılışın zevkine ulaşabilirler. İnsanlar kurtuluş için günaha sırt çevirmeli ve Tanrı’ya dönmelidirler. Günahlarından tövbe etmeli ve çarmıha gerilmiş ve dirilmiş olan İsa Mesih’in Müjdesi’ne iman etmelidirler. Son gün geldiğinde, kişi bu dünyanın daha iyi bir yer olmasına ister büyük isterse de küçük bir katkıda bulunmuş olsun (bu her ne kadar faydalı bir şey olsa da), eğer Mesih’e dönmemişse, bulacağı avuntu çok küçük olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu metin, iki kısımdan oluşan Kutsal Kitap’a dayalı Mesih’e dönme kavramıyla ilgili yazının 2. kısmıdır. 1. kısım için <a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/">buraya </a>tıklayınız.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Thomas R. Schreiner</strong></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/yeni-antlasmada-mesihe-donme/">Yeni Antlaşma’da Mesih’e Dönme</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Thomas R. Schreiner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 12:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Mesih’e Dönme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2898</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/" title="Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi" rel="nofollow"><img width="720" height="360" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel.jpg 1200w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a><p>Günümüzde neredeyse herkes, Kutsal Kitap’ta sahip olduğumuz şeyin bir hikâye olduğunu söylüyor ve haklılar da. Bu hikâye sıklıkla, yaratılış, düşüş, kurtuluş ve tamamlanma hikâyesi olarak nitelendirilir. Yaratılıştan başlayıp yeni yaratılışa doğru ilerler.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/">Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/" title="Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi" rel="nofollow"><img width="720" height="360" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Conversion-and-the-Story-of-Israel.jpg 1200w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a>
<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde neredeyse herkes, Kutsal Kitap’ta sahip olduğumuz şeyin bir hikâye olduğunu söylüyor ve haklılar da. Bu hikâye sıklıkla, yaratılış, düşüş, kurtuluş ve tamamlanma hikâyesi olarak nitelendirilir. Yaratılıştan başlayıp yeni yaratılışa doğru ilerler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki Mesih’e dönme bu hikâyenin neresindedir? Bunun için kurtuluş bölümüne bakmalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesih’e dönme, bu hikâyenin elbette merkez teması değildir. Merkezdeki tema, insanların Mesih’e dönmesinin ve aynı zamanda da yaratılmalarının arkasındaki amaçtır. Westminster İnanç Açıklaması’nda da söylendiği gibi, “Tanrı’yı yüceltmek ve O’ndan sonsuza dek zevk almak” üzere yaratıldık. Yeni bir dünya geliyor ve orada Mesih’le birlikte saltanat sürecek ve O’nun yüzünü göreceğiz (Vah. 22:4).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Mesih’e dönme, aynı zamanda hikâyenin temellerinden biridir çünkü bu olmadan, Tanrı’nın yeni yaratılışının birer parçası olamayız. Kutsal Kitap’ın olay örgüsünden de çok açıkça görüyoruz ki, bizi karanlığın hükümranlığından kurtardığı ve sevgili Oğlu’nun egemenliğine dahil ettiği için Tanrı’yı göksel kentte sonsuza dek öveceğiz. Tanrı’nın Mesih’in çarmıhı ve dirilişi aracılığıyla hayatlarımızda yaptığı o kesin ve kurtaran işini asla unutmayacağız. Bu her zaman övgülerimizin merkezinde olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in tarihi, Kutsal Kitap’ın hikâyesinin geniş bir kısmını kapsadığı için, sizlere Mesih’e dönmenin bu hikâyede neden merkezi bir yer teşkil ettiğini gösteren bir resim sunmak istiyorum.</p>



<h2 class="wp-block-heading">MESİH’E DÖNME VE İSRAİL’İN HİKÂYESİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in tarihi aslında Adem’le başlar. Adem ve Havva, dünyayı Tanrı için yönetmek ve bu şekilde Tanrı’ya yücelik getirmek üzere yaratılmışlardı (Yar. 1:26-28). Onlar, Tanrı’nın yarattığı dünyada O’nun vekilleriydiler. Tanrı’nın rabliği altında, O’nun buyruklarına uyarak ve O’na güvenerek yeryüzüne egemen olacaklardı. Ancak Tanrı’nın rabliğine isyan ettiler. Yaratıcı’ya övgü ve şükran sunmak yerine, yaratılanlar olarak kendilerine taptılar. Bu itaatsizliğin bir sonucu olarak da öldüler (Yar. 2:17). Günah işledikleri anda Tanrı’dan ayrıldılar ve tövbe etmedikleri sürece de kesin bir ruhsal ölüme tabi kılındılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günahlarından sonra Adem ve Havva’nın en büyük ihtiyacı Tanrı’ya dönmekti. Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olmadan, O’nun adına dünyaya egemen olamaz ve O’nun bereketini dünyaya yayamazlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Tanrı, kadının soyunun, Yılan’ı ve Yılan’ın soyunu yeneceğini vaat etti (Yar. 3:15). Erken dönem insanlık tarihi, insanın ne kadar kötülükle dolu olduğunu gözler önüne sermektedir. Her insan dünyaya, Adem’in oğulları ve kızları (Rom. 5:12-19) ve Yılan’ın soyu olarak gelir (Mat. 13:37-38; Yuh. 8:44; 1. Yuh. 5:19). Sadece kurtaran lütfu tecrübe edenler Şeytan’ın hükümranlığından kurtarılırlar. Örneğin Kayin, doğru bir kişi olan Habil’i öldürerek hangi tarafta olduğunu göstermiştir (Yar. 4:1-16).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kötülük ne kadar mı güçlüydü? Nuh zamanında dünyada sadece sekiz doğru insan kalmıştı! İnsanlar radikal bir şekilde kötüydü ve Yaratılış 6:5, günahın ne kadar bulaşıcı olduğunu bize göstermektedir. Yılan soyu dünyaya hâkim olmuştu ama Tanrı, rabliğini ve kutsallığını, günahkârları bir tufanla mahvederek gösterdi. Yeni bir başlangıç yapılmıştı ancak insan yüreği değişmediğinden, çok büyük bir iyileşmeden de söz edilemezdi (Yar. 8:21). Babil Kulesi’ndeki durum düşünüldüğünde (Yar. 11:1-9), yeni yaratılış pek de yakınmış gibi görünmüyordu. Dünya, Rab’bi seven insanlarca yönetilmiyordu. Yeni yaratılış, yeni bir yürek olmadan gelemezdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İbrahim’in çağrısı ve vaatler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanların Babil’de dağılmasının ve yargılanmasının karşısında, İbrahim’in çağrısını görüyoruz (Yar. 12:1-3). Kötülükle dolu bir dünyada, sadece bir doğru adam vardı. Ancak bu adam Tanrı tarafından çağrılmış ve bereket vaadi almıştı. Kenan diyarı, bir anlamda yeni Aden Bahçesi olacaktı ve İbrahim de yeni Adem olacaktı. İbrahim’in çocukları, Tanrı’nın çocukları olacak ve İbrahim’e verilen bereket, sonunda bütün dünyaya yayılacaktı. Artık insanlar, Adem ve Havva’nın yapmaya çağrıldığı gibi, dünyayı Tanrı’nın rabliği altında yönetecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şaşırtıcı olan şey, hikâyenin bu noktaya gelmesinin ne kadar zaman almış olmasıdır. Vaatler neredeyse iki bin yıl boyunca tamamlanmamıştı! Yaratılış kitabı İbrahim, İshak ve Yakup’a vaat edilen çocukların verilmesine odaklanmaktadır. Bu adamlar, Kenan diyarını miras almamış ve bereketin dünyaya yayılışını da kesinlikle görmemişlerdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mısır’dan çıkış ve vaat edilen diyar</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mısır’dan Çıkış’tan Yasa’nın Tekrarı’na kadar bu olay örgüsünün devam ettiğini görürüz. Burada İsrail’in Mısır’daki kölelikten özgür kılınması anlatılır (Çık. 1:15). Tanrı artık onları çok çocukla bereketleyeceği vaadini gerçekleştiriyordu. İsrail bir nüfus patlaması yaşamıştı. Rab onları Mısır’dan özgür kıldı ve yeni Aden’e, Kenan diyarına getirdi. Bu diyarda Tanrı’nın kendi halkı üzerindeki hükümranlığı gösterilecek ve uluslar da Tanrı’nın rabliği altındaki insanların içinde bulunduğu doğruluk, barış ve refahı göreceklerdi. Ancak Mısır’dan çıkan nesil, bu vaat edilmiş diyara asla giremedi (Say. 14:20-38). Tanrı’nın vaadine güvenmeyi reddettiler. Mısır’dan muhteşem bir şekilde kurtulduklarını ve Tanrı’nın bütün belirtilerini ve harikalarını gördükleri halde, O’nun vaadine güvenmeyi reddettiler. Mısır’dan kurtulan İsraillilerin çoğu inatçı ve isyankârdı ve Rab’bi gerçek anlamda tanımıyorlardı (krş. 1. Kor. 10:1-12; İbr. 3:7-4:11). Yüreklerinin sünnet edilmesi ve Tanrı’ya döndürülmesi gerekiyordu, öyle ki, Tanrıları Rab’bi sevip O’ndan korksunlar (Yas. 30:6) ve O’na Tanrıları olarak sıkıca tutunup O’nun yolundan yürüsünler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çöldeki nesil başarısız olmuşken, bir sonraki kuşakta ortaya çıkan çocuklar başarıya ulaştı. Yeşu ve İsrail, Rab’be güvenip itaat ettiler ve Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği Kenan diyarını miras aldılar (Yeşu 21:45; 23:14). Artık İsrail yeni Aden’de yaşayabilecek ve Yahve’nin rabliği altında yaşamanın yüceliğini ve güzelliğini yansıtacaktı. Ancak yine de elmanın çekirdeğinde bir kurt vardı. İsrail’in itaati uzun sürmedi. Hakimler kitabına göre İsrail, uluslara bir bereket olmadı. Bunun yerine, diğer uluslara benzediler. Putperest yollara geri döndüler. Rab onları tövbe ettiklerinde kurtarmaya devam etti ama yürekleri değişmiyordu çünkü sürekli günahlarına geri dönüyorlardı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Krallar dönemi ve sürgün</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail ne yapmalıydı? İbrahim’e verilen vaat üzerinden neredeyse 1000 yıl geçmişti. İsrail’in geniş bir nüfusu vardı ve bu topraklarda yaşadılar ama dünya çapında bereket olmaları vaadinin gerçekleşmesi yakın bile değildi. İsrail bir kral istedi. Diğer ulusların kralları gibi, bu kralın da onları düşmanlarından kurtaracağına ikna olmuşlardı (1. Sam. 8:5). Saul kral olarak atandığında, o da İbrahim gibiydi ve bir anlamda da yeni bir Adem’di. Tanrı tarafından İsrail’i yönetmek ve Tanrı’yı yüceltmek üzere atanmıştı. Ancak Saul da tıpkı Adem gibi, Rab’be karşı isyan etti ve bu nedenle krallıktan indirildi (1. Sam. 13:13; 15:22-23). Tanrı’nın İsrail üzerindeki hükümdarlığı, Saul zamanında tam anlamıyla gerçekleşmemişti. Tanrı bundan sonrasındaysa Davut’u kral olarak atadı ve Saul’dan farklı olarak Davut, Tanrı’nın gönlüne göre olan ve ulusu Tanrı’yı yüceltmek için yöneten bir adamdı (1. Sam. 13:14). Ancak yine de Davut, Bat-Şeva’yla zina etti ve Uriya’yı öldürttü. Böylece Tanrı’nın kendisi aracılığıyla bereketlerini bütün dünyaya yayacağı kişi olmadığını göstermiş oldu (2. Sam. 11).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Süleyman tahta çıktığında, yeni yaratılışın cenneti onlara çok yakınmış gibi geliyordu (1. Kr. 2:13-46). Süleyman’ın hükümdarlığı esenlik doluydu ve Rab için harika bir tapınak inşa ettirdi (2. Kr. 3-10). İnsanları hikmetli bir şekilde ve başlarda Tanrı korkusuyla yönetti ancak sonra, Rab’den ayrıldı ve başka ilahlara yöneldi (1. Kr. 11). Bunun sonucunda da ulus, Kuzeyde İsrail ve Güneyde de Yahuda Krallığı olmak üzere iki krallığa ayrıldı (1. Kr. 12). Bununla birlikte uzun bir günah dönemi başladı ve sonucunda İsrail, Asurlular tarafından M.Ö. 722’de sürgün edildi. Yahuda’ysa Babilliler tarafından M.Ö. 586’da sürgün edilecekti (2. Kr. 17:6-23, 24:10-25:26). Tanrı’nın İbrahim’e yaptığı çağrı üzerinden 1500 yıla yakın bir süre geçmişti. İbrahim’e vaat edilmiş toprak, soy ve bereket gerçekleşmeye yakın bile değildi. İsrail’in artık kendine ait bir toprağı bile yoktu ve sürgündeydiler. Bütün dünyayı bereketlemek yerine İsrail, dünya gibi oluvermişti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Peygamberler ve yeni yürek vaadi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail neden sürgündeydi? Sorun neydi? Peygamberler defalarca İsrail’e, günahları yüzünden sürgünde olduklarını öğretmişti (örn. Yeş. 42:24-25; 50:1; 58:1; 59:2, 12; 64:5). Yeşaya’da Rab, yeni bir Mısır’dan çıkış ve yeni bir yaratılış vaat ediyor. Ancak bu yeni çıkış ve yaratılış, yalnızca günahların bağışlanmasıyla gelecekti (Yeş. 43:25; 44:22) ve bu bağışlanma da Acı Çeken Kul’un ölümüyle gerçekleşecekti (Yeş. 52:13-53:12).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeremya da aynı gerçekleri öğretmektedir. İsrail’in ihtiyacı olan şey, yüreklerinin sünnet edilmesiydi (Yer. 4:4; 9:25). Başka bir deyişle, yeniden doğmalı ve tövbe ve imanla Mesih’e dönmeliydiler. Yeremya, Tanrı’nın kendi Yasası’nı halkının yüreğine yazacağı yeni bir antlaşmanın geleceği ve bu şekilde halkını itaate yanaşır bir hale getireceğiyle ilgili peygamberlik etmektedir (Yer. 31:31-34). Benzer bir şekilde Hezekiel kitabında da, Rab’bin insanların yüreklerini günahtan temizleyeceği gün özlemle beklenmektedir. O gün geldiğinde, taştan yürekler çıkarılıp yerine etten yürekler verilecekti (Hez. 36:25-27). Değişen yürekleri Kutsal Ruh’un işinin bir sonucu olacak ve sonuç olarak da İsrail, Tanrı’nın yolundan yürüyecek ve O’nun buyruklarını tutacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail M.Ö. 536’da sürgünden döndü ama peygamberlerin bahsettiği büyük vaat tamamen gerçekleşmemişti. İsrail, Hagay ve Zekeriya’nın zamanında ve Ezra, Nehemya ve Malaki’nin zamanında da sorunlar yaşadı. Kutsal Ruh’un vaat edilen eylemi, henüz gerçekleşmemişti. Onlar bir kral bekliyorlardı. Yeni yaratılışın gelişini bekliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MESİH’E DÖNME OLMAKSIZIN İSRAİL VEYA DÜNYA İÇİN HİÇBİR BEREKET YOKTUR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in tarihi bize gösteriyor ki, yeni yaratılış ve yeni Mısır’dan çıkış, günahların bağışlanması ve yüreklerin sünnet edilmesi olmadan gerçekleşemez. İbrahim’e verilen vaatler, İsrail’in günah ve isyanları yüzünden gerçekleşmemiştir. Bu ulusun tarihi, tekrar eden itaatsizlikle ve Rab’bin isteğini yapmayı retle doludur. İsrail perişan bir halde günahlarının bağışlanmasına muhtaçtır ve Yeşaya, böyle bir bağışlanmanın Acı Çeken Kul aracılığıyla gerçekleşebileceğini Yeşaya 53’te öğretmektedir. Ancak İsrail, kurtulmak için aynı zamanda Kutsal Ruh’un doğaüstü işine de muhtaçtı. Tövbe ve imanla Mesih’e dönmeye muhtaçtı. Mesih’e dönme, İsrail’in hikâyesinin temel bir parçasıdır çünkü kendilerine ve dünyaya vaat edilen bereketler, Mesih’e dönme olmaksızın asla gerçekleşemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Thomas R. Schreiner</strong></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mesihe-donme/mesihe-donme-ve-israilin-hikayesi/">Mesih’e Dönme ve İsrail’in Hikâyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Thomas R. Schreiner]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıklayıcı Vaaz]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kilise]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2667</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/" title="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" rel="nofollow"><img width="720" height="356" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-300x148.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-1024x506.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589.jpg 1044w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a><p>Parçası olduğum kiliseler birliği içerisinde (Güney Baptist Konvansiyonu), Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı ile ilgili savaş zaferle sonuçlanmış olabilir. Ancak hem bizler hem de benzer savaşları kazanmış diğer müjdeci mezhep veya kiliseler, kendimizi hemen kutlamamalıyız.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/">Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
			<style id="elementor-post-2667">.elementor-widget-text-editor{color:var( --e-global-color-text );}.elementor-widget-text-editor.elementor-drop-cap-view-stacked .elementor-drop-cap{background-color:var( --e-global-color-primary );}.elementor-widget-text-editor.elementor-drop-cap-view-framed .elementor-drop-cap, .elementor-widget-text-editor.elementor-drop-cap-view-default .elementor-drop-cap{color:var( --e-global-color-primary );border-color:var( --e-global-color-primary );}</style>							<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/" title="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" rel="nofollow"><img width="720" height="356" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-768x380.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-300x148.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589-1024x506.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/The-Problem-with-Much-Preaching-Today—And-Biblical-Theology-as-the-Remedy-e1614856669589.jpg 1044w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="2667" class="elementor elementor-2667">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-427d6fea elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="427d6fea" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-64912ec7" data-id="64912ec7" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6c8ff8f8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6c8ff8f8" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<h6>Teşhis – Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun (1. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Parçası olduğum kiliseler birliği içerisinde (Güney Baptist Konvansiyonu), Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı ile ilgili savaş zaferle sonuçlanmış olabilir. Ancak hem bizler hem de benzer savaşları kazanmış diğer müjdeci mezhep veya kiliseler, kendimizi hemen kutlamamalıyız. Çünkü muhafazakâr kiliseler Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığını kabul etseler dahi, iş uygulamaya geldiğinde Tanrı Sözü’nün <em>yeterliliğini </em>reddediyor olabilirler. Kutsal Yazılar’ın, Tanrı’nın yanılmaz Sözü olduğunu söyleyip kürsülerimizden O’nu ciddiyetle ilan edemiyor olabiliriz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Aslında günümüzde birçok müjdeci kilisede, Tanrı’nın Sözü açısından bir kıtlık söz konusudur. Vaaz serilerinin başlıkları, televizyon dizilerini andırır nitelikte hazırlanmaktadır. Vaazlar çoğunlukla başarılı evlilik veya günümüz kültüründe çocuk yetiştirme gibi konuları ele almakta. Aile meselelerini konu alan vaazlar elbette yerinde ve gereklidir ancak burada genellikle iki sorun gün yüzüne çıkmaktadır. Birincisi, Kutsal Yazılar’ın bu konularda ne dediği sıklıkla göz ardı edilmektedir. Evlilik üzerine verilen vaazların acaba kaç tanesi Pavlus’un kadın ve erkek rolleriyle ilgili söylediklerini sadakatle ve ısrarla ortaya koymaktadır (Ef. 5:22-33)? Yoksa Kutsal Yazılar’ın söylediklerinden utanıyor muyuz?</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">İkincisi ve belki de daha ciddi olanı, bu tür vaazlar neredeyse her zaman yüzeysel bir şekilde verilmektedir. Vaazlar topluluğun her hafta duyduğu sıradan sözler haline gelir. Tanrı’nın Sözü’nden doğan ve yaşamlarımızın tamamına bir temel sağlayan teolojik dünya görüşü, sessizce ihmal edilir. Pastörlerimiz, Dear Abby (buradaki karşılığı Güzin Abla) gibi birer ahlak polisine dönüşür ve her hafta nasıl daha iyi yaşayabileceğimize dair nasihatler verirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Birçok topluluk neler olduğunun farkına varmaz çünkü vaaz edilen bu ahlaki yaşam, Kutsal Yazılar’la kısmen de olsa örtüşmektedir. Vaaz, hem imanlıların hem de imanlı olmayanların kişisel ihtiyaçlarına hitap etmektedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Pastörler aynı zamanda vaazlarını hikâyeler ve örneklendirmelerle doldurmaları gerektiğine inanırlar çünkü bu kıssalar sayesinde vermek istedikleri ahlaki mesaj somutlaştırılmış olacaktır. Her iyi vaiz örneklerden faydalanır ancak bazen vaazlar o kadar çok hikâyeyle doldurulur ki, içlerinde teolojiye hiç yer kalmaz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Müjdeci akım içerisinde, Müjdeci kiliselerin teolojik açıdan iyi olduklarını çünkü toplulukların onlara öğrettiğimiz şeylerden şikâyet etmediklerini söyleyen kişilere sıkça rastladım. Bu tarz bir yorum oldukça korkunçtur. Pastörler olarak, “Tanrı’nın isteğini tam olarak” bildirmekten sorumluyuz (Elç. 20:27). Çağrımızı tam olarak yerine getirip getirmediğimizi anlamak için topluluğun geri bildirimine bel bağlayamayız. Kutsal Kitap’ın bizden talep ettiklerine dayanmamız gerekir. Bazı durumlarda, bir topluluğa Tanrı’nın Sözü ciddi bir şekilde öğretilmemiş olabilir ve dolayısıyla da biz pastörlerin çağrımızı yerine getirmediğimizden bihaberdirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Pavlus bizi şöyle uyarıyor: “Ben gittikten sonra sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtların aranıza gireceğini biliyorum” (Elç. 20:29). Başka bir yerde de kendisi şöyle diyor: “Öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar” (2. Tim. 4:3-4). Vaazlarımızın ölçütü topluluğun arzularıysa, sapkınlık kazanını kaynatmaya başlıyor olabiliriz. Topluluklarımızın sapkın olduğunu söylemiyorum. Demek istediğim tek şey, sadakatin ölçütünün bir kilisede hâkim olan görüş değil, Tanrı’nın Sözü olması gerektiğidir. Bir pastörün çağrısı, sürüyü Tanrı Sözü’yle beslemektir, duymak istediklerini onlara söyleyerek gönüllerini hoş etmek değil.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Çoğunlukla topluluklarımız, biz vaaz edenler tarafından kötü bir şekilde eğitilmektedirler. Bir topluluk devamlı olarak ahlakçı öğretilerle beslense ne olurdu bir düşünün. Belki nazik, affedici, sevgi dolu ve iyi eşler olmayı öğrenebilirler (bunların hepsi iyi şeyler elbette!). Yürekleri yumuşayıp terbiye edilebilir. Ancak teolojik temel görmezden gelindikçe, sapkınlık bir kurt gibi çok yakın bir yerde pusuda bekleyecektir. Nasıl mı? Pastörün kendisi sapkın olduğu için değil. Pastörün teolojisi tamamen sağlam ve Kutsal Kitap’a sadık olabilir. Ancak vaazlarında teolojiyi yalnızca “<em>varsayıyordur</em>” ve böylece insanlara Kutsal Kitap’ın olay örgüsünü ve teolojisini öğretmeyi de ihmal eder.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle de gelecek olan kuşakta veya ondan bir sonrakinde, topluluk kaçınılmaz olarak ve farkına bile varmadan daha liberal bir pastör isteyebilir. Bu yeni pastör de insanlara iyi, nazik ve sevgi dolu olmayı vaaz eder. O da aynı şekilde iyi evliliklerin ve dinamik ilişkilerin önemini vurgular. Kilise koltuklarında oturan insanlar yeniyle eski arasındaki farkı ayırt bile edemeyebilirler çünkü mevcut teoloji, daha önceki muhafazakâr pastörün vaaz ettiği teolojiyle kulağa tamamen aynı geliyordur. Muhafazakâr pastör, Kutsal Kitap’ın yanılmazlığına inanmış ancak yeterliliğine inanmamıştır çünkü topluluğuna, Kutsal Yazılar’da öğretilenlerin tamamını vaaz etmemiştir.</p>
<p></p>
<p>
<h2 class="wp-block-heading">Müjde’nin ilan edilmediği davetler</h2>


</p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisine yönelik bilgisizliğimiz, her daim su yüzüne çıkar. Son on yıl içerisinde, konuşmacının dinleyicileri öne çıkmaları için davet ettiği iki farklı olay var aklımda kalan (bir tanesi büyük bir stadyumda ismini hatırlamadığım bir konuşmacıydı). Stadyumda verilen vaaz, müjdeleyici olma niyetiyle verilmişti ama dürüstçe söyleyebilirim ki, Müjde hiçbir şekilde ilan edilmemişti. İsa Mesih’in çarmıha gerilmesi, dirilişi ve bunların <em>neden</em> gerçekleştiğiyle ilgili hiçbir şey söylenmemişti. Neden işlerin değil de imanın kurtardığıyla ilgili hiçbir şey söylenmemişti. O gün binlerce kişi öne çıktı ve şüphesiz bu kişiler kurtulmuş sayılmışlardı. Bense kafamı kaşıyarak neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Belki de bazıları başka yerlerde gerçekten Müjde’yi duymuştur ve bu sayede orada gerçekten Mesih’e dönenler olur diye dua ettim. Aynı durum ziyarette bulunduğum bir kilise ibadetinde de vardı. Vaiz coşkulu bir davetle insanlara “öne çıkın” ve “kurtulun” dedi ama Müjde’yle ilgili hiçbir şey açıklamamıştı!</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Böyle vaazlar kiliseleri Mesih’e gerçekten dönmemiş insanlarla doldurabilir ve bu kişiler iki kat tehlikelidirler. Pastörleri tarafından, artık Mesih’e döndüklerinin ve kurtuluşlarını asla kaybedemeyeceklerinin güvencesi verilmiştir ama aslında hâlâ kayıptırlar. O günden itibaren de bu insanlar her hafta şu yeni postmodern müjdeyle yüreklendirilirler: “iyi olun.”</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<h6>Keşif <strong>—</strong> Kutsal Kitap Teolojisi Nedir? (2. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Birinci kısımda tanımlanan sığ vaaz sorununun çözümü oldukça basittir: pastörler Kutsal Kitap teolojisini vaazlarında nasıl kullanacaklarını öğrenmeliler. Ancak bunu yapmayı öğrenmek, şu soruyu sorarak başlamamızı gerektiriyor: Kutsal Kitap teolojisi nedir?</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kutsal Kitap Teolojisi ve Sistematik Teoloji</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisi, sistematik teolojinin tersine, Kutsal Kitap’taki olay örgüsüne odaklanır. Sistematik teolojiyse, Kutsal Kitap teolojisi çerçevesinde yapılsa da, zamandan bağımsızdır. Don Carson şöyle yazmıştır:</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph" style="padding-left: 40px;">Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’daki bir metne sistematik teolojiden çok daha yakından bakar. Her bir metin grubunun farklarını göz önünde bulundurarak gerçek bir hassasiyet seviyesi yakalamayı amaçlar. Dolayısıyla ideal olarak, Kutsal Kitap teolojisi sağduyulu bir yorumlamayla sağduyulu bir sistematik teoloji arasında bir köprü görevi görür (her ne kadar ikisi kaçınılmaz olarak birbirini etkiliyor olsa da). <a id="_ftnref1" href="#_ftn1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Başka bir deyişle, Kutsal Kitap teolojisi kendisini metinle veya metin grubuyla çok daha büyük bir bilinçle sınırlandırır. Kutsal Kitap yazarı için hangi temaların tarihi bağlamı içerisinde merkezi olduğunu ve bu temaların tutarlılığını inceler. Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’daki olay örgüsüne, Tanrı’nın tasarısının kurtuluş tarihi içerisindeki gelişimine odaklanır. Üçüncü kısımda da daha detaylı bakacağımız üzere bu, her metni bağlamına ve Kutsal Kitap’ın bütün olay örgüsüyle olan ilişkisine göre yorumlamamız ve vaaz etmemiz gerektiği anlamına geliyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan sistematik teoloji, metne günümüzün sorularını veya felsefi endişelerini yansıtır şekilde sorular sorar. Sistematik teolojide, aynı zamanda kutsal metinlerde örtülü bir şekilde var olan ancak sürekli olarak üzerinde durulmamış temalar da –iyi bir niyetle– keşfedilebilir. Yine de şu açıktır ki, kayda değer her sistematik teoloji, Kutsal Kitap teolojisi temelinde ilerler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisinin ayırıcı özelliği, Brian Rosner’ın da belirttiği gibi, “gündemi Kutsal Yazılar’ın belirlemesine izin vermesidir.” <a id="_ftnref2" href="#_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Kevin Vanhoozer, Kutsal Kitap teolojisinin özel rolünü şöyle açıklar: “Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Kitap’ın insanlar tarafından kaleme alınan çeşitli edebi ve tarihsel sözler aracılığıyla iletilmiş Tanrı Sözü olduğunu varsayan yorumlama yaklaşımının adıdır.” <a id="_ftnref3" href="#_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Ya da, “Bu iddiayı daha kesin bir şekilde ifade etmek gerekirse, Kutsal Kitap teolojisi, metinlerin kendi yazılma amaçlarına karşılık gelmektedir.” <a id="_ftnref4" href="#_ftn4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Carson, Kutsal Kitap teolojisinin yaptığı katkıyı güzel bir şekilde ifade etmektedir:</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph" style="padding-left: 40px;">Ancak olması gerektiği şekliyle Kutsal Kitap teolojisi, isminin de ifade ettiği gibi, Kutsal Kitap’ın çeşitli metinlerinden tümevarımsal bir şekilde ilerlerken bile, Kutsal Yazılar’ın <em>tamamı</em>nın birliğini ortaya çıkarmayı ve vurgulamayı amaçlar ve bunu yaparken de metinlerin kendisinde bulunan kategorilerle sınırlı kalır. Bu anlamda Kutsal Kitap teolojisi, kanonik Kutsal Kitap teolojisi, “bütün Kutsal Kitap’ı kapsayan” Kutsal Kitap teolojisidir. <a id="_ftnref5" href="#_ftn5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisi, Yaratılış, Pentatök, Matta, Romalılar ve hatta Pavlus’un yazdıklarının tamamının teolojisiyle sınırlandırılabilir. Ancak aynı zamanda Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazılar’ın olay örgüsünün bir bütün olarak entegre olduğu Kutsal Yazılar’ın tüm kanonunu da içine alabilir. Açıklayıcı vaizler sıklıkla kitapların kurtuluş tarihinde teşkil ettikleri yeri düşünmeden, kendilerini Levililer, Matta ya da Vahiy kitaplarıyla sınırlarlar. Kutsal Yazılar’ın bir bölümünü diğerlerinden izole ederler ve sonuç olarak da “Tanrı’nın isteğini tam olarak” vaaz etmek yerine, bir parçasını eksik vaaz etmiş olurlar. Gerhard Hasel, Kutsal Kitap teolojisini, “Kutsal Kitap’ın tanıklık ettiği gerçeklerin her açısını ayrım gözetmeden ele alan” bir şekilde uygulamamız gerektiğini haklı olarak söylemektedir. <a id="_ftnref6" href="#_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Bu şekilde teoloji yapmak, yalnızca teoloji okullarındaki öğretmenlerin görevi değil,<em> S</em><em>öz’ü vaaz eden her vaizin sorumluluğudur!</em></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Carson’ın yaptığı açıklamalar doğrultusunda Kutsal Kitap teolojisi ve sistematik teoloji arasındaki farklar üzerinde tekrardan düşünelim.<a id="_ftnref7" href="#_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Sistematik teoloji Kutsal Yazılar’ın öğretilerini formülize ederken, tarihsel teolojinin katkılarını göz önünde bulundurur ve dolayısıyla Augustinus, Aquinas, Luther, Calvin, Edwards ve sayısız diğer birçok kişinin çalışmalarını derinlemesine inceler. Sistematik teoloji Tanrı Sözü’nü günümüz kültürüne ve zamanına doğrudan aktarmayı hedefler. Bu nedenle hiç şüphesiz her iyi vaiz, Tanrı’nın Sözü’nü çağdaşlarına güçlü ve etkili bir biçimde vaaz edebilmek için derin bir sistematik teoloji ilmine sahip olmalıdır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisi daha tümevarımsal ve çok daha temeldir. Carson, Kutsal Kitap teolojisinin “aracı bir disiplin” olduğunu ve sistematik teolojininse “sonuca (zirveye) ulaştıran bir disiplin” olduğunu söylemekte haklıdır. Bizler de Kutsal Kitap teolojisinin, Kutsal Yazılar’ın tarihi ve edebi olarak çalışılmasıyla dogmatik teoloji arasında bir köprü görevi gördüğünü söyleyebiliriz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisi, metnin tarihi bağlamından yola çıkarak ilerler. Bu, Kutsal Kitap teolojisinin tamamen tarafsız ve objektif olduğu anlamına gelmez. Bir şeyin önceden ne anlama geldiğiyle şimdi ne anlama geldiğini kesin bir şekilde ayırt edebileceğimiz düşüncesi, Krister Stendahl’ın da söylediği gibi, kuruntudur. Scobie, Kutsal Kitap teolojisiyle ilgili şunu söylüyor:</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph" style="padding-left: 40px;">Kutsal Kitap teolojisinin Hristiyan inancına olan bağlılığına dayanan varsayımları, Kutsal Kitap’ın tanrısal bir vahiy ilettiği, Tanrı’nın Sözü’nün Hristiyan inanç ve yaşamının kurallarını belirlediği ve Eski ve Yeni Antlaşma’da bulunan farklı kaynakların tamamının, tek Tanrı’nın Kutsal Yazılar boyunca sahip olduğu plan ve amaçla bir şekilde ilişkili olabildiğidir. Böyle bir Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Kitap’ın “o zaman ne dediği” ve “şimdi de ne dediği” arasında bir yerde durmaktadır. <a id="_ftnref8" href="#_ftn8"><sup>[8]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Devamında da şu söylenmelidir ki, Kutsal Kitap teolojisi sadece Eski veya Yeni Antlaşma’yla sınırlı kalmamakta, ikisini de Tanrı’nın Sözü olarak görmektedir. Nitekim Kutsal Kitap teolojisi, Kutsal Yazı kanonunun tamamını kendisine norm olarak alır ve dolayısıyla Kutsal Yazılar’ın teolojisini ortaya koymak için, her iki Antlaşma da gereklidir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>ESKİ VE YENİ ANTLAŞ</strong><strong>MA</strong><strong>’</strong><strong>YI DENGELEMEK</strong></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Kitap teolojisini uygularken, Yeni ve Eski Antlaşma arasında harika bir uyum ve diyalektik vardır. Yeni Antlaşma, Eski Antlaşma’da başlayan kurtuluş tarihinin doruk noktasını temsil eder ve sonuç olarak Kutsal Kitap teolojisi, tanımı gereği öyküsel bir teolojidir. Tanrı’nın tarihteki kurtaran eyleminin hikâyesini kaydeder. Tanrı’nın yaptıklarının tarih içerisinde zamanla ortaya çıkışı, kurtuluş tarihi olarak adlandırılabilir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca Kutsal Yazılar’a “vaat ve tamamlanış” çerçevesinden yaklaşmak da faydalı olacaktır. Eski Antlaşma’da vaat edilenler, Yeni Antlaşma’da tamamlanmıştır. Eski Antlaşma vahyinin ortaya çıktığı tarihsel bağlamı bozmamak adına, vahyin taşıdığı tarihsel özelliği yok etmemeye dikkat etmeliyiz. Bunun yanı sıra, Eski Antlaşma’dan Yeni Antlaşma’ya doğru ilerleyen vahiy sürecinin de farkında olmalıyız. Bu süreç, Eski Antlaşma’nın öncül, hazırlayıcı doğasını ve Yeni Antlaşma’nın da eksiksiz, tanımlayıcı sözlerini onaylamaktadır. Eski Antlaşma’nın hazırlayıcı bir rolü olduğunu söylemek, onun taşıdığı hayati rolü ortadan kaldırmamaktadır çünkü Yeni Antlaşma’yı ancak Eski Antlaşma’nın anlamını tam olarak anlarsak kavrayabiliriz. Aynı zamanda bunun tam tersi de geçerlidir.</p>
<p></p>
<p>
<h2 class="wp-block-heading">Tipoloji ve ilahi tasarı</h2>


</p>
<p class="wp-block-paragraph">Bazıları tipolojiyi kabul etmekte çekingen davranmaktadır ancak bu, Kutsal Kitap teolojisi için bir temel teşkil eder çünkü tipoloji, doğrudan Kutsal Kitap yazarları tarafından kullanılmış bir kategoridir. Peki tipoloji nedir? Tipoloji, Eski Antlaşma’da bulunan ve Yeni Antlaşma’da Mesih’te tamamlanan, olay, kişi ve kuruluşlar arasında, ilahi bir tasarıdan doğan benzeşmelerdir. <a id="_ftnref9" href="#_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Örneğin Matta, kendi Müjdesi’nde Meryem, Yusuf ve İsa’nın Mısır’dan dönmesinden bahsederken, bunu İsraillilerin Mısır’dan çıkışıyla ilişkilendirerek aktarır (Mat. 2:15; Çık. 4:22, 23; Hoş. 11:1). Elbette, bu “ilahi bir tasarıdan doğan benzeşmeler” sadece Yeni Antlaşma yazarları tarafından yapılmıyor. Eski Antlaşma yazarları da bunlara başvuruyorlar. Örneğin hem Yeşaya hem de Hoşea, Mısır’dan çıkışı andırır nitelikteki yeni bir çıkıştan bahsetmektedir. Aynı şekilde Eski Antlaşma’da, ilk Davut’tan daha da büyük olacak yeni bir Davut beklenmektedir. Görüldüğü gibi Eski Antlaşma’nın kendisinde de bizler, artış halinde bir tipoloji görüyoruz ve bunun sebebi de vaat tamamlandığında, tipolojideki tipin her zaman çok daha büyük bir anlam taşımasıdır. İsa yalnızca yeni bir Davut değildi. Davut’tan çok daha büyük bir Davut’tu.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Tipoloji, tarihte ilahi bir tasarı ve amaç olduğunu tasdik eder. Kutsal Yazılar’ın nihai yazarı Tanrı’dır. Bu hikâye, sahnelenen ilahi bir oyundur. Ayrıca Tanrı, hikâyenin sonunu en başından itibaren bilmektedir, öyle ki, okuyucular olarak bizler vaatlerin tamamlanışlarına yönelik yapılan imaları Eski Antlaşma içerisinde görebilelim.</p>
<p></p>
<p></p>
<p></p>
<h6>Yön — Kutsal Kitap Teolojisi, Vaaz Verirken Nasıl Uygulanır (3. Kısım)</h6>
<h6>&nbsp;</h6>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kutsal Yazılar’ı vaaz ederken, üzerinde durduğumuz kitabın kurtuluş tarihinin neresine denk düştüğünü iyi anlamak hayati öneme sahiptir. Gereğinden fazla basitleştirme riskini taşımakla beraber, vaaz verirken iyi bir şekilde Kutsal Kitap teolojisi uygulamak iki adım içerir: geriye bakmak ve bütüne bakmak.</p>
<p></p>
<p></p>
<h2>GERİYE BAKMAK — GERİYE DÖNÜK TEOLOJİ</h2>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Walter Kaiser, bizlere Kutsal Yazılar’ı vaaz ederken, her bir kitabın geriye dönük teolojisini de göz önünde bulundurmamız gerektiğini hatırlatıyor. <a id="_ftnref10" href="#_ftn10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Örneğin Mısır’dan Çıkış kitabını vaaz ederken, bunu kendisinden önceki bağlamdan bağımsız bir şekilde okursak, Mısır’dan Çıkış’ın mesajını doğru yorumlamamız zor olacaktır. Kendisinden önce gelen bağlamdan kasıt, Mısır’dan Çıkış kitabı için Yaratılış kitabında verilen mesaj demektir. Yaratılış kitabında Tanrı’nın her şeyin yaratıcısı olduğunu ve O’nun hükümranlığını bütün dünyaya yayalım diye, bizleri kendi suretinde yarattığını öğreniyoruz. Ancak Adem ve Havva, Tanrı’ya güvenmek ve ilahi hükmüne itaat etmek konusunda başarısız oldular. Yaratılıştan hemen sonra, dünyaya ölüm ve ıstırap getiren düşüş geldi. Yine de Tanrı, kadının soyu aracılığıyla son zaferin geleceğini vaat etti (Yar. 3:15). Kadının soyu ve Yılan’ın soyu arasında şiddetli bir çatışma olacaktı. Ancak galip gelen, kadın soyu olacaktı. Yaratılış kitabının geri kalanında kadının ve Yılan’ın soyu arasındaki savaşı görüyor ve Yılan soyunun oldukça güçlü olduğunu öğreniyoruz. Kayin Habil’i öldürüyor. Sadece Nuh ve ailesi kalana dek kötüler doğrulara hükmediyor. İnsanlar ün salmak için Babil’de bir kule inşa ediyor. Yine de Rab, egemenliğini sürdürüyor. Kayin’i yargılıyor. Nuh ve ailesi dışındakileri tufanda yok ediyor ve Babil’de insanların tasarladıklarını boşa çıkarıyor.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Rab, Yaratılış 3:15’te vaat edilen zaferin onların soyu aracılığıyla geleceğini söyleyerek, İbrahim, İshak ve Yakup’la bir antlaşma yapar. Onlara soy, toprak ve evrensel bir bereket verecektir. Yaratılış kitabı özellikle de soy vaadine odaklanır. Başka bir deyişle İbrahim, İshak ve Yakup kendi kuşakları zamanında ne vaat edilen topraklara sahiptiler ne de bütün dünyaya bir bereket olmaktaydılar. Ancak Yaratılış kitabı, Rab’bin Yakup’a bahşettiği on iki çocuktan bahsederek sonlanır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Peki Yaratılış kitabına uyguladığımız bu “geriye dönük teoloji”, Mısır’dan Çıkış’ı okurken nasıl oluyor da çok önemli oluyor? Geriye dönük teoloji burada esastır çünkü Mısır’dan Çıkış kitabı, İsraillilerin nüfuslarının son derece artmasıyla başlarken, İbrahim’e Yaratılış kitabında verilen soy vaadinin burada tamamlandığını derhal görebilmekteyiz. Yalnızca bu da değil. Yaratılış 3’ü düşündüğümüzde, İsrail kadın soyunu temsil ederken, Firavun’un Yılan soyu olduğunu görüyoruz. Firavun’un bütün yeni doğan erkek bebekleri öldürme isteği, Yaratılış’ta önceden ifade edilen bu iki soy arasındaki savaşta, Yılan soyunun tasarladıklarını simgelemektedir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Mısır’dan Çıkış boyunca ve Pentatök’ün geri kalanını okumaya devam ettikçe, İsrail’in Mısır’dan özgür kılınışı ve Kenan diyarını fethedecekleri vaadinin de, Rab’bin İbrahim’le yaptığı antlaşmanın yerine gelmesini temsil ettiğini görebiliriz. Toprak vaadi, şimdi tamamlanmaya başlamıştır. Dahası, İsrail artık bir anlamda yeni topraklarda yeni bir Adem gibi rol almaktadır. Adem gibi onlar da iman ve itaatle, Tanrı’nın onlara sağladığı yerde yaşayacaklardır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Mısır’dan Çıkış’ı, öncesindeki Yaratılış’ın mesajını öğrenmeden okusaydık, hikâyenin önemini anlayamazdık. Metni bağlamından bağımsız bir şekilde okur ve keyfi okuma hatasına düşerdik.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Geriye dönük teolojinin önemi Kanon boyunca ortadadır ve burada birkaç başka örnekle yetinmemiz gerek. Mesela:</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Yeşu’nun önderliğindeki fetih, İbrahim’le yapılan antlaşma ışığında yorumlanmalıdır. Böylece Kenan’ın ele geçirilmesi, İbrahim’in Kenan topraklarından bereket bulacağı vaadinin yerine gelmesi olarak anlaşılabilir.</li>
<li>Öte yandan, peygamberlik kitaplarında ve diğer birkaç kitapta kaydedilen hem Kuzey (M.Ö. 722) hem de Güney krallıklarının sürgünleri (M.Ö. 586), Levililer 26 ve Yasa’nın Tekrarı 27-28’deki lanetlerin tamamlanmasıdır. Eğer vaizler ve kilise toplulukları, Musa’yla yapılan antlaşmanın geçmiş teolojisini ve bu antlaşmadaki lanetleri bilmiyorlarsa, İsrail ve Yahuda’nın neden sürgüne mahkûm olduklarını anlamaları da pek mümkün olmaz.</li>
<li>Yeni Davut vaadi, Davut’la öncesinde yapılan antlaşmadaki sonsuz soy ve krallık vaadini yansıtmaktadır.</li>
<li>Peygamberlik kitaplarında çok sık bahsi geçen Rab’bin Günü, İbrahim’e verilen vaadin ışığında yorumlanmalıdır.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Aynısı elbette Yeni Antlaşma için de geçerlidir.</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Eski Antlaşma’nın olay örgüsünü bilmiyor ve Tanrı’nın İsrail’le olan antlaşmalarından ve onlara verdiği vaatlerden bihabersek, Sinoptik Müjdelerdeki Tanrı’nın Egemenliği kavramının önemini anlamamız pek mümkün olmayacaktır.</li>
<li>İsa’nın Mesih, Tanrı’nın Oğlu ve İnsanoğlu olmasının bu denli önemli olmasının temelinde, Tanrı’nın önceki vahiyleri vardır.</li>
<li>Elçilerin İşleri kitabı, Luka’nın girişte söylediği gibi, İsa’nın yapmaya ve öğretmeye başladığı şeylerin bir devamıdır. Bu nedenle de hem Eski Antlaşma’yla hem de İsa’nın hizmeti, ölümü ve dirilişiyle bir anlam kazanır.</li>
<li>Ayrıca mektuplar da İsa Mesih’in gerçekleştirdiği yüce kurtarıcı eylemin üzerine inşa edilmiştir. Kurtaran haberi ve Tanrı’nın vaatlerinin tamamlanışını var olan kiliselere detaylıca açıklar ve uygulamaya geçirirler.</li>
<li>Son olarak Vahiy kitabı, hikâyenin doruk noktası olarak bir anlam kazanır. Bu kitap, daha fazla heyecan yaratmak için sona eklenmiş bir bölüm değildir. Eski Antlaşma’ya yapılan birçok gönderme, Vahiy kitabının Eski Antlaşma bağlamı içerisinde oluşturulduğunu ortaya koymaktadır. Kişi bu kitabı İsa Mesih’in öğrettiklerinin ve yaptıklarının bir tamamlanması olarak görmediği sürece, kitap da hiçbir anlam ifade etmeyecektir.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Bu, kurtuluş hikâyesinin Kanon’daki her bir kitapta aynı merkeziyete sahip olduğu anlamına gelmez. Bilgelik kitapları olan Ezgiler Ezgisi, Eyüp, Vaiz, Süleyman’ın Özdeyişleri ve Mezmurlar’ı düşünebiliriz. Yine de bu örneklerde bile, yazarlar Kutsal Kitap’ın en başındaki yaratılış ve düşüşü ve aynı zamanda İsrail’in Tanrı halkı olarak sahip olduğu özel rolü gibi temel gerçekleri, önceden varsaymaktadırlar. Hatta bazen bu rolü dile de getirirler, örneğin Mezmurlar’ın İsrail’in hikâyesiyle ilgili olan yerleri gibi. Yine de, bunlar bizlere Kanon’un çeşitliliğini hatırlatmakta ve yazılan her şeyin aynı fonksiyona sahip olmadığını anlamamızı sağlamaktadır.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Burada vaizler için asıl gerçek şudur ki, vaizler vaazlarını kurtuluş tarihinin Kutsal Kitap’taki o büyük hikâyesiyle bağdaştıracak bir şekilde vaaz etmelidirler. Dinleyiciler Tanrı’nın yaptıklarını resmin tamamına bakarak görmeli ve Kutsal Yazılar’ın her bir parçasının resme nasıl katkı sağladığını anlayabilmelidirler. Bu da bizi şu konuya getiriyor…</p>
<p></p>
<p></p>
<h2>BÜTÜNE BAKMAK — KANONİK VAAZ</h2>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Vaizler olarak kendimizi sadece geriye dönük teolojiyle sınırlandırmamalıyız.&nbsp; Aynı zamanda şimdi elimizde bulunan ve İsa Mesih’in hizmeti, ölümü ve dirilişine kanonik olarak tanıklık eden Kutsal Yazılar’ın tümüne bakmalıyız. Sadece geriye dönük teolojiyi vaaz edersek, gerçeği tam olarak sunamaz ve Rab’bin mesajını günümüz insanına ulaştıramayız.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Yaratılış kitabının ilk bölümlerini vaaz ederken, kadının soyuyla kastedilenin İsa Mesih olduğunu ve yaratılışın düşüşünün, İsa Mesih’in işi aracılığıyla geri çevrileceğini anlatmamız gerekir (Rom. 8:18-25). Dinleyicilerimizin, eski yaratılışın söylenen son söz olmadığını ve İsa Mesih’te yeni yaratılışla son sözün söylendiğini duyduğundan emin olmalıyız. Onlara Vahiy kitabı aracılığıyla sonun başlangıçtan daha iyi olduğunu ve ilk yaratılışın bereketlerinin yeni yaratılışla daha da büyütüleceğini göstermeliyiz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Aynı şekilde Levililer’i vaaz ederken de, vaizler olarak bu kitaba İsa Mesih’te tamamlanan şeylerin ışığında bakmıyorsak, onu nasıl vaaz edebiliriz? Kesinlikle Eski Antlaşma kurbanlarının, İsa Mesih’in çarmıhtaki eylemiyle tamamlandığını duyurmamız gerekir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Dahası, yiyecekler ve temizlikle ilgili yasaları da kanonik olarak yorumlamalıyız. Böylece Rab’bin bizleri yiyecekler ve temizlikle ilgili olan yasaları izlemeye çağırmadığını kavrayabiliriz. Bu kurallar, daha büyük bir şeye işaret etmek amacıyla oradadırlar ve bu da, imanlılar olarak sürdürmemiz gereken kutsallık ve yeni yaşamlardır (1. Kor. 5:6-8; 1. Pet. 1:15-16).</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Aynı zamanda bu durum, Yeni Antlaşma’nın açıkça öğrettiği gibi, günümüz imanlılarının hâlâ Musa’nın yasası altında oldukları anlamına da gelmemektedir (Gal. 3:15-4:7; 2. Kor. 3:7-18). Yapılan eski antlaşma, kurtuluş tarihi içinde belli bir süreliğine etkin olmak üzere verilmişti. Artık Mesih’te gerçekleşen tamamlanışla birlikte bizler, İsraillilere Rab tarafından verilen yasa altında değiliz. Bu nedenle, İsrail’e verilen yasaların günümüz uluslarına bir örnek olarak uygulanması (günümüz Teonomistlerinin yaptığı gibi) hatadır. Vaazlarımızda Tanrı halkı olarak İsrail’le İsa Mesih’in kilisesi arasındaki farkı ortaya koymalıyız. İsrail, Tanrı’nın antlaşma halkını ve politik bir yapıyı simgeleyen teokratik halkıydı. Ancak günümüzde İsa Mesih’in kilisesi politik bir yapı değildir ve ulus devletler için yasalar içermez. Kilise her dilden, her oymaktan ve her ulustan insanları içerir. Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki bu farkı görememek, topluluklarımızı alt üst edebilir.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Eski ve Yeni Antlaşma arasındaki farkları anlamazsak, zaman zaman, örneğin Yeşu’nun toprakları ele geçirmesini anlatırken zorluk çekeriz. İsa Mesih’in kilisesi için olan vaat, elbette bir gün Kenan diyarını ele geçireceğimiz değildir! Bunun yerine, Yeni Antlaşma’yı okuyarak bu toprak vaadi tipolojik olarak anlaşılabilir ve Yeni Antlaşma’da son kez gerçekleşen bir vaat halini alır. İbraniler kitabı, Yeşu’daki esenlik ve dinlenme vaadinin, Tanrı halkı için son ve en büyük huzur vaadi olmadığını açıklamaktadır (İbr. 3:7-4:13). Pavlus, İbrahim’e vaat edilen toprakların sadece Kenan diyarından ibaret olmadığını ve evrensel bir hal almış olduğunu açıklar (Rom. 4:13). İmanlılar olarak İbraniler kitabında görüyoruz ki, bizler dünyasal bir kenti değil, gelecek olan göksel kenti bekliyoruz (İbr. 11:10, 14-16; 13:14). Ya da Yuhanna’nın Vahiy 21-22’de aktardığı Göksel Yeruşalim’i bekliyoruz ki bu da yeni yaratılışın ta kendisidir. Başka bir deyişle, eğer Yeşu’dan vaaz veriyorsak ve Mesih’teki mirasımızı ve yeni yaratılışı vurgulamıyorsak, bu durumda Kutsal Yazılar’ın hikâyesini ortaya koymakta da başarısız olmuşuz demektir. Bunu yaptığımızda, mesajın bir kısmını kesip atmış oluruz ve bu nedenle de dinleyiciler Kutsal Yazılar’ın tümünün Mesih’te nasıl tamamlandığını ve Tanrı’nın bütün vaatlerinin Mesih İsa’da nasıl “Evet” ve “Amin” olduğunu görememiş olurlar (2. Kor. 1:20).</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Eğer Kutsal Yazılar’ı kanonik olarak, Kutsal Kitap teolojisini kullanarak vaaz edersek, Mesih’i hem Eski Antlaşma’yla hem de Yeni Antlaşma’yla ilan etmiş oluruz. Elbette gereksiz basitleştirmeye ve simgeselliğe kapılmamaya ve antlaşmalar arasında zorlama bağlantılar kurmamaya dikkat etmeliyiz. Eğer doğru şekilde Kutsal Kitap teolojisini çalışır ve elçisel yorumbilimini takip edersek, bu tuzaklara düşmeyiz. Sonuçta elçisel yazarlar, Eski Antlaşma’nın Mesih’e işaret ettiğine ve O’nda tamamlandığına inanıyorlardı. İsa Mesih’in kendisi onlara yorumbilimini öğretmişti, tıpkı Kleopas’a ve arkadaşına Kutsal Yazılar’ı Emmaus yolunda öğrettiği gibi (Luka 24). Bu noktada bazı kişiler, elçilerin yorumbiliminin Tanrı tarafından esinlenmiş olduğunu ancak günümüzde tamamıyla örnek alınmaması gerektiğini iddia etmiştir. <a id="_ftnref11" href="#_ftn11"><sup>[11]</sup></a> Böyle bir görüş hatalıdır çünkü bu görüş, Kutsal Kitap’ın gerçek anlamıyla, elçilerin Eski Antlaşma’yla uyumlu olarak gördüğü tamamlanmanın uyuşmadığını öne sürmektedir. Eğer bu doğruysa, antlaşmalar arasında kurulan bağlantılar dayanaksızdır ve elçiler (ve hatta Mesih’in kendisi!), günümüzde Eski Antlaşma’yı yorumlarken model teşkil etmemektedirler.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Ancak elçilerin Tanrı tarafından esinlendiğine ve hikmetli Eski Antlaşma yorumcuları olduklarına inanıyorsak, o zaman Eski Antlaşma’yı İsa Mesih’te tamamlandığı gerçeği ışığında okumamız mümkündür. Eski Antlaşma’nın olay örgüsü ve yapısı, her zaman O’na işaret eder ve O’nda tamamlanmıştır. <a id="_ftnref12" href="#_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Eski Antlaşma’da İbrahim’e verilen vaatleri okuduğumuzda, bunların İsa Mesih’te tamamlandığını fark ederiz. Eski Antlaşma’daki kurbanların gölgeleri, Mesih’te anlam bulmaktadır. Örneğin:</p>
<p></p>
<p></p>
<ul class="wp-block-list">
<li>Fısıh, Pentikost ve Çardak Bayramı gibi bayramlar, Mesih’e Fısıh kurbanı ve Ruh’un armağanı olarak, İsa’ya da dünyanın Işığı olarak işaret etmektedir.</li>
<li>İmanlıların artık Şabat’ı tutması gerekmez çünkü bu da, Eski Antlaşma’daki gölgelerden biridir (Kol. 2:16-17; krş. Rom. 14:5) ve artık imanlılar için geçerli olmayan Sina Antlaşması’na aittir (Gal. 3:15-4:7; 2. Kor. 3:4-18; İbr. 7:11-10:18). Şabat, bizim için Mesih’te başlamış olan ve son günde de göksel huzur diyarında tamamlanacak olan dinlenmeye işaret etmektedir (İbr. 3:12-4:11).</li>
<li>Tapınak, Mesih’teki gerçek tapınağa işaret eder. Sünnet de çarmıh ve Ruh’un işlerinde gördüğümüz yüreklerin sünnetiyle tam bir karşılık bulmaktadır.</li>
<li>Davut, İsrail Kralı olarak ve Tanrı’yı arayan bir kişi olarak, bu krallığın doruğundaki kişiyi temsil etmemektedir. Davut, İsa Mesih’e işaret eden bir tiptir. Mesih, yani daha büyük olan Davut günahsızdı. İsa hizmeti, ölümü ve dirilişi aracılığıyla Tanrı’nın halkına verdiği vaatleri tamamlayan Mesih-Kraldır.</li>
</ul>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Eski Antlaşma’yı vaaz ederken, onu bütün bir kanon olarak ele almazsak, kendimizi ya Eski Antlaşma’nın ahlaki öğretileriyle sınırlar ya da Eski Antlaşma’yı belki de vaazlarımızda hiç kullanmayız. İkisi de eşit derecede mümkündür. Hristiyanlar olarak biliyoruz ki, Eski Antlaşma’nın çoğu kısmı doğrudan günümüzle ilişkili değildir. Örneğin, Tanrı bizleri kendi halkını Mısır’dan kurtardığı gibi politik bir kölelikten kurtarmayı vaat etmemiştir. İsrail günümüzde politik anlamda karışık bir yerdir ama Hristiyanlar, sevinçlerinin burada yaşamaktan ya da tapınağa gidip kurban vermekten kaynaklanacağına inanmazlar. Ancak Eski Antlaşma’yı Kutsal Kitap teolojisi ışığında kanonik olarak vaaz etmezsek, Eski Antlaşma çoğu zaman Hristiyan vaazlarında atlanan bir şey olacaktır. Bunu yaparak kendimizi Tanrı Sözü’ndeki harika hazinelerden mahrum bırakmakla kalmaz, aynı zamanda Kutsal Kitap vahyinin derin ve çok yönlü yapısını da göremeyiz. Eski Antlaşma’yı İsa ve elçiler gibi okumuyor oluruz ve sonuç olarak da Tanrı’nın vaatlerinin İsa Mesih’te “evet” ve “amin” olduğunu göremeyiz.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Eski Antlaşma’yı kanonik olarak okumak, Eski Antlaşma’yı tarihi ve kültürel bağlamında okumamak anlamına gelmez. Her yorumcunun ilk görevi, Eski Antlaşma’yı yazarın niyetinin de farkında olarak okumaktır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Kutsal Yazılar’ın olay örgüsünün kavranabilmesi için, her Eski Antlaşma kitabının geriye dönük teoloji ışığında ele alınması gerekir. Ancak aynı zamanda tüm Kutsal Yazılar’ı kanonik olarak okumamız gerekir, öyle ki, Eski Antlaşma bütün hikâyenin, yani tamamlanmanın İsa Mesih’te gerçekleştiği gerçeğinin ışığında okunsun.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Kısacası, Tanrı’nın Sözü’nü vaaz ederken ve Kutsal Kitap teolojisini uygularken, bütüncül bakış açısıyla yaklaşıp ilahi yazarın bütün söylediklerini her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Kutsal Yazılar’ı hem başından sonuna hem de sonundan başına okumalıyız. Her zaman hikâyenin sonuna baktığımız kadar, hikâyenin gelişimine de bakmalıyız.</p>
<p></p>
<p></p>
<h2>SONUÇ</h2>
<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph">Vaizler olarak görevimiz, Tanrı’nın isteğini tam olarak bildirmektir. Eğer vaizler olarak Kutsal Kitap teolojisini uygulamazsak, bu çağrımızı yerine getirmemiş oluruz. İnsanlardan ahlak derslerimiz ve kullandığımız örnekler için bolca alkış alabiliriz ama eğer onlar Kutsal Yazılar’ın tümünün İsa Mesih’e işaret ettiğini anlamaz ve Kutsal Kitap’ın olay örgüsüne bizim anlattıklarımızla birlikte daha da hakim hale gelmezlerse, topluluğumuza sadakatle hizmet etmiyor oluruz. Tanrı hepimize sadık öğretmenler ve vaizler olmamız için yardım etsin, öyle ki, sorumluluğumuzdaki her kişi Mesih’te mükemmel şekilde bulunsun.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><b>Thomas R. Schreiner</b></p><p><b><br></b></p>
<p></p>
<p></p>
<hr class="wp-block-separator">
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn1" href="#_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> D. A. Carson, “Systematic and Biblical Theology,” New Dictionary of Biblical Theology (eds. T. Desmond Alexander ve Brian S. Rosner; Downers Grove: InterVarsity, 2000), 94. Charles H. H. Scobie daha sonra bir tanım daha yapmıştır: “Kutsal Kitap teolojisi, Eski ve Yeni Antlaşma’nın kanonik metinlerinde açıklanan Tanrı vahyinin anlaşılmasının, düzenli bir şekilde çalışılmasıdır.” (“The Challenge of Biblical Theology,” Tyndale Bulletin 42 [1991]: 36).</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn2" href="#_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Brian S. Rosner, “Biblical Theology,” New Dictionary of Biblical Theology, 5.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn3" href="#_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> Kevin J. Vanhoozer, “Exegesis and Hermeneutics,” New Dictionary of Biblical Theology, 56.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn4" href="#_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> a.g.e., 56.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn5" href="#_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> Carson, “Systematic and Biblical Theology,” 100.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn6" href="#_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> Gerhard Hasel, “Biblical Theology: Then, Now, and Tomorrow,” Horizons of Biblical Theology 4 (1982): 66.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn7" href="#_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> Devamı için bkz.&nbsp; Carson, “Systematic and Biblical Theology,” 101-02.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn8" href="#_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> Scobie, “The Challenge of Biblical Theology,” 50-51.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn9" href="#_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> Tipoloji hakkında daha geniş bilgi için bkz. David L. Baker, Two Testaments, One Bible (IVP, 1976), 7. bölüm.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn10" href="#_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> Walter Kaiser, Jr., Toward an Exegetical Theology: Biblical Exegesis for Preaching and Teaching (Grand Rapids: Baker, 1981), 134-40.</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn11" href="#_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> Richard N. Longenecker, Biblical Exegesis in the Apostolic Period (2nd ed.; Grand Rapids: Eerdmans, 1999).</p>
<p></p>
<p></p>
<p class="wp-block-paragraph"><a id="_ftn12" href="#_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> Vaazlarımızda Mesih-merkezliliğin önemiyle ilgili daha fazla bilgi için bkz. Graeme Goldsworthy, Preaching the Whole Bible as Christian Scripture: The Application of Biblical Theology to Expository Preaching (Grand Rapids: Eerdmans, 2000); Sidney Greidanus, Preaching Christ from the Old Testament: A Contemporary Hermeneutical Method (Grand Rapids: Eerdmans, 1999); Edmund P. Clowney, Preaching Christ in All of Scripture (Wheaton: Crossway, 2003).</p>
<p></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/gunumuz-vaazlarinin-cogundaki-sorun-ve-bir-cozum-olarak-kutsal-kitap-teolojisi/">Günümüz Vaazlarının Çoğundaki Sorun ve Bir Çözüm Olarak Kutsal Kitap Teolojisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
