<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teoloji ve Doktrin arşivleri - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/category/makaleler/teoloji-ve-doktrin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/category/makaleler/teoloji-ve-doktrin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Mar 2025 10:44:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 10:29:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sık Sorulan Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=8380</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/" title="Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Bu, eşitlikçilik1 (egalitarianism) yerine tamamlayıcılığın2 (complementarianism) savunulduğu bir makale değildir. Bu konu elbette önemli, ancak bu yazı, kendini tamamlayıcı olarak tanımlayıp teolojilerinin kadınların vaaz vermesine izin verip veremeyeceğini veya izin vermesi gerekip gerekmediğini merak edenler içindir.</p>
<p>Ele almak istediğim soru şu:</p>
<p>Temel tamamlayıcı inançlar göz önünde bulundurulduğunda, kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermesinin Kutsal Kitap’a uygun bir gerekçesi var mıdır?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/">Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/" title="Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2025/03/priscilla-du-preez-WFBVn6fSgys-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<h4 class="wp-block-heading"><strong>Kevin DeYoung</strong></h4>



<p>Bu, eşitlikçilik<a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a> (egalitarianism) yerine tamamlayıcılığın<a href="#_ftn2" id="_ftnref2">[2]</a> (complementarianism) savunulduğu bir makale değildir. Bu konu elbette önemli, ancak bu yazı, kendini tamamlayıcı olarak tanımlayıp teolojilerinin kadınların vaaz vermesine izin verip veremeyeceğini veya izin vermesi <em>gerekip gerekmediğini</em> merak edenler içindir.</p>



<p>Ele almak istediğim soru şu:</p>



<p><strong><em>Temel tamamlayıcı inançlar</em></strong><strong> göz önünde bulundurulduğunda, kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermesinin Kutsal Kitap’a uygun bir gerekçesi var mıdır?</strong></p>



<p>Bu yazıyı okuyan çoğu kişi bu sorunun ne kadar önemli olduğunu anlıyor. Bu sorunun gündeme geldiği meseleleri tekrarlamayacağım ya da internette son zamanlarda verilen yanıtları gözden geçirmeyeceğim. Bunun yerine, tamamlayıcı bir bakış açısıyla, kadınların vaaz vermesine izin verilmesi için en iyi örnek olduğunu düşündüğüm şeyle etkileşime gireceğim. İlk olarak, kadınların vaaz vermesine ilişkin argümanı elimden geldiğince adil bir şekilde açıklayacağım. Sonra da bu argümanın –ilk başta ne kadar akla yatkın görünürse görünsün– neden ikna edici olmadığını ortaya koyacağım.</p>



<p><strong>Kadının Sesini Duymak</strong></p>



<p>Kadınların vaaz vermesi konusunda gördüğüm en iyi argüman Avustralyalı din adamı ve inanç savunmacısı olan John Dickson tarafından, <em>Hearing Her Voice: A Biblical Invitation for Women to Preach</em> (Zondervan, 2014) (<em>Kadının Sesini Duymak: Vaaz Vermeleri İçin Kadınlara Yönelik Kutsal Kitap’a Dayalı Bir Çağrı</em>) adlı kitabında sunulmaktadır. J. I. Packer, Craig Blomberg, Graham Cole ve Chris Wright tarafından yazılan tanıtım yazılarıyla birlikte, bu kitabın neden etki bırakan bir kitap olduğunu görebiliriz. Dickson’ın kitabı bir açıklık ve erişilebilirlik örneğidir. Yüz sayfadan daha kısa bir yazıyla, Dickson –“genel anlamda tamamlayıcı görüşte” biri olduğunu kabul eden biri olarak (88)– kadınların pazar ibadetlerinde vaaz vermelerinin meşruiyetini düşünceli, açık bir şekilde savunmaktadır.</p>



<p>Dickson’ın 1. Timoteos 2:12’ye odaklanması şaşırtıcı değildir. Uygulama birçoğumuz için açık görünse de –kadınların öğretmesine ya da yetki kullanmasına izin verilmez, bu nedenle vaaz vermemelidirler– Dickson, Pavlus’un öğretmekten ne kastettiğini yanlış anladığımızı savunuyor. Dickson şöyle yazıyor: “Basitçe ifade etmek gerekirse, Yeni Antlaşma’da çok sayıda topluluk önünde konuşma hizmeti vardır –öğretme, öğüt verme, müjdeleme, peygamberlikte bulunma, okuma ve benzeri– ve Pavlus <em>bunlardan sadece birini</em> nitelikli erkeklerle sınırlandırır: ‘öğretme’ ” (11-12).</p>



<p>Dickson’ın argümanının merkezinde, şu şekilde özetleyebileceğimiz basit bir kıyas vardır:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Kadınların ibadette yapamayacakları tek şey öğretmektir.</li>



<li>Pavlus için öğretmek, bizim günümüzde vaaz olarak bildiğimiz şeyle aynı olmayan, teknik ve dar anlamda değerlendirilen bir girişimdi.</li>



<li>Dolayısıyla, kadınlar bir kilise ibadetinde neredeyse her şekilde konuşabilirler ve buna vaaz vermek de dahildir.</li>
</ol>



<p>Peki eğer vaaz vermek öğretmekle aynı şey değilse, Pavlus öğretmek derken neyi kastediyordu? Dickson şöyle açıklıyor:</p>



<p>1. Timoteos 2:12, Kutsal Yazılar’ı temel alacak biçimde genel bir konuşma türünden bahsetmez. Bundan ziyade, Yeni Antlaşma boyunca görülen spesifik bir etkinlikten bahsetmektedir ve bu da, <em>elçilere emanet edilen geleneği korumak ve aktarmaktır</em>. Bu etkinlik günümüzün tipik açıklayıcı vaazında gördüğümüz gibi Kutsal Kitap’ın bir metnini açıklamaktan ve yaşama uygulamaktan farklıdır (12)</p>



<p>Dickson bu öncül çıkarımını dört parça hâlinde destekler.</p>



<p><strong><em>1. Parça</em></strong>. Kutsal Kitap’ta bahsi geçen birkaç farklı konuşma türü vardır: peygamberlik etme, müjdeleme, okuma, nasihat etme, öğretme vs. 1. Korintliler 12:28, 1. Korintliler 14, Romalılar 12:4-8 ve 1. Timoteos 4:13 gibi metinlerden biliyoruz ki, Pavlus konuşma hizmetlerini birbiriyle denk biçimde değerlendirmiyordu. Bu konuşma türlerinden yalnızca biri –öğretme etkinliği– erkeklere mahsustur (27).</p>



<p><strong><em>2. Parça</em></strong>. Antik dünyada ve özellikle Pavlus için, öğretmek (didasko) sabit bir sözlü geleneği aktarmak için kullanılan teknik bir tabirdi (s. 34, 35). Öğretmek yorumlama veya açıklamaya değil, sözleri sabit biçimde aktarmaya karşılık gelmektedir (s. 33). Kutsal Kitap kanonunun tamamlanmasıyla, öğretmeye bu teknik anlamıyla aynı şekilde ihtiyaç duyulmamaktadır.</p>



<p><strong><em>3. Parça</em></strong>. Yeni Antlaşma’da, öğretmek hiçbir zaman bir Kutsal Kitap metnini açıklamak veya yaşama uygulamak anlamına gelmez (s. 50, 54). Öğretmen, sabit gelenekleri veya elçisel sözler bütününü esas kaynağından alıp yeni bir iman topluluğuna dikkatle aktaran kişiydi (s. 57, 59, 61). Günümüzde bazı vaazların bu aktarımın unsurlarını içermesi ihtimal dahilindedir ancak haftalık metin açıklamalarının tipik işlevi bu değildir (s. 64). Bizim vaaz olarak düşündüğümüz şey, daha uygun biçimde nasihat olarak adlandırılır (s. 65).</p>



<p><strong><em>4. Parça</em></strong>. Elçisel emanet, Yeni Antlaşma’nın sayfalarında bulunmaktadır. İsa’yla ilgili sabit sözlü gelenekleri koruma ve aktarma görevi, hiçbir bireye yüklenmiş değildir (s. 72, 74). Vaizlerimizle antik dönemdeki öğretmenler arasında benzeşim kurulabilir ama bizler elçisel emaneti aynı ölçüde, aynı şekilde veya aynı yetkiyle koruyup aktarmıyoruz (s. 73, 75). Bir vaizin elçilerin öğretisi üzerinde yorumlar yaptığı, bize bu öğretiyi izlemeyi nasihat ettiği ve sonrasında bu öğretiyi yaşama uyguladığı tipik vaaz kendi başına öğreti değildir. Günümüz vaazı, sizin tanımınıza bağlı olarak, daha çok peygamberlik etmek veya nasihat etmek gibidir ve bunların ikisi de kadınlara açıktır (s. 75).</p>



<p><strong>Evet’ten Hayır’a</strong></p>



<p>Dickson kendi savunmasını yaparken akademik dipnotlara ve aynı zamanda da ikazlara ve nitelendirmelere başvurur. Ama argümanının özü dikkat çekici biçimde basittir: Öğretmek bizim vaaz verirken yaptığımız şey değildir. Kadınlara yasak olan şey yalnızca öğretmektir. Dolayısıyla kadınlar kiliselerimizde vaaz verebilirler.</p>



<p>Dickson’ın tezini iki temel nedenle ikna edicilikten uzak buluyorum. <em>Antik dönemdeki öğretişe olan bakışının fazla dar olduğuna ve günümüz vaazına olan bakışının fazla zayıf olduğuna inanıyorum. </em>Öğretişe farklı açılardan bakarak bu çıkarımımı açayım.</p>



<p><strong>Erken Dönemdeki Kilisede Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’un yaklaşımının güçlü noktası, kendisinin haklı olarak Yeni Antlaşma’daki farklı konuşmalara parmak basmasıdır. Doğru; öğretmek, nasihat etmek, peygamberlik etmek ve okumak birbirine denk şeyler değildir. Ancak yine de, kendisinin “öğretme” konusundaki fazla teknik tanımı eldeki verilere uymamakta veya hatta bazı noktalarda temel sağduyuya ters düşmektedir. Eğer “Kadının öğretmesine izin vermiyorum” demek, “Kadının vaaz vermesine izin veriyorum çünkü vaaz vermek öğretmeyi içermiyor” anlamına geliyorsa, vaaz vermeyi ve öğretmeyi oldukça kısıtlayıcı şekillerde tanımlıyor olmamız gerekir.</p>



<p>Dahası, bu son derece detaylı okumanın neden iki bin yıldır neredeyse her yorumcunun gözünden kaçtığını da merak etmemiz gerekir. Kitabının son sayfasındaki manidar bir dipnotta Dickson şöyle yazıyor: “Erken dönemdeki kilisede ‘öğretme’ kelimesinin zaman içerisinde Yeni Antlaşma’nın (ve tüm Kutsal Kitap’ın) yazılı sözlerini açıklamak ve yaşama uygulamak anlamında kullanılmaya başlandığına hiç şüphem yok. Bu ilginç bir araştırma konusu olurdu ama 1. Timoteos 2:12’de Pavlus’un bu önemli tabirle başka bir anlam kastettiği bulgusunu bozar mıydı emin değilim (s. 104). Burada bir itirafta bulunulduğunu görüyoruz. Ama şu soruyu sormayı gerekli kılıyor: “Eğer antik dünyada ‘öğretme’ açıkça dar bir biçimde sözlü gelenekleri tekrar etmek anlamını taşındıysa, neden hiç kimse bu özel teknik tanıma değinmiyor gibi görünüyor?” Muhakkak, bizim nihai yetki kaynağımız Kutsal Kitap’tır ancak eğer bir argüman çok büyük ölçüde birinci yüzyıl bağlamına dayanıyorsa, kilisenin ilk yüzyıllarının argümanı yavaş yavaş yok etmesini değil, pekiştirmesini beklersiniz.</p>



<p>Örneğin, <em>Didake</em>’yi ele alalım. İlk yüzyılın sonlarıyla tarihlendirilen bu belge öğretmenlerle ilgili pek çok şey söylemektedir. Öğretmenlerin [kitabın ilk on bölümünde] “bahsedilmiş olan tüm bu şeyleri öğretmeleri” gerekmektedir (11:1). <em>Didake</em>’de ortaya koyulan kilise düzenine uygun bir şekilde öğretmeleri gerekir (11:2). Önemli biçimde, <em>Didake </em>gezgin öğretmenlerin, elçilerin ve peygamberlerin varlığını varsaymaktadır ve hepsinin de öğretmeleri (<em>didaskon</em>) gerekmektedir (11:10-11). “Öğretme”nin; peygamberlerin ve diğer konuşmacıların yaptıklarını da kapsayacak kadar geniş bir tabir olduğunu söylemektedir ki hatta <em>Didake</em>’nin kendisi zaten öğretiştir.</p>



<p>“Öğretmek” İsa’yla ilgili sözlü gelenekleri aktarmayı kesinlikle içerebiliyor olsa da, yalnızca bununla sınırlandırılamaz. Hughes Oliphant Old’un açıkladığı üzere, “<em>Didake </em>tüm zamanlarını vaaz vermeye ve öğretmeye adayan peygamberlerden, öğretmenlerden, piskoposlardan ve diyakonlardan oluşan büyük bir grubu varsaymaktadır.” Tam zamanlı öğretmenlerle ve “kutsalların, Söz’ün vaaz edildiği gündelik toplanmalarıyla” birlikte, “öğretmek” ile meşgul olan bu çeşitli görevlilerin, tüm Kutsal Yazı metinlerinin açıklanmasından istikrarlı biçimde kaçınmasını hayal etmek zordur.</p>



<p>Elbette, gerçek öğretmenler elçisel emaneti <em>aktarıyorlardı</em> ancak bu, yalnızca İsa’nın sözlerini tekrar ettikleri anlamına gelmez. <em>Didake</em>’de ebeveynlere, çocuklarına Rab korkusunu öğretmeleri (<em>didaxeis</em>) söylenir (4:9). Bariz biçimde, yazar(lar) öğretmenin teknik bir tanımla sınırlı olduğunu düşünmemektedir. Yazar(lar) vaazın yorumda bulunmak ve uygulamaya değinmekten çok az fazlası olduğunu da düşünmemektedir. “Evladım, sana Tanrı’nın Sözü’nü vaaz edeni gece gündüz hatırla ve sanki Rab’bi onurlandırırmış gibi onu onurlandır. Çünkü Rab’bin doğası nerede vaaz ediliyorsa, Rab oradadır” (4:1). <em>Didake</em>’ye göre, öğretmek sözlü geleneği aktarmaktan çok daha fazlasıdır ve vaaz etmek birkaç nasihat sözünden daha fazlasını içermektedir.</p>



<p><strong>Sinagogda Öğretmek</strong></p>



<p>Dickson’ın argümanındaki kilit noktalardan biri de, Pavlus’un öğretme kavramının temelinde Ferisilerin uygulamasının yattığıdır. Ferisiler atalarının sözlü geleneklerini sonraki kuşaklara aktarıyorlardı (Mar. 7:7). Ferisiler nasıl Bilgin Hillel’in sözlerini tekrar edebiliyorlardıysa, Yeni Antlaşma öğretmeni de İsa’nın sözlerini tekrar edebiliyordu. Dickson’a göre, Yeni Antlaşma’daki “öğretme”ye en paralel olan şey, <em>Mişnah</em>’ta tekrar edildiğini ve biriktirildiğini gördüğümüz haham geleneklerinin aktarılmasıdır (s. 39).&nbsp;</p>



<p>Bu, Dickson’ın yürüttüğü mantığın önemli unsurlarından biridir ve kendisi bunu birden çok kez tekrar eder (s. 39, 73, 100-102). Bu argüman iki yönden sorunludur.</p>



<p>İlk olarak, <em>Mişnah </em>ilk ve ikinci yüzyıldaki hahamların sözlerini bir araya getiriyor olsa da, bu hahamlar kendilerini Tevrat’ı açıklıyor ve uyguluyor olarak görüyorlardı. Bir başka deyişle, “öğretme” konusundaki örneğimiz <em>Mişnah </em>olsa bile, “sözlü gelenek” ile “metinleri açıklamak”<a href="#_ftn3" id="_ftnref3">[3]</a> arasında kesin bir çizgi yoktur.</p>



<p>İkinci olarak, Yahudi sinagog ibadetiyle erken dönemdeki Hristiyan ibadeti arasında paralellik kurmak, sinagog ibadetiyle Mişnah arasında paralellik kurmaktan daha iyi olur. Nitekim Pavlus 1. Timoteos 2. bölümde toplu ibadetten bahsetmektedir. Hristiyanlık dönemine kadar geçen yüzyıllar içerisinde, Yahudiler vaaz sanatını geliştirdi ve ona sinagog ibadetinde özel bir konum atfettiler. Old’a göre, “o dönemde kendilerini ve yaşamlarını Kutsal Yazılar’ı çalışmaya adamış ve sinagogdaki önderlerin onları vaaz için davet etmeleri durumunda kendilerini vaaz vermeye hazırlamış olan büyük bir grup adam vardı.” 1. Timoteos 2:12’de kadınlara öğretmelerini yasaklarken, Pavlus’un aklında yalnızca sözlü geleneklerin tekrarından ziyade Yahudi ibadetlerinde metin açıklamaları yapan adamların köklü geleneğinin olması akla daha çok yatmaktadır.</p>



<p><strong>Eski Antlaşma’da Öğretiş</strong></p>



<p>Dahası, bu sinagog öğretişi hizmetinin kökleri Eski Antlaşma’ya uzanmaktadır. Musa, halka Tanrı’nın kurallarını ve ilkelerini öğretti. Evet, bunları tekrar etti ama aynı zamanda açıkladı ve yaşama uyguladı (Yas. 4:1-14). 5. ayette geçen “öğrettim” kelimesi (Kitab–ı Mukaddes Çevirisi), İbranice Kutsal Yazılar’ın ilk yüzyıldaki Grekçe çevirisi olan Septuaginta’da (LXX) <em>didaskō </em>olarak geçer. Kâhinlerin, en azından bazılarının, öğreten kâhinler olmaları (2.Ta. 15:3) ve insanlara Yasa Kitabı’nı öğreterek (<em>edidaskon</em>, LXX) Yahuda kentlerini dolaşmaları gerekiyordu (2.Ta. 17:9). Ezra kendini Rab’bin Yasası’nı çalışmaya ve İsrail&#8217;de kuralları, ilkeleri öğretmeye (<em>didaskein</em>, LXX) adamıştı (Ezr. 7:10). Benzer şekilde, Ezra ve Levililer Tanrı’nın Yasa Kitabı’nı okudular ve insanlara öğrettiler (<em>edidasken</em>, LXX); öyle ki, okunanı anlayabilsinler (Neh. 8:8).</p>



<p>Ezra ve Nehemya’da tarif edilen uygulamalar, kesinlikle hâlihazırda köklü biçimde yerleşmiş olan uygulamalara işaret ediyorlar. Metinler var, öğretmenler var, bir topluluk var. Yahudi sinagog ibadetlerinin ve sonrasında başlangıç noktaları olarak sinagog ibadetini kullanacak olan Hristiyan ibadetlerinin en önemli unsurlarını minyatür biçimde görmekteyiz. Pavlus’un “öğretme” hakkında konuşurken aklında hiçbir şekilde Eski Antlaşma veya Yahudi geleneğinin olmadığını ve yalnızca Ferisilerin sözlü gelenek aktarımının olduğunu ve üstüne üstlük hitap ettiği kitlenin bunu anlayacağını düşünmek zordur. Yukarıda bahsedilen her Eski Antlaşma olayında, öğretmen yazılı bir metni açıklamaktadır. Bu, <em>didaskō</em>nun metni açıklamayı içermek zorunda olduğu anlamına gelmez ancak burada ispat göstermeye mecbur olan kişiler, <em>didaskō</em>nun kesinlikle bu anlama gelmediğini iddia eden kişilerdir.</p>



<p><strong>Yeni Antlaşma’da Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’a, 1. Timoteos 2:12’deki kadınlara yapılan yasaklamanın mümkün olan en geniş anlamıyla alınmaması gerektiği konusunda katılıyorum. Pavlus burada kadınların bir başka kişiye bilgi aktarmasını tümden yasaklama niyetinde değildir. Pavlus ibadet içerisindeki uygunluktan bahsetmektedir, Titus 2’de kadınların kadınlara ve Elçilerin İşleri 18’deki Priskila ve Akvila’nın Apollos’a yaptığı öğretiş türünden değil. Ancak sırf öğretmenin en geniş tanımını reddediyoruz diye, elimizde kalan diğer tek seçenek en dar tanım da olmaz. Dickson bize “öğretme”yi sözlü geleneği aktarmakla denk tutturmaktadır. Bu, elçisel çağda öğretmenin kesinlikle bir parçasıydı ancak Yeni Antlaşma’da elçisel gelenekten bahsedildiği birçok yerde asla <em>didaskō </em>geçmez (1.Ko. 2:2; 3:10; 11:2, 23-26; 15:1-11; Gal. 1:6-9; 1.Se. 4:1-2). Kullanılan dil daha çok almak, nakletmek ve sonraki kuşaklara aktarmak şeklindedir.</p>



<p>Önemli biçimde, Dağdaki Vaaz “öğretiş” olarak isimlendirilir (Mat. 7:28-29). Dickson’a göre, Dağdaki Vaaz “öğretiş”tir çünkü İsa din bilginlerinin geleneğini düzeltmekte ve kendisinin yetkili geleneklerini miras bırakmaktadır. İsa’nın yaptığı şey bir metin üzerinde açıklamalar yapmak değildir (s. 54). Elbette, Dickson İsa’nın ne <em>yapıyor </em>olduğu konusunda haklıdır. Ancak İsa’nın ne <em>yapmıyor </em>olduğuna ilişkin iddiasında hatalıdır. Dağdaki Vaaz, Eski Antlaşma üzerine göndermelerle, paralellerle ve açıklamalarla doludur. İsa’nın günümüzdeki gibi bir vaaz verdiğini iddia etmemize gerek yok. Mesele, Yeni Antlaşma’nın her yerinde “öğretiş”in “açıklama” anlamına geldiği değildir. Mesele, bu iki fikrin birbirinden temiz biçimde ayrı tutulamayacağıdır.</p>



<p>İsa birçokları tarafından “rabbi” olarak tanınıyordu ve bu, “öğretmen” anlamına gelen gayri resmi bir unvandı. Bir öğretmen olarak, İsa sık sık Eski Antlaşma’dan alıntılar yaptı ve onları açıkladı. Hatta, Old’un savunduğu üzere, İsa’nın hizmetinin sonunda tapınaklarda öğretmesinin amacı, İsa’nın rabbilik görevinin tamamlanışı olduğunu göstermekti. Matta 21-23’te dönemin farklı okullarının –Hirodes yanlıları, Ferisiler, Sadukiler– Yasa hakkındaki sorularıyla İsa’ya geldiklerini ve İsa’nın bu soruların hepsini cevapladığını görüyoruz. Onların bilmecelerini çözerek ve kurdukları tuzaklardan sıyrılarak, İsa kendisinin baş öğretmen, rabbilerin rabbisi olduğunu gösterdi. Ve bu gösteriminde, sürekli olarak Kutsal Yazılar’ı açıkladı ve yorumladı. Öğretme konusundaki birinci yüzyıl Yahudi anlayışı, Tanrı esini olan metinlerin düzgünce yorumlanmasından ayrı tutulmamalıdır ve yalnızca “sözlü gelenekleri aktarmak”la da sınırlandırılamaz.</p>



<p><strong>Pastörel Mektuplar’da Öğretiş</strong></p>



<p>Peki –Eski Antlaşma arka planına, sinagog arka planına, Dağdaki Vaaz’da “öğretiş”in kullanılmasına ve erken dönemdeki kilisenin daha geniş anlamdaki öğretmen anlayışına rağmen– Pavlus Pastörel Mektuplar’da öğretmenin oldukça dar bir tanımını kullanmayı seçtiyse? Pastörel Mektuplar’daki tüm “öğretiş” (veya “öğretme”) kullanımlarını incelendikten sonra, Dickson şu sonuca varıyor: “Öğretiş”, bir fiil veya isim olarak, Kutsal Kitap’ı açıklamaya değil, kiliselere aktarılan elçisel söze karşılık gelmektedir (s. 59). Basitçe ifade edecek olursak, “öğretmek” bir ayeti anlamlandırmak ve yaşama uygulamak anlamında değildir; tekrar etmek ve aktarmak anlamındadır (s. 64-65). Pavlus’un “öğretişi” <em>asla </em>(Dickson’un kelimesidir ancak vurgu bana ait) bizim günümüz anlamıyla bildiğimiz ayet açıklaması değildi (s. 74). Başka yerlerde öğretiş neyi kapsarsa kapsasın, Dickson’a göre, Pavlus için öğretiş yalnızca sözlü geleneği aktarmak anlamına gelmekteydi.</p>



<p>Dickson, Pastörel Mektuplar’da “öğretiş”in, İsa hakkındaki elçisel gerçeğin iyi emanetini aktarmakla ilgili olduğu konusunda kesinlikle haklıdır. Örneğin muhafazakâr akademisyen William Mounce, 1. Timoteos 2:12’nin “Mesih ve Kutsal Yazılar hakkındaki geleneğin yetkiyle topluluğa aktarılması”yla ilgili olduğunu veya “Hristiyan geleneğinin korunması ve aktarılması”nı içerdiğini onaylamakta hiçbir sakınca görmez. Ancak dikkat ederseniz, Mounce Hristiyan geleneğini yalnızca sözlü geleneğe indirgemez ve Kutsal Yazılar’ın açıklanıp yorumlanmasını hariç tutmaz. Benzer biçimde, <em>Theological Dictionary of the New Testament</em>’e göre (<em>TDNT</em> – Yeni Antlaşma Teolojik Sözlüğü)<em> didaskein </em>“Yeni Antlaşma’da bile Kutsal Yazılar’la yakından bağlantılıdır.” Daha sonrasında <em>TDNT</em>, Pastörel Mektuplar’da dahi “Kutsal Yazılar ve <em>didaskein </em>arasındaki yakınlığın korunmakta olduğu”nu onaylar.</p>



<p>Bu kesinlikle doğrudur. Gerçekten Pavlus’un ihtiyarların öğretmeye yetenekli olmaları gerektiğini söylerken, burada Kutsal Yazılar’ı doğru biçimde ele almaya veya gerçeğin bildirisini doğru kullanmaya (2.Ti. 2:15) hiçbir şekilde gönderme olmadığını mı düşüneceğiz? Öğretmek, sözlü gelenekleri aktarmaktan daha genel olmak zorundadır, yoksa Pavlus yaşça büyük kadınlara nasıl genç kadınlara “iyi olanı öğretmelerini” (<em>kalodidaskalos</em>) söyleyebilirdi ki (Tit. 2:3)? Ya da 1. Timoteos 4:13’ü düşünün. Pavlus burada Timoteos’a kendini topluluğa Kutsal Yazılar’ı okumaya, öğüt vermeye ve öğretmeye adamasını söyler. Muhakkak, bunlar aynı görevler değildirler ama Dickson’un yorumuna göre, Timoteos’un Kutsal Yazılar’ı okuması, Kutsal Yazılar’dan nasihatler vermesi ve sonrasında elçisel emaneti miras bırakması ancak bunu yaparken, ayet açıklamalarının hiçbir şekilde görevinde belirleyici olmaması gerekiyordu.</p>



<p>Benzer biçimde, Dickson’ın iddia ettiğine göre, Pavlus tüm Kutsal Yazılar’ın öğretmek için yararlı olduğunu söylerken (2.Ti. 3:16), Timoteos’un iyi emaneti topluluğa aktarmak üzere daha iyi donatılmış olabilmesi için Kutsal Yazılar’ı bireysel olarak okuması gerektiğini ancak yine, bunu bir Kutsal Yazı metnini açıklamadan yapması gerektiğini kastetmektedir (s. 52-53). Eğer bu doğruysa, o hâlde Pavlus öğretmenlerin azarlarken, yola getirirken veya eğitirken, Kutsal Yazılar’ı açıklamakla pek bir işleri olduğunu düşünmüyordu. Kutsal Kitap bu görevlere etki yapabilir ama açıklama hiçbir şekilde yoktur (s. 57). Bu ince elenmiş öğretiş tanımı ikna edici değildir. Elçilerin İşleri’ndeki vaazlara bakın. İyi emanetin aktarıldığı ancak aynı zamanda Kutsal Yazılar’ın da açıklanmadığı bir an neredeyse hiç yoktur. Ve 1. Korintliler 15’te Pavlus kendisinin aldığı bildiriyi <em>bariz biçimde </em>aktarırken, mesaj sözel formüllerin tekrarlanmasından ibaret değildir. Mesaj, şu elçisel gelenektir: <em>Kutsal Yazılar uyarınca</em> Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve <em>Kutsal Yazılar uyarınca</em> üçüncü gün ölümden dirildi. Elçisel emaneti Kutsal Kitap referansları ve açıklamaları olmadan aktarmamızın pek mümkün olmadığını görmek için, <em>didaskō</em>yu üç noktalı bir vaazla denk tutmamıza gerek yoktur.</p>



<p><strong>Bugünkü Vaazlarda Öğretiş</strong></p>



<p>Dickson’ın antik dönemdeki öğretiş tanımı fazla darken, günümüz vaazına ilişkin anlayışı fazla zayıftır. Dickson’ın anlatımına göre vaaz, esasında yorumda bulunmak artı yaşama uygulamaktır. Açıkçası benim vaaz vermenin neyi kapsadığına ilişkin son derece farklı bir görüşüm var ve vaazın bundan daha azı olmasından dolayı değil, çok daha fazlası olmasından dolayı bunu söylüyorum. Vaiz bir <em>kērux</em>tur, yani bir habercidir (2.Ti. 1:11). Elbette, bizim bir elçinin yetkisiyle vaaz verdiğimizi söylemiyorum ancak vaaz vermeye çağrılan nitelikli adamlar <em>gerçekten </em>elçisel emaneti aktarmaktadırlar ve yetkiyle vaaz etmeleri <em>gereklidir</em>. Yoksa Pavlus neden –o denli tesirli bir dille ve o denli büyük nasihatlerle– Timoteos’a Söz’ü vaaz etmesini; bütün tahammül ve öğretişle azarlamasını, paylamasını ve teşvik etmesini buyursun (2.Ti. 4:1-2 – Bünyamin Candemir Çevirisi)?</p>



<p>Günün sonunda, Dickson’ın yaklaşımının tarihsel açıdan ve ayet anlamlandırmaları açısından ikna edicilikten uzak olduğuna; en azından tamamlayıcı görüşte olanlar için uygulamada çalışılamaz olduğuna inanıyorum. Başkaları türlü sebeplerle kadınların vaaz vermelerini uygun bulabilirler. Ancak kılı kırk yarmaya çalışıp, “Bu pazar sabahının mesajı bir vaaz değil, bir paylaşım” veya “Bu kadın ihtiyar heyetinin yetkisi altında vaaz veriyor” gibi argümanlar öne süren tamamlayıcı görüş sahiplerine, kadınların neden her zaman veya her şekilde vaaz vermelerine izin vermedikleri sorulduğunda, bu soruya yönelik argümanlarının fazlasıyla keyfi olduğunu görecektirler.</p>



<p>Farklı noktalarda, Dickson günümüzde vaazın bazen öğretiş içerebildiğini ve Yeni Antlaşma’daki farklı konuşma türlerinin muhtemelen örtüştüğünü kabul eder:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu üç konuşma biçiminin (öğretme, peygamberlik etme ve nasihat etmenin) keskin biçimde ayrı olduklarını veya içerik ve işlev olarak hiçbir önemli örtüşme olmadığını iddia etmiyorum (s24).</li>



<li>Günümüzde <em>bazı </em>vaazlar elçisel emaneti yetkiyle korumaya ve aktarmaya yakın bir şey içerebilirler ancak haftalık ayet açıklamalarının tipik işlevinin bu olduğuna inanmıyorum (64).</li>



<li>Timteos’un bu elçisel öğretilere kendi söylemlerini, açıklamalarını ve uygulamalarını eklediğine şüphem yok ancak bunlar öğretişin belirleyici veya tanımlayıcı unsurları değildir. O noktada, Timoteos daha uygun ismiyle “nasihat etme” olarak bildiğimiz şeye yöneliyor olurdu (65).</li>



<li>Öğretme ve nasihat etme arasında katı bir ayrım oluşturmuyorum ama saptamam şu ki, öğretiş esasen sabit biçimdeki bir şeyi aktarmakla ilgiliyken, nasihat etme esasen insanları Tanrı’nın gerçeğine itaat etmeye ve bu gerçeği yaşamlarına uygulamaya çağırmakla ilgilidir (65).</li>



<li>Şüphesiz nasihat etme ve peygamberlik etme içerisinde bir derece mevcut olan bir öğretme durumu vardı, tıpkı öğretme içerisinde bir derece nasihat etmenin (ve belki peygamberlik etmenin) olması gibi (66-67).</li>



<li>Ayrıca her düzgün vaazda, diğer vaazlara kıyasla daha fazla olarak, hâlâ bir ölçüde elçisel emanetin aktarıldığını da düşünmekteyim (79).</li>
</ul>



<p>Vaaz etmenin karmakarışık olmuş tüm bu unsurlarıyla birlikte, Pavlus nasıl Timoteos’tan bu yumağı çözmesini ve kadınların neyi yapmalarına izin vermemesi gerektiğini bilmesini bekleyebilirdi? Aynı ölçüde önemli olarak, biz bir vaazın ne zaman yetki olmaksızın sadece nasihat etme olduğunu ve ne zaman elçisel emanetin yetkiyle aktarımına kaydığını nasıl ayırt edeceğiz? Belki de “öğretme”yi erken dönemdeki kilise, Yahudi sinagogu, İsa’nın örneği ve Pavlus’un talimatları karşısında mantığa oturmayan yüksek düzeyde teknik bir tanımla görmek yerine, pazar günü az çok vaizin yaptığı şey olarak görmemiz daha iyi olacaktır.</p>



<p>Habercilik olayı –pastör tarafından vaaza kondurulan isim veya ihtiyarlarca verilen örtü ne olursa olsun– yetki sergilemekten ve öğretmekten ayrı tutulamaz ve bunlar, kadınlara ibadette yapmaları yasak tutulan iki şeydir.</p>



<p><strong>Kevin DeYoung</strong> (PhD, University of Leicester) Matthews, Kuzey Carolina’daki Christ Covenant Kilisesi’nin (PCA) kıdemli pastörü ve Reformed Theological Seminary’de (Charlotte) sistematik teoloji doçentidir. Yirmiden fazla kitabın yazarı ve popüler bir köşe yazarı, blog yazarı ve podcast yapımcısıdır. Kevin’in çalışmaları clearlyreformed.org adresinde bulunabilir. Kevin ve eşi Trisha’nın dokuz çocuğu vardır.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> <em>Editör Notu</em>: Vaaz verme konusunda erkekler ve kadınların eşit olduğunu düşünen ve kadınların da vaaz verebileceğini savunan görüş.</p>



<p><a href="#_ftnref2" id="_ftn2">[2]</a> <em>Editör Notu</em>: Kutsal Kitap’ın, vaaz verme görevini sadece erkeklerle sınırladığını savunan görüş.</p>



<p><a href="#_ftnref3" id="_ftn3">[3]</a> <em>Çevirmen Notu: </em>Bu bölüm boyunca “açıklamak” fiiliyle kastedilen şey, “izah etmek” veya “tefsir etmek” olarak da düşünülebilir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/sik-sorulan-sorular/kadinlar-kiliselerimizde-vaaz-vermeli-mi/">Kadınlar Kiliselerimizde Vaaz Vermeli mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/cocuklar-icin-yeni-kent-katesizmi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2024 08:52:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=8224</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/cocuklar-icin-yeni-kent-katesizmi/" title="Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/cocuklar-icin-yeni-kent-katesizmi/">Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/cocuklar-icin-yeni-kent-katesizmi/" title="Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-Children.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8224" class="elementor elementor-8224">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-18586ab elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="18586ab" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-74b43a8" data-id="74b43a8" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8d51915 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8d51915" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h1>Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi</h1><h3> </h3><h3>1. Bölüm: Tanrı, Yaratılış ve Günaha Düşüş, Yasa</h3><h5> </h5><h5 class="wp-block-heading">S. 1: Yaşamda ve ölümde tek umudumuz nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Kendimize değil, Tanrı’ya ait olmamızdır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 2: Tanrı nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı herkesin ve her şeyin yaratıcısıdır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 3: Tanrı’da kaç kişi vardır?</h5><p class="wp-block-heading">Tek Tanrı’da üç kişi vardır: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 4: Tanrı bizi nasıl ve neden yarattı?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı bizi kendi benzeyişinde erkek ve kadın olarak O’nu yüceltmemiz için yarattı.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 5: Tanrı başka neyi yarattı?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı her şeyi yarattı ve tüm yaratılışı çok iyiydi.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 6: Tanrı’yı nasıl yüceltebiliriz?</h5><p class="wp-block-heading">O’nu severek ve O’nun buyruklarına ve yasasına itaat ederek.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 7: Tanrı’nın yasası neyi gerekli kılar?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı’yı tüm yüreğimizle, canımızla, aklımızla ve gücümüzle sevmemizi; ve komşumuzu kendimiz gibi sevmemizi gerekli kılar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 8: On Buyruk’ta belirtilen Tanrı yasası nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Benden başka Tanrın olmayacak. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Tanrın RAB’bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Şabat Günü’nü kutsal sayarak anımsa. Annene babana saygı göster. Adam öldürmeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Çalmayacaksın. Yalan yere tanıklık etmeyeceksin. Göz dikmeyeceksin.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 9: Tanrı birinci, ikinci ve üçüncü buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5><p class="wp-block-heading">İlk olarak, Tanrı’yı tek gerçek Tanrı olarak tanımamızı; ikinci olarak, her türlü putperestlikten sakınmamızı; üçüncü olarak, Tanrı’nın adına korku ve saygıyla yaklaşmamızı gerekli kılar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 10: Tanrı dördüncü ve beşinci buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5><p class="wp-block-heading">Dördüncü olarak, Şabat Günü’nü Tanrı’ya tapınarak geçirmemizi; beşinci olarak, babamızı ve annemizi sevmemizi ve onurlandırmamız gerekli kılar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 11: Tanrı altıncı, yedinci ve sekizinci buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5><p class="wp-block-heading">Altıncı olarak, komşumuzu incitmememizi ya da ondan nefret etmememizi; yedinci olarak, paklık ve sadakatle yaşamamızı; sekizinci olarak, başkasına ait olan şeyi izinsiz almamamızı gerekli kılar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 12: Tanrı dokuzuncu ve onuncu buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5><p class="wp-block-heading">Dokuzuncu olarak, yalan söylememizi ya da aldatmamamızı; onuncu olarak, elimizdekilerle yetinip tatmin olmamızı, başkasını kıskanmamızı gerekli kılar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 13: Tanrı’nın yasasını kusursuzca yerine getiren biri olabilir mi?</h5><p class="wp-block-heading">Günaha düşüşten bu yana, hiçbir insan Tanrı’nın yasasını kusursuzca yerine getirememiştir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 14: Tanrı bizi yasasına uyamayacağımız bir şekilde mi yarattı?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır ama Adem ve Havva’nın itaatsizliği yüzünden, hepimiz günah ve suçluluk içinde ve Tanrı’nın yasasına uyamayacak bir şekilde dünyaya gelmekteyiz.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 15: Yasayı hiç kimse yerine getiremiyorsa, yasanın amacı nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı’nın kutsal doğasını ve kendi yüreklerimizin günahlı doğasını bilebilmemiz; ve böylece bir Kurtarıcı’ya olan ihtiyacımızı bilebilmemizdir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 16: Günah nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Günah Tanrı’nın yarattığı dünyada O’nu reddetmek ya da görmezden gelmek, yasasında gerekli kıldığı şekilde olmamak veya o şekilde hareket etmemektir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 17: Putperestlik nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Putperestlik; Yaratıcımız yerine, yaratılan şeylere güvenmektir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 18: Tanrı itaatsizliğimizin ve putperestliğimizin cezasız kalmasına izin verir mi?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır, Tanrı günahlarımız karşısında haklı olarak öfkelidir ve hem bu yaşamda hem de gelecek yaşamda, onları cezalandıracaktır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 19: Cezadan kurtulmanın ve yeniden Tanrı’nın beğenesine kavuşmanın herhangi bir yolu var mıdır?</h5><p class="wp-block-heading">Evet, Tanrı bir Kurtarıcı sayesinde bizi kendisiyle barıştırır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 20: Kurtarıcı kimdir?</h5><p class="wp-block-heading">Tek Kurtarıcı Rab İsa Mesih’tir.</p><h3> </h3><h3>2. Bölüm: Mesih, Kurtarış, Lütuf</h3><h5> </h5><h5 class="wp-block-heading">S. 21: Bizi tekrardan Tanrı’ya kavuşturmak için nasıl bir Kurtarıcı’ya ihtiyaç vardır?</h5><p class="wp-block-heading">Tümüyle insan ve aynı zamanda tümüyle Tanrı olan bir Kurtarıcı.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 22: Kurtarıcı neden tümüyle insan olmak zorundadır?</h5><p class="wp-block-heading">Öyle ki, insan doğasında bizim yerimize tüm yasaya kusursuzca itaat edebilsin ve insan günahının cezasını çekebilsin.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 23: Kurtarıcı neden tümüyle Tanrı olmak zorundadır?</h5><p class="wp-block-heading">Öyle ki, tanrısal doğasından dolayı itaatinde ve çilesinde kusursuz ve etkin olsun.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 24: Kurtarıcı olan Mesih’in ölmesi neden gerekliydi?</h5><p class="wp-block-heading">Mesih bizi günahın gücünden ve cezasından kurtarmak ve tekrardan Tanrı’ya kavuşturmak için kendi isteğiyle bizim yerimize öldü.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 25: Mesih’in ölümü, tüm günahlarımızın bağışlanabileceği anlamına mı gelir?</h5><p class="wp-block-heading">Evet, Mesih’in çarmıhtaki ölümü günahımızın cezasını tümüyle ödediğinden, Tanrı günahlarımızı daha fazla anmaz.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 26: Mesih’in ölümü başka neyi kurtarır?</h5><p class="wp-block-heading">Günaha düşmüş yaratılışın her parçasını.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 27: Adem aracılığıyla kaybolmuş olan tüm insanlar, Mesih aracılığıyla kurtulurlar mı?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır, sadece Tanrı tarafından seçilen ve iman sayesinde Mesih’le bir kılınanlar kurtulurlar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 28: İman sayesinde Mesih’le bir kılınmamış olanlara öldükten sonra ne olur?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı’nın huzurundan kovularak, sonsuza dek adil bir şekilde cezalandırılmak üzere cehenneme atılacaklar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 29: Nasıl kurtulabiliriz?</h5><p class="wp-block-heading">Yalnızca İsa Mesih’e ve O’nun çarmıhta yerimize kefaret sunan ölümüne iman sayesinde kurtulabiliriz.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 30: İsa Mesih’e iman ne demektir?</h5><p class="wp-block-heading">Kurtuluş için Müjde’de bize sunulan O’nu benimsemek ve yalnız O’na güvenmektir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 31: Doğru imanla neye inanırız?</h5><p class="wp-block-heading">Göğün ve yerin Yaratanı, her şeye gücü yeten Baba, Tek Tanrı’ya ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum. O, Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu. Pontius Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi; öldü ve gömüldü; ölüler diyarına indi, üçüncü gün ölüler arasından dirildi, göğe çıktı, her şeye gücü yeten Baba’nın sağında oturdu; oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir. Kutsal Ruh’a, kutsal evrensel kiliseye, kutsalların birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanırız.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 32: Aklanma ve kutsallaştırılma ne demektir?</h5><p class="wp-block-heading">Aklanma Tanrı’nın önünde ilan edilmiş doğrulumuz anlamına gelir. Kutsallaştırılma adım adım büyüyen doğrulumuz anlamına gelir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 33: Mesih’e iman edenler kurtuluşlarını kendi işleri aracılığıyla ya da başka bir yol aracılığıyla elde etmeye çalışmalı mıdırlar?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır, kurtuluş için gereken her şey Mesih’te bulunur.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 34: Yalnız lütuf sayesinde ve yalnız Mesih aracılığıyla kurtulduğumuza göre, hâlâ iyi işler yapmamız ve Tanrı’nın Sözü’ne itaat etmemiz gerekir mi?</h5><p class="wp-block-heading">Evet, öyle ki, yaşamlarımız Tanrı’ya sevgi ve şükran gösterebilsin; ve Tanrı’ya yaraşır davranışımız sayesinde başkaları Mesih’e kazandırılabilsin.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 35: Yalnız lütuf sayesinde ve yalnız iman aracılığıyla kurtulduğumuza göre, bu iman nereden gelir?</h5><p class="wp-block-heading">Kutsal Ruh’tan gelir.</p><h3> </h3><h3>3. Bölüm: Ruh, Yenilenme, Lütufta Büyüme</h3><h5> </h5><h5 class="wp-block-heading">S. 36: Kutsal Ruh hakkında neye inanırız?</h5><p class="wp-block-heading">O’nun Baba’yla ve Oğul’la birlikte ezelden beri var olduğuna inanırız.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 37: Kutsal Ruh bize nasıl yardım eder?</h5><p class="wp-block-heading">Kutsal Ruh bizi günah suçumuza ikna eder; ve dua etmemize ve Tanrı’nın Sözü’nü anlamamıza olanak sağlar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 38: Dua nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Dua yüreklerimizi Tanrı’ya dökmektir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 39: Nasıl bir tutumla dua etmeliyiz?</h5><p class="wp-block-heading">Sevgi, sebat ve minnettarlıkla.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 40: Ne dua etmeliyiz?</h5><p class="wp-block-heading">Tanrı Sözü’nün tamamı, bizi ne dua edeceğimiz konusunda yönlendirir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 41: Rab’bin Duası nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Göklerdeki Babamız, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin istediğin olsun. Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 42: Tanrı’nın Sözü nasıl okunmalı ve işitilmelidir?</h5><p class="wp-block-heading">Titizlik, hazırlık ve duayla okunmalı ve işitilmelidir; öyle ki, onu imanla kabul edebilelim ve yaşamlarımızda uygulayabilelim.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 43: Sakramentler veya ruhsal törenler nelerdir?</h5><p class="wp-block-heading">Vaftiz ve Rab’bin Sofrası.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 44: Vaftiz nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Vaftiz; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adında suyla yıkanmaktır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 45: Suyla vaftiz, günahın kendisini temizler mi?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır, sadece Mesih’in kanı bizi günahtan arındırabilir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 46: Rab’bin Sofrası nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Mesih tüm Hristiyanlara, O’nu ve ölümünü şükranla anmaları için ekmekten yemelerini ve kâseden içmelerini buyurdu.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 47: Rab’bin Sofrası Mesih’in kefaret sunan işine herhangi bir şey ekler mi?</h5><p class="wp-block-heading">Hayır, Mesih ilk ve son kez öldü.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 48: Kilise nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Sonsuz yaşam için seçilmiş ve imanla bir kılınmış olan bir topluluktur. Onlar Tanrı’yı hep birlikte sever, O’nu izler, O’ndan öğrenir ve O’na tapınırlar.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 49: Mesih şimdi nerededir?</h5><p class="wp-block-heading">Mesih ölümünden sonra üçüncü gün mezardan bedence dirildi ve Baba’nın sağında oturdu.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 50: Mesih’in dirilişi bizim için ne anlama gelir?</h5><p class="wp-block-heading">Mesih fiziksel olarak dirilmesiyle günah ve ölüm üzerinde zafer kazanmıştır; bu sayede, O’na güvenen herkes bu dünyada yeni yaşama ve gelecek olan dünyada da sonsuz yaşama uyanır.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 51: Mesih’in göğe yükselişinin bize yararı nedir?</h5><p class="wp-block-heading">Mesih şimdi Baba’nın huzurunda bizi savunmaktadır ve ayrıca bize Ruhu’nu gönderir.</p><h5 class="wp-block-heading">S. 52: Sonsuz yaşamda bizim için ne umut vardır?</h5><p class="wp-block-heading">Yeni kentte, yeni gök ve yeni yeryüzünde Tanrı’yla yaşayacak ve O’ndan sonsuza dek zevk alacağız. Orada yenilenmiş, onarılmış bir yaratılışta tüm günahtan sonsuza dek özgür kılınmış olacağız.</p><p><em>Copyright 2012 by Redeemer Presbyterian Church</em></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/cocuklar-icin-yeni-kent-katesizmi/">Çocuklar İçin Yeni Kent Kateşizmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Kent Kateşizmi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/yeni-kent-katesizmi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2024 08:31:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=8217</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeni-kent-katesizmi/" title="Yeni Kent Kateşizmi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Yeni Kent Kateşizmi</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeni-kent-katesizmi/">Yeni Kent Kateşizmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeni-kent-katesizmi/" title="Yeni Kent Kateşizmi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2024/03/NNC.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8217" class="elementor elementor-8217">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3e389bb9 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3e389bb9" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6061d240" data-id="6061d240" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-521d18f9 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="521d18f9" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h1>Yeni Kent Kateşizmi</h1>
<p> </p>
<h3>1. Bölüm: Tanrı, Yaratılış ve Günaha Düşüş, Yasa</h3>
<p> </p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 1: Yaşamda ve ölümde tek umudumuz nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Kendimize ait olmamamız; ancak beden ve ruh olarak, hem yaşamda hem de ölümde, Tanrı’ya ve sadık Kurtarıcımız İsa Mesih’e ait olmamızdır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 2: Tanrı nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı herkesin ve her şeyin varlığının yaratıcısı ve sürdürücüsüdür. O gücünde ve mükemmelliğinde, iyiliğinde ve yüceliğinde, bilgeliğinde, adaletinde ve gerçeğinde ezelidir, sonsuzdur ve değişmezdir. O’nun aracılığıyla ve O’nun isteği sayesinde olmayan hiçbir şey yoktur.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 3: Tanrı’da kaç kişi vardır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tek gerçek ve yaşayan Tanrı’da üç kişi vardır: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. Hepsi özde aynıdır, güçte ve yücelikte eşittir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 4: Tanrı bizi nasıl ve neden yarattı?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı bizi erkek ve kadın olarak kendi suretinde, O’nu tanımamız, O’nu sevmemiz, O’nunla yaşamamız ve O’nu yüceltmemiz için yarattı. Ve Tanrı tarafından yaratılanlar olarak O’nun yüceliği için yaşamamız doğru olandır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 5: Tanrı başka neyi yarattı?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı güçlü Sözü’yle her şeyi yarattı ve tüm yaratılışı çok iyiydi; her şey O’nun sevgi dolu yönetimi altında büyüyüp gelişti.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 6: Tanrı’yı nasıl yüceltebiliriz?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı’yı O’ndan zevk alarak, O’nu severek, O’na güvenerek ve O’nun isteğine, buyruklarına ve yasasına itaat ederek yüceltiriz.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 7: Tanrı’nın yasası neyi gerekli kılar?</h5>
<p class="wp-block-heading">Kişisel, mükemmel ve aralıksız olarak itaat etmemizi; Tanrı’yı tüm yüreğimizle, canımızla, aklımızla ve gücümüzle sevmemizi; ve komşumuzu kendimiz gibi sevmemizi gerekli kılar. Tanrı’nın yasakladığı şey asla yapılmamalı ve Tanrı’nın buyurduğu şey her zaman yapılmalıdır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 8: On Buyruk’ta belirtilen Tanrı yasası nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Benden başka Tanrın olmayacak. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Tanrın RAB’bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Şabat Günü’nü kutsal sayarak anımsa. Annene babana saygı göster. Adam öldürmeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Çalmayacaksın. Yalan yere tanıklık etmeyeceksin. Göz dikmeyeceksin.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 9: Tanrı birinci, ikinci ve üçüncü buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5>
<p class="wp-block-heading">İlk olarak, Tanrı’yı tek gerçek ve yaşayan Tanrı olarak tanımamızı ve O’na güvenmemizi gerekli kılar. İkinci olarak, her türlü putperestlikten sakınmamızı ve Tanrı’ya uygunsuzca tapınmamamızı gerekli kılar. Üçüncü olarak, Tanrı’nın adına korku ve saygıyla yaklaşmamızı, ayrıca Sözü’nü ve işlerini onurlandırmamızı gerekli kılar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 10: Tanrı dördüncü ve beşinci buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5>
<p class="wp-block-heading">Dördüncü olarak, Şabat Günü’nü toplulukça ve bireysel olarak Tanrı’ya tapınarak, her zamanki uğraşımıza ara verip dinlenerek, Rab’be ve diğer insanlara hizmet ederek ve bu şekilde sonsuz Şabat’ı bekleyerek geçirmemizi gerekli kılar. Beşinci olarak, babamızı ve annemizi sevmemizi ve onurlandırmamızı, onların Tanrı’ya yaraşır disiplinlerine ve yönlendirişlerine tâbi olmamızı gerekli kılar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 11: Tanrı altıncı, yedinci ve sekizinci buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5>
<p class="wp-block-heading">Altıncı olarak, komşumuzu incitmememizi, ondan nefret etmememizi, ona karşı düşmanca yaklaşmamamızı, düşmanlarımıza bile sevgiyle yaklaşmamızı gerekli kılar. Yedinci olarak, cinsel ahlaksızlıklardan uzak durmamızı ve ister evlilikte ister bekâr yaşamda, her türlü kirli eylemden, bakıştan, sözden, düşünceden, arzudan ve bunlara götürebilecek her şeyden kaçınarak, paklık ve sadakatle yaşamamızı gerekli kılar. Sekizinci olarak, başkasına ait olan şeyi izinsiz almamamızı ve faydamız dokunabilecek birisinden de hiçbir malı esirgemememizi gerekli kılar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 12: Tanrı dokuzuncu ve onuncu buyruklarda neyi gerekli kılar?</h5>
<p class="wp-block-heading">Dokuzuncu olarak, yalan söylememizi ya da aldatmamamızı, ancak sevgide gerçeği konuşmamızı gerekli kılar. Onuncu olarak, elimizdekilerle yetinip tatmin olmamızı, başkasını kıskanmamızı ya da Tanrı’nın onlara ya da bize vermiş olduğu şeylere içerlenmemizi gerekli kılar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 13: Tanrı’nın yasasını kusursuzca yerine getiren biri olabilir mi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Günaha düşüşten bu yana, hiçbir sıradan insan Tanrı’nın yasasını kusursuzca yerine getirememiştir; ancak devamlı olarak düşüncede, sözde ve eylemde onu çiğnemektedir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 14: Tanrı bizi yasasına uyamayacağımız bir şekilde mi yarattı?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır ama ilk ebeveynlerimiz Adem ve Havva’nın itaatsizliği yüzünden, tüm yaratılış günaha düştü; hepimiz günah ve suçluluk içinde, bozuk doğamızla ve Tanrı’nın yasasına uyamayacak bir şekilde dünyaya gelmekteyiz.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 15: Yasayı hiç kimse yerine getiremiyorsa, yasanın amacı nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı’nın kutsal doğasını ve isteğini ve kendi yüreklerimizin günahlı doğasını ve itaatsizliğini bilebilmemiz; ve böylece bir Kurtarıcı’ya olan ihtiyacımızı bilebilmemizdir. Yasa aynı zamanda bize Kurtarıcımız’a yaraşır bir yaşam yaşamayı öğretir ve bunu öğütler.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 16: Günah nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Günah Tanrı’nın yarattığı dünyada O’nu reddetmek ya da görmezden gelmek, O’nu hesaba katmadan yaşayarak O’na karşı isyan etmek, yasasında gerekli kıldığı şekilde olmamak veya o şekilde hareket etmemektir; ve sonuç, ölümümüz ve tüm yaratılışın parçalanmasıdır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 17: Putperestlik nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Putperestlik; umudumuz ve mutluluğumuz, önemimiz ve emniyetimiz konusunda, Yaratıcımız yerine, yaratılan şeylere güvenmektir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 18: Tanrı itaatsizliğimizin ve putperestliğimizin cezasız kalmasına izin verir mi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır, her günah Tanrı’nın egemenliğine, kutsallığına, iyiliğine ve O’nun doğru yasasına karşı işlenir ve Tanrı günahlarımız karşısında haklı olarak öfkelidir ve hem bu yaşamda hem de gelecek yaşamda, onları adil yargısı uyarınca cezalandıracaktır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 19: Cezadan kurtulmanın ve yeniden Tanrı’nın beğenesine kavuşmanın herhangi bir yolu var mıdır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Evet, adaletinin gereğini yapmak için Tanrı’nın kendisi, sırf merhametinden ötürü, bir Kurtarıcı sayesinde bizi kendisiyle barıştırır ve günahtan ve günahın cezasından bizi kurtarır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 20: Kurtarıcı kimdir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tek Kurtarıcı, Tanrı’nın O’nda insan olduğu ve günahın cezasını bizzat yüklendiği ezeli Tanrı Oğlu Rab İsa Mesih’tir.</p>
<p> </p>
<h3>2. Bölüm: Mesih, Kurtarış, Lütuf</h3>
<p> </p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 21: Bizi tekrardan Tanrı’ya kavuşturmak için nasıl bir Kurtarıcı’ya ihtiyaç vardır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tümüyle insan ve aynı zamanda tümüyle Tanrı olan bir Kurtarıcı.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 22: Kurtarıcı neden tümüyle insan olmak zorundadır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Öyle ki, insan doğasında bizim yerimize tüm yasaya kusursuzca itaat edebilsin ve insan günahının cezasını çekebilsin; ve ayrıca bizim zayıflıklarımızda bize yakınlık duyabilsin.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 23: Kurtarıcı neden tümüyle Tanrı olmak zorundadır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Öyle ki, tanrısal doğasından dolayı itaatinde ve çilesinde kusursuz ve etkin olsun; ve ayrıca Tanrı’nın günaha olan haklı öfkesine katlanabilsin ve sonunda ölümü alt edebilsin.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 24: Kurtarıcı olan Mesih’in ölmesi neden gerekliydi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Günahın cezası ölüm olduğundan, Mesih bizi günahın gücünden ve cezasından kurtarmak ve tekrardan Tanrı’ya kavuşturmak için kendi isteğiyle bizim yerimize öldü. Yerimize kefaret sunan ölümüyle, yalnızca O bizi cehennemden kurtarır ve günahın affını, doğruluğu ve sonsuz yaşamı bizim için elde eder.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 25: Mesih’in ölümü, tüm günahlarımızın bağışlanabileceği anlamına mı gelir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Evet, Mesih’in çarmıhtaki ölümü günahımızın cezasını tümüyle ödediğinden, Tanrı lütufkâr bir şekilde Mesih’in doğruluğunu, bu doğruluk sanki bizimmiş gibi bize aktarır ve günahlarımızı daha fazla anmaz.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 26: Mesih’in ölümü başka neyi kurtarır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih’in ölümü, günaha düşmüş yaratılışın her parçasının kurtarılışının ve yenilenişinin başlangıcıdır. O her şeye kendi yüceliği ve yaratılışın iyiliği için güçlü bir şekilde yön verir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 27: Adem aracılığıyla kaybolmuş olan tüm insanlar, Mesih aracılığıyla kurtulurlar mı?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır, sadece Tanrı tarafından seçilen ve iman sayesinde Mesih’le bir kılınanlar kurtulurlar. Yine de Tanrı merhametiyle, günahın etkilerini sınırlayarak ve kültürün tüm insanlığın yararına işler üretmesini sağlayarak, seçilmemişlere de ortak lütfunu sunar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 28: İman sayesinde Mesih’le bir kılınmamış olanlara öldükten sonra ne olur?</h5>
<p class="wp-block-heading">Yargı gününde onlar için korkutucu ancak adil olan bir mahkûmiyet hükmü verilecek. Tanrı’nın lütufkâr huzurundan kovularak, sonsuza dek adil ve ağır bir şekilde cezalandırılmak üzere cehenneme atılacaklar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 29: Nasıl kurtulabiliriz?</h5>
<p class="wp-block-heading">Yalnızca İsa Mesih’e ve O’nun çarmıhta yerimize kefaret sunan ölümüne iman sayesinde kurtulabiliriz; böylece Tanrı’ya isyan ettiğimiz için suçlu olmamıza ve tüm kötülüklere hâlâ yatkın olmamıza rağmen, yine de, tövbe edip Mesih’e iman ettiğimizde, Tanrı bizim hiçbir marifetimiz olmaksızın tamamen kendi lütfuyla, Mesih’in kusursuz doğruluğunu bize aktarır.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 30: İsa Mesih’e iman ne demektir?</h5>
<p class="wp-block-heading">İsa Mesih’e iman, Tanrı’nın Sözü’nde açıkladığı her şeyin doğruluğunu kabul etmek, O’na güvenmek ve aynı zamanda kurtuluş için Müjde’de bize sunulan O’nu benimsemek ve yalnız O’na güvenmektir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 31: Doğru imanla neye inanırız?</h5>
<p class="wp-block-heading">Bize Müjde’de öğretilen her şeye. Elçilerin İnanç Bildirgesi neye inandığımızı şu sözlerle ifade eder: Göğün ve yerin Yaratanı, her şeye gücü yeten Baba, Tek Tanrı’ya ve O’nun biricik Oğlu Rabbimiz Mesih İsa’ya inanıyorum. O, Kutsal Ruh’tan vücut buldu ve bakire Meryem’den doğdu. Pontius Pilatus zamanında acı çekerek çarmıha gerildi; öldü ve gömüldü; ölüler diyarına indi, üçüncü gün ölüler arasından dirildi, göğe çıktı, her şeye gücü yeten Baba’nın sağında oturdu; oradan dirileri ve ölüleri yargılamak için tekrar gelecektir. Kutsal Ruh’a, kutsal evrensel kiliseye, kutsalların birliğine, günahların affına, ölülerin dirilişine ve sonsuz yaşama inanıyorum.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 32: Aklanma ve kutsallaştırılma ne demektir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Aklanma Tanrı’nın önünde ilan edilmiş, Mesih’in bizim için olan ölümü ve dirilişi sayesinde mümkün kılınmış olan doğrulumuz anlamına gelir. Kutsallaştırılmaysa Kutsal Ruh’un bizdeki işleyişi sayesinde mümkün kılınmış olan, adım adım büyüyen doğrulumuz anlamına gelir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 33: Mesih’e iman edenler kurtuluşlarını kendi işleri aracılığıyla ya da başka bir yol aracılığıyla elde etmeye çalışmalı mıdırlar?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır, böyle yapmamalıdırlar çünkü kurtuluş için gereken her şey Mesih’te bulunur. Kurtuluşu iyi işlerle elde etmeye çalışmak, Mesih’in tek Kurtarıcı olduğunu reddetmektir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 34: Yalnız lütuf sayesinde ve yalnız Mesih aracılığıyla kurtulduğumuza göre, hâlâ iyi işler yapmamız ve Tanrı’nın Sözü’ne itaat etmemiz gerekir mi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Evet, çünkü bizi kanıyla kurtarmış olan Mesih, aynı zamanda bizi Ruhu’yla yeniler; öyle ki, yaşamlarımız Tanrı’ya sevgi ve şükran gösterebilsin; imanımızın meyveleri sayesinde imanımızdan güven duyabilelim; ve Tanrı’ya yaraşır davranışımız sayesinde başkaları Mesih’e kazandırılabilsin.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 35: Yalnız lütuf sayesinde ve yalnız iman aracılığıyla kurtulduğumuza göre, bu iman nereden gelir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih’ten aldığımız tüm armağanları Kutsal Ruh aracılığıyla alırız ve bu armağanlara iman da dahildir.</p>
<p> </p>
<h3>3. Bölüm: Ruh, Yenilenme, Lütufta Büyüme</h3>
<p> </p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 36: Kutsal Ruh hakkında neye inanırız?</h5>
<p class="wp-block-heading">O’nun Baba’yla ve Oğul’la birlikte ezelden beri var olduğuna ve Tanrı’nın O’nu, inanan herkese geri döndürülemez biçimde bahşettiğine inanırız.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 37: Kutsal Ruh bize nasıl yardım eder?</h5>
<p class="wp-block-heading">Kutsal Ruh bizi günah suçumuza ikna eder, bizi teselli eder, bizi yönlendirir, bize ruhsal armağanlar ve Tanrı’ya itaat etme arzusunu verir; ve dua etmemize ve Tanrı’nın Sözü’nü anlamamıza olanak sağlar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 38: Dua nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Dua yüreklerimizi övgü, dilek, günah itirafı ve şükranla Tanrı’ya dökmektir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 39: Nasıl bir tutumla dua etmeliyiz?</h5>
<p class="wp-block-heading">Sevgi, sebat ve minnettarlıkla; Tanrı’nın isteğine alçakgönüllü bir şekilde teslim olarak ve Mesih sayesinde dualarımızı her zaman duyduğunu bilerek.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 40: Ne dua etmeliyiz?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı Sözü’nün tamamı, bizi ne dua edeceğimiz konusunda yönlendirir ve esinler; buna bizzat İsa’nın bize öğrettiği dua da dahildir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 41: Rab’bin Duası nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Göklerdeki Babamız, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin istediğin olsun. Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 42: Tanrı’nın Sözü nasıl okunmalı ve işitilmelidir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Titizlik, hazırlık ve duayla okunmalı ve işitilmelidir; öyle ki, onu imanla kabul edebilelim, yüreklerimizde saklayabilelim ve yaşamlarımızda uygulayabilelim.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 43: Sakramentler veya ruhsal törenler nelerdir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Sakramentler veya ruhsal törenler, yani vaftiz ve Rab’bin Sofrası, Tanrı tarafından verilmiş ve Mesih tarafından tesis edilmiş olan gözle görülür işaretler ve mühürlerdir. Bunlar Mesih’in ölümü ve dirilişi sayesinde bizim bir iman topluluğu olarak kaynaştırıldığımızı ortaya koyarlar. Onları kullanışımızla, Kutsal Ruh Müjde’nin bize olan vaatlerini daha dolu bir şekilde ilan eder ve mühürler.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 44: Vaftiz nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Vaftiz; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adında suyla yıkanmaktır; Mesih’e alınışımızı, günahtan arındırılışımızı ve Rab’be ve O’nun kilisesine ait olma kararlılığımızı simgeler (işaretler) ve mühürler.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 45: Suyla vaftiz, günahın kendisini temizler mi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır, sadece Mesih’in kanı ve Kutsal Ruh’un yenileyişi bizi günahtan arındırabilir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 46: Rab’bin Sofrası nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih tüm Hristiyanlara, O’nu ve ölümünü şükranla anmaları için ekmekten yemelerini ve kâseden içmelerini buyurdu. Rab’bin Sofrası, Tanrı’nın aramızda oluşunun bir kutlamasıdır; bizi Tanrı’yla ve birbirimizle paydaşlığa getirir ve ruhlarımızı besler. Ayrıca Mesih’le, Babası’nın krallığında birlikte yiyip içeceğimiz güne özlemle işaret eder.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 47: Rab’bin Sofrası Mesih’in kefaret sunan işine herhangi bir şey ekler mi?</h5>
<p class="wp-block-heading">Hayır, Mesih ilk ve son kez öldü. Rab’bin Sofrası, Mesih’in kefaret sunan işini kutlayan bir antlaşma yemeğidir; ayrıca, gözlerimizi O’na çevirerek imanımızı güçlendirmenin bir yolu ve gelecekteki şölenin bir ön tadımıdır. Ama bu sofraya tövbesiz yüreklerle katılanlar kendilerine karşı yargı yiyip içerler.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 48: Kilise nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Tanrı kendisine sonsuz yaşam için seçilmiş ve imanla bir kılınmış olan bir topluluk seçer ve onları korur. Onlar Tanrı’yı hep birlikte sever, O’nu izler, O’ndan öğrenir ve O’na tapınırlar. Tanrı bu topluluğu Müjde’yi duyurmaları için ve toplu yaşamlarının niteliğiyle ve birbirlerine olan sevgileriyle Mesih’in krallığına işaret etmeleri için yollar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 49: Mesih şimdi nerededir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih ölümünden sonra üçüncü gün mezardan bedence dirildi ve Baba’nın sağında oturdu; tüm dünyayı yargılamak ve yenilemek için geri dönene dek, Krallığı’nı sürdürmekte ve bizim için aracılık etmektedir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 50: Mesih’in dirilişi bizim için ne anlama gelir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih fiziksel olarak dirilmesiyle günah ve ölüm üzerinde zafer kazanmıştır; bu sayede, O’na güvenen herkes bu dünyada yeni yaşama ve gelecek olan dünyada da sonsuz yaşama uyanır. Biz nasıl bir gün dirileceksek, bu dünya da bir gün yenilenecektir. Ama Mesih’e güvenmeyenler sonsuz ölüme uyanacaktırlar.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 51: Mesih’in göğe yükselişinin bize yararı nedir?</h5>
<p class="wp-block-heading">Mesih bizim için yeryüzüne indiği gibi, bizim yerimize fiziksel olarak göğe yükseldi ve şimdi Baba’nın huzurunda bizi savunmakta, bizim için bir yer hazırlamaktadır ve ayrıca bize Ruhu’nu gönderir.</p>
<h5 class="wp-block-heading">S. 52: Sonsuz yaşamda bizim için ne umut vardır?</h5>
<p class="wp-block-heading">Sonsuz yaşam bize her şeyin günaha düşmüş bu dünyadan ibaret olmadığını hatırlatır; yakında yeni kentte, yeni gök ve yeni yeryüzünde Tanrı’yla yaşayacak ve O’ndan sonsuza dek zevk alacağız. Orada tüm günahtan tamamen ve sonsuza dek özgür kılınmış olacağız ve yenilenmiş, onarılmış bir yaratılışta yenilenmiş, dirilmiş bedenler alacağız.</p>
<p><em>Copyright 2012 by Redeemer Presbyterian Church</em></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeni-kent-katesizmi/">Yeni Kent Kateşizmi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/kutsal-kitap-calismanizdan-en-iyi-sekilde-yararlanmak-icin-9-ipucu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 06:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=8185</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kutsal-kitap-calismanizdan-en-iyi-sekilde-yararlanmak-icin-9-ipucu/" title="Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Bugün kadınlar kendilerini pek çok yöne doğru çekilmiş buluyorlar: iş, aile, hizmet, spor ve diğer etkinliklerin hepsi programlarımızı takip ediyor. Ne kadar çok çekilirsek, Kutsal Kitaplarımız’ı kişisel olarak incelemeye ayırdığımız zamanı korumak için o kadar çok çalışmamız gerekir. Sonunda oturup okuyabildiğimizde, her değerli dakikanın buna değmesini isteriz. İster on beş dakikamız ister iki saatimiz olsun, çabalarımızın mümkün olan en fazla faydayı sağlamasını istiyoruz. Ama okumak zorunda olduğumuz zamandan en iyi şekilde nasıl yararlanabiliriz?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kutsal-kitap-calismanizdan-en-iyi-sekilde-yararlanmak-icin-9-ipucu/">Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kutsal-kitap-calismanizdan-en-iyi-sekilde-yararlanmak-icin-9-ipucu/" title="Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2023/06/aaron-burden-4eWwSxaDhe4-unsplash-copy.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>30 Ağustos 2020 <a href="https://www.crossway.org/authors/jen-wilkin/">Jen Wilkin</a></p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong> Temel Bilgi Oluşturun</strong></h2>
<p>Bugün kadınlar kendilerini pek çok yöne doğru çekilmiş buluyorlar: iş, aile, hizmet, spor ve diğer etkinliklerin hepsi programlarımızı takip ediyor. Ne kadar çok çekilirsek, Kutsal Kitaplarımız’ı kişisel olarak incelemeye ayırdığımız zamanı korumak için o kadar çok çalışmamız gerekir. Sonunda oturup okuyabildiğimizde, her değerli dakikanın buna değmesini isteriz. İster on beş dakikamız ister iki saatimiz olsun, çabalarımızın mümkün olan en fazla faydayı sağlamasını istiyoruz. Ama okumak zorunda olduğumuz zamandan en iyi şekilde nasıl yararlanabiliriz?</p>
<p>Kişisel çalışma zamanımızın o günkü duygusal depomuzu doldurmasını istemek cazip gelebilir. Ne kadar zamanımız olursa olsun harekete geçebileceğimiz bir uygulama noktası bulmak için acele edebiliriz. Bu, Söz&#8217;deki zamanımızı günlük ruhsal okumalarla, yani bir metin üzerinde derin düşünmekle ve onu hemen uygulamaya koymanın bir yolunu aramakla sınırladığımız anlamına gelebilir. Günlük ruhsal okumalar faydalıdır, ancak temel değildir ve Kutsal Kitap hakkındaki temel anlayışımız geliştikçe faydası aslında katlanarak artar. Bu nedenle Kutsal Kitap’ı yüreğimizle olduğu kadar aklımızla da incelemeliyiz. Bu nedenle Kutsal Kitap’ı yüreğimizle olduğu kadar aklımızla da incelemeliyiz.</p>
<p>Kutsal Kitap’ı günlük ruhsal okuma şeklinde okurken, Kutsal Yazılar hakkında temel bir bilgi edindiğiniz zamanla bunu tamamlamaya çalışın. İşte o zamandan en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olacak dokuz öneri.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>1. Uzun Vadeli Bir Görüşe Sahip Olun</strong></h2>
<p>Kutsal Kitap’ı bir banka kartı yerine bir birikim hesabı olarak düşünün. Acil bir ihtiyacı karşılamak için kullandığınız azalan bir bakiye olarak görmek yerine, haftalar, aylar ve yıllar boyunca kümülatif (gittikçe artan) bir etkiye sahip olmasına izin verin.</p>
<p>Bir gün okuduktan sonra bir metni tam olarak anlayamayabilir veya onu iyi bir şekilde uygulayamayabilirsiniz. Sorun yok. Hesabınıza para yatırmaya devam edin, Tanrı&#8217;nın mükemmel zamanlamasında, incelediğiniz şeyin anlamını ve yararlılığını aydınlatacağına ve değerini artıracağına güvenin. Ya bugün çalıştığınız metin sizi bundan on yıl sonraki bir sınava hazırlıyorsa? Çalışma süreniz otuz dakika içinde düzgün bir şekilde sonuçlansa da sonuçlanmasa da hiçbir şeyin boşa gitmediğine güvenerek şimdi sadakatle çalışın.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>2. Sabit Kalın</strong></h2>
<p>Her gün Kutsal Kitap’ın farklı bölümlerinden alıntılar okumak yerine, bir kitap seçin ve orada kalın. Konuyla ilgili çalışma kılavuzları ve ruhsal okuma kılavuzları, bize Kutsal Yazılar hakkında parça parça bilgi verebilir.</p>
<p>Belirli metinlere çok aşina olabiliriz, ancak bağlamlarını asla öğrenemeyebiliriz. Kutsal Kitap içerisindeki bir kitabı baştan sona okumak, Kutsal Kitap bilgimizdeki noktaları birleştirmemize ve metni tutarlı bir şekilde anlamamıza yardım eder.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>3. Bağlamı Onurlandırın</strong></h2>
<p>Belirli bir kitabı incelemeye başlamadan önce, kendinizi doğru bir şekilde anlamaya hazırlamak için onun tarihsel ve kültürel bağlamını araştırın. Bir kitabı, orijinal okuyucusu ve ortamı ışığında okumak, yorumlamanın temel ilkesidir.</p>
<p>Kitabı kim yazdı? Kime yazıldı? Bu kitap ne zaman yazıldı? Hangi tarihsel ve kültürel faktörler onun yazılmasını teşvik etti ve bilgilendirdi? Bu soruları araştırmak, bizi kendi kültürel veya tarihsel önyargımız ışığında yorumlamaktan korur. (Eğer İngilizce biliyorsanız) Burada size yardımcı olacak önemli bir kaynak, <em>ESV Study Bible</em>’dır<em>.</em></p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>4. Türü Anlayın</strong></h2>
<p>Kutsal Kitap birçok farklı edebi türden oluşur. Tarihsel anlatı, şiir, peygamberlik, bilgelik edebiyatı ve daha fazlasını içerir. Bu türlerin her biri belirli kurallara uyar. Her biri, dili ve imgeleri belirli bir şekilde kullanır.</p>
<p>Mezmurları Müjdeleri okuduğumuz gibi okuyamayız, ya da bilgelik edebiyatını okuduğumuz gibi peygamberliği okuyamayız. Belirli bir metne başladığınızda, türü hakkında bilgi edinin ve o türün nasıl “işlediğine” bakarak okuyun.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>5. Kanıtlanmış Araçları Kullanın</strong></h2>
<p>Amacınız Kutsal Yazılar hakkında temel bilgiler oluşturmaksa, bunu yapmak için iyi araçlara ihtiyacınız olacaktır.</p>
<p>Zamanın testine dayanan araçları seçin: metni tekrar tekrar okuyun, anlamlarına odaklanmanıza yardımcı olmak için ayetleri kendi kelimelerinizle yeniden ifade edin, kelime anlamlarına bakın, metnin bir kopyasına açıklama ekleyin ve çapraz referansları kontrol edin. Bu araçların her biri, anlayış geliştirmenize ve sağlam yorumlama ve uygulamaya doğru ilerlemenize yardımcı olacaktır.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>6. &#8220;Bilmiyorum&#8221;da Kalın</strong></h2>
<p>Genel olarak kendimizi kaybolmuş hissetmekten hoşlanmayız ve özellikle Kutsal Kitap’ı okurken kendimizi kaybolmuş hissetmekten hoşlanmayız. Ama o duygu aslında bir arkadaştır, öğrenme sürecinde önemli bir adımdır.</p>
<p>Bilmediklerimizin boyutunu hissedene kadar, kendimizi bilginin peşinden gitmeye zorlamayız. Çeşitli çalışma yardımlarına koşarak kaybolma hissimizi en aza indirme eğilimindeyiz. Bir metni okuruz, anlamamanın uyumsuzluğunu hissederiz ve uyumsuzluğu gidermek için hemen çalışma notlarına başvururuz.</p>
<p>Ama bu uyumsuzluk, sonunda ona ulaştığımızda anlayışımızı korumamıza yardımcı olan şeydir. Vaazlar veya bir Açıklamalı Kutsal Kitap’taki notlar da dahil olmak üzere yorumlar (yorum kitapları), en iyi şekilde, bir metni kendi başınıza anlamaya çalışarak zaman harcadıktan sonra kullanılır. Çalışma yardımcılarına başvurmadan önce, yukarıda belirtilenler gibi araçları kullanarak anlamak için kendinizi okumaya zorlayın. Bunu yapmakla, Tanrı&#8217;yı başkasınınkiyle değil, kendi aklınızla sevme emrini yerine getirirsiniz.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>7. Hepsini Çalışın</strong></h2>
<p>&#8220;Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesi… ve… yararlı…&#8221; (2. Ti. 3:16) ise, onun tamamında zaman geçirmek için çabalamamız daha iyi olmaz mı? Çalışma zamanınızı, zamanla Kutsal Yazılar’ın yalnızca en erişilebilir veya tanıdık görünen bölümlerine değil, tüm bölümlerine maruz kalacak şekilde kullanmaya karar verin.</p>
<p>Yeni Antlaşma’yı tam olarak anlamak için Eski Antlaşma’ya ihtiyacımız var. Yakup’a ihtiyacımız olduğu kadar Levililer&#8217;e de ihtiyacımız var. Kutsal Kitap’ın sıkıcı veya yararsız görünen bölümlerinden kaçınmamaya veya acele etmemeye dikkat edin. Soy kütükleri, garip peygamberliksel görümler ve inşaat malzemelerinin envanteri bile eğitimimiz için faydalıdır, ancak bunun nasıl olduğunu anlamak biraz zaman alabilir.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>8. Kutsal Kitap’ın Tanrı Hakkında Bir Kitap Olduğunu Unutmayın</strong></h2>
<p>Kutsal Kitap’ı yaşamlarımız için bir yol haritası veya “bol yaşam” için bir rehber olarak okumak cazip gelebilir. Ama Kutsal Kitap, tam anlamıyla, bizimle ilgili bir kitap değildir. Yaratılış’tan Vahiy&#8217;e kadar, Tanrı&#8217;nın karakterini ve işini ortaya koyar ve kutlar.</p>
<p>Kendimize ait bilgi edinebiliriz ancak yalnızca Tanrı bilgisini edindikçe kendi karakterimizi O&#8217;nunla ilişkili olarak görmeyi öğreniriz. Şunu sorarak okuyun: &#8220;Bu metin bana Tanrı ve O’nun kurtaran işi hakkında ne öğretiyor?” Sonra kendinizi O&#8217;na ilişkin şekilde gözden geçirin: &#8220;Tanrı&#8217;nın uzun süredir sabırlı olduğunu bilmek, ne kadar sabırsız olduğumu düşünmeme neden oluyor. O zaman nasıl yaşamalıyım?&#8221; Bir metinden çıkacak uygulamanın, Tanrı’yı belirli bir ışıkta görmekten kaynaklanmasına izin verin.</p>
<h2 class="wp-block-heading"><strong>9. Dua Edin</strong></h2>
<p>Bilgelikten yoksunuz. Bunu en net şekilde, Kutsal Kitap’ı incelemeye başladığımızda fark ederiz. Bunu fark etmenin daha iyi bir yolu olamaz.</p>
<p>Çalışma zamanınızdan önce, sırasında ve sonrasında dua edin. Tanrı&#8217;dan size işitmek için kulak vermesini isteyin. Mezmur yazarı gibi, “Gözlerimi aç, yasandaki harikaları göreyim” diye dua edin (Mezmur 119:18). Sınırlılığınızı kabul edin ve alçakgönüllü bir şekilde Tanrı&#8217;dan çalışırken size bilgelik ve içgörü vermesini isteyin. İsteğinizi reddetmeyecektir.</p>
<p><em>Bu makale Jen Wilkin tarafından yazılmıştır ve <u>ESV Women&#8217;s Study Bible</u>&#8216;dan uyarlanmıştır.</em></p>
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>
<p><strong>Jen Wilkin, Dallas, Teksas&#8217;tan bir Kutsal Kitap öğretmenidir. Kutsal Kitap okuryazarlığının bir savunucusu olarak, ev, kilise ve kilise organizasyonlarıyla ilgili bağlamlarda kadınlar için çalışmalar organize edip yönetti ve çok satan <em>Women of the Word</em> de dahil olmak üzere çok sayıda kitap yazdı. Onu JenWilkin.net&#8217;te bulabilirsiniz.</strong></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kutsal-kitap-calismanizdan-en-iyi-sekilde-yararlanmak-icin-9-ipucu/">Kutsal Kitap Çalışmanızdan En İyi Şekilde Yararlanmak için 9 İpucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günahın İtirafı</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/gunahin-itirafi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2022 08:55:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=6082</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/gunahin-itirafi/" title="Günahın İtirafı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Günahın itirafı, ister Hristiyan yaşamının başlangıcında isterse yaşam boyu devam eden bir uygulama olarak, günahın kabul edilmesi ve Rab’be sunulması anlamına gelir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/gunahin-itirafi/">Günahın İtirafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/gunahin-itirafi/" title="Günahın İtirafı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/R.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>Günahın itirafı, ister Hristiyan yaşamının başlangıcında isterse yaşam boyu devam eden bir uygulama olarak, günahın kabul edilmesi ve Rab’be sunulması anlamına gelir.</p>



<p><strong>Özet</strong></p>



<p>Günahın itirafı, Hristiyan yaşamının normal ve vazgeçilmez bir unsurudur. Günahın itirafının Hristiyan yaşamının başlangıcını işaret ettiğini gösteren öğretiler bulunduğu gibi, günahın itirafının Hristiyan yaşamının devam eden ve vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirten öğretiler de mevcuttur. Mesih’i ikrar etmek konusunda daha fazla Yeni Antlaşma öğretisi ve Mesih hakkında çeşitli gerçekler mevcut olsa da, günahın itirafını ve Mesih’in ikrarını birbiriyle ilişkili kabul etmek oldukça doğru bir yaklaşımdır.</p>



<p><strong>Giriş</strong></p>



<p>Günahın itirafı, Hristiyan yaşamının merkezinde yer alır. Yazıda Hristiyanların günahının itirafı ele alınacağı için esas olarak Yeni Antlaşma’ya odaklanılacaktır. Ancak bazı önemli Eski Antlaşma kelimelerine ve arka plana da yer verilecektir.</p>



<p>Yeni Antlaşma’da üç anahtar kelime mevcuttur. Bunlar: homologeō (fiil: söz vermek, itiraf etmek, beyan etmek, övmek), exomologeō (fiil: söz vermek, itiraf etmek, övmek) ve homologia (isim: itiraf).</p>



<p>Eski Antlaşma’nın (Septuaginta) Grekçe (eski Yunanca) çevirisinde homologeō kelimesi birkaç İbranice kelimeyi tercüme eder. Bunlar; yada (övmek), nadar (adak adamak) ve saba (ant içmek). Grekçe homologia kelimesi İbranice nedabah (özgür irade), neder (adak) ve todah (övgü, onur) sözcüklerini tercüme eder. Exomologeō kelimesi ise İbranice yada (övgü, itiraf) kelimesini yaklaşık 120 defa tercüme eder. Exomologeō, ‘övgülerini dile getirmek’ anlamında psallō ile birlikte ve ‘şükretmek’ anlamında aineō ile birlikte kullanılır.</p>



<p>İbranice yada kelimesinin Eski Antlaşma’da ‘övmek’, ‘yücelik getirmek’, ‘suçunu itiraf etmek’ veya ‘Rab’bi kabul etmek’ anlamında birkaç kez geçtiğine dikkat etmek önemli olabilir. (bkz. Yeşu 7:19; 1.Kr. 8:33-36, 2.Tarih. 6:24-27). Homolgeō, ‘aynı şeyi söylemek’ anlamına gelen bileşik bir kelimedir. Bu, terimin üç anlamda nasıl kullanılabileceğini açıklamaya yardımcı olur: 1) günahını itiraf etmek (günahkâr olduğunu Tanrı’ya itiraf etmek), 2) Tanrı’nın yargısında adil olduğunu ikrar etmek, 3) Tanrı’yı yüceltmek (Tanrı’nın Tanrı olduğunu beyan etmek). Her üç anlamda da kişi, Rab ve Rab’bin gerçeğe olan bakışıyla aynı fikirdedir.</p>



<p><strong>İtiraf ve Hristiyan</strong></p>



<p>Bazı Yeni Antlaşma ayetlerini okuyarak başlayalım.</p>



<p>Markos 1:5; ‘‘Bütün Yahudiye halkı ve Yeruşalimliler’in hepsi ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.’’</p>



<p>Matta 3:6; ‘‘…günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.’’</p>



<p>Yakup 5:16; ‘‘Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir.’’</p>



<p>Yuhanna 1:9; ‘‘Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır.’’</p>



<p>Elçilerin İşleri 19:18; ‘‘İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.’’</p>



<p>Hristiyan yaşamının başlangıcında İsa’yı Rab olarak ‘ikrar ederiz’ veya kabul ederiz. (Rom. 10:9). Mesih’e yönelik boyun eğme, O’na karşı günahın itirafını da gerektirir. (Mat. 3:6; Mar. 1:5; Elç. 3:19; 5:31). Bu bizdeki ilk değişimdir. Kutsal Ruh tüm bunlarda (1Ko. 12:3) iş başındadır ve bizleri yeniler, değiştirir ve yeni bir sürece hazırlar.</p>



<p><strong>Tanrı’nın Çağrısı</strong></p>



<p>Tanrı bizleri ‘değişime’ çağırıyor (Rom. 12:1-2). Büyük bir değişim olmasına rağmen, henüz mükemmelliğe ulaşmadık (Filip. 3:12-14). Yaşam süreci boyunca herhangi bir başarısızlık için Tanrı’ya dürüstçe itirafta bulunmalıyız. 1. Yuhanna 1:5, bu konuda özellikle önemlidir. Çünkü Tanrı’nın ışık olduğunu ve O’nda hiç karanlık olmadığını öğreniriz. Karanlıkta yürürsek, Tanrı ile paydaşlığımız olduğunu söyleyemeyiz. (6. ayet) Ancak ışıkta yürürsek (Tanrı’yı ​​hoşnut eden bir yaşam sürersek), Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır. (7.ayet) Günahımızı inkâr edemeyiz (8. ayet) Ancak Tanrı, Mesih’te yeni bir yol sağladı: ‘‘Günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlar ve bizi her kötülükten arındırır.’’ (9.ayet)</p>



<p>Hristiyan yaşamı, doğruluğun peşinden koşmayı gerektirir, ancak hatalarımızda Mesih’in kurtarıcı çalışmasına dayanan bir bağışlanmaya sahibiz. Günahın itirafının örneğini 51. Mezmur’da görüyoruz. Burada Davut, günahını Tanrı’ya itiraf etmektedir. ‘‘Biliyorum isyanlarımı, günahım sürekli karşımda’’ (3.ayet) Burada kullanılan İbranice ‘bilmek’ kelimesi olan yada, Eski Antlaşma’nın (Septuaginta) Grekçe (eski Yunanca) tercümesinde hem homologeō hem de exomologeō ile çevrilmiştir ve ‘itiraf etmek’ olarak tercüme edilmiştir. Günahını itiraf eden Davut, yakarışını Tanrı’nın sarsılmaz sevgisi ve merhametine bağlayarak (1.ayet) arınma ve bağışlanma dilemektedir. (2.ayet)</p>



<p><strong>İlgili Uyarılar</strong></p>



<p>Tüm bunlardan günahın ciddi bir konu olduğunu öğreniyoruz. Bundan dolayı Baba Tanrı’nın önünde günahımızı kabul ederken ve İsa Mesih aracılığıyla bağışlanma beklerken dürüst olmalıyız.</p>



<p>Günahı görmezden gelemeyiz. Bununla birlikte bir hata konusunda uyarıda bulunabiliriz. İtiraf edilen günahın bağışlanacağı vaadinin ışığında, daha önce itiraf edilmiş ve dolayısıyla bağışlanmış olan eski günahları yeniden öne sürmemeye dikkat etmeliyiz. Çünkü böyle davranmak, farkında olmadan bile olsa, Tanrı’nın sadakatini ve adaletini sorgulamak anlamına gelir. Günahlarımızı açıkça itiraf etmeliyiz, ancak vaat ettiği bağışlanma için Tanrı’ya güvenmeli ve O’na şükretmeliyiz.</p>



<p>Ayrıca bir rahibe günahın itiraf edilmesi olan ‘kulaktan’ itirafın hatasını da kabul etmeliyiz. Roma Katolikleri ve birçok Anglikan, bu konuda Yakup 5:16 ayetine yönelmektedir. Yakup 5:16 şöyle der: ‘‘Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir.’’</p>



<p>Elçi burada kuşkusuz günahın karşılıklı itirafı için bir yer olduğunu teyit etmektedir. Ancak bu ayetten Roma Katolik sakramentine önemli bir adım atılmıştır. Bununla birlikte Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı olan Mesih’ten başka hiçbir insanı kabul etmiyoruz (1Tim. 2:5).</p>



<p><strong>KAYNAKÇA:</strong> <a href="https://www.thegospelcoalition.org/essay/confession-of-sin/">https://www.thegospelcoalition.org/essay/confession-of-sin/</a></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/gunahin-itirafi/">Günahın İtirafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeniden Doğuş</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/yeniden-dogus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2022 08:41:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[TGC]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=6081</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeniden-dogus/" title="Yeniden Doğuş" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Yeniden doğuş, Kutsal Ruh’un ölü günahkarlara ruhsal yaşam veren doğaüstü işidir. Bu, insanın katkıda bulunduğu bir iş değil, yalnızca Tanrı’nın bir eseridir. Bir bebek doğduğu için itibar görmediği gibi, insan da Tanrı tarafından yeniden doğmadan onur bulamaz. Diriliş gücüne sahip bir lütfa ihtiyacı olan insanın,  imanın kendisi de dahil olmak üzere kendi başına herhangi bir kasıtlı faaliyeti, yeniden doğuşun nedeni değil, sonucu olabilir. Yeniden doğuş lütfu, insanlara Tanrı’ya karşı iman ve yeni eğilimler uygulama yeteneği veren Tanrı’nın gücüdür.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeniden-dogus/">Yeniden Doğuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeniden-dogus/" title="Yeniden Doğuş" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/pexels-aleksandar-pasaric-1530423.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p><strong>Tanım</strong></p>



<p>Yeniden doğuş, Tanrı’nın Kutsal Ruh’unun her Hristiyan’a ruhsal yaşam vermesinin, onları ölümden diriltmesinin, böylece artık tövbe edebilmeleri ve yeni bir yaratılış olarak Mesih’e güvenebilmelerinin mutlak yetkili işidir.</p>



<p><strong>Özet</strong></p>



<p>Yeniden doğuş, Kutsal Ruh’un ölü günahkarlara ruhsal yaşam veren doğaüstü işidir. Bu, insanın katkıda bulunduğu bir iş değil, yalnızca Tanrı’nın bir eseridir. Bir bebek doğduğu için itibar görmediği gibi, insan da Tanrı tarafından yeniden doğmadan onur bulamaz. Diriliş gücüne sahip bir lütfa ihtiyacı olan insanın,&nbsp; imanın kendisi de dahil olmak üzere kendi başına herhangi bir kasıtlı faaliyeti, yeniden doğuşun nedeni değil, sonucu olabilir. Yeniden doğuş lütfu, insanlara Tanrı’ya karşı iman ve yeni eğilimler uygulama yeteneği veren Tanrı’nın gücüdür.</p>



<p>İsa Nikodim’e, “Kişi yeniden doğmadıkça Tanrı’nın krallığını göremez” (Yu. 3:2) dedi. Nikodim, İsa’nın ne demek istediğini anlamaya çalıştı. ”Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?” (Yu. 3:4) diye sordu. Nikodim, İsa’nın ruhsal bir gerçekliği tanımlamak için mecazi bir anlatım kullandığını anlayamadı.</p>



<p><strong>Yeniden doğuş nedir?</strong></p>



<p>Yeniden doğuş, ‘Kutsal Ruh’un, seçilmiş günahkarın içine yeni bir yaşam üflemesi, onu ruhsal ölümden ruhsal yaşama geçirmesi ve taştan yüreğini çıkarıp etten yürek vermesi’ işini ifade eder. Ayrıca yeniden doğuş, yalnızca Tanrı’nın bir eylemidir ve doğası gereği monerjistiktir. Yani insanın inanma isteğinden bağımsız ve koşulsuz olarak Ruh’un mutlak yetkili eylemiyle gerçekleştirilir. Kısacası insanın imanı yeniden doğuşa sebep olmaz, fakat yeniden doğuş insanın iman etmesine sebep olur.</p>



<p>Bu tanımda dikkat edilmesi gereken bileşenler mevcut;</p>



<p><em>Yeniden doğuş, Ruh’un doğaüstü işidir.</em></p>



<p>İsa, Nikodim’e “Bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça, Tanrı’nın egemenliğine giremez” derken, yeniden doğuşu Ruh ile ilişkilendiriyor (Yu. 3:5). İsa, Rab’bin halkını temizlemek için ‘temiz su serpeceğini’ (36:25) ve ‘Ruhu’nu içlerine koyacağını’ (36:27) söyleyen peygamber Hezekiel’in sözlerini tekrarlıyor.</p>



<p><em>Yeniden doğuş insanın işi değil, yalnızca Tanrı’nın işidir.</em></p>



<p>Doğum aracılığıyla bu dünyaya yeni bir hayat başlar. Ama bebeğin itibarı hak ettiğini düşünmek saçma bir yaklaşım olur. Çünkü bebek pasiftir. Ruhsal doğumda ise çok daha fazla pasiftir. Yeniden doğuş, yalnızca ve yalnızca Tanrı’nın işidir; günahkar pasiftir, ruhsal olarak ölüdür. Hezekiel 36. bölüme geri dönersek ve mecaz anlatımları biraz değiştirirsek, Hezekiel Ruh’un yeniden doğuş işini tarif ederken, günahkarın ‘taştan yüreğinin’ çıkarılması ve yerine ‘etten bir yürek’ konulması gerektiğini söylediğini fark ederiz (36:26). Yeniden doğmayanlar üzerinde böyle bir ameliyatı yalnızca Ruh gerçekleştirebilir.</p>



<p>O halde, yeniden doğuşun, Tanrı ve günahkarın birbirleriyle işbirliği yapmak zorunda olduğu sinerjik bir eylem olduğunu söylemek, günahkarın yeteneğine çok fazla güvenmek demektir. Yeniden doğmamış günahkar, sadece yaralanmış ve lütfa muhtaç kişi değil, aynı zamanda ruhen ölü olan kişidir. O sadece okyanusta boğulmak üzere olan biri değil, aksine boğulan ve okyanusun dibinde ölü olarak yatan kişidir. O halde diriliş gereklidir. Pavlus, Efeslilere şöyle seslendi: ”Bir zamanlar içinde yaşadığınız suçlardan ve günahlardan ötürü ölüydünüz. Ama Tanrı…. bizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu; O’nun lütufla kurtuldunuz” (Ef. 2:1, 4–5).</p>



<p><em>Yeniden doğuş imandan önce gelir.</em></p>



<p>İnsanın diriliş gücüne sahip bir lütfa ihtiyacı olduğu için, imanın kendisi de dahil olmak üzere kendi başına herhangi bir kasıtlı faaliyet, yeniden doğuşun nedeni değil, sonucu olabilir. Kelimenin kendisi bir uyanışın gerçekleştiğini ifade eder. Günahkar, Mesih’e karşı kördü, ancak şimdi görebiliyor. Önceleri sadece günahı arzulardı, ama şimdi ona Mesih’i arzulamak için yeni eğilimler verildi. Ruh, iradeyi her şeyden önce ruhsal esaretinden kurtarmadıkça, insanın Mesih’e güvenme konusundaki kasten seçimi olanaksızdır.</p>



<p>Deneyimlerimize göre, İsa’ya ilk inandığımızda her şey bir anda oluyor gibi görünüyor. Ancak Tanrı’nın işini incelediğimizde, yeniden doğuşun imandan kaynaklanmadığını, ancak imanın yeniden doğuştan kaynaklandığını görebiliriz. Kurtuluşta bu mantıksal düzeni tersine çevirirsek, Ruh’un doğaüstü çalışmasını insanın iradesine koşullandırırız. Bunun yerine odak noktası Tanrı’nın iradesidir: “ Tanrı, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu.” (Yak. 1:18) ve ‘büyük merhametiyle’, yeniden doğmamızı sağladı” (1 Pe. 1:3). Bu nedenle Yuhanna, iman eden herkesin Tanrı’dan doğacağını söylemez, fakat iman eden herkesin “Tanrı’dan doğduğunu” söyler (1. Yu. 5:1)</p>



<p>Önceleri “müjdenin ışığına” kördük, ancak Tanrı, “Işık, karanlıkta parlayacak” diyen Tanrı, ”İsa Mesih’in yüzünde parlayan kendi yüceliğini tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı” dedi (2 Ko. 4:3–6). Evet, imanlı kişi Mesih’i seçer, ancak bu sadece Ruh’un ölü bedenimize yeni bir yaşam üflemesi ve kör gözlerimizi açmak için yeni bir ışık tutması nedeniyledir. Elçilerin İşleri kitabındaki Lidya gibiyiz. Rab yüreğini açana dek Lidya, Rab’be iman etmedi. (Elç. 16:14).</p>



<p>Ayrıca, imandan bahsettiğimizde bile, bunun Tanrı’nın bir armağanı olduğunu unutmamalıyız (bkz. Elç. 13:48-50; Ef. 2:8–10; Flp. 1:29–30; 2.Pe. 1:1). Bu, Tanrı’nın yalnızca yeniden doğmamış olanlara verdiği bir armağan değildir; aynı zamanda sinerjiyi ve günahın tam esaretinde olmayan bir iradeyi gösterir. İman etkili bir armağandır, günahkarın İsa’ya güvenebilmesi için Ruh’un içine işlemesi gereken bir armağan. İmanı, kendi işimiz olarak düşünemeyiz. Sadece Tanrı bize bahşettiği ve içimizde etkin kıldığı için inanırız. Aksini söylemek, imanı ilahi kökeninden yoksun bırakmak demektir.</p>



<p><strong>KAYNAKÇA:</strong> <a href="https://www.thegospelcoalition.org/essay/regeneration/">https://www.thegospelcoalition.org/essay/regeneration/</a></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/yeniden-dogus/">Yeniden Doğuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İznik Konsili Kutsal Yazılar Kanonunu Yaratmadı</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/iznik-konsili-kutsal-yazilar-kanonunu-yaratmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 May 2022 08:23:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[Kilise Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[SBTS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=6080</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iznik-konsili-kutsal-yazilar-kanonunu-yaratmadi/" title="İznik Konsili Kutsal Yazılar Kanonunu Yaratmadı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>TEHLİKELİ SONUÇLAR VEREN BİR FİKİR, ROMA İMPARATORU KONSANTİNE’NİN YETKİSİ ALTINDAKİ İZNİK KONSİLİ’NİN (MS 325) HIRİSTİYAN KİTAP KANONUNU KURDUĞU KAVRAMIDIR.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iznik-konsili-kutsal-yazilar-kanonunu-yaratmadi/">İznik Konsili Kutsal Yazılar Kanonunu Yaratmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iznik-konsili-kutsal-yazilar-kanonunu-yaratmadi/" title="İznik Konsili Kutsal Yazılar Kanonunu Yaratmadı" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-768x384.jpeg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-768x384.jpeg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-300x150.jpeg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash-1024x512.jpeg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/taylor-wilcox-aXeVH4FcS1k-unsplash.jpeg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>TEHLİKELİ SONUÇLAR VEREN BİR FİKİR, ROMA İMPARATORU KONSANTİNE’NİN YETKİSİ ALTINDAKİ İZNİK KONSİLİ’NİN (MS 325) HIRİSTİYAN KİTAP KANONUNU KURDUĞU KAVRAMIDIR.</p>



<p>Fikirlerin sonuçları vardır. Tehlikeli sonuçlara yol açan bir fikir, Roma imparatoru Konstantin’in yetkisi altındaki İznik Konsili’nin (MS 325) Hıristiyan Kutsal Kitap kanonunu oluşturduğu fikridir.</p>



<p>Kutsal Kitap, hangi kitapların dahil edileceğini seçen birkaç seçkin piskopostan mı kaynaklandı? Yoksa bu konuda bir Roma imparatoruna mı itibar etmeli miyiz? Hayır. Bu yalan, Kutsal Kitap otoritesini çürütme ve kanonun kökenleri hakkında şüphe uyandırmak için kullanıldı. Dan Brown’ın 2003’te en çok satan kitabı Da Vinci Şifresi bu fikri kültürümüze yerleştirdi ve şimdi birçokları Konstantinus veya İznik’in Kutsal Kitabı kurduğunu düşünüyor. Ama Brown bu hikayeyi icat etmedi. Bunu sadece kurgusu aracılığıyla sürdürmüştür. (Aynı şey popüler casus romancı Daniel Silva’nın son kitabı The Order için de geçerli. Bir yazarın notunda şunu kabul ediyor: “Kutsal Kitap yanılmazlığına inanan Hıristiyanlar, müjdecilerin kim olduklarına ve Müjdelerinin nasıl yazıldığına dair açıklamama hiç şüphesiz karşı çıkacaklardır.”)</p>



<p><strong>İznik ve Tarihte Kanon</strong></p>



<p>İznik’in kanonu kurduğu ve Kutsal Kitap’ı yarattığı fikrinin tarihsel bir temeli yoktur. The Biblical Canon Lists from Early Christianity ve diğer erken kanıtlar, Hristiyanların İznik’ten önce ve sonra Kutsal Kitap kanonunun sınırlarını tartıştıklarını göstermektedir. Örneğin, Kudüslü Cyril (yaklaşık MS 350) ve İskenderiyeli Atanasius (yaklaşık MS 367) gibi İznik yanlısı ataların listeleri bile Vahiy’in dahil edilmesi konusunda hemfikir değildir. Ne konseyden alınan ilk kayıtların hiçbiri, ne de görgü tanıkları (örneğin, Evsevius veya Ahanasius), kanonu kuran herhangi bir Konsil kararından bahsetmez. İznik Konsili’nin kanonu kurduğu ve Kutsal Kitap’ı yarattığı fikrinin hiçbir tarihsel temeli yoktur.</p>



<p>Yudit’in Latince çevirisinin önsözünde Hieronymus şunları yazdı:</p>



<p>Madem İznik Konsili’nin bu kitabı kutsal Yazılar arasında saydığı kabul edildiği, isteğinize teslim ediyorum. Jerome, Yudit’i kanona dahil etmek için resmi bir karardan bahsediyor olabilir mi? Bu pek olası değil. Atanasius’tan Nazianzus’lu Gregory’ye, Poitiers’li Hilary’den Hieronymus’a kadar İznik’te kabul gören inancı en erken benimseyenler, Yudit’i kanon listelerine dahil etmezler. İznik’te Judith’in kanona uygunluğu hakkında bir karar verilmiş olsaydı, ilk benimseyenler onu kanona uygun kitaplar arasında listelerlerdi. Ama yapmazlar. Bunun yerine, Hieronymus muhtemelen bazı ataların Yudit’ten kutsal metinler olarak bahsettiği tartışmaları anlatıyor. Her halükarda, bu tartışmalar, kanonun sınırları hakkında resmi bir konsil kararıyla sonuçlanmadı. Görünüşe göre Hieronymus’un ifadesi daha sonra İznik’in kanona karar verdiğini söylemek için yanlış anlaşıldı ve bu da bizi hikayenin geri kalanına götürüyor.</p>



<p><strong>Efsanedeki İznik ve Kanon</strong></p>



<p>Bu fikrin kaynağı, o zamana kadar Yunan konseylerinin kararlarını özetlediğini iddia eden Synodicon Vetus adlı dokuzuncu yüzyıl sonlarına ait bir Grekçe el yazmasında yer almaktadır (buradaki sayfa 2-4’e bakınız). Andreas Darmasius bu el yazmasını 16. yüzyılda Mora’dan getirmişti. John Pappus, 1601’de Strasburg’da düzenledi ve yayınladı. İşte ilgili bölüm:</p>



<p>Konsey, kanonik ve apokrif kitapları şu şekilde tecelli etti: Kitaplar Tanrı’nın evindeki ilahi masanın yanında koydular; sonra İlâhi esini olan kitaplarının masanın üzerinde, sahte kitapların ise masanın altında bulunması için Rab’be yalvararak dua ettiler, ve öyle oldu. Bu kaynağa göre, kilisenin kanonu, İznik’te meydana gelen, yani Rab’bin kanona dahil kitapların masada kalmasına ve altında uydurma veya sahte olanların bulunmasına neden olduğu bir mucize nedeniyle vardır.</p>



<p>Pappus’un Synodicon Vetus baskısından, bu alıntı dolaşıma girdi ve alıntılandı (bazen onun editörlüğünü yaptığı Grekçe el yazmasından değil, Pappus’un kendisinden geliyormuş gibi!) ve sonunda Voltaire (1694-1778) gibi önde gelen düşünürlerin eserlerinde kendine yer buldu. Voltaire’n yazdığı Philisophical Dictionary 3. cildinde “Konseyler” (bölüm I) altında şöyle yazar: Aynı konseyin ataları, Kutsal Kitap’ın gerçek kitaplarını apokrif kitaplardan ayırmaları, neredeyse benzer bir yöntemle oldu. Hepsini sunağın üzerine yerleştirdikten sonra, apokrif kitaplar kendi kendilerine yere düştüler.</p>



<p>Kısım III’te biraz sonra Voltaire şunları ekliyor: ”Nice Konsili’nin ekinde, Eski ve Yeni Antlaşma’nın hangilerinin gerçek, hangilerinin apokrif kitap olduğunu bulmaya çok şaşıran önderlerin, hepsini bir sunağın üzerine koyduğunu daha önce söylemiştik. ve reddedecekleri kitaplar yere düştü. Ne yazık ki bu kadar güzel bir imtihan kaybedildi!”</p>



<p>Voltaire daha önce Konstantinus’un konseyi topladığına değinir. O halde, İznik’te atalar, kutsal kitabı apokrif kitaplardan dua ve bir mucizeyle ayırdılar. Pappus’un Synodicon Vetus’un 1601 baskısının yayınlanması -ve daha sonra İznik’teki mucizenin, özellikle Voltaire tarafından Sözlüğünde alıntılanması- Dan Brown’un olayları bu kadar renkli anlatabilmesinin ve diğer birçok kişinin bu efsaneyi sürdürmeye devam etmesinin nedeni gibi görünüyor.</p>



<p><strong>Yetki meselesi</strong></p>



<p>Kültürümüz giderek daha laik hale geldikçe, birçok kişi Kutsal Kitap’ın kökenleri ve özellikle erken Hıristiyanlığın kanonun oluşumundaki rolü hakkında şüphe atmaya devam edecek. Kanonun tarihi zaman zaman biraz karışık olsa da, 325’te İznik’te toplanan birkaç Hıristiyan piskopos ve kilise tarafından kurulduğuna dair hiçbir kanıt yoktur.</p>



<p>Hıristiyanların bu çağda zihinlerini harekete geçirmeye hazırlamaları ve Kutsal Kitap kanonunun kiliseler tarafından uzun yıllar boyunca tanınan Tanrı’nın işi olduğunu güvenle ileri sürmeleri gerekir. J. I. Packer’ın canlı sözleriyle, ” Sir Isaac Newton’un nasıl bize yerçekimi gücünü vermedi ise kilise de bize kanonu aynı şekilde vermedi.”</p>



<p><strong>Daha Fazla Okuyunuz:</strong></p>



<p>Ed Gallagher and John D. Meade, The Biblical Canon Lists from Early Christianity: Texts and Analysis (OUP, 2018).</p>



<p>F. F. Bruce, The Canon of Scripture (IVP, 1988).</p>



<p>Timothy Paul Jones, How We Got the Bible (Rose Publishing, 2015). Interview with Timothy Paul Jones.</p>



<p><strong>Kaynakça:</strong> <a href="https://equip.sbts.edu/article/the-council-of-nicaea-did-not-create-the-canon-of-scripture/">https://equip.sbts.edu/article/the-council-of-nicaea-did-not-create-the-canon-of-scripture/</a></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iznik-konsili-kutsal-yazilar-kanonunu-yaratmadi/">İznik Konsili Kutsal Yazılar Kanonunu Yaratmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/her-gunah-affedilebilir-inandigimiz-ve-inanmaya-devam-edecegimiz-gercek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2021 07:52:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4313</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/her-gunah-affedilebilir-inandigimiz-ve-inanmaya-devam-edecegimiz-gercek/" title="Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Roma’da hâlâ zayıf durumda olan kilisenin üzerine korkunç bir fırtına çöktü. İmparator Hristiyanların yakalanmasını, kitaplarının yakılmasını ve kiliselerinin yıkılmasını emretmişti. Yalnızca Tanrı’ya karşı çıkan ve Roma ilahlarına kurbanlar sunan kişiler kurtuldu. Birçok kişi korkuyla diz çöktü, elleri kan içindeydi. Bazıları hatta din adamıydı.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/her-gunah-affedilebilir-inandigimiz-ve-inanmaya-devam-edecegimiz-gercek/">Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/her-gunah-affedilebilir-inandigimiz-ve-inanmaya-devam-edecegimiz-gercek/" title="Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Her-Gunah-Affedilebilir-Inandigimiz-ve-Inanmaya-Devam-Edecegimiz-Gercek.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/05.Her-Günah-Affedilebilir-.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: Marshall Segal</h4>



<p><em>Günahların affına &#8230; inanıyorum (Elçilerin İnanç Açıklaması)</em></p>



<p>Roma’da hâlâ zayıf durumda olan kilisenin üzerine korkunç bir fırtına çöktü. İmparator Hristiyanların yakalanmasını, kitaplarının yakılmasını ve kiliselerinin yıkılmasını emretmişti. Yalnızca Tanrı’ya karşı çıkan ve Roma ilahlarına kurbanlar sunan kişiler kurtuldu. Birçok kişi korkuyla diz çöktü, elleri kan içindeydi. Bazıları hatta din adamıydı.</p>



<p>Ama Daniel gibi, birçokları tek bir ilahtan başka herhangi bir ilaha diz çökmeyi reddetti. Bu yaşamda sahip olabilecekleri her türlü haktan feragat ettiler; “daha iyi ve kalıcı bir mal” sahibi olduklarını biliyorlardı (İbraniler 10:34). Bazıları her şeyini kaybetti. Özgürlüklerini, mallarını, ailelerini ve nefeslerini dahi kaybettiler. İsa’ya bağlılık yemini ettiklerinden dolayı idam edildiler. Diğerleri hapishanelerden izlediler ve ağladılar. Sıranın kendilerinde olabileceğini biliyorlardı. Şehit edilen sevdiklerinin kanı, yüreklerinde acı dolu lekeler bıraktı.</p>



<p>Sonra, fırtına sonrasındaki beklenmedik sessizlik gibi, zulüm duruldu. Hristiyanlık Roma’da bir kere daha hoşgörüyle karşılanıyordu. Ateşler azalınca ve tehlikeler uçunca, İsa’ya ihanet etmiş olanlar, görünüşte Yahuda’nın oğulları ve kızları olanlar kilisede yine meydana çıktılar. Kilise ne yapacaktı? Denenmeler ve hatta ölüm tehditlerine dayanmış olanlar, onları terk etmiş ve Mesih’i inkâr etmiş olanları geri kabul etmeli miydiler? Nitekim İsa bizzat şu uyarıyı yapmıştı: “İnsanların önünde beni inkâr edeni, ben de göklerdeki Babam&#8217;ın önünde inkâr edeceğim” (Matta 10:33). <em>Hainler, hainler bile, affedilebilir mi?</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Kim Affedilebilir?</h2>



<p>Dördüncü yüzyıldaki o hassas, rahatsız edici, değişken ikilem, sonunda Elçilerin İnanç Açıklaması’na iki ilave sözcüğün eklenmesine vesile oldu. <em>Günahların affı </em>bildirgenin ilk versiyonlarında, belki yüz yıldan fazladır yoktu. Sonrasında da o erken dönemdeki imanlılar günahın ve merhametin daha derin, daha rahatsız edici sularına inmek zorunda kaldılar.</p>



<p>Bazıları vazgeçenlerin affedilemez, kurtarılamaz, lanetlenmiş olduğu konusunda ısrar etti. Diğerleriyse hararetle, çarmıhın dibindeki kan çeşmesinin bunu bile, bunları bile yıkayıp örtebileceğini beyan etti. Sonunda, Ben Myers’e göre, kilise şu karara vardı:</p>



<p>İsa öğrenciliğindeki düşüşler –toplum önündeki fena düşüşler bile– bir kişiyi Tanrı lütfundan hariç tutmaz. Augustinus’un ruhsal elitizme karşı verdiği birçok vaazından birinde ısrar ettiği gibi: “Hiç kimseden, asla umudumu kesmemeliyiz.” (<em>The Apostles’ Creed</em>, 115)</p>



<p>İman ve tövbe aracılığıyla, Mesih’i terk etmiş olanlar Mesih’e buyur edildi ve akıl almaz olan şeyi duydu: “Çok olan günahlarınız bağışlandı” (bkz. Luka 7:47). Böylece, kilise inanç açıklamamıza merhamet dolu, kalıcı ve skandal niteliğinde bir kazık çaktı: Başkaları –kendi gözündeki merteği görmeyen, kendisini doğru görüp taş atmaya ve düşüşlerinden dolayı kardeş günahkârları gözden çıkarmaya hazır olan başkaları– bu taşkın merhametten geri dursa da, <em>biz günahların affına inanıyoruz.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">Günahların Affı Nedir?</h2>



<p>Günahların affı nedir? Dışarıdan basit görünse de, bu kelimeler üç derin gerçeği temsil etmektedir: İlk olarak, insan, her insan, günahın kölesidir. “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok” (Romalılar 3:10). “İyilik eden yok, tek kişi bile!” (Romalılar 3:12). Tümüyle yozlaşmış durumdayız. İkinci olarak, günahımız Tanrı’nın haklı gazabını hak etmektedir. Tanrı, eğer kötülüğümüzü mazur görüyor veya görmezden geliyorsa, Tanrı olamaz. Yargı yerini bulmalı ve bulacak. Üçüncü olaraksa, tüm inananlar ve tövbe edenler için, yargı hâlihazırda yerini bulmuştur. Mesih’te, Tanrı “bütün suçlarımızı bağışladı. Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha çakarak ortadan kaldırdı” (Koloseliler 2:13-14).</p>



<p>Günahkârlığımızın dibini ve affedilişimizin zirvesini görebileceğimiz birçok metni ele alabilirdik ama özellikle Mika 7:8-9, yıllar içerisinde değerli bir rehber olmuştur.</p>



<p><em>Halime sevinme, ey düşmanım!<br>Düşsem de kalkarım.<br>Karanlıkta kalsam bile RAB bana ışık olur.<br>RAB&#8217;be karşı günah işlediğim için,<br>O&#8217;nun öfkesine dayanmalıyım.<br>Sonunda davamı savunup hakkımı alacak,<br>Beni ışığa çıkaracak, adaletini göreceğim.</em></p>



<h2 class="wp-block-heading">İNSANIN GÜNAHKÂRLIĞI</h2>



<p><em>Rab’be karşı günah işlediğim için&#8230;</em></p>



<p>“Günahların affına inanıyorum” diye ikrar ettiğimizde, kendi günahkârlığımızı ve affedilmeye olan <em>ihtiyacımızı </em>ikrar etmiş oluyoruz. Bu, Hristiyanların inandığı en tartışmalı ve en güzel gerçeklerden biridir. Adem aracılığıyla, günah ve ölüm bir virüs gibi gerideki herkese, bir kişi hariç, bulaşmıştır. Hepimiz Kral Davut’la şöyle deriz: “Nitekim suç içinde doğdum ben; günah içinde annem bana hamile kaldı” (Mezmurlar 51:5). Günahta doğmuş olarak da, günahımız içinde ölüyüz (Efesliler 2:1). Mesih’ten yoksun bir durumda ruhlarımızın ne kadar kötü ve çaresiz olduğunu ne kadar vurgulasak azdır.</p>



<p>Affedilme vaadini almak şöyle dursun, bu vaadi anlamak için, kendimizi perişan hâldeki günahkârlar olarak görmemiz gerekir. “İman olmadan Tanrı&#8217;yı hoşnut etme[nin] olanaksız” olduğunu (İbraniler 11:6), inanmadan önce işlediğimiz iyi eylemlerin bile aslında günah olduğunu (Romalılar 14:23) fark etmemiz gerekir. Bir nevi aldığımız her nefes günahtı ve günaha kulluk ediyorduk. Üstelik Tanrı müdahale etmemiş olsaydı, bizi yaşamdan ve umuttan yoksun bir biçimde cehenneme sürükleyecekti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">TANRI’NIN GAZABI</h2>



<p><em>O&#8217;nun öfkesine dayanmalıyım&#8230;</em></p>



<p>Eğer tövbe etmemiş ve inanmamış olsak, cehennem mübalağa bir karşılık olmazdı. Uygun, adil, hatta iyi olurdu. Tanrı’nın gazabı asla hesapsız veya hatalı bir biçimde düşmez. Rab’bin öfkesini hak ediyoruz. “Günahın ücreti ölüm” (Romalılar 6:23), hayal edemeyeceğimiz veya dayanamayacağımız bir ölümdür. Yalnızca yok olmak değil, aynı zamanda o kadar karanlık, korkutucu, eziyet edici bir varoluştur ki, keşke yok olsak diye yalvarırdık (Luka 16:24). “Günahların affına inanıyorum” diye ikrar ettiğimizde, Tanrı gazabının doğru, kutsal adaletini beyan etmiş oluyoruz.</p>



<p>Günahtan dönmeyi reddedenler, kendi kötü isyanlarının adil ve korkunç karşılığını alacaklardır. “Böyleleri Rab&#8217;bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar” (2. Selanikliler 1:9). Daniel’in sözünü verdiği gibi, “Yeryüzü toprağında uyuyanların birçoğu uyanacak: Kimisi sonsuz yaşama, kimisi utanca ve sonsuz iğrençliğe gönderilecek” (Daniel 12:2). “Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek” (Vahiy 14:11). Affedilmek mümkün olmasa, geleceğimiz böyle olurdu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">GÜNAHLARIN AFFI</h2>



<p><em>Sonunda davamı savunup hakkımı alacak&#8230;</em></p>



<p>Ama Mika’nın cümlesi –Mesih’e ait olanlar için– öfkeyle bitmiyor. “O&#8217;nun öfkesine dayanmalıyım” diyen Mika, şöyle yazıyor: “<em>Sonunda davamı savunup </em>hakkımı alacak.” Yani, bana karşı değil, “benden yana” olacak. Bizi haklı olarak reddedilecek, utandırabilecek, bize eziyet edebilecek, hatta bizi yok edebilecek olan Tanrı, bunların aksine bizi savunmaktadır. Mesih’te, davamızı kendi tahtının önünde, kendi adaleti, kendi haklı gazabıyla savunmaktadır. Affedilmek mümkündür çünkü çarmıhta, Tanrı’nın yüceliğini daha da açıklamak için, Tanrı’nın merhameti Tanrı’nın gazabıyla buluşmuştur. “Adım uğruna öfkemi geciktiriyorum. Ünümden ötürü kendimi tutuyorum” (Yeşaya 48:9).</p>



<p>Bizzat İsa’nın adıyla bize şu vaat yapılmıştır: “Halkını günahlarından O kurtaracak” (Matta 1:21). O daha doğmamışken, Tanrı kendi halkının “<em>günahlarının bağışlanması</em>yla kurtulacaklarını” bildirmişti (Luka 1:77). Otuz yıl sonra, Mesih bu kurtuluşu “<em>günahların bağışlanması</em> için birçokları uğruna akıtılan” kendi kanıyla ödedi (Matta 26:28).</p>



<p>Sonra da arkasında kendi öğrencilerini, bugün bile, bir görevle bıraktı: “<em>Günahların bağışlanması </em>için tövbe çağrısı da Yeruşalim&#8217;den başlayarak bütün uluslara O&#8217;nun adıyla duyurulacak” (Luka 24:47). Dolayısıyla kim olursanız veya ne yapmış olursanız olun, O’nu ne kadar ciddi veya kaç tane insan içinde yüzüstü bırakmış olursanız olun, Mesih’te bağışlanabileceğinizi ikrar ediyor ve buna tanıklık ediyoruz. O’nun kanından başka hiçbir şey sizi temiz kılamaz. Ama şunu bilin: Bu dünya veya kendi şüpheleriniz ne diyor olursa olsun, O’nun kanı sizi kesinlikle temiz kılabilir. Affedilmek bir hayli mümkündür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İptal Kültüründe Affetme</h2>



<p>Affedilme vaadi ne kadar basit ve tanıdık görünse de, affın gizeminin ve harikasının günümüzle bu kadar alakalı olduğu başka bir zaman var mıydı? Bizler, en azından Amerika’da, bir affetmeme vebasının acısını çekmekteyiz. İptal kültürümüz heyecanlı ve berbat bir şekilde bir sonraki ayak kayması, bir sonraki hata, bir sonraki ayıp için bekliyor. Ya da sabredemiyor ve bir kişi bulup yargı önüne çıkarmak için tarihin sayfalarını karıştırıyor ve sonra tüm öfkesini kusuyor (en azından 24 saatliğine).</p>



<p>Günümüzün sözde “sosyal” medyasının ne kadarı bir tür dijital giyotine, vahşi ve öngörülemez cellatlar kalabalığına dönüştü ve ağızlarından köpükler çıkararak bir sonraki olası idamı bekliyor?</p>



<p>Oysa bizler af skandalına inanıyoruz. Hâlâ inanıyoruz ve inanacağız ki, “<em>günahlarımızı itiraf edersek</em>, güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır” (1. Yuhanna 1:9). Hâlâ inanıyoruz ve inanacağız ki, “O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlu&#8217;nun egemenliğine aktardı. O&#8217;nda kurtuluşa, <em>günahlarımızın bağışı</em>na sahibiz” (Koloseliler 1:13-14). Hâlâ inanıyoruz ve inanacağız ki, Mesih’ten dolayı, Tanrı bizim davamızı savunacaktır. Bizim hakkımızı arayacaktır. Bizi ışığa getirecektir. İnanıyoruz ki biz, biz bile, affedilebiliriz.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/her-gunah-affedilebilir-inandigimiz-ve-inanmaya-devam-edecegimiz-gercek/">Her Günah Affedilebilir İnandığımız ve İnanmaya Devam Edeceğimiz Gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/05.Her-Günah-Affedilebilir-.mp3" length="11806911" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/neden-bazi-ruhsal-armaganlar-kararsiz-insanlara-cekici-gelir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2021 07:58:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3786</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/neden-bazi-ruhsal-armaganlar-kararsiz-insanlara-cekici-gelir/" title="Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kutsal Kitap “kararsız” insanların farkındadır. Örneğin, 2. Petrus 3:16’da “(Pavlus’un mektuplarında) güç anlaşılan bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, öbür Kutsal Yazılar'ı olduğu gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar” der. 2. Petrus 2:14, “kararsız kişileri ayartan” kötü kişilerden bahseder. Yakup 1:8 “her bakımdan değişken, kararsız olan kişi”den bahseder.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/neden-bazi-ruhsal-armaganlar-kararsiz-insanlara-cekici-gelir/">Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/neden-bazi-ruhsal-armaganlar-kararsiz-insanlara-cekici-gelir/" title="Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/10/Neden-Bazi-Ruhsal-Armaganlar-Kararsiz-Insanlara-Cekici-Gelir.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>Kutsal Kitap “kararsız” insanların farkındadır. Örneğin, 2. Petrus 3:16’da “(Pavlus’un mektuplarında) güç anlaşılan bazı yerler var ki, bilgisiz ve kararsız kişiler, öbür Kutsal Yazılar&#8217;ı olduğu gibi bunları da çarpıtarak kendi yıkımlarını hazırlıyorlar” der. 2. Petrus 2:14, “kararsız kişileri ayartan” kötü kişilerden bahseder. Yakup 1:8 “her bakımdan değişken, kararsız olan kişi”den bahseder.</p>



<p>Hiçbirimiz mükemmel kararlılıkta değiliz. Kral Davut ve elçi Pavlus, cesaret kırıklığının çukurunda ve coşkunun bulutlarında olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorlardı. Doğruyu yanlıştan ayırt etmek her zaman çok kolay değil, yine de sürekli denemeliyiz, çünkü ikisi için de reçeteye aynı terapi yazılmıştır: sevgi.</p>



<p>“Kararsız kişiler”den ne kastettiğimi tanımlamaya çalışmama izin verin – ve bu özelliklerden bir ya da iki tanesi size uyarsa çok endişelenmeyin. Kararsızdan kastettiğim şey şu:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1"><li>Kararsızlar, iyi bir gerekçeleri olmadan aşırı duygusal ruh hali değişikliği eğilimindedirler. Böyle olmak için yeterli sebepleri yokken aşırı morali bozuk ya da aşırı heyecanlı olabilirler.</li><li>Bu durum kişiyi ikinci özelliğe götürür: Kararsız insanların duygularıyla, mantıkları ve algılama kabiliyetleri yeterince bağlantılı değildir. Bu hepimiz için bir ölçüde doğrudur. Ama mantıklı bir akılda duygular, gerçeklik hakkında doğru gözlemler ve bu gözlemler hakkında doğru düşünme tarafından yönlendirilir. Oysa ki kararsız kişide algılama çarpıktır ve mantığın dümeni geminin altında boşta dönmektedir. Hayatın gemisi, dümen tarafından sağlanan kontrol olmadan duygular denizinde sürüklenmektedir. İyi bir dümenle bile oldukça kötü bir şekilde sürüklenilebilir. Ama dümenin bağlantısı kırık olunca herşey çok daha kötüdür. Hayatın kararsız gemisi duygular denizinde oraya buraya sürüklenir.</li><li>Bu sebeple, kararsızlar güvende değildirler. Tanrı’nın egemen lütfundaki bilgi, güven ve duygusal tatminin derin köklerine sahip olmadan, ilişkisel durumlardan aşırı miktarda güven sağlamaya çalışırlar. Yine hepimiz bir ölçüde böyleyizdir. “İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et.” Ama kararsızlarda sorun daha büyüktür ve bu yüzden uzaktan eleştiri, onaylanmama ya da reddedilme işaretlerine karşı bile hassastırlar.</li><li>Bu sorunların bir dışavurumu da kararsız insanların genellikle ilişkisel dinamiklerden habersiz olmasıdır. Ne şekilde karşılaştıklarının farkına varmazlar. Basit sosyal etkileşimin olağan sınırları ve gereklilikleri onların çerçevesinde değildir</li></ol>



<p>Neden bu tür insanlar, diğer alışılmadık işaretler ve mucizelerden ve peygamberlik, bilgi ya da diller gibi olağanüstü ruhsal armağanlardan orantısız bir ölçüde etkilenirler?</p>



<p>Olası bir cevap, bu armağanların nesnel gözlem ve mantığın olağan süreçlerinin çok dışında olmasıdır. Bu sebeple, bu insanların içinde yaşamayı çok zor buldukları olağan koşullardan özgür görünen bir atmosfer sağlarlar. Sonunda mantığın, dikkatli Kutsal Kitap yorumunun ve hayatın girdi ve çıktılarını normal olarak yöneten akla yatkın gözlemin sınırlamaları olmadan akıllarına gelen her şeyi söyleyebileceklerini hissederler. Bu ruhsal armağanlar onların hayat tarzlarına uygun görünür: öngörülemez, mantık süreçleriyle bağlantısız, nesnel gözlemin taleplerinden özgür.</p>



<p>Ama size 1. Korintliler 14’ü okumanızı ve Pavlus’un ruhsal armağanların atmosferini kararsız görüp görmediğini anlamanızı şiddetle tavsiye ederim. Karşı karşıya olduğumuz konu, dengesizlik için bir ortam yaratmadan armağanların gerçeğini nasıl kavrayacağımızdır.</p>



<p>Tanrı’nın doluluğunu azimle arzulayan,</p>



<p>Pastor John<br><br><strong>(c) Desiring God. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz:</strong> <a href="https://www.desiringgod.org/articles/why-some-spiritual-gifts-attract-unstable-people?lang=tr" rel="noreferrer noopener" target="_blank">https://www.desiringgod.org/articles/why-some-spiritual-gifts-attract-unstable-people?lang=tr</a></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/neden-bazi-ruhsal-armaganlar-kararsiz-insanlara-cekici-gelir/">Neden Bazı Ruhsal Armağanlar Kararsız İnsanlara Çekici Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/refah-mujdesi-yanlilarina-mujdeleme-yapma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2021 11:42:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdeleme]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=3046</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/refah-mujdesi-yanlilarina-mujdeleme-yapma/" title="Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Bir kış sabahı, en sevdiğim kahvecide oturup Kutsal Yazılar’ı okuyor ve günlük tutuyordum. Yanımdan geçen bir adam Kutsal Kitap okuduğumu fark etti ve benimle konuşmaya başladı.</p>
<p>Yaşadığım bölgedeki büyük bir kilisenin üyesi olduğunu söyledi (refah müjdesi denen sözde müjdeyi öğreten bir kilise) ve Kutsal Kitap’ın, Tanrı’nın bizleri bereketlemeye yönelik tasarılarını bildiren bir kitap olduğuna inandığını söyledi.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/refah-mujdesi-yanlilarina-mujdeleme-yapma/">Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/refah-mujdesi-yanlilarina-mujdeleme-yapma/" title="Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/04/Evangelizing-Prosperity-Gospel-Adherents.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>Bir kış sabahı, en sevdiğim kahvecide oturup Kutsal Yazılar’ı okuyor ve günlük tutuyordum. Yanımdan geçen bir adam Kutsal Kitap okuduğumu fark etti ve benimle konuşmaya başladı.</p>



<p>Yaşadığım bölgedeki büyük bir kilisenin üyesi olduğunu söyledi (refah müjdesi denen sözde müjdeyi öğreten bir kilise) ve Kutsal Kitap’ın, Tanrı’nın bizleri bereketlemeye yönelik tasarılarını bildiren bir kitap olduğuna inandığını söyledi.</p>



<p>Ben Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın kim olduğuyla, bizim kim olduğumuzla ve Tanrı’nın bizleri kendisiyle barıştırmak için ne yaptığıyla alakalı bir kitap olduğunu söyleyerek cevap verdim. Müjde’yi paylaşmaya başladım ve Hristiyanlara İsa’yı izlemenin bir parçası olarak acı çekmenin vaat edildiğini söyledim.</p>



<p>Kendisi buna cevap olarak, imanımız olduğu sürece Tanrı’nın bizleri bereketlemeye ve acı çekmekten korumaya devam edeceğini söyledi. Bense Tanrı’nın hem iman edenlerin yaşamlarında bazı ortak ayartmalarla hem de bazı özel zulümlerle acı çekeceğini vaat ettiği birkaç ayetten alıntı yaptım. Bu noktada, ellerini kendini savunurcasına havaya kaldırarak, “Ben bunu reddediyorum. Başıma böyle bir şey gelmeyecek” dedi.</p>



<p>Eşim yakın zamanda bir düşük yaptı ve bunu bu kişiyle paylaşma gereği hissettim. Kendisine bu gibi denenmelerle karşılaştığımızda, “Ben bunu reddediyorum. Başıma böyle bir şey gelmeyecek” deyip bu durumları ortadan kaldıramayacağımızı açıkladım. Aynı zamanda İsa’nın dünyayı yendiğini ve denenmelerde asla bizleri yalnız bırakmayacağını, acı zamanlarda bizleri teselli edeceğini vaat ettiğini anlatarak iyi haberi paylaştım.&nbsp;</p>



<p>Sanırım açık yürekli oluşum ve geçirdiğim bu denenmenin ciddiyeti karşısında hazırlıksız yakalandı. Ama bu kişiyle yaşadığım olay benim şunu merak etmeme sebep oldu: Refah müjdesine inananlara müjdeleme yapmak için kendimizi nasıl daha iyi hazırlayabiliriz?</p>



<p><strong>NEDEN BU KADAR ZOR?</strong></p>



<p>İsa’nın bizleri sağlıklı, zengin ve başarılı yapmak için öldüğüne inanan insanlarla Müjde’yi paylaşmak, birçok nedenden dolayı zordur ama bence özellikle öne çıkan iki neden var.</p>



<p><strong><em>1. Refah mesajı, benliğe çekici gelir.</em></strong></p>



<p>Birincisi, refah mesajı benliğe çekici gelir. Bu sözde müjde özellikle sağlık ve zenginliğe yönelik sahip olduğumuz doğal istekleri kullanır ve günahlı yüreklerimize tam da istediği şeyleri vaat eder. Günahtan tövbe etmeye, benliği inkâr etmeye, çarmıhı yüklenmeye, İsa’yı takip etmeye ve ölmeye bir çağrı yoktur (Mar. 10:34-35).</p>



<p>Sonuç olarak, bu sözde müjdeye kanmış bir kişiyle Müjde’yi paylaştığımızda, kişiyi benliğe çekici gelen bir mesaja inanmayı bırakmaya ve benliğe çekici gelmeyen bir mesaja inanmaya çağırmış oluyoruz.</p>



<p><strong><em>2. Onlar da bizim kullandığımız kelimeleri kullanırlar ama farklı anlamlarla.</em></strong></p>



<p>İkincisi, refah müjdesi denen sözde müjdenin yanlıları da bizim kullandığımız kelimeleri kullanırlar ama farklı anlamlarla. Örneğin ben <em>iman</em> kelimesini kullandığımda, Tanrı Sözü’nün doğru olduğuna ve Oğlu’nun Mesih olduğuna inanmam için bana verdiği armağanı kastediyorum (1.Kor. 2:14; Yuh. 6:44, 65). Oysa bu sözde müjdenin yanlıları <em>iman</em> kelimesini kullandıklarında, çoğunlukla Tanrı’yı kendilerine sözde borçlu kılmak üzere kullandıkları bir araçtan bahsetmektedirler. İman basitçe bir para birimi gibidir ve bizler Tanrı’dan istediklerimizi bununla alırız.</p>



<p>Bir diğer örnek olarak, ben <em>müjde</em> kelimesini kullandığımda, İsa’nın yaşamını, ölümünü ve dirilişini kapsayan iyi haberi kastediyorum (1.Kor. 15:1-4; Gal. 2:10-14). Oysa bu sözde müjdenin birçok yanlısı <em>müjde</em> derken, Tanrı’nın bizim sağlıklı, varlıklı ve refah içinde olmamızı istemesini kapsayan bu sözde iyi haberi kastetmektedirler.</p>



<p><strong>Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yolunda Beş Öneri</strong></p>



<p>Pavlus bizlere açıkça bütün Hristiyanların, özellikle de pastörlerin, müjdeleme görevini yapması gerektiğini söylüyor ve şöyle diyor: “Tanrı sözünü duyur. Zaman uygun olsun olmasın, bu görevi sürdür” (2.Tim. 4:1-5). Öyleyse bu sözde müjdeye inananlara nasıl müjdeleme yapabiliriz?</p>



<p><strong><em>1. Alçakgönüllülükle şu gerçeği fark edin: Tanrı’nın lütfu olmasa, bizler de yanlış bir müjdeye inanıyor olurduk.</em></strong></p>



<p>Alçakgönüllülükle şu gerçeği kavrayın: Tanrı’nın lütfu olmasa, bizler de yanlış bir müjdeye inanıyor olurduk. Eğer refah müjdesinin benliğe hitap ettiği ve bizlerin de günah içinde doğduğu doğruysa (Ef. 2:1), bu durumda bunun sahte bir müjde olduğunu anlamamızın tek nedeni Tanrı’nın lütfudur. Bu gerçek bizleri refah müjdesi yalanına inanan kişilerle alçakgönüllü bir şekilde konuşmaya yönlendirmelidir.</p>



<p><strong><em>2. Refah müjdesi denen sözde müjdedeki doğru olan şeyleri onaylayın.</em></strong></p>



<p>Açık konuşayım: Refah müjdesi sahte bir müjdedir. Ancak sahte şeylerin inanılır olabilmesi için, her zaman gerçeğiyle aralarında yeteri kadar benzerlik olması gerekir. Dolayısıyla, refah müjdesinde de doğru olan şeyleri onaylayın.</p>



<p>Refah müjdesi, teistik (Tanrı inancı olan) bir dünya görüşünü temel alır. Bu sahte müjde, İsa’yı izlememizden dolayı bizlere gelen bereketler olduğunu ve bu bereketlerin şu anki yaşamımızda da mevcut olduğunu doğru bir şekilde öne sürmektedir (Mar. 10:29-30). Temelinde Tanrı’nın dualarımızı duyup cevapladığına yönelik sağlam bir inanç vardır (Yak. 5:16) ve Tanrı’nın imanı ödüllendirdiği gerçeğini kabul eder (Mat. 9:29).</p>



<p>Bu sözde müjde, gerçekten tamamıyla yoksun değildir ve sanki içerisinde gerçek olan hiçbir şey yokmuş gibi davranmak hem doğru değildir hem de müjdelemede bizlere yardımcı olmaz.</p>



<p><strong><em>3. Refah müjdesi denen sözde müjdenin yalanlarının ve hatalarının karşısında durun.</em></strong></p>



<p>Refah müjdesinin yalanlarının ve hatalarının karşısında durun. Bu sözde müjdenin tehlikeli yalanlarından biri, Tanrı’dan ne alacağımıza, sahip olduğumuz iman miktarının karar verdiğidir. Oysa Kutsal Kitap şu konuda açıktır ki, önemli olan imanımızın <em>nerede</em> olduğudur, <em>miktarı</em> değil. Eğer putlara bolca imanımız varsa, putlar bizi kurtarmayacaktır; eğer İsa’ya az da olsa imanımız varsa, O bizi kurtaracaktır (Yuh. 14:1-14).</p>



<p>Bu sözde müjdenin bir ölümcül hatası da, günün birinde kaçınılmaz olarak acılara maruz kaldığımızda, bu müjdenin bizlere hiçbir yardımının olmamasıdır (Yuh. 16:33). Eğer Tanrı’ya olan imanımızın bizleri acıdan muaf kılacağına inanırsak, bu bizleri Tanrı’nın yalan söylediği, aslında var olmadığı veya bizim yeterince imanımız olmadığı sonucunu çıkarmaya zorlayacaktır ve elbette bunların hiçbiri doğru değildir.</p>



<p><strong><em>4. Kutsal Kitap’taki Müjde’nin getirdiği umudu gösterin.</em></strong></p>



<p>Kutsal Kitap’taki Müjde’nin getirdiği umudu gösterin. Müjde bizlere Tanrı’dan iyilik görmeyi hak etmediğimizi söyler. Günahlarımızdan ötürü sonsuza dek cezalandırılmayı hak ediyoruz. Ama yine de, merhameti bol olan Tanrı, bizleri İsa’ya ve O’nun kurtaran eylemine olan imanımız aracılığıyla aklamaktadır.</p>



<p>Yaşamımızda bolca gözle görülür bereket almış olalım veya olmayalım, iyi haber şudur ki, Mesih’e iman yoluyla günahlarımız bağışlanmıştır ve bizler artık Tanrı’nın ailesinde evlat edinilmişizdir. Bu gerçeği bilmek, bizleri bu yaşamdaki iyi şeyleri putlaştırmaktan veya iyi şeylere sahip olamadığımızda hayal kırıklığına uğramaktan korur.&nbsp;</p>



<p><strong><em>5. En büyük sevincimizin Tanrı’nın bizlere verdiği maddi bereketlerde değil, Tanrı’nın kendisinde yattığını gösteren cömert bir yaşam sürün.</em></strong></p>



<p>En büyük sevincimizin Tanrı’nın bizlere verdiği maddi bereketlerde değil, Tanrı’nın kendisinde yattığını gösteren cömert bir yaşam sürün. Eğer ikna edici bir şekilde refah müjdesine karşı Kutsal Yazılar’ı da kullanarak tartışır ama para ve varlık uğruna yaşarsak, ağzımızla başardığımız her şeyi, sürdürdüğümüz yaşamla çöpe atmış oluruz.&nbsp;</p>



<p>Tanrı’nın sağladığı bolluktan başkalarına da vererek cömert yaşamlar sürdüğümüzde, Kutsal Kitap’taki Müjde’yi paylaşmak için fırsatlar yaratmış oluruz. Pavlus şöyle yazıyor: “Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz. O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu” (2.Kor. 8:9).</p>



<p>Cömertçe vermek, diğerlerine Mesih’in bizim en büyük hazinemiz olduğunu ve O’na ve bizim için yaptıklarına, Tanrı’nın bizlere vereceği diğer her şeyden daha fazla değer verdiğimizi gösterir.</p>



<p><strong>Allen Duty</strong></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/refah-mujdesi-yanlilarina-mujdeleme-yapma/">Refah Müjdesi Yanlılarına Müjdeleme Yapma</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
