<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Yaşamı arşivleri - Müjde Birliği</title>
	<atom:link href="https://mujdebirligi.com/tag/hristiyan-yasami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mujdebirligi.com/tag/hristiyan-yasami/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jun 2022 10:24:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>İman, Krizde Dövülür</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/</link>
					<comments>https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Oct 2021 07:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4323</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/" title="İman, Krizde Dövülür" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İman, Krizde Dövülür" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kutsal Kitap fena ölçüde ciddi bir kitaptır. Gerçeklere dair bir kitaptır ve hepimizin çok iyi bildiği üzere, gerçekler genellikle gaddardır. Kutsal Kitap bu gerçeği hiçbir şekilde ballandırıp olduğundan daha iyi göstermemekte, gerçekleri rahatsız edici bir dobralıkla açıklamaktadır. Kutsal Yazılar’ın büyük bir kısmı gaddar zamanlar içerisinde, savaş, stres, tükenmişlik ve hatta depresyon altındaki yazarlar tarafından yazılmıştı. Üstelik Kutsal Kitap’ın doruk noktasında, Kutsal Kitap’ın mesajının en temelinde, Tanrı Oğlu’nun gaddar bir Roma çarmıhındaki kanlı ölümü vardır.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/">İman, Krizde Dövülür</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/" title="İman, Krizde Dövülür" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İman, Krizde Dövülür" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Iman-Krizde-Dovulur.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/15.-İman-Krizle-Dövülür.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: Jon Bloom</h4>



<p>Kutsal Kitap fena ölçüde ciddi bir kitaptır. Gerçeklere dair bir kitaptır ve hepimizin çok iyi bildiği üzere, gerçekler genellikle gaddardır. Kutsal Kitap bu gerçeği hiçbir şekilde ballandırıp olduğundan daha iyi göstermemekte, gerçekleri rahatsız edici bir dobralıkla açıklamaktadır. Kutsal Yazılar’ın büyük bir kısmı gaddar zamanlar içerisinde, savaş, stres, tükenmişlik ve hatta depresyon altındaki yazarlar tarafından yazılmıştı. Üstelik Kutsal Kitap’ın doruk noktasında, Kutsal Kitap’ın mesajının en temelinde, Tanrı Oğlu’nun gaddar bir Roma çarmıhındaki kanlı ölümü vardır.</p>



<p>Dolayısıyla, Kutsal Kitap’ı açtığımızda, nadiren bize hafif gelen okumalara rastlarız.</p>



<p>Mezmurlar kitabında, Tanrı esiniyle yazılmış ve yüzyıllarca sayısız imanlıya ölçülemez teselliler sunmuş olan bu ruhsal şiir kitabında bile, sıklıkla insanı geren temalarla karşılaşmaktayız. Birçok mezmurda, yazarların belirli bir gaddar gerçeğe şahit olduklarını, Tanrı’nın vaatlerine ve amaçlarına yönelik anlayışlarının veya beklentilerinin sarsıldığını ve kendi değer verdikleri Tanrı’ya güvenme konusunda sıkıntılar yaşadıklarını okuyoruz.</p>



<p>Bu mezmurlar bizim <em>ağıt mezmurları </em>dediğimiz kategoriye karşılık gelmektedirler. 10. Mezmur gibi bazı ağıt mezmurlarında, Tanrı esiniyle yazmakta olan bir yazarın kendi iman krizinin ayetlerde nasıl yer bulduğunu okumaktayız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tanrı’ya Bunu Diyebilir Miyiz?</h2>



<p>Bunu 10. Mezmur’un başlangıç ayetinde hemen görüyoruz:</p>



<p><em>Ya RAB, neden uzak duruyorsun,<br>Sıkıntılı günlerde kendini gizliyorsun? (Mezmurlar 10:1)</em></p>



<p>Tanrı’ya söylenecek şaşırtıcı bir cümle. Bir Hristiyan hedonist böyle dua edebilir mi?</p>



<p>Soruyu niçin mi bu şekilde sordum? Desiring God Hizmetleri olarak bizler, Kutsal Kitap’ta bizim <em>Hristiyan hedonizmi</em> dediğimiz bir yaşam tarzının öğretildiğine inanıyoruz. Kutsal Yazılar’da, bir Hristiyan’ın yalnızca bazı Hristiyanlık öğretilerine aklen onay veren bir kişi olmadığını görüyoruz. Bir Hristiyan, Tanrı’yı tüm yüreğiyle sever (Matta 22:37), Tanrı’yı en değerli hazinesi olarak benimser (Matta 13:44-46; Filipililer 3:7-8; İbraniler 11:24-26) ve zevkinin en yüce ve en kalıcı kaynağı olarak Tanrı’yı arar (Mezmurlar 16:11). Kutsal Kitap’ın Üçlübirlik Tanrısı, Hristiyan’ın “sevinç kaynağı” olmalıdır (Mezmurlar 16:11). Bir cümleyle özetleyecek olursak, Hristiyan hedonist Kutsal Yazılar’ın şunu öğrettiğine inanır: <em>Biz Tanrı’da en çok ne zaman tatmin bulursak, Tanrı da en çok o zaman yüceltilmiş olur.</em></p>



<p>Kesinlikle Mezmurlar kitabında, Mezmurlar 73:25-26 ayetlerinde olduğu gibi Hristiyan hedonizmini yansıtan birçok ayet bulabilmekteyiz:</p>



<p>Senden başka kimim var göklerde?<br><em>İstemem senden başkasını yeryüzünde.<br>Bedenim ve yüreğim tükenebilir,<br>Ama Tanrı yüreğimde güç,<br>Bana düşen paydır sonsuza dek.</em></p>



<p>Peki ya yazarın masum, çaresiz insanların uğradığı adaletsiz, küstah ve şiddet dolu olaylar karşısındaki acı dolu şaşkınlığıyla birlikte yas tuttuğu 10. Mezmur’a ne demeli? Yazar yalnızca şahit olduğu kötü eylemlerden rahatsızlık duymuyor. Aynı zamanda kötülerin kötülükleriyle refah bulmalarından da rahatsızlık duyuyor. Üstelik Tanrı, o adil Yargıç, bunların yaşanmasına müsaade ediyor gibi görünüyor. Böylece yazar, Kutsal Kitap’ta çoğunlukla gördüğümüz açık yüreklilikle, Tanrı’ya soruyor: “Neden sıkıntılı günlerde kendini gizliyorsun?” Bir insan Tanrı’yı gerçekten seviyor, O’na güveniyor ve O’na her şeyden çok değer veriyorsa, bu şekilde dua edebilir mi? Tanrı’da sevinç bulan bir kişi, Tanrı’nın uzak ve ilgisiz görünmesinden dolayı hiç hayıflanabilir mi?</p>



<p>Kısaca, evet. Hatta, Hristiyan hedonistler Tanrı’ya belirli zamanlarda bu şekilde dua ederler <em>çünkü </em>O bizim “sevinç kaynağı”mızdır, <em>çünkü </em>O’na değer veriyoruz, <em>çünkü </em>O’nu seviyoruz. Ayrıca çünkü bazen, Tanrı’nın işleyişine ve zamanlamasına anlam vermek acı verici bir şekilde zordur. Bu kederli-ama-sevinçli olma durumunu, 10. Mezmur’un gaddar gerçeklerinde görmekteyiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tanrı Neden Uzak Geldi?</h2>



<p>İlk olarak, Mezmur yazarına neyin sıkıntı verdiğini anlamamız gerekiyor. Sıkıntısını şu şekilde dışarı vuruyor:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>“Kötüler gururla mazlumları avlıyor” (Mezmurlar 10:2)</li><li>“Açgözlü insan RAB&#8217;be lanet okur, O&#8217;nu hor görür” (hatta Tanrı’nın varlığını inkâr eder) (Mezmurlar 10:3-4)</li><li>“Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu; dilinin altında kötülük ve fesat saklı” (Mezmurlar 10:7)</li><li>“Masumu gizli yerlerde öldürür” (Mezmurlar 10:8)</li><li>“Kapmak için mazlumu bekler ve ağına düşürüp yakalar” (Mezmurlar 10:9)</li></ul>



<p>Mazlumlar maddi kazanç uğruna güç sahibi olan biri (veya birden fazla kişi) tarafından kötüye kullanılmakta ve hatta katledilmektedirler. Kurbanlar “çaresiz” veya savunmasız bir durumdadır ve bu nedenle “saldıranın üstün gücü altında” ezilmektedirler (Mezmurlar 10:10). Bunlar insanın dilinin tutulacağı eylemlerdi ama sessiz kalmak sadece tüm bunların haksızlığına haksızlık katardı. Bu yüzden de, Yeremya gibi, Mezmur yazarı da “sessiz duramıyor” (Yeremya 4:19).</p>



<h2 class="wp-block-heading">İmanın Krizde Yankılanışı</h2>



<p>Mezmur yazarı, gördüğü kötülüğü sözlere döküyor. Ondaki haklı öfkeyi sezebiliyoruz. Böylesine dehşet verici bir zulüm ve haksızlık, onu (ve bizi) <em>öfkelendirmelidir</em>.</p>



<p>Ama Mezmur yazarı zorlu bir içtenlikle Tanrı’ya sesleniyor olsa da, öfkesinin Tanrı’ya yönelmiş olduğuna inanmıyorum. Öfkesi böyle bir yıkıma yol açan kötülere yönelmiş bir durumda. Mezmur yazarı kötülük dolu suçlulara karşı beslediği kızgın öfkesiyle ve kurbanlara karşı beslediği gözü yaşlı şefkatiyle, Tanrı’ya dönüyor <em>çünkü </em>adalet ve kurtuluş için umudu Tanrı’dadır. İşte bu yüzden <em>dua ediyor</em>.</p>



<p>Bizler de böyle kötü haksızlıklara maruz kalıyor, bazen kurban oluyoruz. Günümüzde, daha doğmamış olan masum, savunmasız bebekler yasalar uyarınca katlediliyor ve hem çocuklar hem de zayıf ve köşeye sıkışmış olan yetişkinler, seks ticaretine köle olup satılıyorlar. Tüm bunlar, haksızlığı uygulayan kişilere maddi kazanç sağlıyor. Bu tür şeyler karşısında, sessiz kalamayız. Özellikle de Tanrı karşısında. Mazlumlara olan şefkatimizden ve zalimlere olan haklı öfkemizden ötürü, yas dolu yüreklerimizi umudumuz olan (Mezmurlar 43:5) ve bize umudumuzu veren (Mezmurlar 62:5) Tanrı’ya dökmekteyiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Krizde Haykırmayı Öğrenmek</h2>



<p>Ama yine de, 10. Mezmur’un giriş ayetlerini işittiğimizde, sanki yazarın öfkesinin bir kısmı da Tanrı’ya yönelmiş gibi geliyor:</p>



<p><em>Ya RAB, neden uzak duruyorsun,<br>Sıkıntılı günlerde kendini gizliyorsun? (Mezmurlar 10:1)</em></p>



<p>Eğer bu öfke, gözlerin açılması veya hayal kırıklığı değilse, nedir? Bu, bir iman krizinin acı dolu karışıklığının kelimelere dökülmesidir.</p>



<p>Öncelikle, iman krizinin iman terkiyle karıştırılmaması gerekir. Neredeyse her imanlı farklı türden iman krizleri tecrübe etmektedir ve çoğunlukla imanın büyüyüp güçlenmesi için iman krizlerine katlanmamız gerekmektedir (birazdan buna daha da değineceğiz). Ama bu Mezmur yazarının Tanrı’yı terk etmiyor olduğunun en bariz kanıtı, <em>bu mezmurun varlığı</em>dır – Mezmur yazarı burada dua ediyor! Ayrıca duasıyla, derinden sevdiğimiz kişiler bizim anlayamadığımız şekillerde davrandıklarında (ya da davranmıyor gibi göründüklerinde) onlara verdiğimiz tepkiye benzer bir şekilde, Tanrı’ya tepki veriyor. Kafa karışıklığını ve acısını dürüstçe dışarı vuruyor.</p>



<p>Mezmur yazarının ruhu sıkıntı dolu çünkü Kutsal Kitap’a dayalı bir şekilde Tanrı’nın karakterine ilişkin sahip olduğu bilgi ile o anda şahit olmakta olduğu gerçeklik uyuşmuyor gibi görünüyor. O, Tanrı’nın çaresizlerin ve savunmasızların “hakkını gözeten” (Yasa’nın Tekrarı 10:18) “adil bir yargıç” olduğuna (Mezmurlar 7:11) inanıyor. Çaresiz insanların gaddar zalimlerinin “her zaman başarı” bulduklarını görüyor. Tanrı’nın böyle bir haksızlığı niçin derhal durdurmadığı, kendi aklının çok ötesinde. Bu, onun için bir kriz anı ve bunun böyle olduğunu Tanrı’ya söylüyor.</p>



<p>Ancak ben, Mezmur yazarının burada Tanrı’ya neden gizlendiğini sorarak O’nu sorumsuzlukla suçluyor veya aşağılıyor olduğunu varsaymanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Yazarın burada yaptığı şey, kendi gerçeklik <em>deneyimi</em>ni, yani durumun kendisine sınırlı duyu organlarıyla ne şekilde göründüğünü betimlemektir. Ayrıca bu şekilde dua ediyor olmasının sebebi, tam anlamıyla Tanrı’yı derinden önemsemesi, O’nu sevmesi ve O’na güvenmesidir.</p>



<p>Böyle bir tepki, iman krizine verilecek iman dolu bir Hristiyan tepkisidir. Kutsal Yazılar’dan Tanrı’ya dair bildiklerimizle dünyada gözlemlediklerimiz arasında bir örtüşmezlik görüp acı verici bir şekilde kafamız karıştığında, Tanrı’nın ilahi takdirinin gizemi bizim sınırlı anlayışımızla çarpıştığında, Tanrı bizden O’na yakarmamızı istemektedir. O’na yakarmamızı istemektedir <em>çünkü </em>yaşadığımız şeyler inandığımız şeylere meydan okuduğunda bile, O’nu seviyor ve O’na güveniyoruzdur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Hristiyan Hedonist ve İman Demiri</h2>



<p>Kutsal Kitap’ın gerçeklik hakkında bu denli dürüst bir şekilde konuşuyor olması, O’nun kendi kendini doğrular nitelikte bir kitap olmasının bir yönüdür. Katıksız dürüstlük, içtenliğin ve doğruluğun bir işaretidir. Ayrıca Kutsal Kitap’ın Mezmur yazarının kötülük sorunuyla yaşadığı iman krizine de yer veriyor olması, Mezmurlar’ın bunca zamandır birçoklarına teselli olmuş olmasının sebebidir. Nitekim biz de böyle krizler deneyimlemekteyiz.</p>



<p>Er ya da geç, her Hristiyan bir iman krizi yaşar – ki bazılarımız için bu birden fazla kez olur. Ama <em>iman krizi </em>demek, <em>iman kaybı </em>demek değildir. Hatta, imanın gerçekte ne olduğunu öğrenmemiz genellikle bu tür krizler aracılığıyla olmaktadır.</p>



<p>Kutsal Yazılar imanlıların çeşitli krizlere katlandığı anlatılarla doludur. Tüm bunlarda Tanrı, yaşamın gaddar gerçeklerine tümüyle hükmetmiş, imanlıların anlayışlarını ve beklentilerini oldukça aşmış ve onları büyük mücadelelere sürüklemiştir. İbraniler 11’de yer alan “İman Listesi”, “gözle görülene değil, imana dayanarak” yaşamanın (2. Korintliler 5:7) gerçekte ne demek olduğunu krizler aracılığıyla öğrenmiş olan böyle imanlılarla doludur.</p>



<p>Önceki paragraflarda Hristiyan hedonistin Mezmurlar 73:25-26 ayetleriyle dua etmeyi sevdiklerinden bahsetmiştim:</p>



<p><em>Senden başka kimim var göklerde?<br>İstemem senden başkasını yeryüzünde.<br>Bedenim ve yüreğim tükenebilir,<br>Ama Tanrı yüreğimde güç,<br>Bana düşen paydır sonsuza dek.</em></p>



<p>Bahsetmediğim şeyse, 73. Mezmur’un bir başka iman krizi örneği olduğuydu. Bu dua, o krizin bir meyvesidir. Dolayısıyla, kendi kriz anlarınız baş gösterdiğinde, imanınızın, sevginizin ve sevinciniz yok olduğunu varsaymayın. Tanrı’nın sizi acılar fırınında geliştirmek istediğini varsayın. Çünkü bir Hristiyan hedonistin imanının dövülmesi, genellikle iman krizinin ateşleriyle gerçekleşir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/">İman, Krizde Dövülür</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mujdebirligi.com/makaleler/iman-krizde-dovulur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/15.-İman-Krizle-Dövülür.mp3" length="11967807" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/inanan-herkes-imansizlikla-mucadele-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 07:52:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4311</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/inanan-herkes-imansizlikla-mucadele-eder/" title="İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>“İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!” (Markos 9:24). Acılar çeken çocuğu adına İsa’ya seslenen çaresiz bir babanın bu yakarışı –bu duası– oldukça derin, zorlu, afallatıcı ve tanıdık bir insan deneyimini beş basit kelimeyle yansıtmaktadır. İsa’nın tüm takipçilerinde hem inanma hem inanmama, hem iman etme hem de kuşku duyma vardır. Bunlar aynı anda hepimizin içindedir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/inanan-herkes-imansizlikla-mucadele-eder/">İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/inanan-herkes-imansizlikla-mucadele-eder/" title="İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Inanan-Herkes-Imansizlikla-Mucadele-Eder.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/03.İnanan-Herkes-İmansizlikla-Mücadele-Eder.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: Jon Bloom</h4>



<p>“İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!” (Markos 9:24). Acılar çeken çocuğu adına İsa’ya seslenen çaresiz bir babanın bu yakarışı –bu duası– oldukça derin, zorlu, afallatıcı ve tanıdık bir insan deneyimini beş basit kelimeyle yansıtmaktadır. İsa’nın tüm takipçilerinde hem inanma hem inanmama, hem iman etme hem de kuşku duyma vardır. Bunlar aynı anda hepimizin içindedir.</p>



<p>Bu paradoksal durumu Kutsal Yazılar’ın başka yerlerinde de görmekteyiz. Petrus’ta görüyoruz; su üzerinde yürümeye başlamasıyla imansızlığın baş göstermesi bir olmuştu (Matta 14:28-31). Tomas’ta görüyoruz; İsa’nın dirilişine dair fiziksel bir kanıt görmediği sürece “İnanmam” diyordu ancak aynı zamanda, İsa kendisine görünene dek diğer öğrencilerle birlikte kalacak kadar da inanıyordu (Yuhanna 20:25-26). Aynı durumun 73. Mezmur’da olduğu gibi Mezmurlar kitabında da işlendiğini görüyoruz; Tanrı’nın kutsalları burada da sesli bir biçimde kendi imansızlıklarıyla mücadele ediyorlar. Ayrıca bunu oldukça sık bir şekilde kendimizde görüyoruz ve buradaki çaresiz babayla kendimizi özdeşleştirebilmemizi sağlayan şey de bu. İmansızlık, imanlılar için “herkesin karşılaştığı” bir ayartıdır (1. Korintliler 10:13).</p>



<p>Ancak bu her ne kadar ortak (ve çoğunlukla da sinsi) bir ayartı olsa da, ruhsal olarak tehlike arz eden, bizi “diri Tanrı&#8217;yı terk” etmeye götürebilecek bir ayartıdır (İbraniler 3:12). Var gücümüzle savaşmamız gereken bir düşmandır.</p>



<p>Bu düşmana karşı hepimiz farklı şekillerde mücadeleler vermekteyiz çünkü hepimiz, bizi belli başlı imansızlık türlerine karşı savunmasız bırakacak farklı deneyimlere ve farklı mizaçlara sahibiz. İmansızlık karşısındaki kendi özel zayıflıklarımızı görebilmek adına yardım almak, savaşlarımızı kazanmak için olmazsa olmazdır. Üstelik İsa, O’ndan dilediğimizde, bize bu konuda yardımcı olmaktan memnuniyet duymaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çaresiz ve Zayıf Baba</h2>



<p>Markos 9:14-29 ayetlerindeki hasta çocuğun babasının da, imansızlığa karşı kendine özgü bir zayıflığı vardı ve bunun sebebini anlamak zor değildir. İsa’yla karşılaştığı ana kadar neler yaşamış olduğunu hayal edin sadece.</p>



<p>Yıllarca elinden geleni yapmış, oğluna yardım edebilmek için her şeyini vermişti (Markos 9:21). Oğlunun yakalandığı hastalığın şeytani bir kaynağı vardı; oğlana küçük yaşlardan beri eziyet ediyor, ona şiddetli nöbetler geçirterek konuşmasını engelliyordu (Markos 9:17-18). Baba ve hiç şüphesiz karısı, değerli çocuklarını –tek oğullarını (Luka 9:38)– bugüne dek birçok kez ölümden döndürmüş, onu ateşten ve sudan almışlardı (Markos 9:22). Bu da onların her günlerini, acaba çocuklarını kurtarmak için bir sonraki sefer yine zamanında yetişip yetişemeyeceklerine dair bir korkuyla geçirdikleri anlamına geliyordu. Ayrıca bu gündelik korkunun yanında geleceğe ilişkin de korku duyuyor, ikisinden biri artık oğullarını kurtarmak üzere hayatta olmadığında ne olacağını bilmiyorlardı.</p>



<p>Aynı zamanda gece gündüz tetikte olmanın verdiği bir tükenmişlikle yaşıyorlardı. Stres ve acı dolu ebeveynlik yaşantılarından dolayı, belki kendi evlilik ilişkilerinde de tekrar tekrar bazı gerilimlere katlanmak zorunda kalmışlardı. Oğullarını kurtarmak için her yolu denemeleri, muhtemelen onları maddi olarak da etkilemişti. Oğulları için yardım bulmak adına doğrudan kazandıklarını kaybediyor ve çocuklarına ayırdıkları zamandan ötürü, para kazanmaya daha az zamanları kalıyor ve dolaylı olarak yine bir kazanç kaybı yaşıyorlardı. Bunların üstüne bir de muhtemelen ya kendilerinin ya da çocuklarının günah işlemiş ve bu laneti üzerine getirmiş olma düşüncesinin utancıyla yaşıyorlardı. Başkalarının da bu şekilde irdelemeler yapıyor olduğunu bilmek, bu utancı daha da arttırıyor olabilirdi (Yuhanna 9:1-2’de olduğu gibi).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ortak Bir Savaşta Farklı Mücadeleler</h2>



<p>Dört yanı kuşatılmış olan bu baba, şüphesiz kendi değerli oğlu için sık sık dua etmişti ama gözle görülür hiçbir sonuç ortaya çıkmamıştı. Şüphesiz, diğer ruhsal önderlere veya şeytan çıkaran kişilere bu cini çıkarmaları için başvurmuş ama hiçbir fayda etmemişti.</p>



<p>İsa’nın hastalıklar ve cinler üzerindeki gücüne dair anlatılan hikâyeleri duymak, onu oldukça heyecanlandırmış olmalı ki, oğlunu O’nu görmesi için İsa’ya getirmişti. Bu ünlü öğretmeni bulamayınca da yardım için O’nun öğrencilerine yakardı. Ancak bu öğrenciler de babanın öncesinde yardım dilediği kişilerden daha büyük bir fayda gösteremiyordu (Markos 9:18). Babanın umudunun ve dolayısıyla da imanının, İsa ortaya çıktığı zaman niçin azalır bir durumda olduğunu anlayabiliyoruz.</p>



<p>Tüm bunları anlatıyor olmamın sebebi, bu babanın da nasıl bize benzer olduğudur. İmansızlığının temelinde kendi özel deneyimleri vardı. Bizim de var. Babanın korkuları ve hayal kırıklıkları, onun beklentilerini şekillendiriyordu. Bizim de öyle. Zayıftı. Kişisel olarak yüreğinin derinliklerinde, iman savaşını kaybetme noktasında savunmasızdı. Biz de öyle. Bu adamın İsa’ya, “Elinden bir şey gelirse, bize yardım et, halimize acı!” deyişini duyduğumuzda, onunla yakın bir bağ kurabiliyoruz çünkü muhtemelen biz de bugüne dek benzer şekilde dua ettik veya benzer şeyleri düşündük.</p>



<p>İsa’nın burada da, daha öncesinde acıma duygusuyla dokunup, “İsterim, temiz ol” dediği cüzamlıya verdiği tepkiye benzer şekilde tatlılıkla tepki vermesini bekliyor olabiliriz (Markos 1:40-42). Ama İsa, böyle tepki vermedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şaşırtıcı, Merhamet Dolu Azar</h2>



<p>İsa’nın bu babaya verdiği tepki bizi gafil avlıyor: “Elimden gelirse mi? İman eden biri için her şey mümkün!” (Markos 9:23). Bizim için şoke edici bir cevap. Çünkü çoğumuz, kendimizi cüzamlı kişidense buradaki babanın çektiği zorluklarla daha çok özdeşleştirebiliyoruz. İsa’nın bu adamı teselli etmesini bekliyoruz ama bunun yerine, onu azarlıyor. Merakla şu soruyu soruyoruz: İsa acaba bizim imansızlığımıza da böyle mi yaklaşıyor?</p>



<p>Bu soruyu verilebilecek yanıtlardan biri, Müjde kitaplarında İsa’nın tekrar tekrar, iman gösterenleri onayladığı ve kuşku ve imansızlık gösterenleri azarladığıdır. İsa’nın iyileştirdiği cüzamlı burada iyi bir örnektir. Bu adam İsa’ya, “İstersen beni temiz kılabilirsin” demişti (Markos 1:40). Bu bir iman beyanıdır ve İsa’da şefkat dolu bir şifa cevabı uyandırmıştır.</p>



<p>Ancak hasta oğlanın babası İsa’ya, “<em>Elinden bir şey gelirse</em>, bize yardım et, halimize acı!” diyor (Markos 9:22). Bu ricada iman vardır; nitekim İsa’yı bulmasının sebebi imandır. Ama aynı zamanda burada imansızlık da vardır; babanın bir yanı, İsa’nın diğer insanlardan daha başarılı olmayacağını düşünmektedir. Bu nedenle de baba, tıpkı Petrus’un suda ve Tomas’ın da İsa sonunda kendisine göründüğünde olduğu gibi (Matta 14:31; Yuhanna 20:27-29), İsa tarafından azarlanmaktadır.</p>



<p>Bizim hatırlamamız gereken şeyse şudur: İmansızlığın kendisini zehirlemesine, imanını güçten düşürmesine ve davranışını kontrol etmesine izin veren bir imanlının, İsa tarafından yediği azar, büyük bir merhamettir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Terbiyedeki Merhamet</h2>



<p>İman, Tanrı’nın kurtuluş, kutsallaştırma ve ruhsal armağan lütuflarının aktığı kanaldır. İmansızlık bu kanalı tıkar ve dolayısıyla da Tanrı lütfunun akışına engel olur (Yakup 1:5-8). Bu yüzden, İsa’nın bu adamın imansızlığını azarlaması merhamet dolu bir acıdır. Rab’bin, imansızlık hastalığını (bir başka benzetme kullanacak olursak) ortaya çıkarmak üzere verdiği anlık terbiyedir. Öyle ki, imanlı bu hastalığın nasıl bir şey olduğunu görebilsin ve onunla savaşabilsin. Çünkü savaşmadığı takdirde, Rab’bin kutsallığına ortak olamayacak ve esenlik veren doğruluk meyvelerini gösteremeyecektir (İbraniler 12:10-11).</p>



<p>Bu anlamda, İsa iyi bir hekimdir. İyi bir doktor, hastadaki kanseri nasıl hafife almıyorsa, İsa da kuşkuyu ve imansızlığı hafife almaz. Ortaya çıkarılmadığı ve tedavi edilmediği takdirde, kişiyi öldürecektir. İsa’nın burada yapmakta olduğu şey, tıpkı Petrus’a ve Tomas’a yaptığı gibi, bocalamakta olan bu babanın imansızlık günahını görmesine yardımcı olmaktır.</p>



<p>Üstelik işe de yaramıştır. Bunu babanın İsa’ya yönelttiği perişan yakarışta görebiliyoruz: “İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!” Ayrıca İsa, Petrus’u sudan kurtardığı ve Tomas’a da ellerini ve böğrünü gösterdiği gibi, bu babanın imanını da tüm eksikliklerine rağmen onurlandırmış ve oğlanı özgür kılmıştır (Markos 9:25-27).</p>



<h2 class="wp-block-heading">İsa İmansızlığınızı Görmenize Yardım Eder</h2>



<p>İsa’ya inanlarımızın tümü, aynı zamanda O’na inanmamaktadır. Bu şaşırtıcı bir şey değildir çünkü hepimiz içimizde aldatıcı günahla yaşıyoruz (İbraniler 3:13). Hepimiz düşmüş, aldatıcı bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle, sürekli olarak imansızlıkla mücadele ederek, iman savaşını sürdürmemiz gerekiyor (1. Timoteos 6:12).</p>



<p>Ama imansızlığın bizdeki varlığı çoğunlukla sinsidir. Onu her zaman net bir biçimde göremeyiz. Kökleri kişisel deneyimlerimize ve mizaçlarımıza uzanmaktadır ve bu da bizi, onun aldatıcılığı karşısında farklı şekillerde savunmasız bırakmaktadır. Kuşkularımız anlaşılır, hatta meşru görünebilir. Ama her günah ve her yozlaşmışlık gibi, imansızlık da ruhsal açıdan tehlikelidir. Gerçekte ihtiyacımız olan şey, içimizden bundan kaçmak gelse de, İsa’nın bize merhamet dolu bir şekilde imansızlığımızı görme konusunda yardımcı olmasıdır. Anlık ve acılı bir terbiye anlamına gelse bile, gerçekte ihtiyacımız olan şey budur.</p>



<p>Onlarca yıldır İsa’yı takip eden biri olarak, O’nun terbiyesini çok kez tecrübe ettim ve buna son zamanlar da dahil. Hatta imansızlık semptomlarını fark ettiğim anda (ki bu benim için kalıcı, kasvetli, kuşku, şüphe, kendine acıma ve kendine yönelmeyle dolu bir deneyim), O’na beni terbiye etmesi için <em>dilekte bulunma</em>yı bile öğrendim. İsa’dan beni terbiye etmesini istememin sebebi imansızlığımın ifşa edilmesinden doğan acı ve alçaltılmadan zevk almam değil, Tanrı’nın var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine tümüyle inanmaktan doğan sevinci istememdir (İbraniler 11:6). O’nun bana akan lütuf kanalının hiçbir engelle karşılaşmamasını istiyor ve Mezmur yazarıyla birlikte şu şekilde dua ediyorum:</p>



<p>Ey Tanrı, yokla beni, tanı yüreğimi,<br>Sına beni, öğren kaygılarımı.<br><em>Bak, seni gücendiren bir yönüm var mı,<br>Öncülük et bana sonsuz yaşam yolunda! (Mezmurlar 139:23-24)</em></p>



<p>Gördüm ki, İsa bu isteğime cevap veriyor.</p>



<p>Size de cevap verecektir. “İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!” duasına cevap verecek ve imansızlığınızı, saklamak istediğiniz yerleri açığa çıkararak, mücadelenizde size yardım edecektir. Ancak O’nun terbiyesinden korkmayın; imansızlıktan korkun. İmansızlık, iman kanallarını tıkayacak, sizi sevinçten mahrum edecek ve eğer icabına bakılmazsa, sizi mahvedecektir. Oysa terbiyenin anlık acısı, daha büyük sevince giden yoldur çünkü Tanrı’nın lütfunun daha fazlasına, yani bizzat Tanrı’nın daha fazlasına giden kanalları açar.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/inanan-herkes-imansizlikla-mucadele-eder/">İnanan Herkes İmansızlıkla Mücadele Eder</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/03.İnanan-Herkes-İmansizlikla-Mücadele-Eder.mp3" length="13026111" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/mesihe-iman-kurtulusun-tek-yolu-mudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 12:19:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2777</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/mesihe-iman-kurtulusun-tek-yolu-mudur/" title="Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kültürel zorluklar: Günümüz insanı kapsayıcı, kucaklayıcı olmayı çok seviyor. Herkesin haklı olmasını istiyoruz. Hatta yapılabilecek tek hatanın, birinin herhangi bir konuda hatalı olabileceğine inanmak olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/mesihe-iman-kurtulusun-tek-yolu-mudur/">Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/mesihe-iman-kurtulusun-tek-yolu-mudur/" title="Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Is-faith-in-Christ-the-only-way-to-be-saved_.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<ul class="wp-block-list"><li><strong>Kültürel zorluklar:</strong> Günümüz insanı kapsayıcı, kucaklayıcı olmayı çok seviyor. Herkesin haklı olmasını istiyoruz. Hatta yapılabilecek tek hatanın, birinin herhangi bir konuda hatalı olabileceğine inanmak olduğunu düşünüyoruz. Konu dini inançlara gelince de şöyle diyoruz: “Bütün yollar Tanrı’ya çıkar. Tek bir doğru yol yoktur. Sizin için ne iyi geliyorsa, doğru inanç odur.” Ancak Kutsal Kitap böyle diyor mu?</li><li><strong>Kısa cevap:</strong> Elçilerin İşleri 4:12’de Petrus şöyle diyor: “Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.”</li><li><strong>Biraz daha uzun bir cevap:</strong> Mesih’e iman, kurtuluş için tek yoldur çünkü ancak O’na iman ederek Tanrı önünde aklanabiliriz (Gal. 2:16). Ancak Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’yla barışabiliriz (Rom. 5:9-11). Ancak Mesih’e iman ederek sonsuz yaşama sahip olabiliriz (Yuh. 3:16). Tanrı ve insan arasında tek aracı Mesih’tir (1. Tim. 2:5).</li><li><strong>Gerçek kapsayıcılık:</strong> Günümüzde çoğu kişi bu mesajı dışlayıcı bir mesaj olarak görse bile, bizler bu kişileri Müjde’nin son derece kapsayıcı olan gerçeğine yönlendirmeliyiz. Müjde istisnasız herkesin günahkâr olduğunu söyler ve günaha sırtını dönen ve İsa Mesih’e güvenen herkese affedilme ve sonsuz yaşama kavuşma fırsatı sunar. Ne kadar iyi veya kötü bir insan olduğunuz önemli değildir. Nereli olduğunuz veya geçmişteki dininiz de önemli değildir. Eğer tövbe ederseniz ve Mesih’e güvenirseniz, kurtulursunuz.</li></ul>



<p></p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/mesihe-iman-kurtulusun-tek-yolu-mudur/">Mesih’e iman, kurtuluşun tek yolu mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdenin-isaret-ettigi-en-temel-sorun-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 12:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=2775</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdenin-isaret-ettigi-en-temel-sorun-nedir/" title="Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Müjde’nin temelinde ihtiyaçlarımızı karşılamak mı yatar? Yoksa anlam arayışımızda bizi tatmin etmek mi? Toplumu değiştirmek mi? Bize daha iyi yaşamayı öğretmek mi? Fakirlerin durumlarını daha iyi hale getirmek mi? Ya da bizleri zengin ve sağlıklı kılmak mi?</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdenin-isaret-ettigi-en-temel-sorun-nedir/">Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdenin-isaret-ettigi-en-temel-sorun-nedir/" title="Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2021/03/Whats-the-most-fundamental-problem-the-gospel-addresses_.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<p>Müjde’nin temelinde ihtiyaçlarımızı karşılamak mı yatar? Yoksa anlam arayışımızda bizi tatmin etmek mi? Toplumu değiştirmek mi? Bize daha iyi yaşamayı öğretmek mi? Fakirlerin durumlarını daha iyi hale getirmek mi? Ya da bizleri zengin ve sağlıklı kılmak mi?</p>



<p>Müjde’yle ilgili tüm bu fikirler, karşılaşılan belirli bir sorunla ilişkilendirilmiş ve şöyle denmiştir: “Müjde işte bu konuyla alakalı!” Ancak Müjde gerçekten de bunlarla mı alakalı? Müjde’nin işaret ettiği temel sorun bunlardan herhangi biri mi?</p>



<p>Kutsal Kitap’ın cevabı şöyle: “Hayır, hiçbiri değil.” Kutsal Kitap açık bir şekilde, insanların temel sorununun günah ve bu günahtan ötürü bizleri bekleyen Tanrı’nın gazabı olduğunu öğretir.</p>



<ul class="wp-block-list"><li>“O’nun gazabına kim karşı durabilir? Kim dayanabilir kızgın öfkesine? Ateş gibi dökülür öfkesi, kayaları paramparça eder.” (Nah. 1:6).</li><li>“Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı’nın gazabı gökten açıkça gösterilmektedir.” (Rom. 1:18).</li><li>“Hiç kimse sizi boş sözlerle aldatmasın. Bu şeylerden ötürü Tanrı’nın gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine gelir.” (Ef. 5:6).</li></ul>



<ul class="wp-block-list"><li>“Dünya kralları, büyükleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri, özgürü kölesi herkes mağaralara, dağlardaki kayaların arasına gizlendiler. Dağlara, kayalara, “Üzerimize düşün!” dediler, “Tahtta oturanın yüzünden ve Kuzu’nun gazabından saklayın bizi! Çünkü onların gazabının büyük günü geldi. Buna kim dayanabilir?” (Vah. 6:15-17).</li></ul>



<p>Müjde’de işaret edilen temel sorun, Tanrı’nın günahımıza karşı olan gazabıdır. İsa, Tanrı’nın gazabını yatıştıran kurban sunusu olarak çarmıhta öldü (Rom. 3:25; 1. Yuh. 2:2, 4:10), öyle ki, bizler O’na iman aracılığıyla kurtulabilelim.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/mujdenin-isaret-ettigi-en-temel-sorun-nedir/">Müjde’nin işaret ettiği en temel sorun nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vermek En Büyük Bolluktur</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/vermek-en-buyuk-bolluktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2020 07:53:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4330</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/vermek-en-buyuk-bolluktur/" title="Vermek En Büyük Bolluktur" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Vermek En Büyük Bolluktur" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Eğer bolluk sahibi olmak istiyorsanız, anlamanız gereken ve yapmanız gereken belirli bazı şeyler vardır. İlk olarak, ne çeşit bir bolluk aradığınız ve bu bolluğu yaratacak ekonominin nasıl işlediğini anlamanız gerekir. İkinci olaraksa, ekonominin doğuracağı bolluk artışını gerçekleştirebilmek adına gerekli kaynakları bilgelikle yatırıma dökmeniz gerekir. Bu ilkeler gerek Tanrı ekonomisindeki bolluk için, gerekse de dünya ekonomisindeki bolluk için geçerli olan ilkelerdir.  </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/vermek-en-buyuk-bolluktur/">Vermek En Büyük Bolluktur</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/vermek-en-buyuk-bolluktur/" title="Vermek En Büyük Bolluktur" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Vermek En Büyük Bolluktur" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Vermek-En-Buyuk-Bolluktur.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/22.-Vermek-En-Büyük-Bolluktur.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: Jon Bloom</h4>



<p>Eğer bolluk sahibi olmak istiyorsanız, <em>anlamanız </em>gereken ve <em>yapmanız </em>gereken belirli bazı şeyler vardır. İlk olarak, ne çeşit bir bolluk aradığınız ve bu bolluğu yaratacak ekonominin nasıl işlediğini anlamanız gerekir. İkinci olaraksa, ekonominin doğuracağı bolluk artışını gerçekleştirebilmek adına gerekli kaynakları bilgelikle yatırıma dökmeniz gerekir. Bu ilkeler gerek Tanrı ekonomisindeki bolluk için, gerekse de dünya ekonomisindeki bolluk için geçerli olan ilkelerdir. &nbsp;</p>



<p>Şimdi, Tanrı ekonomisinin doğurduğu bollukla dünya ekonomisinin doğurduğu bolluk birbirinden oldukça farklıdır. Bunlardan ilki, bizi “her durumda cömert olma[m]ız için her bakımdan” zenginleştirirken, ikincisi bize “çok acı çektirir” (1. Timoteos 6:10) ve hatta bizi canımızdan edebilir (Matta 16:26).</p>



<p>Ama her iki durumda da, her iki ekonominin de bize sunmakta olduklarına <em>değer vermeli </em>(onu arzulamalı) (Matta 6:19-21), bu ekonomilerin nasıl işlediğini <em>anlamalı </em>(Luka 16:1-8) ve bu ekonominin getirilerinden fayda sağlamak adına gereken şekillerde <em>yatırım yapmalı</em>yız (Matta 25:14-30). Arzuladığımız zenginlikleri elde etmek, bu koşulları yerine getirip getirmememize bağlıdır.</p>



<p>Gerçek anlamda zengin olmayı dileyenler için, Kutsal Kitap şu şaşırtıcı vaadi sunmaktadır:</p>



<p>Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir. (2. Korintliler 9:8)</p>



<p>Bunu bir dakikalığına düşünün. Var olan her şeyin Kaynağı, “tüm lütfun” Pınarı (1. Petrus 5:10), ihtiyaçlarımızı karşılamak ve emeklerimizi bereketlemek için kendi sınırsız kaynaklarını bizim için işleme koymaya hazırdır. <em>Tüm lütuf, tüm yeterlilik, her zaman</em>. Bunu kim istemez?</p>



<p>Öyleyse, böyle devasa bir vaatten nasıl faydalanabiliriz? Cevap, bu vaadin sunulduğu bağlamda yatmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tanrı’nın Lütufkâr Sevinç Ekonomisi</h2>



<p>2. Korintliler 8-9’da Pavlus, Korintli Hristiyanları Yeruşalim’de acı çekmekte olan imanlıların rahat bulması için cömertçe katkıda bulunmaya çağırmaktadır (1. Korintliler 16:1-4). Bunu yaparken, Tanrı’nın o güzel lütuf ekonomisinin nasıl sevinç bolluğu yaratmak üzere etkin olduğunu açıklar.</p>



<p>Pavlus, Makedonyalı Hristiyanlarda açıkça görülmekte olan Tanrı lütfuna gönderme yaparak başlar. Bu imanlılar “aşırı yoksulluk” içinde yaşıyorlardı ancak yine de, Mesih tarafından kurtarılmış olmaktan dolayı “coşkun sevinçleri” vardı ve bu sevinç, Yeruşalim’deki kardeşlere yaptıkları katkılarla “tam bir cömertliğe” dönüşmüştü (2. Korintliler 8:2). Sonrasında Pavlus, Korintliler’i İsa’nın onlara gösterdiği lütfa yönlendirir: “O&#8217;nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu” (2. Korintliler 8:9). Sonrasında, Korintliler’in verdiği katkı “yalnız kutsalların eksiklerini gidermekle kalmıyor, birçoklarının Tanrı&#8217;ya şükretmesiyle de zenginleşiyor” diye açıklar (2. Korintliler 9:12).</p>



<p>Bir başka deyişle, Tanrı’nın lütuf ekonomisinin buna dahil olan kişiler için sevinç bolluğu üretmesi işte böyle olmaktadır:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>İsa’nın lütfu, Korintli imanlıları kurtarırken ve onlara sonsuz sevinç verirken gösterdiği devasa cömertlikle dışarı taşmaktadır (İbraniler 12:2).</li><li>Korintliler (ve Makedonyalılar) tarafından deneyimlenen bu lütuf, onlarda coşkun sevince dönüşerek onlardan da dışarı taşar ve Yeruşalim’deki kutsalların ihtiyaçlarını karşılamak üzere cömertçe verirler. Bu da, onların sevincine sevinç katar. Nitekim “vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” (Elçilerin İşleri 20:35).</li><li>Bu lütuf dolu sağlayış, Yeruşalim’deki kutsallarda coşkun bir sevinç yaratır ve bu sevinç, Tanrı’ya yalnızca sağlayışı için değil, aynı zamanda Korintli imanlılarda görünür olan “olağanüstü lütuftan” dolayı şükredilmesiyle sonuçlanır (2. Korintliler 9:14).</li><li>Ve tüm bu lütufkâr ekonomi döngüsü, tüm lütfun Kaynağı olan Tanrı’yı yüceltir (2. Korintliler 9:13)</li></ul>



<p>Tekrar tekrar, Tanrı’nın lütfu sevinç yaratır, sevinç cömertlik yaratır ve cömertlik de Tanrı’ya sevinç dolu şükranlarla ve övgülerle geri döner. Bu, Tanrı’nın harika egemenlik ekonomisidir. Burada başkalarının ihtiyaçları için cömertçe verme yatırımının getirileri, lütfun ve sevincin gerçek zenginlikleridir. Bu nedenle Desiring God Hizmetleri olarak bizler, parayı “Hristiyan hedonizminin dövizi” olarak görmekteyiz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sevinç Dolu Cömertlik Sahiplerine Harika Vaat</h2>



<p>Tanrı’nın lütuf ekonomisinde, diğer her türlü ekonomide olduğu gibi, bolluğun artması için bir yatırım gereklidir. Bu yatırım nedir? Bu, başkalarının ihtiyaçlarını karşılayan ve Tanrı’nın ezici lütfuyla dönüşüm geçiren bir yürekten yaşan sevinç dolu cömertliktir. Diğer her ekonomide olduğu gibi, getirinin büyüklüğü bizim yatırımımızın büyüklüğüne bağlıdır.</p>



<p>Pavlus, Korintliler’e yaptığı şu hatırlatmayla bunu açıkça ortaya koymaktadır: “Az eken az biçer, çok eken çok biçer” (2. Korintliler 9:6). Bu tarım ilkesi, aynı zamanda bir ekonomi ilkesidir: Kişinin yatırımının büyüklüğü, kendisinin kazancının büyüklüğünü belirler.</p>



<p>Pavlus burada Korintliler’i daha çok vermeleri için manipüle etmeye çalışmıyor. Biri daha çok para verirse, daha çok parası olur şeklinde bir denklem de öne sürmüyor. Hayır, bu lütuf dolu sevinç yaratan bir ekonomidir. Tanrı’da bulunan sevinç –Tanrı’dan almış olduğum bağışlanma ve barıştırılma lütfunda ve başkalarında gördüğümüz Tanrı lütfunda bulunan sevinç– lütufkârca verme yatırımının getirisidir. Üstelik bu ekonomi, yalnızca herkesin özgürce vermesi durumunda etkin olur. “Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin; isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever” (2. Korintliler 9:7).</p>



<p>Pavlus, Korintliler’in (ve bizim) Tanrı’da olabildiğince çok sevince sahip olmamızı istemektedir ve bu nedenle, bize bu kazancı elde edebilmek adına yatırım yapmayı öğütlemektedir. O harika vaadi de bu noktada sunmaktadır:</p>



<p>Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir. (2. Korintliler 9:8)</p>



<p>Tanrı’nın lütufkâr sevinç ekonomisinde, lütfun ya da sevincin bitmesinden korkmamıza gerek yoktur. Pavlus bizim, eğer Tanrı güveniyor ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak adına cömertçe verme yatırımında bulunuyorsak, şu gerçeği bilmemizi istemektedir: “Tanrım da her ihtiyacınızı kendi zenginliğiyle Mesih İsa&#8217;da görkemli bir biçimde karşılayacaktır” (Filipililer 4:19).</p>



<h2 class="wp-block-heading">Gerçek Refah Teolojisi</h2>



<p>Korintliler, Pavlus’un kendilerinin cömertçe verdikleri takdirde bolluğa kavuşacaklarını garanti etmediğini biliyorlardı. 2. Korintliler’in tamamını (ve de 1. Korintliler’i) okuduğumuzda, bunu açıkça görebiliyoruz. Aksine, Timoteos’a yazdığı mektupta, Korintli Hristiyanlara yönelik olarak şöyle demiştir:</p>



<p>Gelip geçici zenginliğe umut bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize her şeyi bol bol veren Tanrı&#8217;ya umut bağlasınlar. İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eli açık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur. Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktirmiş olurlar. (1. Timoteos 6:17-19)</p>



<p>Pavlus, Mesih’in Müjdesi’nin gerçek refah teolojisi olduğunu biliyordu. Günümüzde Tanrı’ya kulluk etmek adına dindar kisvesine bürünüp dünyasal bir zengin olma arzusuyla (1. Timoteos 6:9) gezinen o korkunç refah resminin aksine, Pavlus kendi okuyucularını “gerçek yaşama kavuşmak” –gerçek sevince kavuşmak–adına başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere vermeye ve Tanrı ekonomisine bu şekilde yatırım yapmaya çağırmıştır. Gerçek refah da budur.</p>



<p>Ana fikir şudur: Tanrı’nın lütuf ekonomisinde, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere cömertçe vermek, hem kendimiz hem de başkaları için bir sevinç yatırımı yapma aracıdır. Ayrıca bu yatırımı yapmaya istekli olanlara, Tanrı kendi sınırsız lütfunu vaat etmektedir. Böylece, O’nun bizi çağırdığı her iyi işte her zaman yetkinliğe sahip oluruz. Çünkü “ekinciye tohum ve yiyecek ekmek sağlayan Tanrı, sizin de ekeceğinizi sağlayıp çoğaltacak, doğruluğunuzun ürünlerini artıracaktır. Her durumda cömert olmanız için her bakımdan zenginleştiriliyorsunuz. Cömertliğiniz bizim aracılığımızla Tanrı&#8217;ya şükran nedeni oluyor” (2. Korintliler 9:10-11).</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/vermek-en-buyuk-bolluktur/">Vermek En Büyük Bolluktur</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/22.-Vermek-En-Büyük-Bolluktur.mp3" length="9146175" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>İsa’nın Söylediği En Garip Şey</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/</link>
					<comments>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5207</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/" title="İsa’nın Söylediği En Garip Şey" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>“Niçin O'nu getirmediniz?” Ferisiler, görevlilerin İsa’yı henüz yakalamamış olmamasından dolayı çileden çıkmış bir hâldeydiler. Peki görevliler O’nu yakalayamamalarını nasıl açıkladılar? “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır!” (Yuhanna 7:46).</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/">İsa’nın Söylediği En Garip Şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/" title="İsa’nın Söylediği En Garip Şey" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Isanin-Soyledigi-En-Garip-Sey.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5207" class="elementor elementor-5207">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-bddf6c3 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="bddf6c3" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-a6cc969" data-id="a6cc969" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-79a3fa7 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="79a3fa7" data-element_type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('audio');</script><![endif]-->
<audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5207-1" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/76.-İsa_nin-Söylediği-En-Garip-Şey-1.mp3?_=1" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/76.-İsa_nin-Söylediği-En-Garip-Şey-1.mp3?_=1" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/76.-İsa_nin-Söylediği-En-Garip-Şey-1.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/76.-İsa_nin-Söylediği-En-Garip-Şey-1.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-422382b elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="422382b" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span>Hazırlayan: Jon Bloom</span></h6><p><span>“Niçin O&#8217;nu getirmediniz?” Ferisiler, görevlilerin İsa’yı henüz yakalamamış olmamasından dolayı çileden çıkmış bir hâldeydiler. Peki görevliler O’nu yakalayamamalarını nasıl açıkladılar? “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır!” (Yuhanna 7:46).</span></p><p><span>Yuhanna 7. bölüme vardığımızda, İsa kendisini Filistin’de hem dini hem de siyasi anlamda ciddi bir sorun hâline getirmişti. Nereye gittiyse, orada bir tartışma yaratmıştı. Bazıları O’nu cin çarptığını söylüyordu (Yuhanna 7:20). Bazıları O’nun gerçekten Musa’nın önceden bildirdiği Peygamber (Yuhanna 7:40; Yasa’nın Tekrarı 18:15-18) veya hatta Mesih’in kendisi (Yuhanna 7:31, 41) olup olmadığını merak ediyordu. Diğerleriyse Mesih iddiasının gerçek olamayacağını, nitekim Mesih’in bariz biçimde Beytlehem’den geleceğini, İsa’nınsa Celileli olduğunu söylüyordu (Yuhanna 7:42). Üstelik tabii ki hiçbir peygamber oradan çıkmamıştı (Yuhanna 7:52). </span></p><p><span>Halkın arasında söylentilerin artmasına sebep olan şeylerden biri, İsa’nın tüm söylediklerine rağmen, Yahudi önderlerin O’nu henüz ele geçirmemiş olmalarıydı. Bu onların da İsa’nın Mesih olabileceğini düşündüklerinin bir işareti miydi (Yuhanna 7:26)? </span></p><p><span>Başkâhinler ve Ferisiler bunun duyumunu aldıklarında, O’nu yakalayarak bu söylentiye son vermek istediler ve bu nedenle görevlileri O’nu yakalamaları için yolladılar (Yuhanna 7:32). Ama görevliler elleri boş bir hâlde döndüler. Yahudi önderler bunun sebebini sorduklarındaysa, görevliler şu cevabı verdi: “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır.”</span></p><h6><span>Tarihin Gizemi</span></h6><p><span>Bu cümle, tarih boyunca yankılanagelmiştir. <em>Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır</em>. Bu cümlenin gerçekliğinin kanıtıysa tarihsel sonuçtadır: İsa’nın sözleri dünya tarihinin gidişatını hiçbir insan sesinin yapamadığı kadar şekillendirmiştir. </span></p><p><span>Tarihsel bir olgu olarak ele alındığında, bu en garip şeydir. İsa nasıl tarihteki en ünlü adam olabildi? İki bin yıl sonra, hiçbir insan sözü Nasıralı İsa’nın sözleri kadar okunmamış, çalışılmamış, alıntılanmamış, tartışılmamış, üzerine düşünülmemiş, üzerine yazılıp öğretilmemiş, o kadar çok dile çevrilmemiş, dünya çapında okuryazarlığı arttırmamış ve çeşitli kültürleri şekillendirmemiştir. </span></p><p><span>Yüzyıllar boyunca, taşradan gelen ve sıradan öğrencileri olan bu gezgin ve ilk yüzyılda yaşamış Yahudi öğretmenin nasıl küresel anlamda bu denli kalıcı, devasa ve artan bir etki yaptığı konusunda birçok din dışı teori ortaya atılmıştır. Hiçbir teori O’na hakkını vermiyor. Siyasi, kurumsal, ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik açıklamaların hepsi fazla basite indirgiyor. İnsanların İsa’yı neden bu kadar cezbedici bulduklarını açıklayamıyorlar. </span></p><p><span>O’nun söylediği ve öğrettiği her şeye baktığınızda, İsa tarihsel anlamda bu denli önemli olacak kadar ne söylemişti? Kendisinin Tanrı olduğunu söyledi.</span></p><h6><span>Tanrı Olduğunu İddia Etti</span></h6><p><span>Birçok kişi İsa’nın böyle bir iddiada bulunmadığını kanıtlamaya çalıştı. Tüm bu girişimler boşa çıktı. İsa’nın sözlerine dair sahip olduğumuz en güvenilir kaynak olan Yeni Antlaşma, bu iddiayı doğrudan doğrulamaktadır. Dürüstçe yapılan her okuma, bu konuda hataya düşmeyecektir. Üstelik İsa’nın tanrılık iddiası, O’nun dünya tarihinde bu devasa bir etki yapmış ve yapmakta olmasının <em>tek sebebi</em>dir. O’nun emsalsiz cümlelerinin yalnızca birkaçına bakalım.</span></p><p><span>Kuyunun başındaki kadın İsa’ya, “Mesih denilen meshedilmiş Olan&#8217;ın geleceğini biliyorum. O gelince bize her şeyi bildirecek” demişti. İsa ona şöyle cevap verdi: “Seninle konuşan ben, O&#8217;yum” (Yuhanna 4:25-26). İsa kendisinin İbrani soyundan gelen vaat edilmiş Mesih olduğunu biliyordu.</span></p><p><span>İsa kendi öğrencilerine, “Siz ne dersiniz, sizce ben kimim?” diye sorduğunda, Petrus şöyle cevap verdi: “Sen, yaşayan Tanrı&#8217;nın Oğlu Mesih&#8217;sin.” Peki İsa buna karşılık ne dedi? “Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun! Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam&#8217;dır” (Matta 16:15-17). İsa yalnız kendisinin Mesihliğini onaylamakla kalmadı, aynı zamanda “Tanrı Oğlu” unvanını da onayladı. Üstelik Petrus’un bu terimi kullanış şekli bariz bir biçimde eşsiz ve tanrısaldı.</span></p><h6><span>“Ben’im”</span></h6><p><span>Eğer bu yeterince ikna edici değilse, şimdi söyleyeceklerimin olması gerekir. İsa o çirkin gece yarısı duruşması sırasında Başkâhin tarafından sorguya çekildiğinde, vereceği cevabın kendisini ya çarmıha ya da yaşama götüreceği o cevap anında, kendisine doğrudan, “Yüce Olan&#8217;ın Oğlu Mesih sen misin?” diye sorulmuştu. İsa şöyle cevap verdi: “Benim. Ve sizler, İnsanoğlu&#8217;nun Kudretli Olan&#8217;ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz” (Markos 14:61-62). O odada bulunan herkes, İsa’nın neye gönderme yaptığını tam olarak biliyordu. Daniel 7:13-14 ayetlerinde geçen ilahi İnsanoğlu’na gönderme yapmaktaydı ve O’nun söylediklerini küfür olarak adlandırmalarının sebebi de buydu.</span></p><p><span>Ayrıca Elçi Yuhanna, İsa’nın cesaret dolu “Ben’im” ifadelerini bolca vurgulamaktadır: </span></p><ul><li>“Yaşam ekmeği Ben&#8217;im. Bana gelen asla acıkmaz.” (Yuhanna 6:35)</li><li>“Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.” (Yuhanna 8:12)</li><li>“Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım. Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim. İşte bu nedenle size, ‘Günahlarınızın içinde öleceksiniz’ dedim. Benim O olduğuma iman etmezseniz, günahlarınızın içinde öleceksiniz.” (Yuhanna 8:23-24)</li><li>Ben koyunların kapısıyım&#8230; Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur.” (Yuhanna 10:7, 9)</li><li>“Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim.” (Yuhanna 13:13)</li><li>“Yol, gerçek ve yaşam Ben&#8217;im. Benim aracılığım olmadan Baba&#8217;ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6)</li></ul><p><span>Hiç bu adam gibi konuşan oldu mu?</span></p><h6><span>Gelmiş Geçmiş En Büyük İddia</span></h6><p><span>Ama belki de İsa’nın öne sürdüğü en güçlü “Ben’im” iddiası, niçin dünyayı bu adam kadar etkileyen başka bir adam olmadığının en kapsamlı sebebi, şu iddiadır: </span></p><p><span>Diriliş ve yaşam Ben&#8217;im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun? (Yuhanna 11:25-26)</span></p><p><span>Daha önce kim böyle bir şey demiştir? Bu denli akla sığmaz sözlere kim neden kulak verir? Bu bir arzu giderme yöntemi değil. İnsan akımları sürüyle kafayı yemiş bir adamın peşinden gitmez. Bu sözlerin tarihsel anlamda bir çekim gücü kazanmasının tek bir sebebi vardır: İsa’nın mezarı, o ilk Diriliş Pazarı’nın sabahında boştu. Bir sürü insan O’nun yaşıyor olduğuna tanıklık etti (1. Korintliler 15:6), bir sürü insan bu tanıklığı canlarıyla ödedi ve tarih boyunca bir sürü insan İsa’yla gerçek, diri bir varlık ve güç olarak karşılaştı ve O’nun sözlerinde sonsuz yaşam buldu (Yuhanna 6:68).</span></p><p><span>İsa, Tanrı olduğunu iddia etti. Öldürüleceğini ve üç gün sonra dirileceğini bildirdi. Öldürüldü ve üç gün sonra mezarı boştu. Üstelik O’nun dirildiğini iddia ederek dünyasal anlamda hiçbir kazanç elde edemeyecek olan yüzlerce şahit, bu gerçeğe tanıklık etti.</span></p><h6><span>Siz Ne Dersiniz, Sizce O Kim?</span></h6><p><span>Yuhanna 7. bölümde şahit olduğumuz kısa resim, Nasıralı İsa’nın kendisiyle doğrudan veya dolaylı biçimlerde etkileşime girmiş olan kişiler üzerindeki tartışma yaratan etkisini iyi bir biçimde yakalıyor. Üstelik bu etki, bugün de O’nunla karşılaşan kişiler üzerindeki aynı tartışmalı etkidir. Bazıları hâlâ bunun cin çarpması olduğunu düşünmektedir. Bazıları O’nun hayal gördüğünü düşünmektedir. Bazıları O’nun, yaşamını yazıya döken kişiler ve ilk takipçileri tarafından gerçekten saptırılmış bir biçimde tasvir edildiğini düşünmektedir ve bazılarıysa O’nun tanrısal doğaya sahip olduğunu düşünmektedir.</span></p><p><span>Ama inatçı noktaysa şu ki, İsa yok olup gitmemektedir. Hâlâ, hem de bazı büyük kişilerin tepkisini çekecek düzeyde, O’nun hakkında konuşmaya devam ediyoruz. İnsanlar tekrar tekrar İsa’yı gömmeye çalışmaktadırlar ve O sürekli olarak ölü bir şekilde kalmaya karşı koymaktadır. Kendisi hâlâ konuşmaktadır ve sözleri insanları diriltmeye devam etmektedir. </span></p><p><span>Yalnızca bir avuç dolusu öğrencisi O’nun, “Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır” dediğini duydu (Matta 24:35). Bu cümle söylendiği günlerde acaba kulağa ne kadar cesaret dolu gelmişti? Şimdiyse bizler bundan iki bin yıl sonra, bu sözleri İsa’nın tarihe yapmış olduğu ilginç, beklenmedik ve emsalsiz etkinin ışığında okumaktayız. Bunun her birimizi meraka, O’nun sorusunu kendi başımıza cevaplamaya yöneltmesi gerekir: “Siz ne dersiniz, sizce ben kimim?” (Matta 16:15). </span></p><p><span>İsa hakkında ne derseniz deyin, gerçek olan bir şey vardır: Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/">İsa’nın Söylediği En Garip Şey</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isanin-soyledigi-en-garip-sey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2020 07:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Teoloji ve Doktrin]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4338</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/" title="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Hristiyan hedonistler, Tanrı’da sevinç arayışını yaşamın uğraşı hâline getirmeyi amaçlarlar. Bu da, yaşamlarımızı Tanrı’nın yüceliğine adamamızla ters düşmez çünkü biz Tanrı’da en çok ne zaman tatmin bulursak, Tanrı da en çok o zaman yüceltilir.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/">İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/" title="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/Isanin-En-Yuce-Sevincinizi-Guvence-Altina-Almasi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/30.-İsa_nin-En-Yüce-Sevincinizi-Güvence-Altina-Almasi.mp3"></audio></figure>
<h4 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h4>
<p>Hristiyan hedonistler, <em>Tanrı’da </em>sevinç arayışını yaşamın uğraşı hâline getirmeyi amaçlarlar. Bu da, yaşamlarımızı Tanrı’nın yüceliğine adamamızla ters düşmez çünkü biz Tanrı’da en çok ne zaman tatmin bulursak, Tanrı da en çok o zaman yüceltilir.</p>
<p>Ama <em>Hristiyan</em> hedonistlerin zamanla sevincimizin kaynağı hakkında “Tanrı’da” demekten daha fazlasını yapmaları gerekir. Herhangi bir “Tanrı” değildir. Eğer yüreğimizin tatminini gerçek Tanrı’da, var olan Tanrı’da, kendisini “Rabbimiz İsa Mesih&#8217;in Tanrısı ve Babası” olarak açıklamış olan Tanrı’da bulmuyorsak (Romalılar 15:6; 2. Korintliler 1:3; 11:31; Efesliler 1:3, 17; Koloseliler 1:3; 1. Petrus 1:3), canlarımız derin ve kalıcı bir mutluluğa erişemez ve bu yaşamdaki (ve ebedi) gayemiz de gerçekleştirilemez.</p>
<p>Ancak bu Tanrı’nın tanımlayıcı özelliklerini nasıl biliriz? Bu <em>Hristiyan </em>Tanrı’yı, dünya üzerinde milyarlarca insanın önünde diz çöktüğü sahte ilahlardan ayıran şey nedir? Gerçek Tanrı olan Tanrımız’ın tanımlayıcı bir işareti veya tanımlayıcı bir anı var mıdır?</p>
<h2 class="wp-block-heading">Tanrı’nın Tanımlayıcı Anı</h2>
<p>Hristiyanlar için, bizim tanımlayıcı işaretimiz özel bir kişidir: İsa Mesih. Tanrı’nın bizzat, Nasıralı İsa kişisinde aramızda yaşadığına inanırız. Bizim etimize, kanımıza ve tam insanlığa bürünmüştür. Ezeli Söz, Üçlübirlik Tanrısı’nın ikinci kişisi “insan olup aramızda yaşadı” (Yuhanna 1:14).</p>
<p>Ama gerçek Tanrı bize yalnızca tanımlayıcı bir kişi değil, aynı zamanda tanımlayıcı bir an da vermektedir. Dört Müjde anlatısı Nasıralı İsa’nın 30 yaşından sonraki yaşamının bir zirve anına tanıklık etmektedir: O kendisinin olmayan günahlara karşılık acı dolu bir biçimde çarmıhta öldü ve üç gün sonra zaferle dirildi. İsa’nın yaşamının tanımlayıcı anı –Kutsal Cuma’dan Diriliş Pazarı’na kadarki zaman– bizim için Tanrı’nın tanımlayıcı anı olmuştur. Çünkü Oğlu’nun ölümü ve dirilişiyle, Tanrı bizim için, gerçek, derin ve kalıcı sevgi için gerekli olan en az üç paha biçilemez gerçekliği güvence altına aldı.</p>
<h2 class="wp-block-heading">Her Şeye Gücü Yeten Gazap Kaldırıldı</h2>
<p>Mesih’in çarmıhı olmadan, Hristiyan hedonizmi diye bir şey yoktur. Biz perişan günahkârlar olduğumuz ve Tanrı yıkılmaz bir mutluluğa sahip olan Tanrı olduğu için, Tanrı bizim kaldıramayacağımız şeyi kaldırmak üzere harekete geçmediği sürece gerçek sevinci asla tadamayız. Bu da, bizimle O’nun arasında engel teşkil eden günahtır. Günahın doğası bizzat Tanrı’nın sevincine ve bizim O’ndaki sevincimize karşı bir başkaldırıdır. Tanrı’nın kendi sevincinin tabanı ve tavanı kendisi olduğundan (O’nun önünde O’ndan başka tanrı yoktur), günah yalnızca bir engel değil, bir saldırıdır.</p>
<p>Dolayısıyla, eğer kendi halkı için dolu ve kalıcı sevinci mümkün hale getirecekse, Tanrı’nın bizzat güvence altına alması gereken ilk paha biçilemez gerçeklik, O’nun bizim günahımızdan ötürü bize karşı olan haklı gazabının kaldırılmasıdır. Bunu da, kendi Oğlu’nun “antlaşma kanını” sağlaması aracılığıyla yapmaktadır (İbraniler 10:29).</p>
<p>Öldüğü gece İsa, eline kâseyi aldı, şükretti ve şöyle dedi: “Bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan <em>antlaşma kanı</em>dır” (Matta 26:28; Markos 14:24; ayrıca 1. Korintliler 11:25). Eski zamanlarda, resmi mutabakatlar (antlaşmalar) çoğunlukla her iki tarafın da sadakat yemini ederek kan dökmesi (hayvan kanı) ve sözleşmenin ciddiyetini göstermek için kanı kendilerine sürmeleri gerekirdi. Bu tören özünde şu mesajı veriyordu: “Bu antlaşmanın koşullarına uymazsam, benim kanım da böyle dökülsün.” Musa’yla yapılan antlaşma, Kutsal Yazılar’da bu tür bir iki-taraflı antlaşmanın örneğidir. Kan dökülüp hem halka serpilmiş, hem de Tanrı’yı simgeleyen sunağa serpilmiştir (Mısır’dan Çıkış 24:3-8).</p>
<p>Ama bütün antlaşmalar <em>her iki </em>tarafın da kanının dökülmesiyle (sembolik anlamda) başlatılmadı. Örneğin, Tanrı Avram’la bir antlaşma yaptığında, <em>tek başına </em>antlaşma kanını üstüne aldı. Avram uyurken, Tanrı sununun içinden geçti (Yaratılış 15:7-21). Böyle yaparak, aslında şunu dedi: “Benim Tanrı olduğum nasıl kesinse, sana olan vaadim de kesinlikle gerçekleşecektir. Bu sana bağlı değildir. Kesinlikle yapacağım.”</p>
<p>İsa’nın kanının dökülmesiyle başlatılan Yeni Antlaşma, Avram’la yapılan antlaşma gibidir, Musa’ya yapılan gibi değildir. Tanrı beden alan Oğlun’da bizzat Yeni Antlaşma kanını döker ve böylece kendi halkına karşı olan haklı gazabını kaldırır ve kendisine ait olanlar için sonsuz beğenisini güvence altına alır. Antlaşma kanı hâlihazırda dökülmüştür. Tanrı’nın Mesih’te olanlara yönelik gazabının kaldırılışı kesindir.</p>
<p>Ama İsa’nın satın aldığı bu maliyetli şeyde, dahası gereklidir ve dahası vardır.</p>
<h2 class="wp-block-heading">Verilen Yeni Yürek</h2>
<p>Mesih’in çarmıhı ve antlaşma kanının dökülmesi yalnızca bizim için sevinç imkânını satın almamış, aynı zamanda sevinç yüreğini de satın almıştır. Antlaşma şartları altında yeni bir yürek yalnızca mümkün değil, olmazsa olmazdır. Günahımızın sorunu yalnızca dışsal değil (Tanrı’nın gazabının kaldırılmasını gerektirir), aynı zamanda içseldir (içimizde yeni bir yürek gerektirir). Günah ruhlarımızı zehirlemiştir. Tanrı’dan zevk alabilmek için, yeni yüreklere ihtiyacımız vardır ve bu yeni yüreğin, Mesih’teki Yeni Antlaşma’nın açık vaadi olduğunu görüyoruz. Mesih’ten altı yüzyıl önce Tanrı, Yeremya aracılığıyla şunu vaat ediyor:</p>
<p>“Ama o günlerden sonra İsrail halkıyla yapacağım antlaşma şudur” diyor RAB, “Yasamı içlerine yerleştirecek, yüreklerine yazacağım.” (Yeremya 31:33)</p>
<p>Sonrasında Hezekiel aracılığıyla, şöyle bildiriyor:</p>
<p>Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. (Hezekiel 36:26)</p>
<p>Çarmıh gerçeği sevinç arayışımızın kıyıdaki bir unsuru olamaz çünkü Mesih’in bizim için satın aldığı “yeni bir yürek” olmadan (ve “taştan yürek” yerine “etten yürek” koyulması olmadan), sonsuz perişanlıktan kurtulabiliriz ama dolu ve kalıcı sevince henüz kavuşturulmamışızdır.</p>
<p>Yeni yüreklerimizin ötesinde, Mesih’in canı pahasına satın aldığı bir diğer can alıcı gerçeklik daha vardır.</p>
<h2 class="wp-block-heading">Açıklanan Yeni Yücelik</h2>
<p>Yalnızca sevinç <em>temeli</em>ne değil (kaldırılan gazapta ve verilen yeni yürekte), aynı zamanda içinde sevinç bulacağımız bir <em>yüceliğe</em> ihtiyacımız vardır. Çarmıhta, aynı anda iki şey oldu: Mesih hem Yeni Antlaşma’nın sevincini <em>güvence altına aldı </em>(kendi kanıyla), hem de sevincimizi satın alırken, sevincimiz en yüce nesnesi <em>hâline geldi</em>.</p>
<p>Elçi Pavlus 2. Korintliler 4:4’te, Tanrı’nın bizim (yeni) yüreğimizin gözlerini açtığı ışığın “Tanrı&#8217;nın görünümü olan Mesih&#8217;in yüceliğiyle ilgili Müjde&#8217;nin ışığı” olduğunu söyler. Hristiyan Müjdesi –<em>Mesih’in yüceliği</em>nin Müjdesi olarak– yalnızca bizim en dolu ve zengin sevincimizi elde etme mekanizması veya aracı değil, aynı zamanda o sevincin nesnesi ve odağıdır. Çarmıha gerilmiş Tanrı-insan ve kendisini çarmıhta günahkârlar için sunarak yücelikle yukarı kaldırılan Mesih (Yuhanna 8:28; 12:32), “görünmez Tanrı&#8217;nın görünümü”dür (Koloseliler 1:15).</p>
<p>Çarmıh, Tanrı’nın tanımlayıcı anıdır. Orada Tanrı, çarmıha gerilmiş (ve dirilmiş) olan Oğlu’nu bizim sonsuz sevincimizin odağı ve nesnesi olarak ortaya koyar. Ya da Pavlus’un bir cümle sonrasında tekrar ifade ettiği gibi, “Tanrı, <em>İsa Mesih&#8217;in yüzünde parlayan kendi yüceliği</em>ni tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı” (2. Korintliler 4:6). Tanrı’nın yüceliğini görmek için gözlerimiz nerede olmalı? Oğlu’nun çarmıha gerilmiş (ve dirilmiş) olan yüzünde. İsa’ya bakarız. Gözlerimizi, bizim sevincimizi güvence altına aldığı aynı eylemle birlikte yüce Hazinemiz olmuş olan Kişi’ye çeviririz.</p>
<h2 class="wp-block-heading">Çarmıhın Sevinci</h2>
<p>“Tanrı&#8217;nın yüceliğine erişmek umuduyla övünmek” (Romalılar 5:2), yüceliğine kavuşmak için kendisini boğazlanmaya teslim etmiş olan Tanrı-insanda sevinmektir. “Mesih İsa’yla övünmek” bu demektir (Filipililer 3:3). Tanrı insan yüreğini yalnızca Tanrı’da değil, aynı zamanda insan olmuş olan Tanrı’da tatmine kavuşması için yarattı. Üstelik yalnızca Tanrı-insanda da değil, aynı zamanda bizden biri olup <em>bizim için kendini feda eden </em>Tanrı’da bulmamız için yarattı. Hristiyan hedonistlerin övünç ve sevinç duyduğu Tanrı yüceliği (hem şimdi hem de gelecek çağda), bize Oğlu’nun kimliğinde ve yaptıklarında açıklanan bizzat Tanrı’nın yüceliğidir.</p>
<p>Çarmıhın ağır bedelinin satın aldıklarına, Tanrı’nın gazabının kaldırılmasının ve derin ve kalıcı sevinç yetisine sahip yeni bir yüreğin sağlanmasının dahil olması muazzam değerlidir. Ama çarmıh daha da fazlasını yapmıştır: <em>Bizi Tanrı’nın kendisine götürür</em>. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı&#8217;ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü” (1. Petrus 3:18). Ayrıca bizler gelirken, “Tanrı’nın sağında oturmuş” olarak kimi buluruz (İbraniler 1:3)? Tanrı’nın kendi sağında oturtmuş olduğu, bizim için sonsuz sevincimizin nesnesi ve odağı olmuş olan yüceltilmiş Oğlu’ndan başkasını değil.</p>
<p>Çarmıh kendi başına dünya tarihindeki en korkunç, en adaletsiz olaydı. Ama Hristiyan hedonistler olarak kendi utançtan uzak sevinç arayışımızda çarmıhı es geçmeyiz. Geçemeyiz. Aksine, özellikle çarmıha döneriz. Yaşadığımız bu hüsran ve ölüm dünyasında, kendi Oğlu’nun korkutucu ölümü aracılığıyla bizim sevincimizi güvence altına almasının Tanrı’nın gözünde nasıl doğru olduğunu görürüz.</p>
<p>Çarmıhta, Tanrı’nın tanımlayıcı anını buluruz. Orada yalnızca sevincimiz önündeki mutlak engeli kaldırmakla ve bizim için yeni bir sevinç yüreğini güvence altına almakla kalmamış, aynı zamanda bizim sevincimizi güvence altına aldığı bu eylemle, sevincimizin en yüce nesnesi <em>olmuştur</em>. Yalnızca Mesih’te ve Mesih aracılığıyla, mezmur yazarına şu sözünde eşlik edebiliriz: “Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır senin huzurunda; sağ elinden mutluluk eksilmez” (Mezmurlar 16:11).</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/isanin-en-yuce-sevincinizi-guvence-altina-almasi/">İsa’nın En Yüce Sevincinizi Güvence Altına Alması</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/30.-İsa_nin-En-Yüce-Sevincinizi-Güvence-Altina-Almasi.mp3" length="10829216" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Tanrı Hangi Duaları Cevaplar? O’nun İsteğine Uygun Dileklerde Bulunmak</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanri-hangi-dualari-cevaplar-onun-istegine-uygun-dileklerde-bulunmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2020 11:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5225</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanri-hangi-dualari-cevaplar-onun-istegine-uygun-dileklerde-bulunmak/" title="Tanrı Hangi Duaları Cevaplar? O’nun İsteğine Uygun Dileklerde Bulunmak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Tanrı kendi çocuklarını asla ihmal etmez. Asla aşırı meşgul değildir. Kaynakları asla tükenmez. Asla kafası karışmaz. Kötü niyetli değildir. Her zaman kulak verir. Her zaman merhametlidir. Her zaman isteklidir. Her zaman bilgedir. Her zaman sevgi doludur. Alçakgönüllü olan, O’na güvenen çocuklarının her bir dileğini işitir ve en iyi şekilde karşılık verir. Dua her zaman karşılığını verir. Her zaman.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanri-hangi-dualari-cevaplar-onun-istegine-uygun-dileklerde-bulunmak/">Tanrı Hangi Duaları Cevaplar? O’nun İsteğine Uygun Dileklerde Bulunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanri-hangi-dualari-cevaplar-onun-istegine-uygun-dileklerde-bulunmak/" title="Tanrı Hangi Duaları Cevaplar? O’nun İsteğine Uygun Dileklerde Bulunmak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Tanri-Hangi-Dualari-Cevaplar-Onun-Istegine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5225" class="elementor elementor-5225">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-ebfcddc elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="ebfcddc" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-a5f8ba5" data-id="a5f8ba5" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-ad2c708 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="ad2c708" data-element_type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5225-2" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/91.-Tanri-Hangi-Dualari-Cevapliyor-O_nun-İsteğine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.mp3?_=2" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/91.-Tanri-Hangi-Dualari-Cevapliyor-O_nun-İsteğine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.mp3?_=2" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/91.-Tanri-Hangi-Dualari-Cevapliyor-O_nun-İsteğine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/91.-Tanri-Hangi-Dualari-Cevapliyor-O_nun-İsteğine-Uygun-Dileklerde-Bulunmak.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-e461d75 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e461d75" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span>Hazırlayan: John Piper</span></h6><p><span>Tanrı kendi çocuklarını asla ihmal etmez. Asla aşırı meşgul değildir. Kaynakları asla tükenmez. Asla kafası karışmaz. Kötü niyetli değildir. Her zaman kulak verir. Her zaman merhametlidir. Her zaman isteklidir. Her zaman bilgedir. Her zaman sevgi doludur. Alçakgönüllü olan, O’na güvenen çocuklarının her bir dileğini işitir ve en iyi şekilde karşılık verir. Dua her zaman karşılığını verir. Her zaman.</span></p><p><span>Bu elbette dua yaşamının karışık bir yaşam olmadığı anlamına gelmez. Buradaki hedefim, özellikle üç zor soruyu cevaplayarak, sizi dualarınızda teşvik etmek. Sorular şöyle: (1) Tanrı’dan “O’nun isteğine uygun” şeyler dilemek ne demektir (1. Yuhanna 5:14)? (2) “Ölümcül günah” işleyenlerin bağışlanması için niçin dua etmememiz söyleniyor (1. Yuhanna 516)? (3) 1. Yuhanna 3:22’de geçen “ne dilersek” ifadesi ne anlama gelmektedir? “O&#8217;ndan <em>ne dilersek</em> alırız. Çünkü O&#8217;nun buyruklarını yerine getiriyor, O&#8217;nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.” Bu sorulara metne bağlı kalarak verilecek cevapların, dua konusunda büyük bir teşvik olduğunu düşünüyorum.</span></p><p><span>Bu üç soruya odaklanıyorum çünkü ilkini cevaplamaya çalışırken, söz konusu bağlamın diğer iki sorunun cevaplarını da beraberinde getirdiğini fark ettim. İlk iki soruyu doğuran ve cevaplayan metin şu:</span></p><p><span>Tanrı&#8217;nın önünde güvenimiz şu ki, <em>O&#8217;nun isteğine uygun</em> ne dilersek bizi işitir. Her ne dilersek bizi işittiğini bildiğimize göre, O&#8217;ndan dilediklerimizi aldığımızı da biliriz. Kardeşinin ölümcül olmayan bir günah işlediğini gören, onun için dua etsin. Duasıyla kardeşine yaşam verecektir. Bu, ölümcül olmayan günah işleyenler için geçerlidir. <em>Ölümcül günah da vardır, bunun için dua etsin demiyorum</em><em>.</em> Her kötülük günahtır, ama ölümcül olmayan günah da vardır. Tanrı&#8217;dan doğmuş olanın günah işlemediğini biliriz. Tanrı&#8217;dan doğmuş olan İsa Mesih onu korur ve kötü olan ona dokunamaz. (1. Yuhanna 5:14-18)</span></p><h6><span>Tanrı’daki İki İstek</span></h6><p><span>14. ayette geçen “O’nun isteğine uygun” ifadesi ne anlama gelmektedir? “<em>O&#8217;nun isteğine uygun</em> ne dilersek bizi işitir.” Kutsal Kitap’ta, “Tanrı’nın isteği” kavramının iki olası anlamı bulunmaktadır. Bir yandan, Tanrı’nın isteği O’nun buyurdukları ve yapılmasının doğru olduğunu söylediği şeylerdir. Bir diğer yandansa, Tanrı’nın isteği O’nun gerçekleşecek olan her şeye önceden karar vermesidir. İlk anlamı <em>Tanrı’nın buyruksal isteği</em> olarak, ikinci anlamıysa <em>Tanrı’nın hükümsel isteği </em>olarak adlandırabiliriz. </span></p><p><span>Örneğin, Tanrı’nın <em>hükümsel</em> isteğini Efesliler 1:11’de görebiliriz: “Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı&#8217;nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih&#8217;te seçildik.” Ya da Yakup 4:15’te: “Rab dilerse yaşayacak, şunu şunu yapacağız.” Her iki metinde de, Tanrı’nın isteği O’nun her olay üzerindeki hâkimiyetine karşılık gelmektedir. İlk ayete “her şeyi” diyor ve ikincisindeyse yaşamak ve “şunu şunu” yapmaktan bahsediyor. Tanrı’nın hükümsel isteği budur. Yaşanan her şey, bu anlamda Tanrı’nın isteğidir. “Bizim Tanrımız göklerdedir; <em>ne isterse</em> yapar” (Mezmurlar 115:3; krş. Mezmurlar 135:6).</span></p><p><span>Bir diğer yandan, Tanrı’nın buyruksal isteğini, örneğin 1. Yuhanna 2:17’de görebilirsiniz; “Tanrı&#8217;nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.” Ya da Markos 3:35’te: “Tanrı&#8217;nın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur.” Ya da 1. Selanikliler 4:3’te: “Tanrı&#8217;nın isteği şudur: Kutsal olmanız.” Bu ayetlerde “Tanrı’nın isteği” ifadesinin “gerçekleşen her şey” anlamında olmadığını görebiliyoruz. Bu ayetlerde bu ifade, Tanrı’nın yapmamızın doğru olacağı buyruklarına karşılık gelmektedir.</span></p><p><span>Kutsal Kitap açısından “Tanrı’nın isteği” üzerine iki farklı şekilde konuşabiliyor olmamız gerçeği, herhangi bir eylemin bir anlamda Tanrı’nın isteğiyken, diğer anlamda O’nun isteği olmayabileceği anlamına gelmektedir. Örneğin, suçsuz insanların çarmıha gerilmesi bariz bir şekilde günahtı ve Tanrı’nın buyruksal isteğine karşı olan bir şeydi. Nitekim Tanrı, “Adam öldürmeyeceksin” diye buyurmuştur (Mısır’dan Çıkış 20:13). Ama insanlar İsa’yı öldürdüler ve bu, Tanrı’nın kurtuluş tasarısı uyarıncaydı. Yeşaya 53:10 şöyle diyor: “RAB onun ezilmesini <em>uygun gördü</em>; acı çekmesini <em>istedi</em>.” Ayrıca Elçilerin İşleri 4:28, bu katillerle ilgili (yani Hirodes, Pilatus, diğer uluslardan olan halk ve Yahudi kalabalıkla ilgili) şunu ifade etmektedir: “Senin kendi gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın her şeyi gerçekleştirdiler.” Yani, İsa’nın öldürülmesi Tanrı’nın hükümsel isteği anlamında O’nun isteğiydi ancak buyruksal isteği anlamında O’nun isteği değildi.</span></p><p><span>Peki şimdi, Yuhanna “<em>O&#8217;nun isteğine uygun</em> ne dilersek bizi işitir” derken, bu isteklerden hangisini kastetmektedir (1. Yuhanna 5:14)?</span></p><h6><span>Yeniden Doğmuş İnsanlar Günah İşlerler Mi?</span></h6><p><span>Ayetleri okumaya devam ettiğimizde, bu sorunun cevabını 16. ayette buluyoruz:</span></p><p><span>Kardeşinin ölümcül olmayan bir günah işlediğini gören, onun için dua etsin. Duasıyla kardeşine yaşam verecektir. Bu, ölümcül olmayan günah işleyenler için geçerlidir. Ölümcül günah da vardır, bunun için dua etsin demiyorum. </span></p><p><span>“Ölümcül günah” ve “ölümcül olmayan günah” konusundaki hassasiyet, Yuhanna’nın mektup boyunca taşıdığı genel hassasiyetin bir parçasıdır. Yuhanna, mektubun başından sonuna kadar insanları şu iki zıt hatadan koruma kaygısı gütmektedir: (1) devam eden günahı hafife almak ve (2) bir imanlı günah işlediğinde, kurtulmadığını düşünüp umutsuzluğa kapılmak. Her ikisi de hatadır.</span></p><p><span>Yuhanna’nın topluluğunun bir kısmı, günah işlemeye devam edip hâlâ yeniden doğmuş bir imanlı olabileceğini düşünüyor gibi görünmektedirler. Diğerleriyse, yeniden doğan kişinin yaşamında tek bir günah bile olmaması gerektiğini düşünüyor gibidirler. Yuhanna ilk gruba şöyle der: “Tanrı&#8217;dan doğmuş olan, günah işlemez” (1. Yuhanna 3:9). İkinci grubaysa şöyle der: “Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız, içimizde gerçek olmaz” (1. Yuhanna 1:8). Bir başka deyişle, Hristiyanlar günah işlerler ama Hristiyanlar günah yaşamına kendilerini kaptırmazlar. Yeniden doğmuş kişiler günahlarının iğrenç olduğu itiraf ederler (1. Yuhanna 1:9) ve yaşamlarındaki ayartılarla savaşırlar (Romalılar 8:13).</span></p><h6><span>Ölümcül Günah</span></h6><ol><li><span> Yuhanna 5:16 ayetine geldiğimizde ve iki farklı günah türü hakkında yazılanları okuduğumuzda, şaşırmamamız gerekir. Bir türü, “ölümcül” günahtır. Diğer türse “ölümcül olmayan” günahtır. Yuhanna burada belirli bir günahtan bahsetmemektedir. Peki öyleyse, “ölümcül günah da [<em>bir </em>günah değil] vardır” derken, ne kastetmektedir?</span></li><li><span> ayet ipucunu veriyor. “Ölümcül günah da vardır” (16. ayet) ve “ölümcül olmayan günah da vardır” (17. ayet) dedikten hemen sonra, Yuhanna şöyle der:</span></li></ol><p><span>Tanrı&#8217;dan doğmuş olanın günah işlemediğini biliriz. Tanrı&#8217;dan doğmuş olan İsa Mesih onu korur ve kötü olan ona dokunamaz. (1. Yuhanna 5:18)</span></p><p><span>Yani, ölümcül <em>olmayan </em>günah, “Tanrı’dan doğmuş” olan ancak günahları İsa tarafından dizginlenen kişilerin günahlarıdır. İsa kendine ait olanları korur ve bırakmaz. Günahlarını dizginler. Onları bu yaşamda mükemmel kılmaz. Ama onları günahın gücüne de teslim etmez. Onları korur ve onları mahva götürme açısından, kötü olan asla onlara dokunamaz.</span></p><p><span>O hâlde bu da şunu doğurmaktadır: “Ölümcül günah”, Tanrı’dan doğmamış olanların günahlarıdır. Onların günahları İsa tarafından dizginlenmez. Esasında, bu kişiler gerçek imanlılar değildirler. Bir müddet kilisenin bir parçası olabilirler ama günahlı alışkanlıklarına tekrardan teslim olur ve kayıp düşerler. Yuhanna bu kişileri 1. Yuhanna 2:19’da şöyle betimlemektedir:</span></p><p><span>Bunlar aramızdan çıktılar, ama bizden değildiler. Bizden olsalardı, bizimle kalırlardı. Ayrılmaları hiçbirinin bizden olmadığını ortaya çıkardı.</span></p><p><span>Bu kişilerin gerçek imanlılar olmadıklarını söylememin nedeni, Yuhanna’nın şöyle diyor olmasıdır: “İsa&#8217;nın Mesih olduğuna inanan herkes Tanrı&#8217;dan <em>doğmuştur</em>” (1. Yuhanna 5:1). Bir başka deyişle kurtaran iman, kişinin Tanrı’dan doğmuş olduğunun bir işaretidir ve biraz önce 5:18 ayetinde gördüğümüz üzere, Tanrı’dan doğmuş olanlar, İsa tarafından korunmaktadırlar. O, onların günaha devam etmelerine izin vermez. Yani, onları “ölümcül günah” yolundan korur.</span></p><p><span>Dolayısıyla, 1. Yuhanna 5:18’den ve 1. Yuhanna’nın genel bağlamından şu sonuca varıyorum: “Ölümcül günah” belirli bir günah değil, kişiyi Mesih’ten uzaklaştıran ve kişinin hiçbir zaman yeniden doğmamış olduğunu gösteren dizginlenmemiş günah yaşamıdır (1. Yuhanna 2:19; 5:1, 18). Bu tür günah, kişiyi mahva götürmesi anlamında “ölümcül” günahtır. Götürdüğü yer nihai yıkımdır. Cehennemdir.</span></p><h6><span>‘Bunun İçin Dua Etsin Demiyorum’</span></h6><p><span>Şimdi, geri sarıp 16. ayetin (“Ölümcül günah da vardır, bunun için dua etsin demiyorum”), 14. ayetin anlamına (“O&#8217;nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir”) nasıl ışık tuttuğuna bakmamız gerekiyor. 14. ayet Tanrı’nın <em>hükümsel isteği</em>ne mi, yoksa O’nun <em>buyruksal isteği</em>ne mi karşılık geliyor?</span></p><p><span>Buna cevap verebilmek için, Yuhanna’nın neden “bunun için [ölümcül günah için] dua etsin demiyorum” dediğini sormamız gerekiyor. Bunun sebebi, bunun için dua etmenin hiçbir anlamı olmamasıdır. Dua, tövbe için, bağışlanma için ve yaşam için olur (16. ayette olduğu gibi). Ancak Yuhanna burada günah yaşantısının <em>ölümcül </em>olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Yaşam olmayacaktır. Ölümcül günahın olduğunu söylerken vurgulanmak istenen asıl şey budur. Eğer bir kişi <em>yaşam </em>için başarıyla dua edebiliyorsa, söz konusu günah <em>ölümcül </em>günah değil demektir.</span></p><p><span>“Tanrı’nın isteğine uygun” dua etmenin anlamı, böyle bir sonuç doğurmaktadır. Açık bir biçimde, Tanrı’nın <em>buyruksal isteği </em>bizim günahkârların tövbe etmesi ve kurtulması için dua etmemizdir. Pavlus şöyle demiştir: “Kardeşler! İsrailliler&#8217;in kurtulmasını yürekten özlüyor, bunun için Tanrı&#8217;ya yalvarıyorum” (Romalılar 10:1). Buna lanetlenip Mesih’ten uzaklaştırılanlar da dahildir (Romalılar 9:3). Ayrıca Pavlus imanlılar için de, “Mesih&#8217;in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere” korunsunlar diye dua etmiştir (1. Selanikliler 5:23). </span></p><p><span>Öyleyse, yoldan sapan kişiler için “Tanrı’nın isteğine uygun” olarak dua edeceksek, Yuhanna neden “bunun için [ölümcül günah için] dua etsin demiyorum” demektedir? Cevap şudur: Çünkü Tanrı onları kurtarma niyetinde değildir. Çizgiyi aşmışlardır. İbraniler 12:17’deki Esav gibi, tövbe edemeyecek ve bağışlama bulamayacak bir biçimde günah işlemişlerdir.</span></p><p><span>Bir başka deyişle, “ölümcül” şekilde günah işleyenleri kurtarmak Tanrı’nın isteği değildir. Onlara tövbe bahşetmeyecektir. O’nun <em>hükümsel isteği </em>onları kendi hâllerine bırakmaktır. Hiçbir dua bunu değiştirmeyecektir.</span></p><h6><span>Tanrı’nın Hükümsel İsteğine Uygun</span></h6><p><span>Ancak Yuhanna neden doğrudan “Bunun için dua <em>etmeyin</em>” demiyor da, “Bunun için dua etsin demiyorum” diyor? Çünkü söz konusu kişilerin ne tür kişiler olduğunu her zaman tam olarak bilemeyeceğimizi varsayıyor. Bize onlar için dua etmememizi buyurmak, insanların ne tür insan olduklarını her zaman fark edebileceğimizi ima ederdi. Ancak bunu her zaman yapamayız. Bir kişi günah işlemiş olduğunda, bu kişinin tövbe sınırını aşıp aşmadığını her zaman anlayamayız. Bu nedenle de Yuhanna onlar için dua etmenin etkisiz olacağını söylemekte yetinmektedir. Tanrı onları kendi hâllerine bırakmayı istemiştir. “Bunun için dua etsin demiyorum.”</span></p><p><span>Bunun anlamı da, tövbe ve bağışlama dilerseniz, dileğinize kavuşamayacağınızdır.</span></p><p><span>Ama 14 ve 15. ayetler, “<em>O&#8217;nun isteğine uygun</em> ne dilersek &#8230; O&#8217;ndan dilediklerimizi aldığımızı da biliriz” diyor. Dolayısıyla, “O’nun isteğine uygun” ifadesinin, “O’nun [buyruksal] isteğine uygun” anlamına <em>gelmediğini </em>düşünüyorum<em>. </em>Çünkü gördüğümüz üzere, yoldan sapan kutsallar ve imansızlar için dua etmemizin <em>gerekmesi</em>, O’nun buyruksal isteği uyarıncadır. Bundan farklı olarak, 14. ayetteki “O’nun isteğine uygun” ifadesinin, “O’nun [hükümsel] isteğine uygun” anlamına geldiğini düşünüyorum çünkü 16. ayet bize Tanrı’nın bu kişileri kurtarmama hükmünde bulunmuş olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla da onlar için dua etmeniz gerekmemektedir ve edecek olursanız, dilediğinizi almazsınız. Dileğiniz, Tanrı’nın hükümsel isteğiyle örtüşmemektedir.</span></p><p><span>Yani Yuhanna, “O&#8217;nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir” (1. Yuhanna 5:14) derken, şunu kastetmektedir: “Tanrı’nın mutlak suretteki bilge tasarısına, O’nun dünya için kararlaştırdığı yüce bilge hükümlerine uygun olarak ne dilersek, bizi işitir ve dileğimizi yerine getirir.”</span></p><h6><span>Bu, Duayı Anlamsız Kılmaz</span></h6><p><span>Ortaya çıkan bu sonuç karşısında verilen yaygın bir yanıtsa, bunun duayı anlamsız kıldığı, çünkü yalnızca Tanrı bir şeyin yapılması hükmünü verdiyse duanın yanıtlandığıdır. Hükmü verilmiş olan olay zaten gerçekleşmeyecek midir? Bu durumda niçin dua edelim?</span></p><p><span>Ancak böyle bir yanıt, Kutsal Kitap’ı dikkatlice ele alan bir yanıt değildir. Dikkatli düşünülecek olsa, Tanrı’nın duaya yanıt olarak gerçekten bir şeyler yaptığı görülürdü. “Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı&#8217;dan dilemiyorsunuz” (Yakup 4:2). Tanrı, olayların duayla sebep bulmasını istemektedir ve dikkatle, Kutsal Kitap’a uygun bir şekilde düşünülecek olsa, aynı zamanda şu da görülürdü: Tanrı <em>sonuçları </em>nasıl hükmetmişse, bu sonuçların <em>sebeplerini </em>de hükmetmiştir. <em>Sonları </em>nasıl hükmetmişse, <em>yolları </em>da hükmetmiştir. Yoldan sapan bir kutsalın tövbe edip geri dönmesini nasıl hükmetmişse, onu geri getirecek olan duaları da hükmetmiştir.</span></p><p><span>Dua, bu dünyadaki gerçek olayların gerçek bir sebebidir. Tanrı bunun böyle olmasını hükmetmiştir ve bu, böyledir.</span></p><h6><span>‘Çünkü Onu Hoşnut Eden Şeyleri Yapıyoruz’</span></h6><p><span>Peki ya üçüncü sorumuz? 1. Yuhanna 3:22’deki “ne dilersek” ifadesi ne anlama gelmektedir? “O&#8217;ndan ne dilersek alırız. Çünkü O&#8217;nun buyruklarını yerine getiriyor, O&#8217;nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.” Cevap, öncesinde görmüş olduğumuz şeylerle bağlantılı.</span></p><p><span>Cevaplanan dua için buradaki 3:22 ayetinde, öncesinde 5:14’te gördüğümüzden farklı bir koşul ortaya konmaktadır. 5:14’te belirtilen koşul, <em>Tanrı’nın isteğine uygun</em>, yani O’nun mutlak suretteki bilge tasarısına, hükümsel isteğine uygun olarak dua etmemiz koşuluydu. Buradaki (3:22’deki) koşulsa, duanın “O’nu hoşnut eden şeyleri” yaptığımız takdirde cevaplanmasıdır.</span></p><p><span>Bu iki koşul aynı anda nasıl olabilir?</span></p><h6><span>Tanrı’yı Hoşnut Eden Şey, O’nun Mutlak Hâkimiyetine Memnuniyetle Teslim Olmaktır</span></h6><p><span>Benim önerim şu: 3:22’nin koşulu, 5:14’ün koşulunu içermektedir. Yani, Tanrı’yı hoşnut eden şeyi yapmak, Tanrı’nın hükümsel isteğine bilinçli bir şekilde ve memnuniyetle teslim olmayı içermektedir. Bu hükümsel istek, her zaman bizim dualarımızın en bilge ve en sevgi dolu yanıtı olacaktır.</span></p><p><span>Yuhanna, eğer “[Tanrı’yı] hoşnut eden şeyleri” yapıyorsak, ne dilersek alacağımızı söylemektedir. Tanrı’yı ne hoşnut <em>etmektedir</em>? Söz konusu özellikle dua olduğunda, en azından şu üç şeyden bahsedebiliriz:</span></p><ol><li><span> Petrus 5:6’ya göre, Tanrı’nın önünde alçakgönüllü olmamız O’nu hoşnut eder: “Tanrı&#8217;nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın.” Yani, Tanrı olmadığımız gerçeğini memnuniyetle kabul ettiğimizde, Tanrı hoşnut olmaktadır. Dünyayı yönetecek ya da evrenin iplerini Tanrı’nın elinden alacak durumda değiliz.</span></li><li><span>Yakup 3:2’ye göre, “Hepimiz çok hata yaparız. <em>Sözleriyle </em>hata yapmayan kimse, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir.” Bunu kabul etmemiz, Tanrı’yı yüceltir. Ayrıca buradaki “sözleriyle” ifadesi “<em>duadaki </em>sözleri” de içermektedir. Dua ettiğimizde aniden mükemmel olmayız. Hepimiz sınırlı ve yanılabilen varlıklarız. Hatalar yaparız. Tanrı, kendi halkı bunları kabul ettiği zaman hoşnut olur.</span></li><li><span>Yakup 4:14’e göre, Hristiyanların şöyle demesi gerekir: “Rab dilerse yaşayacak, şunu şunu yapacağız.” Bunu söylememiz <em>gerek</em>. Yani, gerçekte (duamızda!) “Rab dilerse yaşayacak, şunu şunu yapacağız!” dediğimizde, Tanrı hoşnut olur.</span></li></ol><p><span>Dua ettiğimiz zaman neyin Tanrı’yı hoşnut ettiğine dair Kutsal Kitap’a dayalı bu üç açıklamadan yola çıkarak, gördüğüm şey şudur: Dileğimize kavuşmak için 1. Yuhanna 3:22’ye göre yerine getirmemiz gereken koşul, 1. Yuhanna 5:14’te yerine getirmemiz gereken koşulu <em>içermektedir. </em>5:14’teki koşul şuydu: “O&#8217;nun [hükümsel] isteğine uygun ne dilersek bizi işitir.” Benim yaptığım önermeyse, bu koşulda Tanrı’nın hüküm verdiği yanıtların en iyi yanıtlar olduğuna iman ederek O’nu hoşnut etme eğiliminin saklı olduğudur. Bir başka deyişle, Tanrı’yı hoşnut eden şey, sınırlılığımızı ve kusurluluğumuzu itiraf eden ve “Rab dilerse dua ettiğimiz kişiler ‘yaşayacak ve şunu şunu yapacak’” diyen bir düşünce tarzıdır.</span></p><h6><span>Bizim İçin ‘Ne’ İyiyse</span></h6><p><span>Öyleyse üçüncü sorumuzun cevabı, yani 1. Yuhanna 3:22’deki “ne dilersek” ifadesinin anlamı nedir? “O&#8217;ndan <em>ne dilersek</em> alırız. Çünkü O&#8217;nun buyruklarını yerine getiriyor, O&#8217;nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz.”</span></p><p><span>“Ne dilersek” ifadesinin anlamı, Tanrı’nın kendi çocuklarının iyiliği ve kendi adının görkemi için olan mutlak suretteki bilge, her şeyi kapsayan ve sevgi dolu tasarısıyla şekillenmektedir. “Şekillenme” sözüyle kastettiğim şey, dileğimizin bazen sınırlandığı bazense genişletildiği, bazen aceleyle geldiği bazense zaman aldığı, arındırılıp mükemmelleştirildiği, ancak asla ihmal edilmediğidir. Ekmek dilersek, bize taş vermez ama kek, mısır ekmeği veya balık yağı verebilir. Eğer balık dilersek, bize yılan vermez ama biftek, yahni veya havyar verebilir (Matta 7:9-11).</span></p><p><span>O, bizim Babamız’dır. Kaynakları asla tükenmez. Sevgisi mükemmeldir. Bilgeliğine akıl ermez. Asla zararda değildir. Bu nedenle, bize sadece bizim için <em>ne iyiyse </em>onu verecektir (Romalılar 8:28, 32; Matta 6:33). 1. Yuhanna 3:22’deki “ne dilersek” ifadesinin bu anlama geldiğini düşünüyorum.</span></p><p><span>Bu yüzden, şevkle dua edin. Tam bir alçakgönüllülükle, kendi kusurluluğunuzu kabul ederek ve O’nun mükemmel tasarısına ve mutlak suretteki bilge hükümlerine teslim olarak, kendinizi Rab’bi hoşnut etmeye adayın. O, duaya yanıt olarak yapacağı milyon şeyin hükmünü vermiştir. Odadaki lamba tuşuna basmak nasıl ışık için gerçek bir sebepse, musluğu çevirmek nasıl lavabodaki su için gerçek bir sebepse veya sağlam bir şekilde sallanan bir çekiç nasıl sağlam bir şekilde çakılan bir çivi için gerçek bir sebepse, dualarımız da Tanrı’nın tasarladığı olayların gerçek sebepleridir. Tanrı’dan dilemediğimiz için elde edemediğimiz (Yakup 4:2) kesinlikle doğrudur. Bu yüzden, dileyin. Tanrı’nın Sözü’ne bağlı kalın. O’nu hoşnut eden şeyi yapın ve dileyin.</span></p><p><span>Elbette O’nun yapmayacağı şeyler vardır. 1. Yuhanna 5:16’nın ana fikri budur. Tanrı bizim bu kişiler için dua etmemizi yasaklamamaktadır çünkü onların nasıl kişiler olduklarını her zaman bilemeyiz. Ama bize, gerçekleşecek olan şeylerin yalnızca O’nun bilge hükümleri olacağını söylemektedir ve bizi, gerçekleştirdiği her şeydeki mutlak hâkimiyetine alçakgönüllülükle teslim olmaya çağırmaktadır. Bu nedenle, dua her zaman karşılığı verir. Her zaman.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanri-hangi-dualari-cevaplar-onun-istegine-uygun-dileklerde-bulunmak/">Tanrı Hangi Duaları Cevaplar? O’nun İsteğine Uygun Dileklerde Bulunmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşulsuz Seçimin Merhamet Dolu Gizemi</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/kosulsuz-secimin-merhamet-dolu-gizemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2020 11:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=5201</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kosulsuz-secimin-merhamet-dolu-gizemi/" title="Koşulsuz Seçimin Merhamet Dolu Gizemi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Seçim günümüzde Amerikalıların (ve seyirci olan dünyanın) dikkatini çeken bir konudur. Nitekim Birleşik Devletler’de çok yakında önemli bir politik olay gerçekleşmek üzeredir. Demokratik cumhuriyetimizde, oy verme ölçütlerini karşılayan vatandaşlar özgür ve gizli bir şekilde oylar kullanarak eyaletlerin ve ulusal devletin çeşitli yönetimsel ve yasal branşlarında bizi temsil etmelerini istediğimiz kişileri seçmektedirler.</p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kosulsuz-secimin-merhamet-dolu-gizemi/">Koşulsuz Seçimin Merhamet Dolu Gizemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kosulsuz-secimin-merhamet-dolu-gizemi/" title="Koşulsuz Seçimin Merhamet Dolu Gizemi" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/03/Kosulsuz-Secimin-Merhamet-Dolu-Gizemi.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5201" class="elementor elementor-5201">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-6cb3494 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="6cb3494" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6da2990" data-id="6da2990" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-76e9172 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="76e9172" data-element_type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-5201-3" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/72.-Koşulsuz-Seçimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1.mp3?_=3" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/72.-Koşulsuz-Seçimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1.mp3?_=3" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/72.-Koşulsuz-Seçimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/72.-Koşulsuz-Seçimin-Merhamet-Dolu-Gizemi-1.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-6fc7eed elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6fc7eed" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h6><span lang="TR">Hazırlayan: Jon Bloom</span></h6><p><em><span>Seçim </span></em><span>günümüzde Amerikalıların (ve seyirci olan dünyanın) dikkatini çeken bir konudur. Nitekim Birleşik Devletler’de çok yakında önemli bir politik olay gerçekleşmek üzeredir. Demokratik cumhuriyetimizde, oy verme ölçütlerini karşılayan vatandaşlar özgür ve gizli bir şekilde oylar kullanarak eyaletlerin ve ulusal devletin çeşitli yönetimsel ve yasal branşlarında bizi temsil etmelerini istediğimiz kişileri seçmektedirler.</span></p><p><span>Bu bir <em>koşullu seçim </em>örneğidir. Yani, “seçilmişler” kendilerinin karşısında yer alan adaylara göre sahip oldukları üstün işlere göre seçilmektedirler. Seçilmişler seçilmişliklerini yaptıklarıyla elde etmekte veya kazanmaktadırlar.</span></p><p><span>Bu anlamda (ve elbette birçok diğer anlamda), Amerikan seçilmişlik doktrini Kutsal Kitap’taki seçilmişlik doktrininden oldukça farklıdır. Kutsal Yazılar’da ne zaman <em>seçmek </em>veya <em>seçilmek </em>kelimesi kullanılsa, her zaman Tanrı’nın düşmüş insanlığın içerisinden kurtarmayı amaçladıklarını seçmesine değinilmektedir. Seçimi her zaman Tanrı yapar, insan değil (Efesliler 1:3-6). Ayrıca Tanrı bir kişiyi kurtarmayı seçtiğinde, bunu o kişinin sevaplarını temel alarak değil, yalnızca kendi merhametini temel alarak yapmaktadır (Romalılar 9:10-16).</span></p><p><span>Teologlar bunu <em>koşulsuz seçim </em>olarak adlandırmışlardır ve John Piper bunu titiz bir biçimde şöyle tanımlamaktadır: “Tanrı’nın yaratılıştan önce, herhangi bir iman öngörüsüne dayalı olmadan, hangi hainlere iman ve tövbe bahşedeceğini, günahlarını bağışlayacağını ve sonsuz sevinç ailesine evlat edineceğini özgürce seçmesi.” Bu durumda, seçilmişler seçilmişliklerini yaptıklarıyla elde etmemekte veya kazanmamaktadırlar, bunu tümüyle Tanrı’nın onlara yönelik lütfundan gelen karşılıksız bir armağan olarak almaktadırlar (Efesliler 2:8-10).</span></p><p><span>Yüzyıllardır birçokları Kutsal Kitap’ın seçilmişlik öğretisini yüce bir umut ve teselli kaynağı olarak görmüştür. Ama birçok diğer kişi de bu doktrini bir kafa karışıklığı, kaygı veya hatta gücenme sebebi olarak görmüştür. Tanrı’nın isteği bizim ilkini yaşamamızdır, ikincisini değil. Kutsal Yazılar’da seçilmişliği açıklamasının sebebi bizim bu doktrinin tüm gizemlerini çözmemiz veya kimin seçildiğini kolaylıkla tespit edebilmemiz <em>değil</em>, Mesih’e tam anlamıyla güvenip O’nu her şeyde her şeyimiz olarak görmemizdir (1. Korintliler 15:28).</span></p><h6><span>Büyük Netlik ve Büyük Gizem</span></h6><p><span>Kutsal Yazılar’ın seçilmişlikle ilgili açıkladıkları nettir: Tanrı “kendi önünde sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi Mesih&#8217;te seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili Oğlu&#8217;nda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün” (Efesliler 1:4-6). Eğer bu seçilmişliğin koşulsuz doğasına ilişkin herhangi bir soru işareti varsa, yapmamız gereken tek şey Elçi Pavlus’un Romalılar 9. bölümde öne sürdüğü mantığın izini sürmemizdir.</span></p><p><span>Ama Kutsal Yazılar bize seçilmişliğin mekaniğini açıklamamaktadır. Kutsal Kitap bize Tanrı’nın kimleri seçeceği ve kimlere tövbe ve kurtaran imanı bahşetmeyeceği konusunda tam anlamıyla egemen ve özgür olduğunu (Romalılar 9:15-16) <em>ve </em>insanların tövbe edip Mesih’e dönmemekten ahlaken sorumlu olduklarını öğretmektedir (Yuhanna 3:18). Ama bunun nasıl işlediğinin formülü, sadece Tanrı’nın bildiği bir gizemdir. </span></p><p><span>Bir Amerikan yasal (koşullu) seçiminde, sonuçların gizemliliği sürecin yozlaşmış olabileceğinin bir sinyalidir. Ulusumuzun kurucularının insanın yozlaşmışlığına yönelik sağlıklı bir bakışları vardı ve Amerikan yönetim sistemlerini bunu akılda bulundurarak tasarladılar. İnsanların güç peşinde koştukları her an kaçınılmaz olarak baş gösteren sayısız yozlaşma biçimlerini en aza indirgeyebilmek adına, bilgece birçok farklı gözetim şekli geliştirdiler. Bu nedenle Amerikan seçimlerinin mümkün olduğu kadar şeffaf ve gizemsiz olması gerekir. </span></p><p><span>Ancak ilahi seçim söz konusu olduğunda, tam tersi geçerlidir. Bu durumda, gizem bize en az iki farklı şekilde ders olabilecek büyük bir merhamettir. </span></p><h6><span>Gizemdeki İki Merhamet Unsuru</span></h6><p><span>İlk olarak, Tanrı’nın kendi seçimindeki amaçlarını kavrayacak yeterli zekâya veya bakış açısına sahip değiliz. Michael Horton’ın söylediği gibi, </span></p><p><span>Tanrı Sözü’nün tüm yüce gerçekleri bu anlamda gizemlidir. Bizim bu gerçeklerin özünü kavrayabilme yetimizin çok üstündedirler. Akılla çelişmezler, ancak onu aşarlar. (<em>For Calvinism</em>, 111)</span></p><p><span>İkincisi ve daha da önemlisi, kavrayamadığımız seçilme süreçlerini yozlaştırmaya meyilli olan düşmüş, bozuk canlılar olarak, böyle bir bilginin emanet edilebileceği ahlaki kapasiteye sahip değiliz. Bizi mahva götüren en büyük şey “iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi” olmayı arzulamamızdı (Yaratılış 3:5). Tanrı bir bilgiyi bizden sakladığında, O’nun bilgeliğine ve iyiliğine güvenmemiz gerekir. John Calvin’in seçilmişliğin gizemlerini deşmeye çalışmamaya karşı yaptığı şu bilge uyarının da sebebi buydu: </span></p><p><span>[Meraklı kişi] merak duygusuna hiçbir tatmin bulamayacak ancak çıkışını bulamayacağı bir labirente girmiş olacaktır. Çünkü insanın, Rab’bin kendine gizlemeyi belirlediği şeyleri fütursuzca irdelemesinin bir mantığı yoktur&#8230; Rab kutsal ağzını kapadığı anda, [bizim de] daha fazla sorgulamayı bırakmamız gerekir. (<em>For Calvinism</em>, 113)</span></p><p><span>Bilge olan kişi Musa’yla birlikte şöyle söyler: “Gizlilik Tanrımız RAB&#8217;be özgüdür. Ama bu yasanın bütün sözlerine uymamız için açığa çıkarılanlar sonsuza dek bize ve çocuklarımıza aittir” (Yasa’nın Tekrarı 29:29). Çünkü bilge kişi, Tanrı’nın bize her şeyi söylemeyerek merhamet ettiğini anlar.</span></p><h6><span>Tanrı Seçtiklerini Nasıl Açıklıyor?</span></h6><p><span>Gelecek hafta seçim oylarının son tarihi geldiğinde, “seçilmişleri” belirlemek –ümit ediyoruz ki– oldukça hızlı, düz bir şekilde olacaktır. Oylar sancılı bir şekilde toplanıp sayılacak ve vatandaşların oylarının çoğunluğunu alan adaylar, kazanan kişiler olarak halka beyan edilecek.</span></p><p><span>Tekrardan, bu durum Tanrı’nın Mesih aracılığıyla “her oymaktan, her dilden, her halktan, her ulustan” satın alıp kurtardığı (koşulsuz) seçilmiş çocuklarını açıklama şeklinden oldukça farklıdır (Vahiy 5:9). İsa kendi yöntemini bir benzetmeyle açıklamıştır:</span></p><p><span>“Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü, ayak altında çiğnenip gökteki kuşlara yem oldu. Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti. Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu. Kimi ise iyi toprağa düştü, büyüyünce yüz kat ürün verdi.” Bunları söyledikten sonra, “İşitecek kulağı olan işitsin!” diye seslendi. (Luka 8:5-8)</span></p><p><span>Tanrı kendi seçilmişlerini Müjde “tohumlarının” ayrım gözetmeden yayılması aracılığıyla çağırmaktadır. Herkese barıştırma elçileri olan bizler aracılığıyla seslenmektedir (2. Korintliler 5:20). İyi toprağa ekilenler, tohumu köklenenler, işitecek kulağı olanlar, seçilmiş olduklarını kanıtlarlar. </span></p><h6><span>Ruh’un Meyvesi Olarak Ruh’la Dayanma</span></h6><p><span>Bu benzetme yalnızca İsa’nın yöntemini değil, aynı zamanda bizim sınırlılığımızı da resmetmektedir. Hem kayalık hem de dikenli toprak bize ilk başta iyi toprak gibi görünür. Ama sonra, iman denendikten (Luka 8:13) veya yaşamın kaygıları ve zenginlikleri Müjde yaşamını boğduktan sonra (Luka 8:14), bir kişinin seçilmiş olmayabileceğini fark edebiliriz. </span></p><p><span>Sözüme dikkat edin: “<em>olmayabileceğini.” </em>Tanrı bu çağda bize kimin O’nun seçilmişlerinden olduğu bilgisini bahşetmemektedir. Taşıyamayacağımız kadar ağır olan bu bilgiyi bizden merhametiyle saklamaktadır. Bazı topraklar seksen yıl ayak altında çiğnenip sertleşir ancak sonunda yumuşar ve tohumu alır. Diğer topraklarsa onlarca yıl iyi görünür ancak sonrasında gövdesi solup gider, kayaların ve dikenlerin içerisinde ölür.</span></p><p><span>Elçiler Hristiyan olduğu söyleyen kişilerin imanını değerlendirirken, Ruh’un kanıtlarına, özellikle de denemelerde sadakatle dayanmaya baktılar (1. Selanikliler 1:4-7) ve gözlemledikleri şeyi teşvik etmekte hızlıydılar: “Tanrı&#8217;nın Mesih İsa&#8217;da size bağışladığı lütuftan ötürü sizin için her zaman Tanrım&#8217;a şükrediyorum. Mesih&#8217;le ilgili tanıklığımız sizde pekiştiği gibi Mesih&#8217;te her bakımdan –her tür söz ve bilgi bakımından– zenginleştiniz” (1. Korintliler 1:4-6). Ancak sonrasında başka kanıtlar onlarda kaygıya sebep olduysa, aynı Hristiyanlara şunları da diyebildiler:</span></p><p><span>İman yolunda olup olmadığınızı anlamak için kendinizi sınayıp yoklayın. İsa Mesih&#8217;in içinizde olduğunu bilmiyor musunuz? Yoksa sınavdan başarısız çıkarsınız. (2. Korintliler 13:5)</span></p><p><span>Böyle uyarılar yapmalarının bir sebebi, Ruh’un bu uyarıları kullanarak seçilmişlerin iman mücadelesinde dayanmaya devam etmelerini sağlayacağını biliyor olmalarıydı. Nasihatler kutsalların “günahın aldatıcılığı” karşısında direnmesine yardımcı olur (İbraniler 3:12-13).</span></p><p><span>Ancak günün sonunda, seçilmişlerde kimin iyi toprak olduğuna ya da olmadığına nihai anlamda karar verme bizim işimiz değildir. Tanrı’nın işidir. Bize düşen, Müjde tohumlarını ekmek veya onları sulamak ve Tanrı’ya büyümeyi sağlaması için güvenmektir (1. Korintliler 3:7).</span></p><h6><span>‘Bende Kalın’: Güvencenin Yeri</span></h6><p><span>Öyleyse, eğer Tanrı yalnızca kendi seçimindeki amaçlarını değil, aynı zamanda bizzat seçilenleri de gizemle örtüyorsa, <em>bizim </em>seçilmişlerden olduğumuzdan emin olabilmemiz mümkün mü? </span></p><p><span>Tanrı, Tanrı çocuğu olma hakkını verdiği herkesin (Yuhanna 1:12) kesinlikle bu kimlik bilinciyle kutsal bir huzur içerisinde yaşamasını istemektedir (Romalılar 8:16). Ama bizim bu huzuru ruhsal armağanlarımızda, hizmetimizin verimliliğinde, geçmiş deneyimlerimizde veya içebakış labirentinin aldatıcı koridorlarında aramamızı istememektedir. Bizim bu huzuru Mesih’i her şeyde her şeyimiz, bizzat yaşamımız olarak görerek bulmamızı istemektedir (Koloseliler 3:5). Bu sebeple de, İsa kendi öğrencilerini şu güvenceye davet etmiştir:</span></p><p><span>Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız. Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. Babam çok meyve vermenizle yüceltilir. Böylelikle öğrencilerim olursunuz. Baba&#8217;nın beni sevdiği gibi, ben de sizi sevdim. Benim sevgimde kalın. Eğer buyruklarımı yerine getirirseniz sevgimde kalırsınız, tıpkı benim de Babam&#8217;ın buyruklarını yerine getirdiğim ve sevgisinde kaldığım gibi&#8230; Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim. (Yuhanna 15:5-11)</span></p><p><span>Güvence sevinci, bizzat İsa’nın içimizdeki sevinci, tek bir yerden gelir: O’nda kalmak – günahlarımızın affı için (Koloseliler 1:14), bu çağda ihtiyaç duyacağımız her lütuf için (İbraniler 4:16) ve gelecek çağda sonsuz yaşam için (Luka 18:30) tümüyle O’na güvenmektir.</span></p><p><span>Bu kalma çağrısı, kulağa sanki Tanrı’nın seçim gücünden çok bizim sorumluluğumuzu, <em>koşulsuz seçim</em>den çok <em>koşullu seçim</em>i vurguluyormuş gibi gelebilir. Ama aldanmayın. Yalnızca ilahi seçimin hayrete düşürücü gizemini tecrübe etmekteyiz. Bu paradoksal noktada, Tanrı’nın ezeldeki egemen hükmü ve bizim şimdi ve burada yanıt vermeye çağrılmamız çelişkide değil, mükemmel bir uyum içerisinde görünmektedir.</span></p><p><span>İsa şöyle demiştir: “Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, <em>onlar da beni izler</em>” (Yuhanna 10:27). Seçilmişler İsa’nın kendisini izleme ve kendisinde kalma çağrısına cevap verirler. Merhametiyle Tanrı, seçilmişliğin bizim kavrayamayacağımız gizemlerini bizden saklamaktadır ama yine de, lütfuyla bize gerçekten İsa’ya ait olup O’nu sevdiğimizin sevinç dolu güvencesine sahip olabileceğimiz temel yolları sunmaktadır. Bu da, O’na gönülden <em>cevap vermemiz </em>ve itaat etmemizdir (Yuhanna 14:15).</span></p><p><span>O’nun sesini işitiyor musunuz? Ardından gidecek misiniz? “Bugün O&#8217;nun sesini duyarsanız, yüreklerinizi nasırlaştırmayın” (İbraniler 4:7). </span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/kosulsuz-secimin-merhamet-dolu-gizemi/">Koşulsuz Seçimin Merhamet Dolu Gizemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</title>
		<link>https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mujde.Birligi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hristiyan Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[DG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mujdebirligi.com/?p=4743</guid>

					<description><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/" title="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a><p>Kutsal Yazılar’daki bir insan yaşamı, diğer tüm insanlarınkinin arasından sıyrılıp öne çıkmaktadır. O’ndan önce var olanların hepsi O’nu beklemiş ve O’ndan sonra gelenlerin hepsiyse kendisini O’na göre ayarlamıştır. Ayrıca hamdolsun ki Yeni Antlaşma’da yer alan dört Müjde kitabı sayesinde, İsa’nın yaşamı hakkında diğer Kutsal Kitap karakterlerinin tümüne kıyasla çok daha fazla detaya sahibiz. </p>
<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/">Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/" title="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" rel="nofollow"><img width="768" height="384" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg" class="webfeedsFeaturedVisual wp-post-image" alt="Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret Mesih’in Emeklerinden Ders Almak" style="display: block; margin: auto; margin-bottom: 10px;max-width: 100%;" link_thumbnail="1" decoding="async" srcset="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-768x384.jpg 768w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-300x150.jpg 300w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak-1024x512.jpg 1024w, https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/02/14-Ya-Rab-Bize-Calismayi-Ogret-Mesihin-Emeklerinden-Ders-Almak.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></a>		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4743" class="elementor elementor-4743">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5cfee900 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5cfee900" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-d0744ed" data-id="d0744ed" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1badb34 elementor-widget elementor-widget-wp-widget-media_audio" data-id="1badb34" data-element_type="widget" data-widget_type="wp-widget-media_audio.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<div class="wgl-elementor-widget widget virtus_widget widget_media_audio"><audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-4743-4" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3?_=4" /><source type="audio/mpeg" src="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3?_=4" /><a href="https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3">https://mujdebirligi.com/wp-content/uploads/2022/05/44.-Ya-Rab-Bize-Çalişmayi-Öğret-Mesih_in-Emeklerinden-Ders-Almak.mp3</a></audio></div>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-3684e5c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3684e5c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<h6 class="wp-block-heading">Hazırlayan: David Mathis</h6>

<p>Kutsal Yazılar’daki bir insan yaşamı, diğer tüm insanlarınkinin arasından sıyrılıp öne çıkmaktadır. O’ndan önce var olanların hepsi O’nu beklemiş ve O’ndan sonra gelenlerin hepsiyse kendisini O’na göre ayarlamıştır. Ayrıca hamdolsun ki Yeni Antlaşma’da yer alan dört Müjde kitabı sayesinde, İsa’nın yaşamı hakkında diğer Kutsal Kitap karakterlerinin tümüne kıyasla çok daha fazla detaya sahibiz.</p>

<p>Hem çokça yazmış hem de kendileri hakkında çokça yazılmış kişiler olarak Musa ve Davut’la Petrus ve Pavlus, Mesih’in açıklandığı kadar zengin, derin ve detaylı bir şekilde açıklanmamıştır. Bunun iyi bir sebebi vardır. Hiç kimse, Tanrı’nın tam bir insan ruhunda ve bedeninde bizim aramızda bizzat bulunmasıyla karşılaştırılamaz. Üstelik hiç kimse, O’nun gerçekleştirdiği şeyi gerçekleştirmemiştir.</p>

<p>Her dört anlatı da <em>Müjde’dir</em>; O’nun son haftasına, tutuklanmasına, yargılanmasına, ölümüne, Kutsal Cumartesi’deki uzun araya ve sonrasındaysa O’nun dirilişine doğru ilerlemektedir. Bu nedenle de, Müjde kitaplarının dikkatli okuyucuları olarak İsa’nın yaşamına ilişkin detayları toplamaktan ve bunları O’nun yaşamının ilerlediği yönden koparmaktan sakınmaktayız. Yine de, Mesih’in yaşamına ilişkin yalnızca O’nun son haftasındaki olaylardan (ki bunlar Müjde kitaplarının yarısından azını kapsamaktadır) daha fazla öğreneceğimiz şeyler var. Bu temalardan biri, özellikle de Yuhanna Müjdesi’nde ele alınan bir tema olarak, Mesih’in “iş ahlakı” olarak görebileceğimiz temadır.</p>

<h6>İsa Çalıştı</h6>

<p>İlk önce şuna dikkat edin: İsa <em>çalıştı</em>. Bunun yanında, kendi varsayımlarımızı değil, O’nun <em>iş </em>kelimesiyle ne kastettiğini düşünün. Ölümünden bir önceki gece, adamları kendisini dinlerken Babası’na şöyle dua etti: “<em>Yapmam için bana verdiğin işi tamamlamakla</em> seni yeryüzünde yücelttim” (Yuhanna 17:4). Bir anlamda, tüm yaşamı tek bir <em>iş</em>ti. “Ömür işi”ydi diyebiliriz. Bir çağrısı ve görevi vardı. Babası, O’na yapması için iş verdi ve bu <em>iyiydi</em>. Bir lanet değil, bir bereketti.</p>

<p>İsa bu işe burun kıvırmadı. Aksine, Babası’nın kendisine verdiği işi yapmaktan memnuniyet duydu. Hatta, Samiriye’deki kuyunun başında da gösterdiği üzere, ruhu Babası’nın işini yapmakla doygunluk buldu. “Benim yemeğim, beni gönderenin <em>isteğini yerine getirmek</em> ve O&#8217;nun işini tamamlamaktır” (Yuhanna 4:34).</p>

<p>İsa aynı zamanda Yuhanna 9’da böyle bir yaşamda <em>zaman kahyalığı </em>yapmaktan bahsetmektedir. Burada İsa’nın sözleri, bize “günlerimizi saymayı bize öğret” diyen Musa’nın duasını (Mezmurlar 90:12) ve “fırsatı (zamanı) değerlendirin” diyen Pavlus’un nasihatini (Efesliler 5:15-16) andırmaktadır. İsa, “gönderenin işlerini vakit daha gündüzken” yapmamız gerektiğini bilerek, “gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz” (Yuhanna 9:4) demektedir. Yeryüzünde kendisine belirli bir yaşam dönemi tayin edilmişti. Sonsuzluk gelecekti ama İsa şimdilik, zamanın içerisindeydi. Gerçekleştirmesi gereken bir iş vardı. “Dünyada olduğum sürece dünyanın ışığı Ben&#8217;im” (Yuhanna 9:5). Şabat gününde bile <em>çalıştı </em>veya en azından çalışmakla suçlandı. Bu suçlamayı çalışmadığını söyleyerek değil, “Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” (Yuhanna 5:17) diyerek cevaplamıştı.</p>

<h6>İsa Çalışmakla Kalmadı</h6>

<p>Müjde kitapları bize yalnızca çalışan bir adamı değil, aynı zamanda çalışmakla <em>kalmayan</em> bir adamı göstermektedir. Yaşamı, <em>işinden </em>çok daha fazlasıydı. Dinlendi, sessizliğe çekildi ve kendi öğrencilerini de O’nunla dinlenmeye çağırdı. Görevlerinden geri geldiklerinde ve O’na, “yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi” anlattıklarında, İsa onlara şöyle dedi:</p>

<p>“Gelin, tek başımıza tenha bir yere gidelim de biraz dinlenin” dedi. Gelen giden öyle çoktu ki, yemek yemeye bile vakit bulamıyorlardı. Tekneye binip tek başlarına tenha bir yere doğru yol aldılar. (Markos 6:30-32)</p>

<p>İsa ayrıca uyudu da. On iki elçisini seçmeden önce tüm gece uyanık durup dua etmiş ve bahçede dua edebilmek için uykusundan feragat etmiş olabilir ama bunlar, sıra dışı durumlardı. Fırtınayla savrulan bir gemide, öğrencileri O’nu uyandırana kadar esenlik içerisinde uyudu. Ayrıca Mezmurlar’ın yerine geldiği (gerçekleştiği) yüce kişi olarak, Süleyman’ın Mezmurlar 127:2’deki bilge sözlerini de hor görmedi:</p>

<p>Boşuna erken kalkıp<br />Geç yatıyorsunuz.<br />Ey zahmetle kazanılan ekmeği yiyenler,<br />RAB sevdiklerinin rahat uyumasını sağlar.</p>

<h6>İşinin Sonucu</h6>

<p>İsa’nın çalıştığı (ve çalışmakla <em>kalmadığı</em>), açıkça ortadadır ama O’nun işinin anlamı neydi?</p>

<p>Müjde kitaplarında O’nun işine dair gördüklerimizin çoğu, O’nun kendi ağzından gelmektedir. İlk olarak, işinin Babası’na tanıklık ettiğinin bilincindeydi. Hatta O’nun ömürlük işi, Babası’nı yüceltmek, O’nun gerçekten bilinmesini ve O’na layıkıyla hayran olunmasını sağlamaktı (Yuhanna 17:4, 6, 26).<a></a></p>

<p>İsa’nın işleri, O’nu Baba’nın göndermiş olduğunu ortaya koydu. “Ama benim, Yahya&#8217;nınkinden daha büyük bir tanıklığım var. Tamamlamam için Baba&#8217;nın bana verdiği işler, şu yaptığım işler, beni Baba&#8217;nın gönderdiğine tanıklık ediyor” (Yuhanna 5:36; ayrıca Yuhanna 10:25, 32). Yalnızca sıradan bir insan olarak <em>gönderilmek </em>de değil. O’nun öğretişi (yetkiyle, Matta 7:29; Markos 1:22, 27; Luka 4:32; Yuhanna 7:17) ve gerçekleştirdiği mucizeler de, O’nun bir peygamberden çok daha fazlası olduğuna işaret ediyordu. Neredeyse ağza alınamayacak bir gerçek olarak, O’nun bizzat Tanrı olduğuna işaret ediyordu.</p>

<p>Ama yapıyorsam, bana iman etmeseniz bile, yaptığım işlere iman edin. Öyle ki, <em>Baba&#8217;nın bende, benim de Baba&#8217;da olduğumu bilesiniz ve anlayasınız.</em> (Yuhanna 10:38).</p>

<p>Benim Baba&#8217;da, Baba&#8217;nın da bende olduğuna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum, ama bende yaşayan Baba kendi işlerini yapıyor. Bana iman edin; <em>ben Baba&#8217;dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin. </em>(Yuhanna 14:10-11).</p>

<p>O’nun bu dünyada insani kelimelerle ve insani ellerle sergilenen işleri, O’nun kim olduğunu ve O’nun kimin olduğunu gösteriyordu. Tıpkı O’nu reddedenlerin kendi yaptıklarıyla, babalarının kim olduğunu göstermesi gibi (Yuhanna 8:38-41).</p>

<h6>Telaşsız Üretkenlik</h6>

<p>İsa’nın yaşamının ve hizmetinin her bir göstergesinde, O’nun tembellik yapan değil, çalışan bir kişi olduğunu (ve öyle bilindiğini) görüyoruz. Otuz yıl boyunca İsa, Yusuf’un ölümünden sonra ailesini desteklemek üzere kendi hâlinde bir esnaf olarak emek vermekle kalmamış, aynı zamanda O’nun hizmetinin öne çıkan noktası da tembellik ve uyuşukluk değil, enerji ve üretkenlik olmuştu. Yaşamı yorgunluktan yoksun (Yuhanna 4:6) veya fiziksel istirahat veya ruhsal inzivadan yoksun bir yaşam da değildi (Markos 6:31). İşini kendi işi olarak değil, Babası’nın işi olarak gördü. Üstelik Tanrı’nın O’na verdiği enerjiyi, Babası’nın O’na verdiği halkın imanı uğruna gece gündüz, çağrısını yerine getirmek üzere harcadı.</p>

<p>Müjde kitaplarından açık bir şekilde, O’nun meşgul biri olduğu izlenimine kapılıyoruz. Son derece revaçtaydı. Ama hiçbir şekilde O’nun kaygıya veya telaşa kapıldığını (çaresiz bir baba ölmekte olan kızını kurtarmak için O’nu sıkıştırmaya çalışırken bile, Markos 5:22-36) görmüyoruz. Yaşamı meşguldü ama telaşlı değildi.</p>

<p>Çağrısının farkındaydı ve kendisini o çağrıya adadı. Uyuduğu veya boş kaldığı zaman yok değildi, ama yalnızca dinlenmek için de yaşamadı.</p>

<h6>İyilik İçin Çalışıyoruz</h6>

<p>O’na Rab olarak seslenen bizler için, İsa’nın <em>bizi </em>birçok kez “işçiler” olarak adlandırdığını fark etmek, oldukça farkındalık yaratan bir şeydir (Matta 20:1, 2, 8, 14). Müjde yolundaki “işçi ücretini hak eder” demekle kalmamış (Luka 10:7; Matta 10:10), aynı zamanda O’nun çalışanları olarak bize çok daha fazlası için dua etmemizi telkin etmiştir:</p>

<p>Ürün bol, ama işçi az. Bu nedenle ürünün sahibi Rab&#8217;be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin. (Matta 9:37-38; Luka 10:2)</p>

<p>İsa bizi başkalarının iyiliği için enerji ve emek sarf etmeye, bizi <em>çalışma</em>ya çağırmaktadır. Yaptıklarımızı <em>iyi işler </em>hâline getiren şey budur; işimizin yalnızca kendimiz için değil, <em>başkalarının iyiliği </em>için olmasıdır. “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız&#8217;ı yüceltsinler!” (Matta 5:16).</p>

<h6>Bizleri Alçaltan Sınırları Öğreniyoruz</h6>

<p>Mesih’te çalışmaktayız ama kendi çabalarımızın sınırlarını hızlıca öğreniyor ve memnuniyetle bunları kabul ediyoruz. Petrus’la birlikte bizler de, Mesih’in <em>Sözü</em>’nün bizim <em>işimiz</em>e kıyasla çok daha farklı ve üstün bir şekilde etkili olduğunu öğreniyoruz. “Efendimiz, bütün gece çabaladık, hiçbir şey tutamadık. Yine de senin sözün üzerine ağları atacağım” (Luka 5:5). Bu dünyadaki işimiz, gerçekten meyve verme ve kalıcı bir değere sahip olma noktasında tümüyle O’na bağlıdır.</p>

<p>Hatta, belirli zamanlarda ve belirli şekillerde, <em>çalışmayışımız </em>(yalnızca imanla aklanmada olduğu gibi) Mesih’in bizim için sağlayışının ve bizim için çalışmasının daha da öne çıkmasının bir yoludur (Romalılar 4:5). Kaçmanın bir zamanı vardır; O’nun lütfuna dayanarak, kendi ayaklarımızla Mısır’dan özgürlük için kaçmamızın bir zamanı vardır. Bulunduğumuz yerde kalmanın da bir zamanı vardır. “Yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün&#8230; RAB sizin için savaşacak, siz sakin olun yeter” (Mısır’dan Çıkış 14:13-14). Bizim işimiz meyvedir; O’nun işi köktür. Temelde bizler, İsa’nın “ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler” dediği kır zambakları gibiyiz. “Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi” (Matta 6:28-29; Luka 12:27).</p>

<p>İsa’nın <em>bize </em>örnek olan iş ahlakının temeli, O’nun eşsiz bir biçimde <em>bizim için </em>yaptıklarıdır. İşinin zirve noktası, O’nun günahkârlar için ölümü ve dirilişiydi. Bunu bizler taklit edemeyiz. Bitirilmiş bir süreç (Luka 13:32), eşsiz ve <em>tamamlanmış bir iş </em>(Yuhanna 19:30), bizim kendi işimizle aynı kefeye koyamayacağımız <em>taklit edilemez bir iş</em> söz konusudur. Mesih gerçekten de bizi <em>işçiler </em>olmaya çağırmıştır ama bu ilk ve en önemli çağrı değildir. Ayrıca O bizi sahaya çağırdığında, bizi bir tür dinlenmeye davet etmektedir:</p>

<p>Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir. (Matta 11:28-30)</p>

<p>Yanlış anlamayın. Bizi sadece dinlenmeye çağırmıyor. Ancak bizi kendisinde, gerçek dinlenme olan türden bir işe çağırıyor. Bizi O’nun <em>boyunduruğunu</em> yüklendiğimiz ancak yine de bunun <em>kolay ve hafif </em>olduğu bir dinlenmeye çağırıyor. Kendisi özenle ve sebatla çalışırken, bize karşı yumuşak huylu ve alçakgönüllüdür.</p>

<p>Dolayısıyla, O’nun hizmetinde yararlandığımız emek, alçakgönüllü bir iştir. İşimiz ne kadar öncü ve girişimci bir iş olarak görünürse görünsün, aslında başkalarının –önce Mesih’in, sonra O’ndaki paydaşlarımızın– işi üzerine inşa ettiğimizi, onların hasadını topladığımızı kabul ediyoruz. “Başkaları emek verdiler, siz ise onların emeğinden yararlandınız” (Yuhanna 4:38).</p>

<p>Alçakgönüllülükle, egemenliğe sıfırdan başlıyormuş, onu kendi üstümüze alıyormuş ve kahraman bizmişiz gibi yapmıyoruz. Aksine, Tanrı bizi başkalarının sadık emekleri üzerine inşa etmeye çağırmaktadır. İşimiz bizim büyüklüğümüzün takdir edilmesi değildir. Alçakgönüllülükle, Tanrı’nın bizi çağırdığı bağlamı kucaklıyor ve üzerine inşa etmek, sonraki mütevazı adımları atmak için elimizden geleni yapıyoruz.</p>

<h6>Nasıl Çalışıyoruz?</h6>

<p>Son olarak, Mesih’in yaşamı ve işi bize <em>nasıl </em>çalışmamız gerektiğine dair neler öğretebilir?</p>

<p>İlk olarak, bizim <em>işimizin </em>ve İsa’nın <em>verişinin </em>(lütfu verişi) birbirine ters düşen şeyler olmadığının farkına varıyoruz. Çalışıyoruz <em>çünkü O çalışıyor</em>. “Gerçeği uygulayan kişi yaptıklarını, Tanrı&#8217;ya dayanarak yaptığını göstermek için ışığa gelir” (Yuhanna 3:21). Yani, yaptıklarını “Tanrı&#8217;nın verdiği güçle” yapar (1. Petrus 4:11). Bunlar bizim işlerimizdir ama Tanrı’nın etkinliğiyle yapılmışlardır.</p>

<p>Bunun yanı sıra, Mesih’te <em>O’nun Kutsal Ruhu’na sahip olma</em>nın ne anlama geldiğini ne kadar konuşsak azdır. Hatta, İsa bir anlamda bizi O’nun yaptığı işlerden “daha büyüklerini” yapmamız için güçlendirmektedir çünkü kendisi, <em>bize Ruhu’nu göndermek üzere</em> Baba’ya gitmektedir. “Size doğrusunu söyleyeyim, benim yaptığım işleri, bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır. Çünkü ben Baba&#8217;ya gidiyorum” (Yuhanna 14:12).</p>

<p>Sonrasında, kendisinin yapmış olduğu gibi, bize de <em>ödüle bakmayı </em>öğretmektedir (İbraniler 12:1-2). Elçi Pavlus’un bize “emek vermek” bağlamında hatırlattığı üzere İsa, “Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur” demiştir. O bunu yalnızca söylemekle kalmamış, bunu yaşama geçirmiş ve salık vermiştir. Sıkı çalışmanın bedelini memnuniyetle kabul etmeyi, anın getirdiği sürtüşme ve engellerin ötesine, gelecek olan berekete bakarak öğreniriz.</p>

<h6>O’nun İşinde</h6>

<p>Mesih’te <em>çalışıyoruz – ve O’nun kendi enerjisine dayanarak bunu yapıyoruz. </em>Bunu Pavlus’tan daha fazla kendi yaşamıyla ortaya koyan veya bu konu hakkında Pavlus’tan daha sık konuşan başka bir kişi daha yoktur. Mesih’te bir güç vardır ve O bizi, <em>kendisindeki güçte </em>çalışmaya çağırmaktadır. Pavlus’un kendi gücünün kaynağı, bizzat Mesih’in kendisiydi: “Beni güçlendiren Rabbimiz Mesih İsa&#8217;ya şükrederim” (1. Timoteos 1:12). Bu nedenle, Pavlus kendi çırağına şöyle yazıyor: “Oğlum, Mesih İsa&#8217;da olan lütufla güçlen” (2. Timoteos 1:12). Bu nedenle, Efeslilere şöyle yazıyor: “Rab&#8217;de, O&#8217;nun üstün gücüyle güçlenin” (Efesliler 6:10). Bu nedenle, Filipililere şu tanıklıkta bulunuyor: “Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim” (Filipililer 4:13).</p>

<p>Yalnızca <em>Mesih’teki bir güç</em> değil, aynı zamanda <em>Mesih’in bir gücü</em>. Tanrı-insan olan İsa, Ruhu’yla bizim işimizi güçlendirmek amacıyla kendi ilahi-insani enerjisini vermektedir. Pavlus’un Koloseliler 1:29’da yazdığı gibi, kendisi <em>uğraşırken</em>, “[Mesih’in] kudretle bende etkin olan gücüne dayanarak” uğraşıp emek vermektedir.</p>

<p>Yani, Mesih’te, O’nun için, O’nun sayesinde <em>çalışıyoruz </em>ve bunu, Mesih’in bizzat sağladığı bir güçle yapıyoruz. Tanrı’nın önünde aklanmak için tüm emeklerimizi kenara koyuyor ve gündelik Hristiyan yaşamında, Tanrı-insan olan İsa’nın enerjisini alıyor ve yola devam ediyoruz. “Çünkü biz Tanrı&#8217;nın yapıtıyız, O&#8217;nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa&#8217;da yaratıldık” (Efesliler 2:10).</p>
								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://mujdebirligi.com/makaleler/ya-rab-bize-calismayi-ogret-mesihin-emeklerinden-ders-almak/">Ya Rab, Bize Çalışmayı Öğret: Mesih’in Emeklerinden Ders Almak</a> yazısı ilk önce <a href="https://mujdebirligi.com">Müjde Birliği</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
